Nedir

FOSFOR « Kimya

Kimyasal bir eleman. Sembolü P, atom numarası 15, atom ağırlığı 31, yoğunluğu 1,83 tür. Yarı saydam, renksiz ya da hafifçe balmumu renginde (sarımtırak renkte) olarak bulunduğu gibi kırmızı ya da mor renkte bulunur. Sarımsak kokuludur ve karanlıkta ışıldar. Hidrojen oksijen, azot ve kükürt gibi protoplazmanın bileşiminde bulunur. Bu bakımdan fosfor, esas elementler, den biri sayılır. İnsan ve hayvanların kemiklerinin büyük bir kısmı kalsiyum fosfat “Ca3 (P04) 2” den ibarettir. Tabiatta serbest olarak bulunmaz, daima fosforik asidin tuzları halinde bulunur. En önemli bileşiği fosforik adı verilen kalsiyum fosfat ile aparit “Ca5 (P04) 3 Cl” tir. Bu fosfor bileşikleri Cezayir, Tunus, Florida, Norveç ve Güney Karolina'da bol miktarda bulunur. Fosfor, ya bileşiklerinden ya da elektrik yolu ile elde edilir.

Fosfor, fosforik asit ve önemli fosfatların elde edilmesinde, havada beyaz iz bırakan işaret mermilerinin elde edilmesinde, yangın bombalarının yapılmasında ve yapay gübre ile kibrit yapımında kullanılır.

Fosfatlı gübreler tarımda en makbul gübrelerdir. Fosfor 1669 yılında Filozof taşı arayan kimyagerlerden Brandt tarafından tesadüfen bulunmuştur. Beyaz fosfor fare zehirin de kullanılır.

İSKOÇYA « Dünya Coğrafyası

Büyük Britanya adasının en kuzey en yüksek, en rutubetli ve en sisli bölgesi. Yüzey şekilleri bakımından Kuzey - Batı İngiltere'ye benzer. Büyük Britanya Birleşik Krallığını meydana getiren 6 devletten biri ve İngiltere'den sonra en önemlisidir. Büyük Britanya adasının kuzeyindedir. Üç tarafı denizle çevrilidir. Yüzölçümü 78.740 kilometrekare, nüfusu 5.400.000, başşehri Edinburg'dur.

Genel olarak dağlık bir yüzeyi vardır. En güneyinde Cheviot dağları ile Büyük Britanya'dan ayrılır. Kuzey kıyılan daha az engebelidir. Batı Avrupa deniz ikliminin etkisi altındadır, yağış boldur, yer yer küçük ormanlarla kaplıdır, îskoçya'da, Anglo - Sakson kavimlerinden İskoçlar yaşar. 1603 yılına kadar bağımsız bir krallık halinde bulunan İskoçya krallığı, bu tarihten sonra İngiltere kiralının yönetimine girmiştir. Ülkede 33 kontluk bulunmaktadır.

En önemli şehir, aynı zamanda bölgenin başşehri olan Edinburg'dur. Bundan başka Glaskow başlıca önemli şehir halindedir.

İskaçya'da özellikle tarım ve hayvancılık gelişmiştir. Madencilik ve gemi yapımı da önem taşır. Halk genel olarak deniz ticareti ile geçinir. Turizm önemli bir gelir kaynağıdır. Kömür, demir, kurşun, çıkarılan başlıca madenlerdendir.

KEDİ « Hayvanlar

Etoburlar takımından, köpekten küçük evcil bir hayvan. Fakat, yabanî olanları ve çok iri olanları da vardır. Çevik ve hareketli bir hayvandır. Sırt kemikleri çok yumuşak olduğundan ve her tarafa kıvrılabildiğinden çok rahat sıçramalar yapabilirler. Ön parmak tırnakları koruma silahları durumundadır. Aslen et yiyicilerden oldukları halde, alıştırma ile her çeşit yiyeceği yiyebilirler.

ÇAD CUMHURİYETİ « Dünya Coğrafyası

Afrika'nın kuzey yarısında bir cumhuriyet Yüzölçümü 1.247.000 kilometrekare, nüfusu 2.580.000 dir. Başşehri Fort - Lamy'dir. Kuzeyinde Libya, doğusunda Sudan, güneyinde Orta Afrika ve Kongo batısında Kamerun, Nijerya, Nijer Cumhuriyeti bulunmaktadır.

Çad Cumhuriyetinin kuzey bölümleri çöl yapıdadır. Güney bölümleri ise, bitki ve hayvan toplulukları bakımından oldukça zengindir. Orta bölümlerinde ise kuru vadiler yer alır. Çad gölü, ülkenin batı sınırı üzerinde bulunur. İlkin Fransızların yerleştiği bir ülkedir. Burada Fransızlar ,1910 yılında yerleşerek bir müstemleke kurmuşlardır, ikinci Dünya Savaşından sonra, Fransız Birliği içinde bir cumhuriyet olarak kalan Çad, 1960 Ağustos ayında, bağımsız bir cumhuriyet haline gelmiş ve Fransız Birliğinden ayrılmıştır. Halkı müslümandır. Pamuk, Amerikan fıstığı en önemli ticaret maddeleridir.

İSTANBULUN ALINMASI ( 29 mayıs 1493) « Tarih

Mehmet II. padişahlığının ilk yıllarında, her şeyden önce İstanbul'u almak için çalışmaya başladı. İlkin, Bizans'a yardım gelecek tek yol olan deniz yolunu kontrol altına alacak tedbirler düşündü. Bunun için Boğaz'ın en dar yerinde Rumeli Hisarı'nı yaptırmaya başladı. “Boğazkesen” adı verilen ve kısa bir zamanda tamamlanan bu kalenin vazifesi, Boğazdan geçecek gemileri kontrol etmek, Bizans'a yapılabilecek her türlü yardımı önleyebilmekti. Kale içine yerleştirilen ağır silâhlarla, bu kontrol ödevi, gereci gibi yerine getirilebildi.

Mehmet II. bütün yaz boyunca bu hazırlıklarla uğraştıktan, yapılan her şeyin başında bulunduktan sonra 1452 yılı sonbaharında Edirne'ye döndü. Bütün kışı, ertesi yılın baharında girişmek kararında olduğu büyük işin hazırlıkları ile geçirdi.

1453 baharının ilk günlerinde, Rumeli Beylerbeyi Karaca Bey, büyük ordunun ve ağır silâhların geçeceği yolları ve köprüleri tamir etmek için önceden yola çıktı. Anadolu'dan da toplanan askerler, İshak Bey ve İsfendiyar oğlu İsmail Bey kuvvetleriyle İstanbul önlerine geldiler ve Boğazkesendin koruyuculuğu altında kolayca Rumeli yakasına geçtiler. Rumeli' nin her yanından gelen askerler de İstanbul surlarının önünde yer aldılar. Beri yanda Gelibolu'dan da 300 gemilik bir deniz kuvvetiyle hareket eden Baltaoğlu idaresindeki Türk donanması İstanbul Boğazı'na girdi. Bütün bu ön hazırlıklardan sonra padişah Mehmet II. 2 Nisan 1453 günü surların 3 kilometre kadar yakınında ve Topkapı yöresinde ordugâhını kurdu. Kuşatmanın ilk günlerinde surlardan çıkan Bizanslılar, Türk ordusuna bir saldırıda bulunmak istedilerse de çok büyük kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldılar. 17/18 Nisan gecesinde, Türk askerleri, şehre bir saldırıda bulunmak istedilerse de bir başarı elde edemediler.

21 Nisan günü, devam eden topçu ateşleri sonucu, Topkapı surlarının bir kısmı yıkıldı. Fakat Bizanslılar, bu gediklerden Türklerin girmesini önleyebilmek için derhal yıkılan yerleri tamir ettiler. Böylece, iki taraf da canla basla, savaşta, karşı tarafı yenebilmek için çalışıyordu.

Sultan Mehmet II. bu sıralarda, şehrin en zayıf noktası olan Haliç önlerinden, donanma aracı ile İstanbul'u tehdit etmek için bir çâre düşünmeğe başladı. Haliç önü, büyük bir demir zincirle, gelecek gemilere kapalı bir durumda bulunuyordu. Bunun üzerine, bir gece, Mehmet II. Dolmabahçe ile Kasımpaşa arasında kazıklar döşeterek 67 gemiyi, Dolmabahçe önlerinden Kasımpaşa'da Haliç'e indirmeyi başardı. Sabahleyin Türk gemilerini Haliç limanında gören Rumlar, büsbütün dehşete kapılarak şaşırdılar.

Türkler, bir buçuk aydır devam eden bu kuşatmadan, artık kesin sonucun alınması zamanının geldiğini gördüklerinden, son hücuma hazırlanmak için çalışıyorlardı.

28 Mayıs sabahı, Türk topları görülmedik bir şekilde ateşe başladılar. Ertesi gün de topçu ateşinden sonra "kesin saldırıya geçilmesi kararlaştırıldı. Mehmet II. o gece bütün mevzileri dolaşmış ve gereken emirleri bizzat "vermişti.

Gün doğmadan üç saat kadar önce Türk ordusunda hareket başladı. Askerlerden bazıları, surlara çıkmayı sağlayacak merdivenleri, surların önüne yığmağa başladılar. Bu işte çok kayıp verilmekle beraber, başarıya ulaşıldı.

Bu çabalar sonunda, Ulubatlı Hasan adındaki bir Türk askeri, ilk defa olarak surlara çıkabilmeyi başardı.

Orada derhal şehit olmakla beraber bundan şevke gelen öbür Türk askerleri hep birden hücuma geçerek surları almayı başardılar. Duvarların arkasında müthiş bir boğuşma başladı.Barut dumanı, ateş ve yangınlar her rafı kaplamış olduğundan, Türk askerleri, artık surların önüne kolayca yanaşabiliyorlardı. Top sesleri ve “Allah Allah!” sesleri arasında Türk askerleri artık çıkabiliyor ve surların üstteki çarpışmalara katılabiliyorlardı. Beri yanda Marmara'daki Türk donanmasında bulunan askerler karaya çıkmışlar, Haliç'te bulunan gemilerde leventler de surların önüne gelmişlerdi. Artık, Bizans, Türklerin eline gitmek üzere idi. Surlardaki ilk çarpışmalardan kurtulabilen yeniçeriler, şehrin içine akmaya başlamışlar, bir meydandan ötekine uçmaya başlamışlardı. Önlerine, karşı koyabilen pek az insan çıkıyordu.

Sabahın erken saatlerinde, Bizans halkı kiliselerde dualarını yaparken Türkler de, birçok yerlerden şehre girmiş bulunuyorlardı. Bizans fatihi Osmanlı İmparatorluğunun ilk hükümdarı Fatih Sultan Mehmet, sade ve göz yaşartıcı bir törenle şehre girdi. İlk Ayasofya'ya giderek Tanrıya dua etti. Ogüne kadar kilise olarak kullanılmış olan bu kutsal binayı, cami haline getirdi.

Böylece, 23 yaşındaki genç hükümdar, yüzyıllar boyunca Müslüman devletlerin bir hayalini gerçekleştirmiş oluyordu.

İstanbul'un alınması ve Bizans imparatorluğu'nun tarihe karışması, Fatih'in, tarihe en büyük başarısı olarak geçmiştir. Fakat bu olay, Fatih'in Osmanlı İmparatorluğunu kurmak yolundaki çabasının ve yaptığı önemli işle bir başlangıcı durumundadır.

RUMELİ HİSARI « Mimari Sanatı

Fatih Mehmet tarafından, İstanbul'un alınış yıllarında yaptırılmış olan ünlü hisar. Yapımına 1452 yılının Mart ayında başlanmış, aynı yılın Temmuz ayı sonlarında bitmiştir.