Nedir

BADEN « Dünya Coğrafyası

Güneybatı Almanya'da bir ülke. Yüz ölçümü 25.555 kilometrekare, nüfusu 4.872.333 dür. Dağlık bir yüzeye sahiptir ve Karaorman dağları bu bölgede bulunur. Almanya'nın bahçesi diye de anılan Baden'de tahıl, üzüm, meyve, şekerpancarı, tütün yetişir; Karaorman’da hayvancılık yapılır.

1919 yılında bir cumhuriyet olan bu ülke, Weimar anayasasına benzer bir anayasa ile idare edilmiştir. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ikiye bölünmüş; güney parçası Fransız'ların, öbür kısımları Amerikalıların işgal bölgesine katılmıştır. Federal Alman Cumhuriyeti'nin kurulması üzerine, bu devleti meydana getiren bölgelerden biri olmuştur.

D.D.T. « Kimya

Böcekler için öldürücü bir zehir. Kimyasal yapısı “Dichlor, diphenyl trichlor ethan” dan (C6H4CI) 2. OH. C, CI3 meydana gelmiştir.

D.D.T. 105 derece eriyen, billur yapıda bir cisimdir. Eter, alkol ve suda erir. Böceklere etkisi temas yolu ile olur. Hortumlu böceklere ise yemeklere etki eder. D.D.T. nin savaşma özelliği çok yüksek olduğundan, buna temas eden bir böceğin kurtulmak ihtimali kalmaz. Böceğin ilkin arka ayakları, sonra da ön ayakları felce uğrar ve böylece hayvan ölür. D.D.T. çok kuvvetli bir madde olduğundan eriyik halinde ya da çeşitli tozlarla karıştırılıp kullanılır. İlk defa 1874 yılında Alman kimyacısı Othmar Zeidler tarafından tertip edilmiş, fakat özellikle böcekler üzerindeki etkisi 1939 yılında anlaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar, tahminlerin üstünde olmuş D.D.T. nin böcekler için çok şiddetli bir öldürücü olduğu halde, insanlara ve evcil hayvanlara hiç bir zarar vermeyen bir yapıda olduğu anlaşılmıştır.

İkinci Dünya Savaşı'nda İtalya'da meydana gelen tifüs salgınından kullanılmağa başlanmış, daha sonraları her tarafta kullanılır olmuştur. Bugün her yerde bit, tahtakurusu,pire, sivrisinek gibi parazitlere karşı kullanıldığı gibi meyvecilik, hayvan yetiştirme ve genel ziraat alanlarında da kullanılmaktadır.

NAZIM « Edebiyat

Vezin, kafiye gibi kayıtlara bağlı olan; ölçülü ve düzenli bir anlatma yolu. Nazım ahenge göre ayarlanır. Manzum eserlerde de, ahenk ön plânda alındığı için, cümle kuruluşları, sözdizimi kurallarına göre değil, ahenge göre ayarlanır. Manzum eserlerde (nazımda) 4 unsur bulunur: Vezin, kafiye, şekil, konu.

Vezin, nazımda hecelerin düzenli şekilde sıralanması esasına dayanan bit “söz ölçüsü” dür. Kafiye ise, kelime ve eklerin son heceleri arasında ki ses benzerliğidir. Şekil, bir eserin dış yapısıdır.

Türk edebiyatında kullanılan nazım şekilleri, başlıca üç gruba ayrılır: 1 - Halk edebiyatı nazım şekilleri, 2 - Divan edebiyatı nazım şekilleri, 3 - Yeni nazım şekilleri.

Halk edebiyatı, Türk halkının milli edebiyatıdır. İslâmlıktan önceki çağlardan bugüne kadar, halkın içinden yetişen saz şairleri tarafından sazla söylenerek sürüp gelen bu edebiyatın nazım birimi dörtlüdür.

Halk edebiyatında genel olarak “yarım kâfiye” ve “hece vezni” kullanılır.

Halk edebiyatında belli nazım şekilleri vardır. Bunlar, “dörtlüklerle kurulan şekiller” ve “bağlamlı şekiller” diye başlıca iki gruba ayrılırlar. Dörtlüklerle kurulan şekillerin başlıcaları “mani, koşma, destan, semai, varsağı” şekilleridir Bunlar, mısra kümelenişleri ve kâfiye düzeni bakımından bir olmakla beraber, dörtlüklerin sayısı vezinleri ve musikileri bakımından birbirlerinden ayrılırlar. Bağlamalı şekiller, “bentlerle bağlama” adı verilen değişmez mısraların birleşmeşinden meydana gelen nazım şekilleridir.

Türk halk edebiyatında, konulara göre adlar alan çeşitli nazım türleri vardır. Başlıcaları: “Güzelleşme, taşlama, koçaklama, ağıt, ilâhî, nefes”tir.

Türkler İslâmlığı kabul ettikten sonra medreseden yetişen aydın kimselerin edebiyatı olan Divan edebiyatı zamanla Halk edebiyatını da etkilemiş; halk şiirinin dili, özellikle XVI. yüzyıldan sonra eski saflığını kaybederek yabancı kelime ve kurallarla karışık bir durum almıştır. Divan Edebiyatı'nda kullanılan nazım şekilleri, İslâm medeniyeti çerçevesine giren bütün milletlerin ortaklaşa kullandıkları birtakım değişmez şekillerdir.

Divan nazımının ana birimi “Beyit” tir. Beyit, başlı başına bir bütün sayılır. Beyitler arasında bir konu birliği olması şart değildir.

Bunun dışında, dört, beş, altı mısralık bentlerden meydana gelen nazım şekilleri de yer almıştır.

Divan edebiyatı nazım şekillerinin büyük bir bölümü Arap'ların malı olmakla beraber, İslâm medeniyeti çerçevesine giren Fars'lar ve Türk'ler de bunlara birkaç şekil katmışlardır. Başlıkları şunlardır: Kaside, Gazel, Kıta, Musammat, Mesnevi, Rubai, Şarkı, Tuyug.

Yeni nazımda kullanılan şekiller, Tanzimat'tan sonra başlayan “Batı medeniyeti etkisi altındaki Türk edebiyatında kullanılan ve hepsi Batı edebiyatından alınan şekillerdir.

Tanzimat edebiyatının ilk devirlerinde şairler yeni düşünceleri eski şekiller içinde ifade etmişlerdir.

Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen Abdülhak Hâmit Tarhan şekil meselesini ele almış, eski şekilleri atarak yeni şekiller kullanmaya baslamış, bu yüzden eski geleneklere bağlı olanlarla yeniler arasında çetin tartışmalar olmuştur. “Edebiyatı Cedide” (1896 - 1901) devrinde Hâmit'in başladığı daha da genişletilmiş, eski şekiller büsbütün bırakılmıştır. O devirden bu yana, Batı edebiyatının şekil anlayışı benimsenerek sanatçılar eserlerinin şekillerini kendileri icat etmektedirler.

Yeni nazımda konu birliğine önem verilir. Yani, her manzume baştan sona kadar bir bütündür ve her birinin konusuna göre bir adı vardır.

Bendler bir plâna göre sıralanır, bunlar konu bakımından birbirlerine bağlı oldukları için, yerlerini değiştirmek mümkün değildir.Yeni edebiyatta nazım birimi mısradır; fakat mısra, şiirin bütünlüğünü tamamlayan bir parçadır.Mısra kümelenişleri ve kafiye düzeninde ise hiçbir kural yoktur.

LİBERYA « Dünya Coğrafyası

Afrika'nın batı kıyıları’nda, halkı zenci olan bir cumhuriyet. Kuzeybatısında Sierra Leone, doğusunda Fildişi kıyısı, kuzeyinde Guinea, güneyinde Atlas Okyanusu (Guinea körfezi) vardır. Yüzölçümü 95.400 kilometrekare, nüfusu 2.600.000 dir. Başşehri Monrovia'dır Balta girmemiş ormanları olan bir ülkedir. Şeker kamışı, muz, kahve önemli ihraç maddeleridir. Demir ve altın madenleri önemlidir.

Liberya, 1822 yılında, Amerika Birleşik Devletleri'nin serbest bıraktığı zenciler tarafından kurulmuştur.

MİKROFON « Teknik

Ses titreşimlerini elektrik akımı titreşimleri haline sokan bir âlet. Mikrofon, sesin havada yaptığı titreşimleri bir elektrik devresine akım şiddetinde değişmeler halinde verir; böylece verilen değişmeleri de havada titreşim haline çevirerek sesin uzaklara yayılmasına sebep olur.

Mikrofonlar, çoklukla şu esas üzerine kurulmuştur. Sesin çarptığı ince bir levha ve bu levhanın arkasında bir elektrik devresine değmekte olan kömür çubukları, Sesten levhaya ve oradan da kömür çubuklarına geçen titreşimler, devredeki akım şiddetinde değişmeler meydana getirir; devrenin öbür ucundan bulunan aynı düzende ayrı titreşimler meydana gelerek ses olarak, çok uzaklarda duyulmuş olur.

ORTA OYUNU « Sinema ve Tiyatro

Ortada oynayan, Karagözle tiyatro arası bir çeşit temsil. Orta oyunu, perde de oynatılan Karagöz'ün orta yerde oynanan ve canlandırılmış bir şeklinden ibarettir. Karagözdeki çeşitli tiplerin yerine insanlar rol almıştır. Orta oyununun dekoru, orta yere konulan ve “yeni dünya” adı verilen küçük bir parmaklıktan ibarettir. Oyunda zenne (kadın rolünde oynayan erkek oyunucu), hırbo (taşralı, gözlemci, bekçi taklitleri yapan), balama (frenk rolleri yapan), matiz (sarhoş rolleri yapan), gaco (kabadayı erkek rolleri yapan) adlarını alan oyuncular bulunurdu. Orta oyununun temel direği “Pişekâr” dır. Bunun vazifesi hem oyunu, hem de oyuncuları idare etmekti. Pişekârdan sonra orta oyununun önemli kişisi “kavuklu” dur. Bütün orta oyunu, pişekârla kavuklu arasında geçen karşılıklı tekerlemelerle doludur.

İlkel bir tiyatro oyunumuz olan Orta oyunu, artık hemen hemen oynanmaz olmuştur.