Nedir

ARMONİKA « Müzik

Bir müzik aleti. Bir sıra çan, çubuk, ya da sırça tüplerinden meydana gelmiştir. Ses verici parçalar, birbirine değdirilerek çalınır.

Bu arada, armonika ile hiç ilgisi olmayan, ağızla üflenerek çalman bir çalgıya da, “Armonika” adı verilmektedir. Halk arasında “mızıka” da denilen bu çalgı, bir sıra madensel dilciklerin gam derecelerine göre dizilmiş bulunması ile meydana gelmiştir.

ARKANSAS « Dünya Coğrafyası

Amerika Birleşik Devletleri'nde bir devlet. Orta bölümün güneyinde ve Missipi Nehrinin batısındadır. Yüzölçümü 138.132 kilometrekare, nüfusu 1.789.00C dir. Güney - batısı, derin vadilerle parçalanmış bir plato, güney doğusu Missisipi Nehri ve kollarının her yıl sular altında bıraktıkları bataklık çukur bir bölümdür. Yüksek yerler sağlığa elverişlidir. İklim genel olarak ılıktır. Pamuk, mısır, buğday ve tütün ekimi boldur.

Çok miktarda hayvan beslenmektedir. Taşkömürü, petrol, bakır, .manganez, önemlidir madenler arasındadır. Endüstri daha çok ağaç ve ormana dayanmaktadır. Başşehri Little Rock şehridir.

TİYATRO « Sinema ve Tiyatro

Tiyatro sözü, şu anlamlarda kullanılır : 1 - Tiyatro eseri, 2 - Tiyatro eserini oynama sanatı, 3 - Tiyatro eserinin oynandığı yer.

TİYATRO ESERİ, olayları, oluş halinde göstermek için yazılan eserlerdir. Bu eserlerde, olaylar yazarın ağzından değil de, doğrudan doğruya eserlerin kişileri tarafından söylenir, hareketleri, gerçekte olduğu gibi doğrudan doğruya yapılır.

Tiyatro eserinde, “olay” ve “kişiler” olmak üzere iki unsur bulunur. Olay, bir didişmeden, yani iki karşıt kuvvetin çarpışmasından doğar. Çarpışan kuvvetler, insanla insan, insanla tabiat kuvvetleri olabilir. Kişiler de, aralarında didişen varlıklardır.

Tiyatro eserlerinde, “serim”, “düğüm”, “çözüm” olmak üzere üç safha vardır. Serim, eserin baş tarafıdır. Burada kişilerin karakterleri olayla ilgileri tanıtılır, eserin konusu hakkında bir fikir verilir. Düğüm eserin ortasıdır. Bu safhada karakterler, kişiler, olayın kendisi merak verici bir hal alır. Çözüm, eserin sonudur. Bu safhada olay, bir sonuca bağlanır.

Tiyatro eserlerinin başlıca üç çeşidi vardır: 1 - Acıklı tiyatro eserleri, 2 -Güldürücü tiyatro eserleri, 3 - Musikili tiyatro eserleri.

Acıklı tiyatro eserleri, insanların acıma duygularına hitap eden eserlerdir. Tragedya dram, melodram, bu cins eserlerdir.

Güldürücü tiyatro eserleri, güldürme amacı güdülerek yazıları eserlerdir. Genel olarak “Komedya” adı ile bilinirler.

Musikili tiyatro eserleri, musiki ile söylenerek oynanan tiyatro eserleridir. Opera, opera komik, operet bu cins eserlerdir.

Tragedya : Seyircilerin korku ve acıma duygularına hitap eden, belli kurallara göre yapılan eserlerdir.

Yunanistan'da, bağbozumu tanrısı Dionysos şerefine yapılan din törenlerinden doğmuştur.

Özellikleri:

1 - Tragedyalarda seyircinin “korku” ve “acıma” duygularını harekete getirmek gayesi güdülür. Eser, baştan sona kadar acıklı ve ciddî bir hava içinde geçer.

2 - Konular mitologyadan ve tarih'ten alınır.

3 - Kişiler, tabiatüstü varlıklar (tanrılar .tanrıçalar, yarı tanrılar) ve yüksek tabakadan kimseler (krallar, asiler) dir.

4 - Eserin “Üç Birlik” kuralına uygun olması lazımdır:

a. Zaman Birliği : Olayın en çok 2 saat içinde geçebilir hissini uyandırmasıdır. Bunu sağlamak için, eserin konusu olayın sonucuna en yakın yerinden alınır, daha önceki olaylar, bir münasebet düşürülerek anlatılırdı.

b. Yer Birliği : Olayın baştan sona kadar aynı yerde geçmesidir. Tragedyada olay nerde başladıysa orada yürür ve sona erer.

c. Olay Birliği : Eserin bir tek ana olay etrafında gelişmesidir.

5 - Çirkin sayılan olaylar (vurmak, yaralamak, öldürmek) seyircinin gözü önünde geçirilmez. Bunlar dışarıda yapılır, sahnede haberciler, sırdaşlar vasıtasıyla sadece hikâyesi anlatılır.

6 - Manzum olarak yazılır.

7 - Mutlaka 5 perde olması lazımdır.

8 - İyi bir üslûpla yazılır. Kaba sayılabilecek sözler kullanılmaz.

9 - Tirad ve monologlara çok yer verilir.

İlk örnekleri Yunan edebiyatında görülen tragedya, daha sonra, XVII. yüzyılda, eski Yunan ve Lâtin edebiyatlarının örnek tutulduğu Klâsisizm akımı devrinde, özellikle Fransa'da yeniden canlanarak XIX. yüz yıla kadar sürmüştür.

En büyük tragedya şairleri, Yunan edebiyatında Aiskhylos, Sophokles, Euripides, Fransız edebiyatında Corneille ve Racine'dir.

Komedya : İnsanların ve olayların gülünç taraflarını ortaya koyan bir tiyatro çeşididir. Komedya da, tragedya gibi, Yunanistan'da, bağbozumu tanrısı Dionysos şerefine yapılan din törenlerinden doğmuştur.

Özellikler:

1 - Komedyada, gülünçlükleri ortaya koymak amacı güdülür.

2 - Konular çağdaş toplumdan ve günlük hayattan alınır.

3 - Kişiler, çoklukla halk tabakasından kimselerdir.

4 - “Üç Birlik” kuralına uygun olması lâzımdır.

5 - Çirkin sayılan olaylar dahi seyircinin gözü önünde geçirilir.

6 - Üslûpta her türlü kaba sözlere ve şakalara yer verilebilir .

7 - Manzum olarak yazılır.

8 - 5 perde olması lâzımdır. Klâsizm akımından sonra, komedya nesirle de yazılmaya başlanmış, perde sayısı da yazarın isteğine bağlı kalmıştır.

Çeşitleri:

1. Karakter komedyası : İnsan karakterinin gülünç ve aksak taraflarını gösteren komedyadır.

2. Töre komedyası : Toplumun gülünç ve aksak taraflarını gösteren komedyadır.

3. Entrika komedyası : Olaylar merak uyandıracak ve şaşırtacak şekilde tertiplenerek, güldürmekten başka bir amaç güdülmeden yazılan komedyadır. Bugün, bu yoldaki komedyalara vodvil adı verilmektedir.

İlk örnekleri Yunan ve Lâtin edebiyatlarında görülen komedya, Rönesans'tan bu yana Batılı milletlerin edebiyatlarında çok gelişmiştir.

En büyük komedya yazarları; Yunan edebiyatında Aristophanes, Fransız edebiyatında Moliere'dir.

Dram : Geniş anlamıyla, “tiyatro eseri” demek olan bu söz, XIX. yüzyılın ilk yarısında, Romantik edebiyat devrinde, tragedya'nın belli kurallarını kurmak suretiyle meydana getirilen tiyatro çeşidi anlamında kullanılmıştır.

Özellikleri :

1 - Dramda, hem acıklı, hem de güldürücü olaylar, hayatta olduğu gibi, bir arada bulunabilir.

2 - Konular, tarihin herhangi bir devrinden, günlük hayattan alınabilir.

3 - Kişiler her sınıf halk arasından seçilebilir.

4 - “Üç Birlik” kuralına uyma zoru yoktur.

5 - Çirkin sayılan olaylar, sahnede oluş halinde gösterilebilir.

6 - Hem nazımla, hem de nesirle yazılabilir.

7 - Perde sayısı yazanın isteğine bağlıdır.

8 - Hayatta rastlanan, ince ye kaba her türlü konuşma tarzına yer verilir.

Tiyatronun doğuşu ve gelişmesi:

Tiyatro, her ülkede din törenlerinden doğmuştur. Milletlerin dinlerine ve bu toplum şartlarına göre her memlekette ayrı ayrı özellikler taşıyan tiyatro sanatı, ilk defa Yunanistan'da büyük bir gelişme göstermiş ve bugünkü Batı tiyatrosu, Yunan tiyatrosu, bağbozumu tanrısı Dionysos şerefine yapılan din törenlerinden çıkmıştır.

Yunanlılarda tiyatro yapıları bir tepenin yamacında kurulurdu. Bunlar, üstleri açık yapılırdı. Ortada “orkestra” adı verilen geniş ve daire şeklinde bir meydan bulunurdu: Koro burada dururdu. Dekor çok basitti. Aktörler yüzlerine maske takarlar, üstlerine de, kim olduklarını anlatmaya yarayacak elbiseler giyerlerdi. Tragedya oyuncuları, büyük görünmek için ayaklarına “koforne” denen yüksek nalınlar giyerlerdi.

Tiyatro, Yunanlılardan Lâtin'lere geçmiş; Ortaçağ'da, Avrupa'da “mister” adı verilen kaba komedyalarla devam etmiş; fakat Rönesans'tan bu yana, eski Yunan tiyatrosunun tesiriyle, modern tiyatro büyük bir gelişme göstermiştir.

Türk Tiyatrosu :

İslâmlıktan önceki devirlerde, Türkler arasında din törenleri sırasında, birtakım dinî temsiler verildiği tahmin edilmekle beraber, dindışı oyunların varlığı hakkında kesin bir bilgi yoktur.

Osmanlı'lar devrinde, Türk toplumunun tiyatro ihtiyacını karşılayan oyunlar Karagöz ile Ortaoyunu'dur.

Türkiye'de, Avrupa tiyatroları tarzındaki tiyatro hareketi Tanzimat'tan sonra başlamıştır. İlk piyes, Tanzimat edebiyatının kurucusu, sayılan Şinasi'nin yazdığı “Şair Evlenmesi” adlı bir perdelik bir komedyadır. Türk edebiyatının başlıca tiyatro yazarları, Ahmet Paşa, Ali Bey, Namık Kemal, Abdülhak Hamit Tarhan, Reşat Nuri Güntekin, Faruk Nafiz Çamlıbel, Cevat Fehmi Başkurt, A.Kutsi Tecer, Haldun Taner, Aziz Nesin'dir.

BARIŞ KONFERANSI (Paris) « Tarih

29 Temmuz 1946 da başlayarak 16 Ekim 1946 da sona eren beş eski Mihver peyki devletle (Bulgaristan, Finlandiya, Macaristan, Romanya, İtalya) Müttefikler arasında yapılacak barış antlaşmalarının hazırlandığı konferans. Dört Büyük Dışişleri Bakanları Konseyi'nin (Amerika Birleşik Devletleri, Büyük Britanya,Fransa ve Sovyet Rusya) daha önce yaptıkları toplantılar, da, yirmi bir devletten ibaret Barış Konferansı'nın Paris'te Luxembourg sarayında toplanması kararlaştırılmıştır. Bu konferansın aldığı kararlara göre: İtalya, Trieste'nin milletlerarası bir bölge olmasını kabul edecek ve oniki adayı Yunanistan'a verecektir. Romanya Dobruca'yı Bulgaristan'a, Besarabya'yi Rusya'ya geri verecek, buna karşılık Macaristan'dan Transilvanya'yı alacaktır. Bulgaristan, Dobruca’yı kazanacak; Macaristan, 1938 yılında kazandığı Transilvanya'yı Romanya'ya verecek; Finlandiya Petsamo ve Perkalo'yu Rusya'ya verecektir.

Bunlardan başka, bu devletlerin müttefiklere ödeyecekleri tazminat miktarları da bu konferansta tespit edilmiştir.

ALMANYA « Dünya Coğrafyası

Batı ve Orta Avrupa'daki Almanya Federal Cumhuriyeti ile Almanya Demokrat Cumhuriyetini içine alan ülke.

Tarih: Saksonyalı Büyük Otta tarafından 1462 yılında kurulan Cermen -Roma İmparatorluğu 1806 yılına kadarsürmüştür. İkinci İmparatorluk, Fransa - Prusya savaşından sonra 1871 de Prens Otto von Bismarck tarafından kurulmuş, üçüncü İmparatorluk da 1934 yılında Adolphe Hitler tarafından kurulmuştur.

Alman tarihi, 1863 den 1945 yılına kadar hep istilâ savaşları ile kaplıdır. 1S64 de Prusya, Avusturya ile Danimarka'ya hücum ederek Şlezvig - Holştayn yarımadasını almış, iki yıl sonra Kuzey Almanya Konfederasyonu topraklarına katmıştır. 1870 Alman - Fransız savaşında Alsaee Doren Bölgesi de alınmış ve böylelikle Prusya Kralı 18 Ocak 1871 de Alman İmparatoru ilân edilmiştir.

Birinci Dünya Savaşının sonunda Almanya yenilgiye uğradığı için bazı bölgeleri taksim edilmiş, Alzas - Loren

Fransızlara geri verilmiş, Prusya ile Pozen'in bir kısmı Polonya'ya, Kuzey Şlezvig Danimarkaya, Moresnet ve Malmedy Belçikaya terkedilmiştir. Danzig de, Milletler Cemiyetinin kontrolünde serbest bir bölge olmuştur.

9 Ekim 1918 de, müttefiklerle mütareke yapılmadan iki gün önce, Alman İmparatoru, imparatorluktan ayrılmış böylelikle 1919 da halk arasında seçimler yapılarak Reichstag meydana gelmiş ve Weimer Cumhuriyeti kurulmuştur.

1918 ile 1932 yıllarında Almanya siyasî bir buhran geçirmiş, çeşitli partilerin iç didişmeleri arasında bocalamıştır. 1930 yılına doğru Hitler'in kurmuş olduğu Nasyonal Sosyalist Partisi (Nazi Partisi) ilk zafer adımını atmış ve 1933 Haziranında yapılan seçimlerde ezici bir çoğunluk kazanmıştır. Partinin lideri Hitler Şansölye (Başbakan) olmuş, Cumhurbaşkanı Hindenburg'un ölümü üzerine de, devlet başkanlığını da üzerine alarak “Führer” sıfatı ile diktatör olmuştur.1934-39 yılları arasında Almanlar Versaillles antlaşmasına karşı gelerek yeni baştan silâhlanmışlar, Yahudileri ve liberalleri zor durumlarda, bırakmışlar, temerküz kamplarında işkence yapmışlardır. İlkin Saar Bölgesini, sonrada Avusturya’yı, Çekoslovakya’yı istilâ etmişler.1939 yılında Rusya ile bir saldırmazlık paktı imzalayarak. 1 Eylülde Polonya'ya hücum etmişlerdir. Polonya'ya garanti vermiş olduklarından onlar da savaşa katılmışlar, bu hareketler sonucu olarak da İkinci Dünya Savaşı fiilen başlamıştır.

Bu savaş sırasında Almanya, Danimarka’yı , Norveç’i, Belçika'yı. Hollanda'yı, Lüksemburg'u, Fransa'yı, Yugoslavya'yı Yunanistan'ı işgal etmiş ve Rusya'nın batı kısımlarını ele geçirmiştir. Fakat 1942 Kasım ayından itibaren savaşın durumu Almanların aleyhine dönmeğe başlamış ve 8 Mayıs 1945 de bütün Alman askerî kuvvetlerinin teslimi imza edilmiştir. Hitler de 30 Nisan 1945 tarihinde intiharı ile üçüncü Alman imparatorluğu son bulmuştur.

1915 Ağustosunda imza edilen Potsdam Antlaşması ile Almanya, İngiltere, Amerika, Fransa ve Rusya arasında dört işgal bölgesine ayrılmış Berlin için ayrı bir idare rekli tayin edilmiştir. İşgal devletlerinin yavaş yavaş idareyi gevşetmeleri sonucu olarak da 1949 da doğu bölgesinde Alman Demokrat Cumhuriyeti batı bölgesinde Alman Federal Cumhuriyeti kurulmuştur. 1955 de bu iki devlet, hâkimiyetleini ellerine alarak bağımsız birer devlet olmuşlardır.

Coğrafya: Almanya, kuzeyden Kuzey Denizi, Danimarka, Litvanya (Rusya), doğudan Polonya, Güney-Doğudan Çekoslovakya, Güneyden Avusturya, İsviçre, Batıdan Fransa, Lüksemburg, Belçika ve Hollanda ile çevrilidir. Yüzölçümü, (Doğu ve Batı Almanya ile Berlin Bölgesi dahil) 358.854 kilometrekare, nüfusu 70.395.000 dir.

Almanya'nın güneyini Güney Almanya ovası kaplar, Burası güneyden kuzeye doğru akan Öder, Eibe, Weser, Rhein suları ve bunların kolları ile sulanır, Güneye indikçe arazi yükselir. Harz, Riesen, Erz, Türingen, Böhmen, Kara. orman dağları ve Rreinland masifleri bu bölgenin önemli dağlarını meydana getirir. Kara ormandan çıkıp doğuya doğru akan Tuna nehri. Almanya’nın güneyini sulamaktadır.

Almanya, yüzey şekilleri bakımından kuzeyden güneye doğru üç büyük bölgeye ayrılmıştır. Kuzey Almanya ovası, memleketin yandan çoğunu kaplar. Orta Almanya, Güney ve Kuzey Almanya ovalarının arasında bir şerit gibi uzanır.

Almanya kalabalık bir ülkedir. Kilometrekareye ortalama olarak 200 kişi düşer. Halkın çoğu şehirlerde oturur ve bilhassa endüstri bölgelerinde nüfus yoğunluğu 1.000 kişiyi geçer. Almanya’nın başlıca büyük şehirleri arasında Berlin (3.300.000), Hamburg (1.658.000), Leipzlg (700.00), Münih (870.000) Frankfurt (564.000) sayılabilir.

Tarım ve ekonomi: Almanya’da buğday, çavdar, yulaf, mısır, patates, fasulye, her çeşit sebze, pancar, tütün yetişir. Madenler arasında bilhassa kömür, demir, manganez, gümüş, uranium, nikel, civa önemli yer tutar.

Almanya'da sanayi çok gelişmiştir. Kömür madenciliği demir ve çelik, makine, elektro-teknik âletleri sanayii, fennî âletler, tahta eşya, kâğıt, deri, mensucat sanayii çok gelişmiştir.

Almanya, dış ticaretinin tutarı bakımından dünyada en başta gelen memleketlerden biridir.

Makine, madeni eşyalar, dokuma, kimya maddeleri ve kömür satar. Buna karşılık yiyecek maddeleri ve ham madde alır. Ticaretinin en büyük kısmına Avrupa kıtasındaki ülkelerle yapar.

Alman milleti: Almanlar, çalışkanlıklarıyla, ele aldıkları her işteki dikkat ve titizlikleriyle ünlü bir millettir. Millet olarak, başa geçmiş kimselere bağlıdır. Bu sebeple, genellikle diktatörle yönetilmişler, diktatörlerin gösterdiği yol genel oyla dört yıl için seçilir. Hükümet üyelerinden meydana gelen bir Federal Konsey'i vardır. Kanunlar Diet Meclisinde kabul edildikten sonra Konseye sunulur. 1957 yılında yapılan seçimleri, bugün Federal Almanya’nın Başbakanı bulunan Erhart'ın partisi muhafazakâr Hıristiyan Demokrat Birliği (C.D.U.) kazanmıştır.

Almanlar, öbür Avrupa milletlerinin pek çoğu gibi, ırk bakımından karışık bir millettir. Bu sebeple, belli başlı bir Alman ırkı gösterilemez. Kuzey Almanya yerli halkı, ırk bakımından İngiliz, Hollândalı, Danimarkalı, Kuzey Rusyalı ve Fransız Normanlarıyla ilgilidir. Güney Almanya halkı ise, dağ tipidir.Avusturya, İsviçre ve Orta Fransa halklarıyla ilgilidirler.



ALMANYA DEMOKRATlK CUMHURİYETİ

Doğu Almanya - Almanya'nın bir kısmı olup, İkinci Dünya Savaşından sonra 1945 yılı Temmuzundan Berlin'de imza edilen beyanname hükümlerine ve Potsdam Antlaşmasına göre, Rusya'nın işgal ettiği bölgedir. Nüfusu, 1946 sayımına göre 17.390.000 olduğu halde, batıya olan sığınmalar yüzünden 1960 yılında 16.116.713 ‘e düşmüştür.

Rusya burada hâkimiyetini kurunca Doğu Almanya'nın sosyal ve ekonomik bünyesini yeni baştan organize etmek istemiş, bu bölgenin sanayi mahsullerinin önemli bir kısmını Rusya'ya gönderttiği gibi, sanayi makinelerini de Rusya’ya göndertmiştir.

Rusya, bu bölgeyi tamamen kendi idaresinin hâkim olduğu bir bölge durumuna sokmak için, 1947 yılında kontrol altında, bir Halk Kongresi kurdurmuştur .1629 delegenin katıldığı bu kongre, 1948 yılında 400 üyeli bir Halk Konseyi seçmiştir. 1949 yılında Batı Almanya'da kurulan Alman Federal Cumhuriyeti üzerine de aynı yıl Alman Demokrat Halk Cumhuriyeti kurulmuştur.

Batı büyük devletleri tarafından tanınmamış olan bu devlet. 107.223 kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahiptir.

Merkeziyetçi bir hükümet şekli ile idare edilir. 1953 yılından beri Rus Başkumandanının yerline, sefir rütbesi ile bir yüksek komiser bulunmaktadır. 1954 yılında, komünistlerin, kontrolü altında yapılan seçimleri, “Millî Cephe” adlı komünist teşekküller kazanmıştır. 1955 yılında Rusya ile yapılan bir anlaşmaya göre de, Alman Demokratik Cumhuriyeti iç ve diş meselelerinde karar verebilecek bir hürriyete sahip bulunacak ve Rus kuvvetleri bu memlekette geçici olarak kalacaktır.



ALMANYA FEDERAL, CUMHURİYETİ

Bata Almanya -1945 yılında imza edilen Potsdam anlaşması ve Berlin Beyannamesi hükümlerine göre kurulan Almanya'nın batı bölgesidir. İngiltere, Fransa ve Amerika Birleşik Devletlerinin işgali altında bulunan bu bölge, 1946 yılında bu kuvvetlerin çekilmesi üzerine serbest bölge haline geçmiş ve Marshall Plânından faydalanmıştır. 1948 Eylülünde üç işgal bölgesinden seçilen temsilcilerin Bonn şehrinde yaptıkları bir toplantı sonucu, Batı Almanya anayasa tasarısı hazırlanmış ve bu anayasa 23 Mayıs 1949 da yürürlüğe girmiş Almanya Federal Cumhuriyeti kurulmuştur. 1955 Mayısında da tamamıyla bağımsız bir devlet haline gelmiştir. Genişliği 250.472 kilometrekare, nüfusu 53.576.000 dir. Merkezi Bonn senlidir. Nüfusunun % 40 ı Roma katoliktir. Anayasa kabul edilince üç yüksek başkomutan yerine üç yüksek komiser tayin edilmiş ve bu devlet NATO'ya kabul edilince tamamen bağımsız olmuştur. Anayasaya göre Federal Diet Meclisi 1948 yılında yapılan ıslâhattan sonra Cumhuriyet sanayii ve istihsali görülmemiş bir şekilde artmış, 1956 yılında, 1936 yılının yüzde yetmiş fazlası olmuştur.

Almanya istihsalinin başlıcalarını demir, çelik, elektrik, ziraî ve sınaî ecza maddeleri, dokumacılık, yolcu otomobilleri, kamyon ve kamyonetler yapımı meydana getirir.

1951 de Alman ihracatı, İngiltere’nin ihracatının üçte bini iken, 1956 da üçte iki nispetine yükselmiştir.

BARBİTÜRİK « Sağlık

Hekimlikte kullanılan bir madde .Barbitürikasit türevleri olan barbitüriklerden sinir sistemini yatıştırıcı, uyuşturucu birçok maddeler elde edilmiştir. Vücudun bütününü ilgilendiren kasılmalar (convulsion) ve irade dışında olan, bir süre devam eden sar'a gibi kasılmalarda (spasme) uyutucu yada yatıştırıcı olarak kullanılır. Bu maddeler arasında en çok kullanılanlar şunlardır. Phenobarbital (Luminal) Barbital (Veronal), Pentobarbital (Nembu-tal).

Bu ilâçların yanlışlıkla ya da intihar amacı ile fazla miktarda alınması halinde zehirlenme meydana geldiği gibi, alman miktarın çok fazla olması halinde ölüm de olabilir.