İÇ SALGI BEZLERİ « Sağlık
Salgılarını doğrudan doğruya kana veren, salgı kanalları olmayan bezler. Önemlileri şunlardır Kalkansı bez : Tektir, boynun ön ve altındadır. Soluk borusunun önünde bulunur. Alt bacakları kısa bir H harfi biçimindedir. Dar bir orta bölümle piramit biçiminde iki yan lobtan yapılmıştır.
Bezin içi kolloidal bir cevherle dolu ve çevresinde konjunktival bir yapı ile çevrili oluşumlardan meydana gelmiştir. İçindeki kolloid maddesi koyuca kıvamda bazen renklidir. Bezin salgısı bazal ve iyod metabolismalarını ayarlar. Büyüme ve gelişmede önemli görevi vardır. Paratiroid'Ier: Kalkansı bezin arka yüzündedir. Kalkansı bezle ilgisi sade komşuluğudur. İşi büsbütün başkadır. Salgısının önemi büyüktür. Bez mercimek büyüklük ve biçimindedir. Sayış dört kadardır. Paratiroidler kalsium metabolizmasını düzenler, kan da kalsiumun sabit kalmasını sağlar. Timus : Göğüs boşluğunda soluk borusunun önünde, iki akciğerin arasında bir iç salgı bezidir.
Büyüklüğü üç yaşına kadar artar. Bu yaştan sonra küçülür. Yetişkinde artıkları bulunur. Üç yaşında ağırlığı 10 gr. dır. Küçüklerde çıkarılması gelişmeyi geciktirir. Bezin büyüklerde küçülmemiş olması normal sayılmaz. Hipofiz : Beynin alt yüzünde, Türk eğeri içinde yarım gram kadar ağırlıkta küçük bir bezdir. Yutakdan ayrılan bezin 2/3 nü yapan epitel dokusunda bir ön lobla, yuvarlak, küçük sinirsel yapıda, beyne bağlı bir arka lobu vardır. Ön ve arka lobların dokusu ayrı olduğu gibi işleri de ayrıdır. Bezin az çalışması gelişmeyi geciktirir. Cücelik yapar. Salgının gelişmede artması üst ve alt tarafı uzunlaştırarak devlik yapar. Yetişkinde salgının artması akromegali denen doğrudan doğruya düz kaslar üzerine tesir yapan bir cevher bulunur. Böbreküstü bezi: Her iki böbreğin üst ve iç bölümünde bulunur. Damardan zengindir. Rengi gri, ağırlığı altı gram kadardır. Böbrekle ilgisi sade komşuluğudur. Salgısının iki büyük ödevi vardır: 1 - Kasların çalışmasından doğan toksinleri tadil eder, 2 - Yaptığı adrenalin cevheri aracılığı ile sempatik sistemden sinir alan atardamar
kaslarına tesir yaparak kan basıncını ayarlar. Bunlardan başka böbreküstü bezinin C vitamini depo edilmesinde görevi vardır.
GAZMASKESİ « Sözlük
Çeşitli yerlerde ve çoklukla savaşlarda kullanılan zehirli ve boğucu gazlardan korunmak için hazırlanmış maske. Bir kişinin solunum yaparken, havayı süzmek ve zehirli gazı tutmak esasına göre yapılmıştır. Ya başa tamamen giyilen (lâstik kauçuk, bezden yapılmış) bir maske halinde, yada burun ve ağzı iyice örtecek yarım maske şeklinde olur. Her iki şekilde de, solunum yaparken havadaki gazı süzmeye yarayan bir süzgeci vardır. Bu süzgeç, özel kömürlerle doldurulmak suretiyle düzenlenmiştir. Bir süzgeç için 100 gram kadar kömür yeter bir miktardır (Bir insan, ortalama olarak bir' saatte 600 litre hava solunumu yapar. Bu gazlı havada da 1 gram kadar klor ya da fosgen gazı bulunur. 1 gram zehirli gaz 10 gram kadar kömürle süzdürülebilir. Bu duruma göre bir süzgeç 10 saat gaz hücumuna dayanabilir.)
Birinci Dünya Savaşı sırasında dikin Almanlar tarafından kullanılmağa başlanmış olan zehirli gazlar, daha sonra Mussolini tarafından Habeşistan savaşı sırasında kullanılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında kullanılmamıştır. Kullanılması da milletlerarası hukuk kurallarına göre yasaktır. Bugün ancak itfaiyeler ve bazı tehlikeli işlerde çalışanlar tarafından gaz maskesini kullanmayı gerektirecek durumlar meydana gelmektedir.
ALTIN « Kimya
Kimyasal bir eleman. Lâtince adı Aurumdur. Sembolü Au, atom numarası, atom ağırlığı 1972' dir.
Parlak san renkte ve soy metallerdendir. Oldukça yumuşaktır. İnce teller haline getirilebildiği gibi, dövülerek ince yapraklar halline de getirilebilir. Öyle ki bir gram altından 200 metre tel meydana getirmek kabildir. Bu bakımdan işlenirken, saf olarak değil, gümüş veya bakır alaşımları halinde işlenir. Bu alaşımlardaki nispeti de karat ile ifade edilir. Saf altın, 24 karattır. Altını temiz olarak elde etmek, ya pek eski bir metot olan yıkama ile veya malgama metodu ile ya da siyanür metodu ile olur.
Tabiatta element hallinde ve kuvarsla karışık halde bulunur. Yeryüzünde bilhassa Güney Afrika, Avustralya, Birleşik Amerika, Kanada, Peru, Hindistan ,Sovyet Rusya, Alaska ve Mançurya'da bulunur.
Altın çok eski zamanlardan beri bilinen bir metaldir. En iyi mübadele vasıtası özelliklerini de taşıdığı için, para yapmakta faydalanılmıştır. On dokuzuncu yüzyıldan itibaren birçok büyük. memleketler tarafından para sisteminde bir ölçü olarak kabul edilmiştir. 1914 yılından beri altın para piyasada kullanılmamakla beraber, merkez bankalarınla, mahzenlerinde külçeler halinde saklanmakta ve para ölçüsü olmakta devam etmektedir.
Yeryüzünde altın :
Altın pek eski devirlerden bert aranmakta olduğu halde pek az çıkarılabildiği için kıymetini her zaman muhafaza etmiştir. Son zamanlarda altından daha değerli bazı maddeler bulunmuşsa da altın kıymetinden gene bir şey kaybetmemiştir. Amerika'nın keşfinden beri bulunan altın miktarımın 40 milyar Türk lirasını geçtiği tahmin edilmektedir. Bu miktarın yarısından az para olarak bir kısmı da mücevherat olarak kullanılmıştır. Fakat geriye kalan üçte birinin ne olduğu bilinmemektedir.
Eski zamanlarda bulunan altın ispanya Yarımadası, Yunanistan, Anadolu, Hindistan ve Rusya'nın Ural Dağlarından elde edilmiştir. Yeni Dünya'nın; keşfi üzerine pek çok maceraperest altın aramak gayesiyle Amerika'ya göç etmiştir. Fakat Amerika'nın keşfinden: Kaliforniya'daki attın madenlerinin keşfine kadar elde edilen altın toplamı bugün her yıl çıkartılan altından daha azdı. Kaliforniya altın madenlerinin keşfi altın istihsalini tahmin edilemeyecek kadar yüksek bir seviyeye çıkarmıştır.
Bugün en çok altın çıkarılan yer Güney Afrika'da Witwatersrand'dır. Ayrıca gene Güney Afrika'da Jonhannesburg civarında da çok altın çıkar. Altın zenginliği itibariyle Güney Afrika'dan sonra Kuzey Amerika gelir. Bilhassa Kaliforniya, Colorado ve Alaska bugün dünyanın sayılı altın çıkarılan yerlerindendir. Son zamanlarda Kanada'nın altın istihsali çok artmıştır. Ayrıca Rusya, Meksika, Avustralya, Hindistan ve Japonya'da da epey altın çıkar. Hindistanda'ki Mysore altın ocakları 1.200 m. Brezilya'da 1.800 metre, Güney Afrika'da 2.100 metre derinliğinde birer maden vardır.
Deniz suyunda da altın bulunduğu anlaşılmıştır. Bu altının nehir sularının sürüklediği alüvyonlarla deniz suyuna karıştığı sanılmaktadır. Bir ton ağırlığındaki deniz suyunda 50 miligram altın bulunur. Denizlerdeki suyun aşağı yukarı 14 milyar ton olduğu kabul edilirse, denizlerdeki altın dünyada yaşayan insanlara bölünseydi. herkesin milyoner olması işten bile değildi.
ISIRGAN « Bitkiler
Isırgangillerden bir ot. İnce bir zarla örtülü geniş yaprakları vardır. Bu yaprakları vücuda dokunduğundan bir yangı meydana getirir. Bu yangı, yaprakların üzerinde bulunan tüy ve dikenlerin, karınca asidi taşımalarından ileri gelmektedir.
KALE « Mimari Sanatı
Düşmandan korunmak ve saldırısına engel olmak için kalın duvarlarla yapılan, düşmana ok ve mermi atmağa mahsus yerleri olan, içinde askerlerin barınacağı yerler bulunan büyük yapı.Topun icat edilmesi ve kullanılmaya başlaması tarihlerine kadar büyük önem taşıyan kaleler, özellikle XV. yüzyıldan itibaren eski büyük önemini kaybetmiştir. Bugünün ne toplum hayatı anlayışında ne de savunma anlayışında bir önemi kalmamıştır. Kalelerin asıl gelişmeleri Ortaçağdadır.Duvar ve kulelerin üzerinde bunlara bitişik kulelerden meydana diş diş duvar kısımları vardır. Bunlar ok ve mermi atanları korur.Bu siperlere mazgal siperlen aralarındaki deliklere “mazgal” denir. Bunların arasında askerlerin dolaşabilmesi için düzlükler yapılmıştır Buralara kalenin avlusundan merdivenlerle çıkılır. Duvarlara yaklaşan ya da tırmanmak isteyen düşmanın vurmak ve kalenin üstüne çıkmasına engel olmak için ver yer kulelerde, üst üste katlar bulunur. Buraları askerlere koğuş vazifesini görür. Kulelerin duvarlarında hem hava almağa, hem de ok atmağa yarayan mazgal delikleri vardır. Kalelerin duvarları önünde çoklukla su doldurulan geniş hendekler
açılmıştır. Bu hendekleri aşıp kale duvarlarına tırmanmak, her bakımdan çok zor bir iştir Bazı kale duvarlarının daha iç taraflarında son savunma yeri olarak yapılmış büyük kuleler de yapılmıştır.
MEDDAH « Eğlence
Eskiden Türkiye'de kahveler ve salonlarda halka hikâyeler söyleyen, olayları olmuş ya da oluyormuş gibi canlandırarak anlatan sanatkârlara verilen ad. Sahnesi ve kişileri olmadan yapılan bu anlatımlar çoklukla el hareketleri ve şive taklitlerine dayanırdı. Meddah, halkın karşısında yüksekçe bir yerde oturur; ilkin padişaha dua ettikten sonra “zaman, zaman içinde; kalbur, saman içinde” diyerek hikâyesine başlardı.