Nedir

ANTARKTİKA « Dünya Coğrafyası

Güney Kutbu çevresinde, 13.5 -14 milyon km2, yüzölçümünde buzlarla kaplı bir kara parçası. Ortalama yüksekliği 2.200 metredir. Antarktika'yı geniş okyanuslar çevreler ve onu öteki kara parçalarından ayırır. Bu bölgeye en fazla sokulan kıt'a Güney Amerika'dır. İki kıta arasında bazı takımadalar bulunur.

Antarktika, Ross ve Weddell denizleri ile iki bölüme ayrılır. Atlas Okyanusu tarafında bulunan Weddell Denizinin ayırdığı bölüme Batı Antarktika, Büyük Okyanus tarafından bulunan Ross Denizinin ayırdığı bölüme de Doğu Antarktika denir. Bunlar arasında bir bağlantı bulunup bulunmadığı henüz bilinmemektedir.

Dünyanın en sert ve en soğuk bir iklimine sahiptir. Yazın bile soğuklar fazladır. Ayrıca bu bölgede, şiddetli ve uzun süren kar fırtınaları da görülür. Bu bakımdan Antarktika'nın kıyılan bile insan hayatına elverişli değildir. Bugünkü şartlar altında burada kimse sürekli olarak yaşayamaz. Toprak hiç erimeyen buzlarla kaplı olduğundan bitki hayatından eser yoktur. Fakat denizlerde balinalar, deniz kuşları ve foklar bulunur.

1775 yılından bu yana birçok kâşifler tarafından çeşitli yerleri keşfedilmiştir. Norveçli gezgin Roald Amundsen, ilk olarak 1911 yılında Güney Kutup Bölgesine ulaşmıştır. İkinci Dünya Savaşının sona ermesiyle de Amerika Birleşik Devletleri kutup araştırmalarına daha çok önem verdiğinden bu bölgede çeşitli araştırmalar yapılmıştır.

SİMAV « Türkiye Coğrafyası

Kütahya iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.709 kilometrekare, nüfusu 61.417 dir. Yüzeyi, genişçe bir çöküntü ovası ile bu ovayı çevreleyen ormanlarla kaplı dağ yamaçlarından ibarettir. Tahıl ekimi ve hayvancılık, başlıca geçim kaynağıdır.Merkezi 6.528 nüfuslu Simav kasabasıdır.

SARUHANOĞULLARI « Tarih

Anadolu Selçuk devletinin dağılmasından sonra Batı Anadolu'da kurulmuş olan beyliklerden biri. Saruhanoğulları beyliği, 1313 yılında, Manisa ile öbür Lidya şehirlerini alan, Saruhan Bey tarafından kurulmuştur. Beylik, Manisa merkez olmak üzere Menemen, Gördes, Demirci, Nif, Turgutlu kasabalarını kaplıyordu. Osmanlılar tarafından 1390 yılında Yıldırım Bayezit zamanında ortadan kaldırılmış, ancak Ankara Savaşı'ndan sonra Saruhan beyi Hızırşah tarafından yeniden yöneltilmeğe başlanmıştır. Hızırşah'ın Çelebi Mehmet tarafından yakalanarak öldürülmesi üzerine Saruhanoğulları beyliği, tarih sahnesinden tamamen çekilmiştir.

BÜNYE « Sağlık

Bir kimsenin, kalıtım yolu ile ve sonradan dış etkilerle meydana gelmiş, nispeten devamlı, fakat az çok değişiklikler de gösterebilen organizmaya ve ruha ait özellikleri. Bu özellik, o kimsenin şekillenmesinde, gelişmesinde, organlarının çalışmasında ve uyumunda, hastalık etmenlerine karşı gösterilecek karşı koymalarda önemli rol oynar.

Bünyeler, dış görünüşler ve bazı hastalıklara yakalanmak istidatlarına göre çeşitli bölümlere ayrılmak istenmiştir. Bu bölümlerin başlıcaları şunlardır, a - Astenik bünye, b - Piknik bünye, c - Atletik bünye.

Astenik bünyenin gelişimi fena, ağırlığı azdır. Kas ve bağ dokusu sistemleri zayıftır. Omuzlar dar ve düşüktür. Göğüs, önden arkaya doğru basılmış gibi yassıdır. Kalp küçük, damarlar dardır. İş görme yetenekleri az olan bu bünyeler, çoklukla tüberküloza kolaylıkla yakalanırlar. Piknik bünyelerin göğüsleri geniş, boyunları kısa ve yüzleri kırmızıdır. Kolay şişmanlarlar ve göbek bırakırlar. Tansiyon yüksekliği, romatizma, safra ve böbrek taşları bu bünyelerde sık görülür. Atletik bünye, geniş omuzlu, ince belli, kas sistemi iyi gelişmiş bir bünye şeklidir.

AKSEKİ « Türkiye Coğrafyası

Antalya iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 2390 kilometrekare, nüfusu 27.410 dır. Antalya'nın orta ve kuzeyinde olan Akseki ilçesi, Batı Torosların güney ya maçları üzerinde bulunmaktadır. Yüzeyi çok sarp olduğu için hayvancılık ve tarla ziraatinden çok, ormanlardan elde dilen kerestelerle yapılan ticaret ön safhadadır.

İlçenin merkezi olan Akseki kasabası 2514 nüfusludur. Romalılar devrinden kalma tarihî bir kasabadır. O devirden kaldığı sanılan burç harabeleri ile bu tarihî özelliğini muhafaza etmektedir.

DİKTAFON « Teknik

Sesleri kaydetmek için kullanılan elektrikli bir makine. 1877 de Edison tarafından yapılan fonograf esasına dayanır. Mikrofon ağza yaklaştırılıp konuşulduğu zaman, diyagrama bağlı bir İğne, mumlu bir silindir üzerinde girinti ve çıkıntılar yapar. Diyagram bu girinti ve çıkıntıların, ses titreşimlerine göre derinliklerini ayarlar. Bu izlerin üzerinden aynı şekilde bir iğne geçirildiğinde bu girinti, çıkıntılara uyan iğne, sesi tekrar diyagrama geçirir. Yani, mumlu silindir üzerinde tespit edilmiş, ses, yeniden duyulur. Sesin istenildiğinde alınması, istenildiğinde yavaşlatılmış ya da büyütülmüş bir halde verilmesini sağlayan diktafon, yerlerinde, okullarda, evlerde çok kullanılan bir araç haline gelmiştir.