BUHAR « Kimya
Buharlaşma olayında meydana gelen gaz halindeki madde.
DAVA « Hukuk
Hukuk kaidelerinin tatbiki ya da bir hakkın sağlanması için, mahkemeye yapılan müracaat. Dâva hakkı, esas hakka, bir kimsenin tecavüz etmesi ya da o hakkı tanımaması ile meydana gelir. Bu tecavüzden doğrudan doğruya zarar gören kimse de, tecavüzde bulunana karşı, gerek tazminat,gerek aynen "hakkını almak, gerekse o kimse hakkında kanunî bir sorumluluk tatbik edebilmek için dâva açabilir.
Bunların dışında, savcı, suç işleyen kimseye karşı hiç bir hakkı almadığı halde, Ceza Kanunun tatbiki edilmesi, için dâva açabilmek yetkisini haizdir.
Her dâvanın iki tarafı vardır: Biri hak kaidelerine tecavüz iddiası ile kanun hükümlerinin tatbikini isteyen kişidir; buna “davacı” denir; öbürü hak kaidelerine aykırı hareket ettiği iddia edilen kişidir, buna “dâvâlı” denir.
Bir davacının, dâva açabilmesi için, “haklarından da tasarruf edebilmek” yetkisi olması gerektir. Dâva açabilen herkes, hakkını bizzat takip edebilir. Mahkemelerde bu vekillik avukatlar yolu ile olur.
BOSTANCI « Tarih
Osmanlı saray teşkilâtında, saray bahçelerinde, bağ ve bostanlarında, kayıkhane ve kayıklarında çalışan askerlere verilen ad.
Bostancılar, Bostancı Ocağı adı verilen ocakta yetiştirilirlerdi. Bostancı Ocağı, İstanbul ve Edirne'de bulunuyordu. Bu ocağa, ilk zamanlarda, devşirme usulü ile seçilen acemiler alınırdı. Bunlar, genellikle Arnavut ve Boşnak çocukları idi. Fakat, sonraları, devşirme usulünün bozulması ile, Bostancı Ocağına alınan acemiler de, sözü geçen kimselerin tavsiyeleri alınmış ve zamanla bu ocak da bozulmuştur.
Bostancılar, Osmanlı İmparatorluğunun ilk yıllarında savaşa da katılmışlardır. Yeniçerilerin kaldırılmasından sonra, Bostancılar da, yenilik hareketlerine karşı davranışlarda bulunduklarından Bostancı Ocağı da bir düzene sokulmuş; bunlar, 1826 tarihinden sonra yalnız saray bahçelerine bakmaya ve bekçilik yapmaya başlamışlardır.
TEBRİZ « Dünya Coğrafyası
İran Azerbaycan’ının merkezi olan şehir. Nüfusu 290.000 dir. Tebriz, İslâm medeniyeti devrinde, Doğu'nun pek bayındır ve önemli şehirlerinden biri durumunda bulunuyordu. Halı ve şalları ünlüdür.
CİZYE « Yönetim Şekilleri
Eskiden Müslüman memleketlerde oturan Hıristiyanlardan alınan vergi Hıristiyanlar, İslâm ülkelerine vardıklarında, bu ülkeleri yönetenler tarafından, a - Müslümanlığı kabul etmeleri, b - Asker olmaları, c - Cizye vermeleri teklifleriyle karşı karşıya bırakılırlardı. Bu tekliflerden askerliği ve Müslümanlığı kabul etmeyenler için, Müslüman devletin korunmasına girmeleri, dinlerinde, geleneklerinde, günlük yaşayışlarında, sanat ve ticaretlerinde serbest ve bağımsız kalmaları karşılığı olarak “cizye” denen vergi alınırdı. İkin Halife Ömer zamanın da başlayan bu vergiye göre, en zengin Hıristiyanlardan, yılda bir kere olmak üzere 4 dirhem gümüş, orta hallilerden 24 dirhem gümüş, fakirlerden 12 dirhem gümüş alınırdı. Bu şekil, Osmanlılar tarafından da kabul edilmiştir. Fakat alınan para miktarı, zamanla değişime uğramıştır. 1855 tarihli “Islahat Fermanı” ile cizye kaldırılmış; bunun yerine, Hıristiyanların askere alınmamalarına karşılık “bedel-i askeri” adlı bir vergi konmuştur. Cizyenin adı değişmiş şekli olan bu vergi de, 1908 devriminden sonra Hıristiyanlar askere alındıklarından kaldırılmıştır.
SEBEN « Türkiye Coğrafyası
Bolu iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 950 kilometrekare, nüfusu 11.852 dir. Yüzeyi dağlık alanlardan ibarettir. Tarım ve hayvancılık, başlıca geçim kaynaklarıdır. Merkezi 1.472 nüfuslu Seben kasabasıdır.