Nedir

ÇEŞME « Toplum ve Toplum Yapısı

Şehir, kasaba ve köylerde, evlere basınçlı su verilmediği devirlerde, halkın içecek ve kullanılacak su ihtiyacını karşılamak için meydana getirilmiş araçlara verilen ad.

Çeşmeler genellikle bulundukları sokağın bütün evlerinin kullanma suyu ihtiyacını giderdiği gibi, birçok çeşmelerin suyu içmek içinde kullanılırdı.

Çeşmeler, birer sosyal hizmet ve yardım eseri olarak meydana getirilmiştir.

Bir küçük su deposu, bir musluk ve bir yalaktan meydana gelmiş gibi görünen çeşmeler, gerçekte, büyük bir para harcamayı gerektiren kuruluşlardır. Belli bir kaynak yerinden suyun, çeşmenin yapılacağı yere kadar borularla getirilmesi, çeşmenin devamlı bakımı, hep büyük masrafları gerektiren işlerdir.

Müslümanlıkta, suyu bulunmayan bir yere çeşme yaptırmak, büyük sevaplardan sayılmıştır. Bu sebeple, Osmanlı İmparatorluğu zamanında, imparatorluğun çeşitli şehirlerinde, sayısı belli olmayacak kadar çeşme, Müslüman halk tarafından yaptırılmıştır. Halkın yanında çeşme yapımı, devlet idaresi tarafından sağlanmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında, özellikle İstanbul'da yaptırılan bazı çeşmeler, büyük sanat değeri taşıyan eserler olmuşlardır. Bu çeşmeler, genel olarak padişahların, sadrazamların, vezirlerin, valide sultanların yaptırdıkları çeşmelerdir. Üçüncü Ahmet Çeşmesi, Ahmet III. tarafından yaptırılmış tarihî değeri büyük olan çeşmelerden en ünlüsüdür.

MERSİN « Türkiye Coğrafyası

İçel ilinin merkezi olan şehir. Nüfusu 68.574 tür. Akdeniz Bölgesi'nin en güzel şehirlerinden biridir. Çukurova'nın batı kenarında, Akdeniz'in kuzey kıyılarında, düz bir alanda kurulmuştur. Şehrin kuzeyinde Toros dağları yer almaktadır. İklim, Akdeniz iklimi özelliğini taşır. Çevresini kaplayan ovaların verimi pek çoktur. Tahıl ve pamuk ekimi, sebzecilik önemli gelir kaynaklarıdır. Son yıllarda yapılan limanı ile Akdeniz'in önemi liman şehirlerinden biri olmak özelliğini taşımaktadır.

SEÇİM « Yönetim Şekilleri

Halk egemenliğine dayanan bir yönetim şekli olan demokrasilerde; yönetimi, halk çoğunluğunun istediği temsilcilerin alabilmesini sağlamak için yapılan milletvekili ya da başka temsilciler seçme işi.Seçimde, a - Seçime katılmak, b - Seçilebilmek, olmak üzere iki şekil vardır.

Seçime katılmak ; ya anayasayı yapmak, kurmak ya da anayasa tarafından yapılmış, kurulmuş olan kuvvetleri kullanmak için temsilci göstermek suretiyle malî arzu ve iradeyi göstermek yetkisine sahip olmak ve bu yetkiyi kullanmaktır.

Seçilmek ; millet adına hareket etmek, ya anayasayı kurmak kudretlerini ya da anayasa tarafından düzenlenmiş ve kurulmuş olan kudretleri, millet namına kullanmak üzere seçilmektir. Böylece, halk tarafından seçilen ve zaman zaman yine halk tarafından değiştirilen temsilcilerin yönetiminde olan “temsili demokrasilerde” devletteki bütün kuvvet ve kudretler, birinci derecede seçmenler tarafından, ikinci derecede seçilmiş olanlar tarafından kullanılır. Bunun içindir ki, sayı bakımından çok olanlar, devlet yönetiminde kuvvet ve kudretlere sahip olurlar.

Her ülkede, seçime katılmak ve seçmek hakları, özel kanunlarla düzenlenmiş bulunmaktadır.

Çeşitli seçim usulleri vardır. Bunların başlıcaları şunlardır:

1 - Vasıtalı seçim : Bu usulde iki seçim heyeti vardır. Birinci seçim heyeti, temsilcileri seçecek olan daha az sayıdaki seçmenleri seçer. Bu seçmenler de temsilcilerin seçimine katılır, iki dereceli bir seçim usulüdür. İkinci seçmen sayısının daha az olması, bunların hüküm altına alınmasının daha kolay olması sonucunu yarattığı İçin, gerçek bir temsil usulü değildir.

2 - Açık seçim : Belli temsilcileri seçecek seçmemin ,oyunu açıkta kullanması usulüdür. Seçmenin hürriyetini ortadan kaldırdığı için, seçme hakkını en

kuvvetli kısan bir usuldür. Bu bakımdan, demokrasi ile bağdaşan bir tarafı yoktur .Demokrasilerde, seçimin gizli olması bas şarttır. Seçmen vatandaş, dilediği oyu, herkes kapalı bir seçim kulübesinde, kimseden korkusu olmadan ve kimseye hesap vermeden dilediğine verebilmelidir. Çoğu ülkelerde, kapak hücrelerde seçmenin oy verme şekli uygulanmaktadır.

3 - Tekrarlı seçim: Bir seçmenin çeşitli seçim dairelerinde aynı seçime ayrı ayrı katılma usulüdür. Çeşitli seçim dairelerinde, değişik sebeplerle ilgili olan bir kimse, bu seçim dairelerinin her birinde ayrı ayrı oyunu kullanabilmektedir. Bu usul, seçimin bir hafta süre ile yapıldığı ülkelerde uygulanmaktadır. Fakat çeşitli yanlış sonuçlara sebep olduğu için kaldırılmakta olan bir usûldür.

4 - Çoğalma oylu seçim : Bir seçmenin, aynı seçim dairesinde ve aynı zamanda, birden fazla oy hakkına sahip olmasını sağlayan seçim usulüdür. Bu oy farkında, verilen vergi oranları, öğrenim dereceleri, v.b. rol oynar.

5 - Listeli seçim : Temsili demokrasilerde işin doğrusu, bütün ülkenin bir seçim dairesi sayılması ve bütün halkın oylarını birden kullanmasıdır. Fakat buna hiç bir şekilde imkân olmadığından, ülkenin, bir takım seçim bölgelerine ayrılması ve bu bölgelerden her birinin, belli sayıda temsilci seçmesi zorunluluğu meydana gelmiştir. Bu bölge bölünmesinde, birbiri ile çarpışan iki usul vardır: a - Listeli seçim, b - Tek ad üzerine seçim. Listeli seçimde, belli bir seçim dairesinde bulunan bir seçmen, o bölgenin çıkaracağı birden fazla temsilciyi, 'bir liste üzerine yazmak ya da, seçime katılmış olan siyasî partilerin önceden hazırladıkları temsilci sayısı kadar oy listesini kullanmak suretiyle, seçme hakkını uygular. Tek ad üzerine seçimde, bir seçim dairesinin çıkaracağı bir temsilciyi, o seçim dairesinde bulunan seçmenden seçme hakkı uygulanır.

Bu seçim usulleri ile elde edilen oylar, ya “çoğunluk sistemi” ne göre değerlendirilir, ya da “nispi temsil sistemi” ne göre değer bulur.

Çoğunluk sistemi : Bir seçim bölgesinde, seçime katılmış olan partilerin, en çok oy almış olanının tam liste şeklinde temsilci çıkarması (azlık + 1) dir. Burada, azlığın bütün oyları, temsilci seçiminde değerini bulamamaktadır.

Nispi temsil : Genel oy hakkını sınırlandırmasından çok, düzenlenmesi ile ilgili bir sistemdir. Bu sistem de, çoğunluğun ezici hakkının önüne geçmek ve azlığa da hak tanımak prensibi uygulanır. Bu bakımdan “nispi temsil”, “azlığın temsili usulü” dür. Seçime katılan ve çeşitli düşünceleri temsil, eden siyasî partilerin, vatandaşlardan aldıkları oy oranında temsilciler, vatandaş çoğunluğunun getirdiği temsilciler değil; vatandaşların çeşitli düşünceler ve yönelimler içinde oy verdikleri çeşitli siyasî partilerin adaylarından meydana gelmiş temsilcilerdir. Çeşitli şekiller altında uygulanan nispi temsil sisteminin, Türkiye'de 15 Ekim 1961 genel seçimlerinde uygulanan şekli şudur: Seçime katılmış olan siyasî partilerin ve bağımsız adayların adları alt alta ve aldıkları muteber oy sayıları hizalarına yazılır. Bu rakamlar önce bire, sonra ikiye, sonra üçe o çevrenin çıkaracağı, milletvekili sayısına ulaşıncaya kadar bölünür. Elde edilen paylar parti ayırımı yapılmaksızın en büyükten, en küçüğe doğru sıralanır. Millet vekilleri, bu payların sahibi olan partilere 140.000 muteberi oy pusulasının olduğu ve bağımsız adaylara, rakamların büyüklük sırasına göre tahsis olunur.

Bu usul, bir örnekle gösterildiğinde: Bir seçim bölgesi, 5 milletvekili çıkaracak olsun. Burada seçime katılmış olan dört partiden A Partisi 80.000, B partisi 30.000, C partisi 28.000, D partisi, 2.OOO oy almış bulunsun. Bu seçim bölgesi,5 milletvekili çıkaracağına göre, muteber oy sayısının bu rakama bölünmesinden elde edilen 28.000 rakamı, milletvekili seçimindeki “baraj” rakamıdır. Buna ulaşamayan parti, hiç bir milletvekili çıkaramaz. Bu duruma göre D partisi, hiç bir milletvekili çıkaramamaktadır. Buna karşılık, A,B,C, partilerinin aldıkları oyların bire, ikiye, üçe... bölünmesinden elde edilen sonuçlarda çıkan paylar sonucu A partisi (84.000, 42.000, 28.000.. bölümleri sonucu) 3 milletvekili, B partisi (30.000, 15.000 bölümleri sonucu) 1 milletvekili, C partisi (28.000, 14.000.. bölümleri sonucu) 1 milletvekili çıkarabilmektedir.

Türkiye'de genel olarak şu seçimler yapılmaktadır : Milletvekilleri seçimi, Cumhuriyet Senatosu üyeleri seçimi, İl Genel Meclisleri seçimi, Belediye Meclisi üyeleri seçimi, şehir ve kasabalarda muhtar ve ihtiyar heyetleri seçimi, Ticaret ve Sanayi Odaları ve Ticaret Borsaları seçimi.Fakat seçim deyince, çoklukla “milletvekili” ve (9 Temmuz 1961 de halkoyunca kabul edilen Yeni Anayasamıza göre) Cumhuriyet Senatosu üyeleri seçimi anlaşılmaktadır.

Millet Meclisi üyeleri seçimi, Türkiye'de 4 yılda bir yapılmaktadır. Son nüfusun 450 ye bölünmesi ile elde edilen rakam, milletvekili seçiminde esas olarak sayılmakta ve illerin çıkaracakları milletvekili sayısı da, il nüfusunun, milletvekili seçilmek için gerekli rakama. bölünmesi ile elde edilmektedir. Türkiye'de Milletvekili seçimi “tek dereceli” “nispi temsil sistemine göre düzenlenmiş” genel, eşit ve “gizli oyla” yapılmaktadır. Seçmen oyunu kendisi ve tam bir serbestlikle kullanır. 15 ilde tam teşkilât kurmuş olan partiler seçime katılabilmektedirler.

İlk seçimleri 15 Ekim 1961 genel seçimlerinde yapılan Cumhuriyet Senatosu üyeleri de, tek dereceli, genel, eşit ve gizli oyla ve aynı günde yapılan bir seçimdir. Ancak, üyeler, çoğunluk sistemine göre seçilmektedirler. Cumhuriyet Senatosu üyeleri seçiminde, her il bir seçim çevresidir, İllerin çıkardıkları senato üyeleri de, kanunla gösterilmiştir. Cumhuriyet Senatosu üyesi olmak için, milletvekili olma şartlarının dışında, kırk yaşında olmak ve yüksek öğrenim görmek gereklidir.

Türkiye'de ilk seçimler Abdülhamit II. nin saltanatı devrinde 26 Aralık 1876 da ilân edilen “Kanunî Esası” ye göre hazırlanan “Talimat-ı Muvakkete” gereğince 1 Mart 1876 da İstanbul'da, 18 Ocak 1876 da da diğer illerde iki dereceli olarak yapıldı. Aynı yıl ikinci bir seçim daha yapıldı. Mithat Paşa'nın bir komisyonla birlikte hazırladığı ve 1908 seçimlerinde ilk defa uygulanan (İntihab-ı Mebusan Kanunu) Meşrutiyet ve Cumhuriyet devirlerinde bir iki ufak değişiklik görerek 1946 daki tek dereceli seçimlere kadar 70 yıl yürürlükte kaldı.

Bu kanun hükümlerine göre; “Müntehibi Evvel” (Birinci Seçme) olanlar tarafından her 500 kişiye 1 kişi hesabıyla “Müntehibi Sanî” (İkinci Seçmen) ler seçilmekte, bunlar toplanarak her ilin 50.000 erkek nüfusuna bir esasına göre tespit edilen miktarda milletvekilini seçmekte idiler. Meselâ İstanbul milletvekillerini 1300 kadar “Müntehibi Sanî” seçerdi.

1946 yılından itibaren de “tek dereceli” seçim uygulanmıştır.

Türkiye’de birden fazla partinin katılması ile yapılan seçimler 1908, 1912, 1919, 1931, 1946, 1950, 1954, 1957, 1961 seçimleridir. Tek partili seçimler ise; 1876 (her iki seçime partiler henüz kurulmadığı için katılmalar olmamış, Muhafazakârlar ile Meşrutiyetçiler mücadele etmişlerdir), 1914, 1923 (Meclis hükümeti zamanı), 1927, 1935, 1939, 1943 seçimleridir. Türkiye'de Muhalefet ilk defa 1911 ara seçimlerinde birleşmiş, “İttihat ve Terakki Fırkası”na karşı “Hürriyet ve itilâf Fırkası” adını almış ve kazanmıştır. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı ilk defa 1934 de, subaylara 1961 de verilmiştir.

BURUN « Biyoloji

Alınla üst dudak arasında, çıkıntılı koklama ve solunum organı.

Burnun dış kısmı deri, kıkırdak ve kemikten meydana gelmiştir. Yüzün önünde ve ortasında bu çıkıntı, üç yüzlü bir piramide benzer. Bu çıkıntının tepesi, “burun kökü”, yan yüzlerinin ortasındaki kenarı “burun sırtı” adını alır. Piramidin tabanında iki “burun deliği” vardır. Burun deliklerinin yanlarını sınırlayan bölümüne burun kanatları, denir. Burun deliklerinden giren deri 1,5 santimetre kadar içeri kıvrıldıktan sonra burun boşlukları mukozası ile devam eder. Burun deliklerinin, burun derisi ile örtülü olan bölümüne “burun vestibülü” denir ki burada burun kılları bulunur. Burun boşlukları, orta çizginin yanlarında (burun bölmesi) yüz ve kafa kemiklerinin yaptıkları iki boşluktur.

Burun ile burun boşluklarının, koku ile ilgili olan bölümü, burun boşluklarının üst bölümündedir. Burun boşluklarının öbür bölümleri, solunumla ilgilidir.

Burun boğuklarının koku parçasının mukozası içinde, “koku hücreleri” denilen duygu hücreleri vardır. Bu hücreler, koku izlemini alarak koku sinirlerine verir. Kokunun duyulabilmesi için havadaki koku atomlarının burnun bu bölümüne gelmesi gerekir.

KARINCAYİYEN « Hayvanlar

Tropikal Amerikada yaşayan bir memeli hayvan. Dişsizdir. İnce bir kamçı gibi bükülebilen ıslak ve yapışkan bir dili vardır. Bu dile yapışan karıncaları yiyerek geçinir.İki metreye kadar boyu olan büyük cinsleri bulunur .Kuyrukları çok tüylüdür.

BÜNYE « Sağlık

Bir kimsenin, kalıtım yolu ile ve sonradan dış etkilerle meydana gelmiş, nispeten devamlı, fakat az çok değişiklikler de gösterebilen organizmaya ve ruha ait özellikleri. Bu özellik, o kimsenin şekillenmesinde, gelişmesinde, organlarının çalışmasında ve uyumunda, hastalık etmenlerine karşı gösterilecek karşı koymalarda önemli rol oynar.

Bünyeler, dış görünüşler ve bazı hastalıklara yakalanmak istidatlarına göre çeşitli bölümlere ayrılmak istenmiştir. Bu bölümlerin başlıcaları şunlardır, a - Astenik bünye, b - Piknik bünye, c - Atletik bünye.

Astenik bünyenin gelişimi fena, ağırlığı azdır. Kas ve bağ dokusu sistemleri zayıftır. Omuzlar dar ve düşüktür. Göğüs, önden arkaya doğru basılmış gibi yassıdır. Kalp küçük, damarlar dardır. İş görme yetenekleri az olan bu bünyeler, çoklukla tüberküloza kolaylıkla yakalanırlar. Piknik bünyelerin göğüsleri geniş, boyunları kısa ve yüzleri kırmızıdır. Kolay şişmanlarlar ve göbek bırakırlar. Tansiyon yüksekliği, romatizma, safra ve böbrek taşları bu bünyelerde sık görülür. Atletik bünye, geniş omuzlu, ince belli, kas sistemi iyi gelişmiş bir bünye şeklidir.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy