Nedir

ŞEKER « Kimya

Birçok meyve, sap ve köklerin öz suyundan ya da nişastasından çıkarılan, karbon (C), hidrojen (H) ve oksijen (O) den bileşmiş bulunan, beyaz, su da, erir mayalanabilir, tatlı maddelerin genel adı. Kimyasal ad bakımından “karbonhidratlar” dandır. Karbonhidratlara mono sakkaritler ve disakkaritler sınıf içinde bulunanları, genel olarak şekerleri içine alır (glikoz, levüloz, sakkaroz gibi. Bunlar da, sırasıyla üzüm şekeri meyve şekeri, kamış şekeri adları ile de anılırlar).

Bizim pratikte kullandığımız şeker özellikle Türkiye'de, şeker pancarından elde edilen şekerdir. Şeker pancarından şeker, şu yollarla elde edilmektedir:

Şeker pancarı kök kısımlarından kurtarılarak güzelce temizlendikten sonra özel makinelerde ince ince dilimlenir. Bu dilimler 80 - 90C arasında su ile muamele edilir. Bu takdirde şeker eriyerek suya geçer. Karışımı ısıtmaktan maksat, protoplazmayı öldürtmektir. Çünkü şeker canlı hücre çeperlerinden geçemez. Bu takdirde elde edilecek öz su miktarı beklenilenden az olur.

Bu şekilde elde edilen şeker eriyiği daha bir çok yabancı maddeleri ihtiva eder. Bunlardan kurtarmak için karışım kireç sütü ile muamele edilir. Organik asitlerle proteinli maddeler kalsiyum tuzu halinde çöker. Şeker ise kalsiyum sakkarat halinde çözülmüş olarak kalır, ayrılır. Daha sonra karışım içerisinde CO. gazı gönderilir. Aşırı Ca (OH)2 ve kalsiyum sakkarattaki kalsiyum, karbonat teşkili ile çökelir. Eriyikte serbest sakkaroz kalır. Tekrar filterpreslerden süzülür. Süzüntü vakum kazanları içerisinde düşük baskı altında buharlaştırılarak koyulaştınhr. Bu sırada şekerin büyük bir kısmı kristalleşir. Geride kristallenmeden kalan kısım % 50 şeker ihtiva eden "Melâs" tır. Melastan tekrar şeker elde edildiği gibi fermantasyona uğratılarak alkol de elde edilebilir. Fakat büyük bir kısım fabrika civarında hayvan yemi olarak kullanılır.

Ham şeker kristalleri alınır. Üzerine su veya şeker şurubu püskürtülerek yıkanır. Ve son melâs kısımlarından temizlenir. Sonra şurup haline getirilerek kemik külü ile rengi giderildikten sonra tekrar vakum kazanlarında koyulaştırılarak kalıplara dökülür. Böylece kesme şeker elde edilmiş olur. Yıkanmış ham şeker santrfüje edilerek sıvı kısmından ayrıldıktan sonra sıcak hava ile kurutulursa toz şeker elde edilir. Bu şeker elde edilişi büyük ve modem fabrikalarda yapılmaktadır.

Şeker fabrikaları, kampanya denilen senenin bir kaç ayı zarfında çalışır. Çünkü topraktan sökülen pancarlar derhal istenmelidir. Stok edilirse fermantasyona uğrayarak şeker kısmı bozulur.

CÜZAM « Sağlık

Micobacterium leprae adı verilen bir virüsün meydana getirdiği hastalık. Tıp dilindeki adı Lepra, halk dilimizdeki adı da Miskin hastalığıdır.Şiddetli belirtileri olan salgın bir hastalıktır. Etmeni, 1879 yılında Hansen tarafından bulunmuştur.

Cüzam hastalığı medeniyetin bilinen en eski hastalıklardan biridir. Antik çağlarda, özellikle Ortaçağ'da büyük salgınlar yaptığı ve toplum için çok ürkülen bir hastalık olduğu bilinmektedir. Ortaçağ'da bu hastalığa yakalananlar için özel evler ve barınaklar yapılmış, hastalar buralarda kendi kendileri ile başbaşa bırakılmıştır. Daha sonraları, cüzamlı hastalara çıngırak takılmış böylece herkesin bunların yanına yanaşmasına engel olunmak istenmiştir. Bugün özellikle geri kalmış ülkelerde rastlanan bir hastalık özelliğindedir.

Cüzamın iki tipi vardır: Nodüler tip: Deride, nasırlı düğmeler seklinde belirtileri olan bir cüzam tipidir. Bu düğmeler, hastalığın ilerlemiş devirlerinde ülserler halinde açılırlar. Sinirsel tip: Sinirlerde kendini gösteren bir tiptir. Zamanla hasta sinirsel yeteneğini kaybeder, hissiz bir durum alır. Bunun da ilerlemiş hallerinde deride belirtiler görülür. Bunlar da zamanla ülserleşir. Katılım yolu ile geçmez. Ancak, cüzamlı olan hastaların derisine temas yolu ile insandan insana geçer. Başlangıç devirlerinde yapılacak teşhisle hastalıktan kurtulmak imkânı bugün için vardır.

DEVALÜASYON « Ekonomi

Para münasebetlerinde kullanılmakta olan ve bir memleket parasının kıymetinde kanunî olarak yapılan indirmeyi ifade eden bir deyim. Devalüasyon, ya da altın ve gümüş sistemi yürürlükte olan ülkelerin altın ve gümüş paralarındaki maden miktarını indirmek, ya kâğıt paranın belli bir altına karşı olduğu para sistemlerinde, belli bir altın karşılığı olan paranın miktarını çoğaltmak ya da paranın, yabancı dövizlere göre nispetini değiştirmek şeklinde tatbik edilebilir.

Devâlü'asyon enflâsyonla kıymetini kaybetmiş olan bir paranın değerini tespite yarayan tedbirlerden biridir.

AVİTAMİNOZ « Sağlık

Vitamin azlığı ve eksikliğinde görülen hastalık belirtilerine genel olarak verilen ad. Vitamin eksikliğinden hastalık hali belireceğini ilk olarak 1896 da Hollândalı hekim Eijkman göstermiştir. Bu buluştan sonra vitamin adı verilen (Bk. Vitamin) ve yeteri kadar alınmadığında hastalık hallerinin belirmesine sebep olan cisimler üzerinde araştırmalar çoğalmış, sağlık ve hastalıkta vitaminlerin oynadığı önemli rol açıklanmıştır.

İnsanın vitamin ihtiyacı, harcanan vitaminin miktarına yasa cinse ve bazı özel şartlara bağlıdır. Bu şartların olmaması ya da eksik olması halinde her vitamine göre değişen belirtiler baş gösterir. Bu belirtiler vitaminin cinsine göre ayrı ayrıdır.

A Avitaminozu'nda bilhassa gözde hastalık hali görülür. Göz yaşı bezleri çalışmadığından göz kurur ve hastalık belirir. Bu arada gece körlüğü A vitaminozundan ileri gelir. A vitaminin eksikliğinde bundan başka deride, sinir sisteminde, gelişimde hastalık belirtileri kendini gösterir.

B grubu Avitaminozu'nda başlıca sinir sisteminde, deride, sindirim siste, ininde hastalık belirtileri görülür. Beriberi ve pellegra hastalıkları B grupbu A-vitaminozunun önemli belirtileridir.

C Avitaminozu bilhassa diş etlerinin kanaması ile kendini gösteren skorbüt hastalığının meydana gelmesini sağlar. Bu vitamin eksikliğinde bundan başka başlıca kemik ağrısı, zayıflama, kansızlık belirtileri olur.

D Avitaminozu'nda raşitizm denen kemik hastalığı, çocuklarda, yetişkinlerde kemiklerin yumuşaması ve çabuk kırılması şeklinde kendini gösteren osteomalasi olur.

E Avitaminozu'nda cinsel organlar canlılıklarını kaybederler.

CERRE ÇIKMAK « Din

Osmanlılar devrinde, medrese öğrencilerinin medreselerin tatil bulunduğu üç aylarda (Recep, Şaban, Ramazan) Kur'an okumak, vaaz etmek, namaz kıldırmak gibi dinî hizmetlere karşılık para, yiyecek v.s. almak amacıyla memleketin her yönüne dağılmaları. Böylece bu öğrenciler, öğrenim ihtiyaçlarını karşıladıkları gibi, halkı çeşitli dinî konular da aydınlatmak işini de görmüş olurlardı. Cumhuriyetin ilân edilmesi ve medreselerin kaldırılmış olması ile “cerre çıkmak” kanundışı sayılmıştır.

PARS « Hayvanlar

Etoburlardan, sıcak ülkelerde yaşayan bir hayvan. İrilik bakımından, yırtıcı hayvanların en büyüklerinden biridir. Derisi parlak ve açık renklidir. Deride sık ve siyah benekler bulunur. Çakal, yılan, antilop gibi hayvanları avlayarak geçinir. İnsana saldırmazlar, fakat, aslan ve kaplandan daha tehlikeli hayvanlardır.

Parsın Amerika'da yaşayan cinsine “Jagar” denir. Buna “Ameriken Kaplanı” da derler. Çoklukla Güney Amerika'da bulunur. Çok yırtıcı ve kan dökücü bir hayvandır. Puma ve Çita da Amerika'da yaşayan Jagar cinsleridir.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy