GÖL « Genel Coğrafya
Karalar yüzeyinin çukurlarında, suların birikmesi ile meydana gelen oluşum. Bütün çevreleri, kara ile kuşatılmıştır. Oluşum bakımından başlıca iki büyük guruba ayrılırlar: 1 - Yerli kaya içindeki göller, 2 - Set gölleri.
Başlıca yerli kaya gölleri şunlardır: a - Çöküntüler ve tektonik hareketlerle meydana gelenler (Doğu Afri-ka'daki Victoria, Tanganika gölleri gibi. Bunlardan bazıları çok derin Bay-kal gölü 1.450 m.).
b - Oluşumu glasyal olan çanakların sularla dolması ile meydana gelen göller (Fillândiya ve Kanada göllerinin çoğu).
c - Sönmüş yanardağların kraterlerine suların dolması ile meydana gelen göller (Nemrut gölü).
Set gölleri, vadiler gibi dört yanından kapalı olmayan çukurların, lâvlarla, buzul ya da akarsuların taşıyıp getirdiği yığıntılarla, heyelan eden maddelerin meydana getirdiği bir sedle tıkanması ve meydana gelen set arkasından suların birikmesi ile meydana gelirler. (Büyük ve Küçük Çekmece gölleri, denizden kıyı kordonları ile yarılmış set gölleridir; Van gölü, lâvlardan meydana gelmiş bir setin arkasında oluşmuştur; Tortum gölü, heyelan sokucu meydana gelmiştir).
Göller, yağmurlar, kaynaklar ve akarsularla beslenirler; sızan ve buharlaşma yolu ile su kaybederler. Göllerin sularının azalması ve çoğalması beslenme kaynaklarının çokluğuna, sularını kaybetme oranına göre değişir. Bu sebeple
beslenme sularının, buharlaşma ve sızma ile kaybedilen sulardan fazla olduğu mevsimlerde, göllerin, seviyesi yükselir; suların sızdığı ya da çok kaybedildiği mevsimlerde suları azalır. Kurak bölgelerdeki göllerin bazıları tamamen kuruyabilir. Tuz gölünde durum böyledir.
Fazla sularını dışarıya boşaltan göllerin suyu tatlı, kapalı havzalardaki göllerin suyu tuzlu olur.
Dünyanın başlıca gölleri : Dünyadaki başlıca göller büyüklüklerine göre şunlardır : Hazar denizi, 336.000 km2.) Superior (81.000 km2.), Victoria (68.000 km2.), Aral (64.500 km2.), Huron ( 41.600 km2), Michigan (58.100 km2), Baykal (33.000 km2), Tanganika (32.000 km2.),
Türkiye'deki göller : Türkiye'de irili ufaklı seksen kadar göl ve gölcük vardır. Fakat hiçbiri Amerika ve Avrupa'daki göller kadar büyük alan kaplamazlar. En büyük gölümüz olan Van gölü, Avrupa'nın en büyük gölü olan Ladoga gölünün ancak beşte biri kadardır. Göllerimizin başlıcası şunlardır: Van (3.764 km2.), Tuz gölü (1.620 km2), Beyşehir (651 km2), Eğridir (570 km2.), îznik (308 km2.), Manyas (178 km2.), Burdur (176 km2 ), Acıgöl (156 km2.), Ulubat (156 km2)
Son yıllarda Kızıl ırmak üzerinde kurulan Hirfanlı Barajının ardındaki gölün yüzölçümü 208 km2 dir (Bu duruma göre, buradaki baraj gölü, Türkiye'nin başlıca göllerinden biri olmaktadır.)
KANAL « Genel Coğrafya
Sunî olarak meydana getirilen su geçitlerine verilen ad. Nehir ve deniz sularını birbirine bağlamak, yolu kısaltmak, ulaştırmayı kolaylaştırmak, tarım bakımından toprakları sulamak ,bataklıktan kurutmak, endüstride hidroelektrik tesislere gerekli suyu göndermek gibi çeşitli amaçlar için kanallardan faydalanılır.
Kanal açmak ihtiyacı, tarihin çok eski devirlerinden beri kendini hissettirmiştir. Milâttan 1400 yıl kadar önce Mısır'da Nil nehri ile Kızıldeniz arasın da bir kanal düzeneği yapılmıştı. Dünyanın en eski ve en uzun kanallarından biri de Çin'dedir. 1300 kilometre uzunluğunda olan bu kanal Pekin'den başlar, imparator kanalı adı ile bilinir. Bu kanal, M. Ö. 486 yılında başlamış M. S. 1320 yılında tamamlanmıştır. Bugün çok harap olmuş bir durumdadır. Ancak bazı kısımlarında küçük teknelerle gezi yapılabilmektedir.
Gerek ticaret, gerekse siyaset bakımından dünyanın en önemli kanalları arasında Süveyş kanalı ile Panama kanalı vardır. Bunlardan biri Kızıldenizle Akdenizi, öbürü Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus'u birleştirir.
HAÇLI SEFERLERİ « Tarih
Ortaçağda Kudüs ve Filistin'i Müslümanların elinden kurtarmak ve Müslümanlığın kudretini ezmek amacı ile papanın yöneticiliği altında Avrupalı hükümdar ve derebeylerinin komutanlığında, toplanan Hıristiyan ordularının yaptıkları seferlere verilen ad. Bu seferlere "Haçlı seferleri" ya da “Ehli Salib Muharebeleri” denmesinin sebebi, bu ordular mensuplarının, elbiselerinde büyük kırmızı haçlar dikmelerinden ileri gelmektedir. Başlıca 8 Haçlı Seferi vardır.
Sebepleri: Haçlı Seferlerinin en önemli sebebi, Hıristiyanlığın kutsal şehri Kudüs'ün alınmasıdır. Bundan başka Selçuklular tarafından Anadolu’daki toprakları ele geçirilmiş bulunan Bizanslıların Hıristiyan dünyasından yardım istemesi, hükümdar ve derebeylerin yeni zengin topraklar elde etme düşünceleri, Avrupa ülkelerine, yeni sömürgeler sağlanması,din baskısının etkisi sonucu, Hıristiyan halkın,Hıristiyanlıkça kutsal olan yerleri elde etmek amacı ile ayaklanmaları, Haçlı Seferlerinin başlıca sebepleri arasında sayılabilir.
Başlangıç: Papa Urban II. tarafından 1095 yılında Clermont ve Plâisance şehirlerinde yapılan papazlar toplantılarında (Conciller) Doğu ülkelerinde dinsel bir egemenlik kurulması için bir “Haçlı hareket” fikri ortaya atıldı. Papalık tarafından tâyin edilen vaizler, Fransa’daki kıtlık sebebi ile perişan bir durumda olan halk arasında dolaşarak ”haçlanma fikri” ni uyandırmağa muvaffak oldular. Bunlar arasında özelikle Pierre L’Ermite adlı papaz büyük bir şevkle Haçlı harekete katılmak için toplandılar. Pierre L’Ermite başkanlığındaki fena silâhlandırılmış ve bir köylüler yığınından başka bir şey olmayan büyük bir grup, 1096 yılında yola çıktılar. Her, yeri yağma eden bu başıbozuklar kütlesi, Macaristan'da imha edildiler. Bunların ufak bir bölümü İstanbul'a gelebildi. Bunlar, Anadolu yakasına geçerek İznik'e kadar akınlar yaptılar, her yeri yağma ettiler. Fakat Selçuk Sultanı Kılıç Aslan, emiri İlhan komutasındaki kuvvetlerle bunları İznik çevresinde bastırdı. Geri kalan kuvvetler de Hersek'ten biraz uzakta Kırkgeçit deresi çevresinde yok edildiler. Piere L'Ermite'le birlikte kurtulanlar çok az oldu. Bunlar da Bizans'a sığındılar.
Birinci Haçlı Seferi (1096 - 1099) :
Şövalyelerin meydana getirdiği asıl Haçlı seferi, İngiliz, Alman, Fransız, Belçika, Hollandalı, İngiliz ve Normanlardan meydana gelmiş büyük bir kuvvetle başlamıştır. Bunların 100.000 kadar şövalye ve 600.000 kadar kadın, rahip ve hacıdan meydana geldiği kaydedilir.Bu kuvvetlerin her biri, kendi şefinin komutasında hareket edecek İstanbul'da toplanacaktı.Bu kuvvetler, Ağustos 1096 dan itibaren hareket ettiler. Godfroy komutasındaki kuvvetler, Macaristan'dan geçerek Sofya,Edirne yolu ile 23 Aralık 1096 da İstanbul'a geldiler. Öbür kuvvetlerde de Roma - Draç yolu ile en geç 1097 Nisanında İstanbul'da toplandılar .Bizans imparatoru Alexi'nin ilkin zorlukla karşıladığı, sonradan İstanbul’un Anadolu yakasına geçmesine kolaylık gösterdiği bu kuvvetler Mayıs 1087 de İznik kalesini kuşattılar. Kılıç Aslan, 40.000 kişilik kuvveti ile İznik'i savunduysa da, kale 19 Haziran 1097 de düştü. Bundan sonra Haçlı kuvvetleri iki kolla Eskişehir'e yürüdüler.İnönü kasabası civarında Selçuk kuvvetleri Haçlıları perişan ettiler. Fakat yağmacılığın başlaması üzerine kesin sonuç alınamadı. Haçlılar kendilerini toplayarak hücuma geçtiler. Selçuk ordusu yenilgiye uğradı. Kılıç Aslan, bu muharebeden sonra ciddî bir karşılama göstermedi, Haçlılar, Kayseri - Maraş -Antakya yolu İle Suriye'ye girdiler Haçlı kuvvetleri, Eskişehir'den sonra Anadolu'da geçtikleri yerlerde büyük zorluklarla karşılaşmıştır. Geçtikleri yerlerde yiyecek ve içecek zorluğu, büyük Haçlılar kuvvetlerinin çok fazla kuvvet kaybına, zayıflamasına sebep olmuştur. Bu arada orduda çıkan çeşitli kargaşalıklar, başkaldırmalar, kaçmalar. 600.000 kişilik ordunun, 200.000 kişiye inmesi sonucunu doğurmuştur. Fakat, çok kuvvet kaybedilmesine rağmen, birinci Haçlı Seferi, 15 Temmuz 1099 da Kudüs'ün alınmasıyla sonuçlanmıştır. Burada bir “Kudüs Krallığı” kurulmuştur. Godefroy kral olarak ilân edilmiştir. Gerek Godefroy, gerek ondan sonra yerine geçen kardeşi, devamlı olarak muharebe etmek zorunda kalmışlar,Batı milletlerinden yardım istemişlerdir.Bu arada Kudüs'ün alındığını, zengin doğu topraklarına ulaşıldığını, duyan Avrupa halkı, yeni kafileler halinde Haçlı orduları meydana getirmişler ve İstanbul yolu ile Anadolu'ya ve Kudüs'e varmaya çalışmışlardır. Ancak üç grup halinde yola çıkan bu kuvvetler, Anadolu’yu yakıp yıkmalarına rağmen, Kılıç Aslan ve Melik Danişment kuvvetleri tarafından yenilgiye uğratılıp yok edilmişlerdir.
İkinci Haçlı Seferi (1147 - 1149):
Filistin'de meydana getirilmiş olan Batı örneğindeki derebeylikler devamlı Birinci Haçlı seferi sırasında Suriye ve Filistin'de tazyikler karşısında kaldıklarından, batıdan yardım istemek zorunda kalmışlardır. İlkin kimse bu yardıma koşmak istememişse de Saint Bernard'ın teşviki ile Fransa Kralı Louis VII. haçlanmış, Alman kralı Conrad III. de Fransa kralına katılmıştır. Almanlar, Macaristan yolu ile İstanbul'a geldiler. Alman kralı, Fransızları beklemeden, kardeşinin komutasına verdiği Haçlıları Edremit - İzmir - Denizli yolu ile Antalya'ya gönderdi, kendisi de İznik yolu ile Anadolu'ya geçti. Ancak, Eskişehir'e kadar gelebildiler. Burada Türklerle yaptıkları büyük bir muharebede yenilgiye uğramak zorunda kaldılar ve ileri gitmeye güçleri olmadığından, geri çekilme kararı aldılar. Türklerin devamlı hücumları karşısında İznik'e döndüklerinden kuvvetlerinin onda dokuzu yok olmuştu.Burada Fransız ordusu ile karşılaştılar. Almanların bu yenilgisi üzerine Fransızlar, Ege denizi kıyı yolunu takip ederek Antalya'ya gitmeyi tercih ettiler. Edremit - İzmir Efes yolu ile Denizli'ye yürüdüler. Burada,kendilerinden önce aynı yolu takip ederek gelen Alman Haçlılarının yok edilmiş olduklarını öğrendiler. Buralara da ciddi bir karşı koyma hareketi ile karşılaşmadan Kazıkbel boğazına kadar geldiler. Burada Selçuk Türklerinin büyük bir taaruzu altında kalarak yok olmaktan güçlükle kurtuldular. Antalya'ya gelen Fransızlar, biri denizden, biri de karadan olmak üzere iki koldan Antakya'ya gitmeye karar verdiler. Karadan Antakya'ya giden Haçlılar yolda Türkler tarafından yok edildiler.Denizden gidenler, Antakya'ya ulaştılar. Yaralı olan ve İstanbul'da tedavisini bitiren Alman Kralı Conrad, Akkâ'ya gelmiş ve Bizanslıların verdiği para ile bir ordu kurmuştu. Buraya gelen Fransızlarla anlaşarak Şam'ı kuşatmağa karar verdi. Ancak Atabey Seyfettin'in Şam'a gelmek üzere olduğu haberi üzerine bu kuşatmayı devam ettirmediler. İlkin Alman kralı, bir süre sonra da Fransız kralı, memleketlerine dönmek zorunda kaldılar. Böylece ikinci Haçlı Seferi ,bir sonuç alınmadan bitmiş oluyordu.
Üçüncü Haçlı Seferi (1189 - 1193) 1174 yılında Selâhattin Eyyubî, Atabey Nurettin'in ölümünden sonra “Sultan” unvanını almış, 1187 de Kudüs Krallığı ordusu ile yaptığı bir savaşta, bu orduyu büyük bir yenilgiye uğratmış, Akkâ'yı Suriye'deki bütün Hıristiyan şehirlerini Beyrut'u ve Kudüs'ü almaya muvaffak olmuştur. İslâm Dünyasının bu büyük zaferi üzerine, Papa Urbaîn, Hıristiyanlığın merkezini kurtarmak için yeniden Haçlanma fikrini canlandırdı. Alman, İngiliz ve Fransız kralları, Kudüs'e gitmek için hazırlandılar. İlkin Alman imparatoru Friedrich Banberousse hareket etti. Filibe önlerinde Bizanslılarla çarpışmaya girişti ise de çabuk anlaştılar ve kuvvetlerini Gelibolu'dan Anadolu’ya geçirerek Denizli yolu ile yollarına devam ettiler. Buradan sonra Selçukluların devamlı karşı koymaları ile karşılaştılar. Fakat ciddî bir karşılaşma olmadı. Alman İmparatoru Silifke nehrini geçerken nehirde boğuldu. Bunun üzerine ordu dağıldı. Başlangıçta 100.000 kişilik olan ordudan ancak 1.000 kişilik bir kuvvet Akkâ'ya girebildi. Çoğu silâhşörler de, memleketlerine döndüler. Birbirine karşı düşmanca hareket eden Fransa kralı Philippe Auguste ile İngiltere kralı Richard I. in hareketleri de bir sonuç vermedi. İngilizler, deniz yolu ile Kıbrıs'a çıktılar. Burasını aldıktan sonra Akkâ önlerine kadar geldiler. Gemilerle bu sırada Fransız kuvvetleri de kale önlerine geldiler. Fakat, aynı fikir yüzünden bir sonuç alınamadı. Fransa kralı çok durmadan geri döndü. İngiliz kralı da Kıbrıs'ı Kudüs kralına bırakarak geri döndü. Üçüncü Haçlı Seferinden bir sonuç alınamadı.
Dördüncü Haçlı Seferi (1202 - 1204):
Papa İnnocent III. kendinden önceki Papa Urbain'in plânını ele alarak Hıristiyanlaryeniden Haçlılar hareketine hazırlamağa çalıştı. Bunun sonucu olarak toplanan Haçlılar ordusu, Venedik'ten deniz yolu ile hareket etmeye karar verdiler. Ancak, bu sıralarda İstanbul'da büyük karışıklıklar başlamıştı. Tahtından indirilmiş olan Isaac Angleos, oğlu aracı ile Haçlıları, Kudüs yerine İstanbul'a gelmeğe babasını ve kendisini Bizans tahtına çıkarmak için yardımda bulunmağa çağırdı. Bunun üzerine ilkin İstanbul'a gidilmesine, İstanbul'da Bizans kuvvetlerinin de katılması ile Kudüs'e varılmasına karar verildi. 1203 Haziranında Haçlı ordusu İstanbul'a vardı. İmparator Alexi III. kaçmak zorunda kaldı. Eski imparator Isaac'ın oğlu Alex IV. adı ile tahta geçti. Haçlılara verdiği sözü tutmadığı için Bizans’ta yeniden kargaşalıklar başladı. Şehir yakıldı, yıkıldı yağma edildi. Bizans imparatorluğu yerine Haçlılar Bizans'ta bir hükümet kurdular. Haçlı Seferi, böylece son bulmuş oldu. İznik'e çekilmiş olan Bizans hükümdarlık sülâlesinden İznik imparatoru Mi-hail Paleologos 1261 de Haçlıların kurduğu da Lâtin egemenliğine son vermiştir.
Beşinci ve Altıncı Haçlı Seferleri: ( 1219 - 1221 - 1228 - 1229 ) : Papa İnnocent III. ün yaptırdığı propagandalar sonucu 1212 yılında Çocuklar Haçlı Seferi Fransa ve Almanya'da doğmuş, fakat toplanan binlerce çocuk ya hastalanarak yollarda ölmüşler, ya geri dönmüşler, ya da bunları kandıran tüccarlar tarafından satılmışlardır. Bu bakımdan, bunların yaptığı seferler, ayrı birer Haçlı Seferi sayılmaz. Bunlardan sonra papanın devam eden çalışmaları sonucu Almanlar ve Macarlar, 1218 de Mısır'a taarruz etmeğe karar verdiler. Haçlı kuvvetleri Dimyatta karaya çıktılar. Uzun bir kuşatmadan sonra burasını aldılar. Fakat Nü nehrinin taşması üzerine çekilip gitmek zorunda kaldılar. Sefere katılmadığı için Papa tarafından iki defa afaroz edilen Almanya imparatoru Friedrich II. topladığı kuvvetlerle 1229 da Kudüs'e girdi. Fakat papanın memleketinde çıkarmak istediği kargaşalıkları haber alınca Almanya'ya dönmek zorunda kaldı. Kudüs 1248 de yeniden Selçukluların eline geçti.
Yedinci Haçlı Seferi (1248 — 1252) : Kudüs'ün Selçuklular tarafından zaptı üzerine Papa İnnocent IV. yeni bir Haçlı seferi teşebbüsüne girmiştir. Avrupa'daki iç savaşlar sebebi ile bu Şerefe yalnız Fransa ve Norveç kralları katılmıştır. Fransız kuvvetleri denizden Kıbrıs'a geçmiş, burada kışı geçirdikten sonra 1249 da Dimyat'a varmıştır. Burasının alınmasından sonra, yardıma gelen İngiliz kuvvetleri ile birlikte Nil kanalını geçerek Mansurya'ya kadar ilerlediler. Fakat Baybars komutasındaki İslâm kuvvetleri. Haçlıların bütün dönüş yollarını kesmişler ve donanmayı yakmışlardır. Bu sebeple, Haçlılar, büyük kayıplar verdiler. Esir edilen Fransa kralı, ancak Dimyatı Mısırlılara teslim etmek ve para vermek şartıyla esaretten kurtuldu. Bu sefer de böylece başarısız sonuçlandı.
Sekizinci Haçlı Seferi (1270): Fransa kralı Saint Loius, Haçlı seferinde yenilgiye uğradığı halde, Kudüs'ü kurtarmak fikrinden vazgeçmiyordu. Bu sebeple 1270 de ordularıyla yeniden harekete geçti. Sicilya kralı olan kardeşinin yardımıyla ordusunu Kartaca çevresine çıkardı. Kale kuşatıldı. Fakat orduda çıkan veba hastalığı sırasında kral da bu hastalığa yakalanarak öldü. Son Haçlı Seferi de böylece başarısızlıkla sona erdi.
Haçlı seferi fikri, Avrupa'da bundan sonra taraftar bulamamış, Kudüs ve Filistin'deki Hıristiyan hükümetleri Avrupa'dan bir yardım göremez olmuşlardır. Buralardaki kaleler birer birer Müslümanların eline geçmiş böylece bu seferler sonunda meydana gelen Hıristiyan hükümetler ortadan kalkmıştır.
Sonuçlar : Haçlı seferleri, dinî siyasî, kültürel .sosyal, ekonomik sonuçlar doğurmuştur. Bu seferlerle papalığın eski kudreti kaybolmuş, otoritesi gevşemiş, Hıristiyanlık inançları sarsılmıştır. Batı ile Doğu medeniyetleri arasında bir bağ kurulmuş. Doğunun sanat ve mimarisi Batıya geçme imkânını, bulmuş, gemicilik ilerlemiş, bunlara karşılık Türklerin Avrupa'ya geçme imkânları birkaç yüzyıl geri kalmıştır.
BANDIRMA « Türkiye Coğrafyası
Balıkesir iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 518 kilometrekare, nüfusu 51.187 dir. İlçe, Bandırma'nın kuzeyinde ve Marmara Denizi kıyılarındadır. Yüzeyi Marmara kıyılarına paralel olarak doğu batı yönünde uzanan Karadağın yamaçları ile düz ve geniş platolardan ibarettir. Bu sebeple ilçe yüzeyi, geniş çapta tarla ekimine çok elverişlidir. İlçe sınırları içinde ve Marmara kıyıları çevrelerinde aynı zamanda geniş zeytinlikler ve bağlar görülür.
İlçenin merkezi olan Bandırma kasabası 28.858 nüfuslu büyük ve şirin kasabalarımızdan biridir. Kuruluş tarihi belli olmamakla beraber ,eski çağlardan beri bilinen bir şehirdir. Eskiden Pandromos denilen Bandırma, Orhan Gazi tarafından Bizanslılar'dan alınmış, Cumhuriyetin ilânından sonra da pek hızlı gelişmeler kaydedilmiştir. İstanbul'a 46 mil uzaklıkta olup, İzmir'e 344 kilometrelik bir demiryolu ile bağlıdır. Balıkesir'in başlıca ihracat limanı işini gördüğü için önemli bir ticaret yeridir. Bu sebeple Türkiye'nin en bayındır kasabalarından biri olmuştur.
DOMİNİKAN CUMHURİYETİ « Dünya Coğrafyası
Amerika'da bir cumhuriyet. Haiti adasının doğu bölümündedir. Yüzölçümü 49.543 kilometrekare, nüfusu 3.013.525 tir. Başşehri Santa Lomingo'dur.
Genel olarak dağlık bir ülkedir. Fakat dağlar ormanlarla kaplıdır. Halk daha çok kuzeydeki ovalara yerleşmiştir. Kahve, tütün, limon, portakal ve çeşitli meyvelerin çok bol yetiştiği bir ülkedir.
Burası, Cristopher Columbus tarafından keşfedilmiştir (1492) 1697 yılından itibaren Fransızlar ve İspanyollar burada yerleşmişlerdir. Uzun yıllar Fransızların ve İngilizlerin elinde bir sömürge olarak kalmış, 1884 te bağımsızlığını kazanmıştır.
KONFEDERASYON « Devlet
Karşılıklı işbirliği ve savuma amacıyla birleşmiş birkaç devlet topluluğuna verilen ad. Fakat, bu şekil birleşmenin, yurttaşlar üzerinde doğrudan doğruya bir yetkisi, bir etkisi görülmez. Konfederasyonun üye devletleri, kendi iç işlerinde tamamen bağımsızdırlar. Aynı zamanda milletlerarası devlet hüviyetlerini de kaybetmemiştir.