Nedir

MEVSİMLER « Genel Coğrafya

Yılın, süre bakımından birbirleri ile az çok eşit olan dört bölümü.

Bunlar, ilkbahar, yaz, sonbahar ve kıştır. Her mevsimdeki ısı azlığı ve çokluğu, ortalama olarak bellidir. İlkbahar, ısı ortalamasının fazla olmadığı bir mevsim; yaz, ısı ortalamasının fazla olduğu bir mevsim; sonbahar, ısı ortalamasının fazla olmadığı bir mevsim kış, ısı ortalamasının düşük olduğu bir mevsimdir.

Yeryüzünün ısı oranının artması ya da eksilmesi, ısı kaynağı olan güneşe göre olan duruma bağlıdır. Bu durum da, yeryüzünün ekseninin, yörünge düzlemi ile 23 derecelik bir açı meydana getirecek şekilde eğik olmasından ileri gelmektedir. Bu özellik de, güneş ışınlarının yeryüzüne dik ya da eğik olarak düşmesini sağlar. Güneş ışınlarının dik olarak düşmesi, yeryüzünün o bölgesinin çok ısınmasını, eğik olarak düşmesi, az ısınmasını; ikisi ortası bir durumda düşmesi ne fazla soğuğun ne de fazla sıcağın olmasını sağlamış olur. Bu ısı farkları da, mevsimlerin meydana gelmesine sebep olur.

Mevsimler, kuzey ve güney yarım, kürelerinde, tam olarak birbirinin karşıtı durumundadır. İlkbahar mevsimi 21 Martta başlar ve 21 Haziran'a kadar üç ay boyunca sürer. Yaz, bu tarihte, başlar ve 23 Eylül'e kadar üç ay sürer. Sonbahar bu tarihte başlar ve 21 Aralıkta son bulur. Kış da 21 Aralık ile 21 Mart arasındaki günleri kaplar.Kuzey Yarımküresinde yaz iken, Güney Yarımküresinde Kış Kuzey Yarımküresin. de ilkbahar iken, Güney Yarımküresinde sonbahardır. En uzun gece ve en kısa gündüz 21 Aralıkta, en kısa gece ve en uzun gündüz 21 Hazirandadır.

CAMİ « Din

İçinde bazı dinî törenlerin yapıldığı, Cuma ve Bayram namazlarının kılınabildiği büyük Müslüman tapınağı. İçinde "mimber"i bulunmadığı ve "hutbe" okunmadığı için Cuma ve Bayram namazlarının kılınmadığı tapınaklara mescit denir.

Doğrudan doğruya cami olarak yapılmış ya da sonradan cami haline getirilmiş bütün Müslüman tapınaklarının içinde mutlak surette birer mihrap, Cuma namazının kılındığı mimber, büyük ya da küçük müezzin mahfili, maksuresi, son cemaat yeri, dışarda geniş ya da dar avlusu, çoğu şadırvan şeklinde olan abdest alacak yeri, tek ya da çok şerefeli minaresi bulunur.

Camiler, ilk yapılış devirlerinde, özellikle Peygamber Muhammet ve Dört Halife devrinde yalnız namaz kılınan yer olarak bırakılmamış, savaş ve barış kararlarının verildiği, din konusu ile çeşitli tartışmaların yapıldığı, itibarlı konukların ağırlandığı, yabancı ülkelerden gelen elçilerin kabul edildiği davacı ve davalıların dinlendiği yer olarak kullanılan yerler olmuştur. Fakat toplumun din işleri ile devlet işleri, ayrı ayrı düzenler halinde teşkilâtlandıktan sonra, camiler yalnız ibadet ve ibadetle ilgili hususlar için kullanılmıştır. Bugün camiler, namaz, mukabele (Kur' an dinlemek) gibi ibadet, vaız ve cami dersleri dinlemek gibi bilgi işleri dışında bir de mevlit törenleri için kullanılmaktadır. Camide namaz safhası ve vaaz, imam, hatip, müezzinler ve vaizlar tarafından düzenlenir. Böylece ferdin dünya selâmetine ve ahiret saadetine ulaştırılması amacı etrafında çalışılmış olunur.

Bütün İslâm ülkelerinin büyük şehirlerinden köylerine kadar yaygın olan camiler belli bir yöre halkı tarafından, bir hükümdar ya da bir devlet ileri geleni tarafından, özel kişiler tarafından yaptırıldığı gibi dinî özellik taşıyan kurumlar tarafından da yaptırılmıştır. Cami, hükümdarlardan ya da devlet büyüklerinden biri tarafından yaptırılmışsa, cami avlusunun uygun bir yerinde çok defa kendilerinin ve yakınlarının mezarları, türbeleri de bulunur.

Camilerin büyük olanlarının başlıcalarında, halkın "Sakal-ı Şerif" dediği, Peygamber Muhammet'in traş sırasında ashabın (Peygamber görmüş ve yanında bulunmuş olanlar) birer hatıra olarak alıp sakladıkları sakallarından zamanımıza kadar gelenler bulunur. Sakal'ı Şerif, özellikle mevlit kandillerinde, Ramazan ayının Kadir günü ve gecesinde halk tarafından ziyaret edilir.

Camilerde bulunan eşyalar, sadelik, temizlik ve işe elverişlilikleri ile önem kazanan her boydan ve cinsten yaygılarla, seyyar ve sabit kürsülerden,kuran'ın konulmasına yarayan rahlelerden, vaızların oturacakları mimberlerden ibarettir. Bu eşyalar içindeki işçilik sanatının birbirlerine benzeyen tarafları kadar, birer şaheserleri sayılacak değerde olanları çoktur. Camilerin içleri genel olarak özentili ve gösterişli süslerden uzaktır. Fakat bu sadelik, türlü çinililerle oyma işleriyle, ünlü hattatların yazılarıyla, İslâm - Türk sanat dehâsının paha biçilmez eserlerinin meydana gelmesini sağlamıştır.

Cami avlularında, üstlerine, namazları kılınacak tabutların konulacağı bir ya da bir kaç musalla taşı bulunur.

Yüzyıllar boyunca Müslümanların sosyal hayatında çok önemli yer tutan dini bir müessese olan camiler, ülkemizde, bugün köylerimizin yarısından fazlasında, bucaklarımızın çoğunda, şehir ve kasabalarımızın hepsinde çok sayıda bulunmaktadır. Çoğu birer anıt değeri taşıyan bu tapınakların en ünlüleri İstanbul'da bulunmaktadır.

Yapı: Türkiye'de camiler genel olarak büyük ve boş bir alan ortasında yapılmış, böylece diğer binalardan ve evlerden ayrılmıştır. Bu camide başlıca üç kısım ayırdedilir: 1 - Dış avlu (harîm), 2 - İç avlu (harem), 3 - Cami içi (kubbe altı ya da şahın).

Dış avlunun çevresi, pencereli duvarlarla çevrilmiştir. Bu pencerelerde demir parmaklıklar bulunur. Duvarlara, çeşitli yerlerinden bir kaç kapı yapılmıştır. Büyük camilerin dış avlularında çoklukla birkaç ağaç dikilmiştir. Avlunun zemini topraktır ve kaldırım döşeli ince yollar vardır. Dış avlunun ortasında cami binası bulunur. Bu bölüm, biri iç avlu, ikincisi üstü örtülü asıl cami binası olmak üzere iki kısımdır.

İç avlu, cami binasına bitişik, etrafı yüksek duvarlarla çevrili ve mermer döşelidir. İç tarafında üstleri küçük kubbelerle örtülü küçük revaklar vardır. Avlunun ortasında abdest almaya yarayan bir şadırvan bulunur. Avlunun sağ ve sol taraflarında birer yan kapı, asıl cami binasına girilen bir "cümle kapısı" vardır. Bu kapının dış tarafında sağlı sollu birer mihrap vardır. Buraya "son cemaat" yeri denir. Cami duvarının dışında, binaya ve iç avlu duvarlarına bitişik bir, iki, dört ya da daha fazla yüksek ve ince kule şeklinde minareler yapılmıştır.

Caminin bütün binası Mekke'ye yani Kabe'ye bakacak şekilde yapılmıştır. Cami kapısından mihraba çekilecek bir doğrunun yönü Kâbeyi gösterir.

Caminin içinde bir büyük orta kısımla yan kısımlar vardır. Üstü büyük bir kubbe ile örtülü olan bu orta kısma "merkez sahnı" yanlardakine "yan şahın" denir. Sahınların zemini mermer döşelidir. Halkın namaz kılabilmesi için buralara hasır ya da halı serilir. Merkez sahnının Kâbeye yönelen kısmının ortasında ve caminin en ileri gelen duvarında namaz kıldıran imamın bulunduğu "mihrap" vardır. Mihrabın sağ tarafında "minber" denilen yüksek bir yer bulunur. Caminin en süslü bölümü olan minberde Cuma günleri hutbe okunur. Bundan başka vaizler için kürsüler ve müezzinler için yüksekçe bir "mahvil" bulunur; buna "Mezin mahvili" de denir. Bazı büyük camilerde, ayrı bir kapıdan girilen ve yüksekçe olan "Hünkâr mahvili" de bulunur.

ENEZ « Türkiye Coğrafyası

Edirne iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 483 kilometrekare ,nüfusu 10.703 tür. İlçenin yüzeyi geniş düzlükler ve yer yer önemli bataklıklardan ibarettir. İlçe halkı başlıca tahıl ekimi ve hayvancılıkla geçinmektedir.İlçe merkezi 1.485 nüfuslu Enez kasabasıdır.

HAVZA « Türkiye Coğrafyası

Samsun iline bağlı bir ilçe. İlçenin yüzölçümü 794 kilometrekare nüfusu 44.933 dür. Yüzeyi genel olarak tatlı meyilli ve yer yer ormanlarla kaplı sırtlardan meydana gelmiştir. İlçe, çok eski yıllardan beri kaplıcaları ile ünlüdür. Arpa ,buğday, pancar mısır ekimi önemlidir.İlçe merkezi 9.463 nüfuslu Havza kasabasıdır.

DOMİNYON « Yönetim Şekilleri

Britanya Milletler Topluluğu (Commonwealth) nun kendi kendini yöneten bir üye devleti. Dominyonların hukuki durumu ve bunların devlet olup olmadıkları, öteden beri bir tartışma konusu olmaktadır. Hukukî bakımdan dominyonlar, egemenliğin her türlü nimetlerinden ve haklarından faydalanırlar. Kanunlarını yapan parlâmentoları, güvenliklerini sağlayan orduları vardır. Devletler hukuku haklarından faydalanırlar, savaş ve barış yapmak yetkilerine sahiptirler. Birleşmiş Milletlerde temsil edilirler. Bu duruma göre her dominyon bir devlet sayılabilir. Böylece devlet sayılan dominyonlar, İngiltere kralını (ya da kraliçesini) kendi hükümdarları olarak tanırlar. Belli zamanlarda dominyon başbakanlarının birleşmesi ile toplanan İmparatorluk Konferanslarında müşterek işler görüşüldüğüne göre, dominyonların durumu bir çeşit konfederasyon federal bir başşehir ve müşterek kanunlar olmadığına göre, birlik kuvvetinin ve tesanütün verdiği fayda ve karşılıklı menfaat prensibine dayanan özel bir şekildir.

BAKIRKÖY « Türkiye Coğrafyası

İstanbul'un merkez ilçelerinden biri. Yüzölçümü 23 kilometrekare, nüfusu 107.142 dir. İlçe, İstanbul ilinin ortasında ve Marmara denizi kıyılarındadır. İlçe yüzeyi genel olarak hafif meyilli ve çıplak vadilerle sırtlardan ibarettir.

İlçenin merkezi olan Bakırköy kasabası, 82590 nüfusludur ve İstanbul'un, belediye sınırları içindeki bir semtidir. İstanbul'un 12 kilometre batısında ve Marmara denizinin kuzey kıyılarında bulunmaktadır.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy