Nedir

HİTİTLER « Tarih

Anadolu'da tarihin en eski medeniyetlerinden birini kurmuş olan kavim. M. Ö II. bin yıllarına doğru Orta - Asya'dan göç ederek Anadolu'ya yerleşmişlerdir. Sayıları az olmakla beraber, ilkin birbirleriyle çarpışan küçük şehir devletleri kurmuşlar, sonraları, medeniyetlerinin üstünlüğü sebebi ile çevrelerine kolayca egemen olmuşlardır.

Hitit tarihi, Eski Krallık ve Yeni Krallık olmak üzere iki bölümde İncelenir.

Eski Kralık : M. Ö. 1900 yıllarında, Hitit birliğini kuran Neşaş şehri hükümdarı Anitaş tarafından kurulmuştur.

Bu krallık, Labarnaş zamanında çok kuvvetlenmiş, bugünkü Adana yörelerinden Batı Anadolu yörelerine kadar yaygın bir krallık haline gelmiştir. Kn ünlü hükümdarlarından biri olan Murşil, I. zamanında ise, Mezopotamya' ya akınlar yapılmış, Birinci Babil Devleti'ne son verilmiş (1806) tir. Bu tarihten sonra gelen hükümdarlar, krallığın, eski kudretini koruyamamışlardır.

Yeni krallık : Hitit tarihinin iki yüzyıl kadar süren ve tarihin karanlıklarında kalan devresinden sonra M.Ö. 1500 yıllarına doğru başa geçen yeni bir hükümdar sülâlesi ile, Hitit tarihi yeniden aydınlanmağa başlamıştır. Bu devrede Hititler, Torosları geçerek Suriye'yi egemenliklerine almağa çalışmışlar. Van bölgesinden Akdeniz kıyılarına kadar yaygın bir hükümdarlık kurmuşlardır. Bu sülâle devrinde yapılan ve İlkçağ tarihinin kaydettiği en büyük meydan muharebesi (M. Ö. 1295) nde Hititler, Mısırlılara karşı bir üstünlük kazanamamışlarsa da Mezopotamya' nın kuzeyinde başlayan egemenliklerini, bu büyük devlete kabul ettirmişlerdir. Fakat kavimler ve Asurlular, Hititleri tehdit etmeğe başlamışlardır. Bir taraftan, batıdan gelen Frigler, öbür taraftan güneydoğudan gelen Asurluların tehditleri altında gittikçe zayıflayan ve bozguna uğrayan Hitit devleti, tarih sahnesinden silinmiştir. (M. Ö. 1200 yıllarına doğru.)

Hititler, tarihin ilk çağlarında, Ön Asya'da büyük bir medeniyet meydana getirmişlerdir. Hitit devrinden kalma çeşitli sanat eserleri, bugün müzelerimizi dolduran en kıymetli tarihî eserler arasında bulunmaktadır.

MADAGASKAR « Dünya Coğrafyası

Hint Okyanusu'nda büyük bir ada ve devlet. Afrika'dan Mozambik kanalı ile ayrılır. Yüzölçümü 590.033 kilometrekare, nüfusu 5.400.000 dir. Başşehri Tananarive'dir.

Ada, büyük bir yayla halindedir. Ada'nın Doğusu ormanlarla kaplı dağlık bir alandır. Batısında çok verimli ovalık alanlar yer alır. Ada'nın kıyıları boyunca iklim sıcak ve rutubetlidir. İç bölgeler daha ılımandır. Hayvancılığın yanında pirinç, kahve, mika, graft, kakao başlıca ihraç maddeleridir.1896 yılında Fransa'nın bir müstemlekesi olmuş, İkinci Dünya Savaşı yıllarında

1943 - 45) İngilizlerin işgali altında kaldıysa da, savaştan sonra yeniden Fransızların eline geçmiştir.1960 yılında burada “Malagasy” adı ile Fransız Birliğine bağlı bir cumhuriyet kurulmuştur.

ÇİÇEKLİ BİTKİLER « Bitkiler

Bitkiler dünyasının ayrıldığı iki büyük şubeden biri. Bunlar tabiatta en çok karşılaştığımız ve tohumlu olan bitkilerdir. Çiçekli bitkiler şubesi, açık tohumlular ve kapalı tohumlular olmak üzere iki alt şubeye ayrılır. Bu alt şubeler de takımlara, familyalara, cinslere ve türlere ayrılmıştır.

CEHENNEMTAŞI « Kimya

Renksiz, korkusuz, yarı saydam çubuklar halinde bir kimyasal madde. Kimyaca adı “Gümüş Nitrat”tır (Ağ N03), Gümüşün nitrik asitle işlenmesi ile elde edilir.

Hekimlikte, yaraların yakılmasında kullanılır.

JEOLOJİK ZAMANLAR « Yeryüzü

Yer'in oluşundan bu güne kadar geçirdiği şekil, ısı, bitki örtüsü, v.b. değişikliler. jeoloji bilimi yönünden incelendiğinde, ilkel zaman, birinci zaman, ikinci zaman, üçüncü zaman ve dördüncü zaman olmak üzere beş büyük bölüme ayrıldığı görülür.

Bu çeşitli zamanların her biri de devirlere, devirler tabakalara, tabakalar da daha küçük kısımlara ayrılır.

İLKEL ZAMAN (Antekambrien), hayatsız olan zamandır. Arkeen ve Prekambrien olmak üzere iki devre ayrılır. Arkeen devre ait incelemelerde, hiç bir canlı izine rastlanmamıştır (bitki ya da hayvan). Prekambrien devrine ait izlerde ise bugünkü kırkayaklara benzer cinste hayvanların yaşadığı anlaşılmaktadır.

BİRİNCİ ZAMAN (Paleozoik) eski hayvanlar zamanıdır. Bu zamanda, şekil bakımından çok az gelişmiş her gruptan canlıya rastlanmaktadır. Fakat bu zamanda memeliler, kuşlar, kapalı tohumlu bitkiler yoktur. Bu zamanın bitkilerinin çoğunu, çiçeksiz fakat kökü olan bitkiler, atkuyrukları, kibrit otlan, açık ve kapalı tohumlu çiçekli bitkiler meydana getirmektedir. Bütün bu bitkilerin yükseklikleri de 10-40 metreyi bulmaktadır. Bu zamanın hayvanlarının büyük bir bölümünü de deniz hayvanları meydana getirmektedir. Bunla da en ilkel hayvanlardır. Biraz gelişmiş hayvanlar arasında bu zamanda rastlanan hayvanlardan çeşitli balıklar, kurbağalar, bazı sürüngenler dikkati çekmektedir. Birinci zaman, Kambrien, Silürien, Devonien, Karbonifer, Perm devirlerine ayrılmaktadır.

İKİNCİ ZAMAN (Mozozoik) orta hayvanlar zamanıdır. Birinci zamana oranla daha sakin ve durgun bir zamandır. Atmosfer az yoğun ve az sıcaktır. Üç devreye ayrılır: Trias devri, Tura devri, Tebeşir devri. Bu zamanda bulunan bitkiler arasında, bugün bile varolan çamlar ve sedir ağaçları, bu zamanda meydana gelmiştir. Bu arada çınar, kavak, incir, meşe, bambp, palmiye gibi bitkiler de bu zamanda oluşmuştur. Bu zamanın hayvanları da dikkati çekecek özelliktedir. Bu zamanda ilkel hayvanların gelişmiş türlerinin yanında kelebeğin, İstakoz, yengeç gibi yüksek kabukluların meydana geldiği kemikli balıkların belirdiği görülür. Fakat, bu zamanın asıl karakteristik hayvanları, Jura devrinde gelişen ve karada yaşayan sürüngenlerdir. Bunlardan bazıları küçük boylu oldukları halde, diğer bir kısmının boyları 30-60 metreyi bulur. Bazıları ot yiyicidir. Çoğunun üzerleri iki kat zırhla örtülmüştür. Genel bir şekilde bunlar pek büyük hayvanlar. dır. Bu sürüngenler arasında suda yüzen ve uçanlarına da (kuşların bu devir de oluştukları sanılır) rastlanır.

ÜÇÜNCÜ ZAMAN (Meozoik) yeni hayvanlar zamanıdır. Bu zaman dehşetli volkan püskürmelerinin, tektonik olayların meydana geldiği etkin bir zamandır. Bu olaylar sonucu, yeryüzünde, üçüncü zaman oluşumları (Alpler) Pireneler,Apeninler, Karpatlar And dağlan Himalayalar meydana gelmiştir. Ülkemizin en yüksek volkanik dağları (Erciyas, Ararlar Süphan dağları Toroslar) bu zamanda olmuştur. Üçüncü zaman, kendisinde bulunan ve bugün de halâ yaşayan birçok canlı türlerin karakterize edilmesiyle dört devre ayrılır: Eosen (Bu devirde nümmelitler boldur), Oligosen (Bol oranda yumuşak, çaların bulunduğu ve geliştiği devirdir), Miyosen (Fillerin, geviş getirenlerin ve atların geliştiği devirdir), Pliyosen (bu devrin yumuşakça ve memelileri, tamamıyla bugünkü şekillerine benzer).

DÖRDÜNCÜ ZAMAN (Antropozoik) insan zamanıdır. Bu zamanda yerel alçalmalarla yerel püskürmelere, nehirlerin deniz kenarlarına getirdikleri bazı alüvyonlara rastlanır. Bu zamanın önemli olaylarından birisi buzulların genişlemesi, öbürü de insanın meydana gelişidir. Bu sebeple bu zamana ilkel ya da medenî insan zamanı da denir. Dördüncü zaman pleistosen. Holosen adlan altında iki devreye ayrılır. Bu zamanın hayvanları, zamanımızın hayvanların aynıdır. Ancak, zaman başlangıcında var olan hayvanlardan bazıları, bugün yok olmuşlardır. (filden daha büyük olan mamut gibi). Diğer bir kısım hayvanlar da ısı değişimlerine göre, daha soğuk ya da daha sıcak bölgelere göç etmişlerdir. İlk insan da Pliosen devri sonlarında meydana gelmiştir.

İKLİM KUŞAKLARI « Genel Coğrafya

Dünyanın çeşitli bölgelerini içine alan ayrı ayrı sıcaklıktaki yerlerin meydana getirdiği genel iklim alanları. İklim kuşakları da, mevsimler gibi dünyamızın ekseninin 230 1/2 eğik oluşundan ileri gelmektedir. Bunlar ısı kuşak soğuk kuşak, orta kuşaktır.

Isı kuşak : Dünyamızın güneş ışığım en iyi alan yeri ekvator ile bunun 230 1/2 güney ve kuzeyine kadar uzanan bölgelerdir. Bu bölgelerin her yerinde yılda iki defa güneş ışığı dikey olarak düşer. Başka zamanlarda da dikeye yakın bir durumda düşer. Bundan ötürü dünyamızın en sıcak yerleri yengeç ve oğlak dönenceleri arasında bulunur ve buraya ısı kuşak adı verilir. Isı kuşağın hepsinin genişliği 47° dir. Bu bölge sıcak

olduğu kadar en çok yağış meydana gelen bir yerdir, çünkü buharlaşma da sıcaklıkla birlikte artar. Bundan ötürü hem çok sıcak hem de çok yağışlı olan ısı kuşakta son derece sık ağaçlı ormanlar bulunur.

Soğuk kuşak : Dünyamızın en soğuk yerlerini, bu arada güney ve kuzey kutup bölgelerini içine alır. Dünyamızın ekseninin eğikliğinden ötürü burada da sınırlar her iki kutup noktalarının 23° 1/2 yanlarına kadar uzanır. Yani burada da bölgenin genişliği kuzey ve güney kutuplarında 47° dir. Fakat dünyanın kutup bölgeleri tam daire şeklinde olmayıp biraz basıkça olduğundan, gerek güney gerek kuzey soğuk kuşağının genişliği 5310 km. dir. Kuzey soğuk kuşağı Arktik daire ile güney soğuk kuşağı da Antarktik daire ile sınırlanmışlardır. Bu kuşakta denizler ve karalar sürekli olarak buzlarla kaplı, karlarla ör tülüdür. Büyük buz dağlarının yüzdüğü göze çarpar. Bitki örtüsü de son derece fakirdir.

Orta kuşak : Isı kuşak ile soğuk kuşak arasında yer alan iklim kuşağına orta kuşak adı verilir. Güneş bu kuşağa hiçbir zaman dikey olarak düşmez, fakat

her zaman vardır. Kutup bölgeleriyle ekvator arasında 90° bulunduğuna, ısı kuşağın ekvatordan 23 ° 1/2 öteye, soğuk kuşağın da kuzey ve güneyden 23° 1/2 yer kapladığına göre orta kuşağa kalan yer güney yarım kürede ve kuzey yarım kürede olmak üzere 43 er derecedir. Bu da 4762 km. kadar bir yer tutar. Kuzeyde bulunan kuzey orta kuşağı, güneydekine de güney orta kuşağı adı verilir.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy