KABE « Din
Mekke'de Müslümanlıkça kutsal tanınan, bütün Müslümanların kıblesi,
hac zamanında çevresi tavaf edilen taştan yapılmış küçük bir bina. Çevresi duvarlarla ve yedi minare ile çevrilmiş ve üstü açık olan geniş bir avlunun (Mescid-i Haram) ortasında, 13 metre yükseklikte 12 metre boyunda, 11 metre eninde dört köşe küçük bir binadır. Cennetten indirildiğine inanılan ve “Ha-cer i Esverl” denilen kutsal siyah taş Kabe kapısının yanında duvarın içine gömülüdür. Hac sırasında hacılar tarafından saygı ile öpülür. İki kapısından doğu tarafında olanı açık, batı tarafındaki kapalıdır. Siyah ibrişimden örülmüş, üstünde sırma ile ayetler yazılı bulunan bir örtü ile örtülmüştür. Bu örtü Yavuz Sultan Selim'den sonra her yıl Osmanlı devleti tarafından değiştirilirdi.
PALU « Türkiye Coğrafyası
Elâzığ iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 2.201 kilometrekare, nüfusu 51.613 dür. İlçenin yüzeyi genel olarak dağlık alanlardan ibarettir. Tahıl ekimi ve hayvancılık halkının başlıca geçim kaynağıdır.İlçe merkezi 3.470 nüfuslu Palu kasabasıdır.
AĞRI « Türkiye Coğrafyası
Doğu Anadolu'da bulunan ve adını sınırları içindeki Ağrı Dağından alan il, yüz ölçümü 10.824 kilometrekare, nüfusu 214.769 dur. Kuzeyde Erzurum, doğuda İran sınırı, güneyde Muş, batıda Erzurum ile çevrilidir. Merkezi Karaköse'dir.
Türkiye'nin en engebeli bir kısmında bulunmaktadır. Sınırlar içinde, Türkiye'nin en yüksek dağı olan Ağrı .dağı ile Akdağ, Süphan, Tendürük dağları vardır. Yazlan sıcak, kışları soğuk olan şiddetli bir yayla iklimi hüküm sürer.
Halk,tahıl ekimi ve hayvancılıkla geçinir.
HUN İMPARATOLUĞU « Tarih
Hun Türklerinin kurduğu imparatorluk. Bu imparatorluk, Orta Asya'daki Hun imparatorluğu ve Batı Hun İmparatorluğu olmak üzere iki ayrı kuruluş halinde incelenir.
ORTA ASYADAKİ HUN İMPARATORLUĞU
Anayurttaki Türk devletlerinin tarihçe bilinen en eskisidir. Kuraklık yüzünden Ana yurttan daha elverişli ülkelere göç eden Türklerin Anayurdun doğusundaki Orhon ve Selanga nehirleri dolaylarında toplanmaları ve Çin'in kuzeyine doğru yayılarak kuvvetli bir devlet kurmaları ile Hun İmparatorluğu kurulmuştur. Çinlilerin “Hiyong-Nu” dedikleri Hun-Türk İmparatorluğu’nun nez aman kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Hunlar hakkındaki kesim bilgi, M.Ö. III. yüzyılda başlar. Bu Yüzyılda Hunlar Çin'e doğru ardı arkası kesilmeyen akınlarda bulunmuşlar, bu sebeple Çin seddi'nin yapılmasına yol açmıştır .Hunların bilinen ilk hükümdarı Teomandır. Çin'e pek çok akınlar yapmış olan Teoman'dan sonra yerine oğlu Mete (M.Ö. 209 - 174) geçmiştir. Mete, büyük bir imparatorluk kurmayı başarmış, imparatorluğunun sınırlarını. Büyük Okyanus kıyılarından, Hazar denizi kıyılarına kadar genişletmiştir.
Mete'den sonra gelen hükümdarlar, yüz yıl kadar bu devleti kuvvetli olarak devam ettirmişler, Çinlilerle savaşlar yaparak her defasında başarı kazanmışlardır. Fakat, M.Ö. 60 yıllarına doğru Hunlar arasında iç savaşlar başlamıştır. Bu savaşlar sonucu Hun imparatorluğu Kuzey Hunları, Çin şeddi yöresinde oturanlar Güney Hunları olmak üzere tilkiye bölmüşlerdir.
Çok geçmeden Çin'i boyunduruğuna girmişler; Kuzey Hunları da, devam eden Çin saldırıları üzerine batıya çekilerek Seyhun ve Ural bölgelerine yerleşmişlerdir.
BATI HUN İMPARATORLUĞU
Batıya göç etmiş olan Kuzey Hunları, daha sonraları Hazar denizi ve Volga dolaylarına kadar yayılmışlar; IV.yüzyılın son yarısında da doğudan gelen yeni göç dalgaları ile Alan'ları önlerine katarak batıya doğru yürüyüşe geçmişlerdir. Balamir adlı hükümdarlarının yönetiminde Dinyeper suyunu geçen Hunlar, Ostrogatlarla savaşa girişerek onları yenilgiye uğratmışlar, Germen soyundan bir çok kavimleri boyunduruklarına almışlardır. Hunların bu büyük akınları karşısında “Kavimler göçü” denen önemli olay meydana gelmiş, Hunlar bu günkü Macaristan dolaylarında yerleşerek Orta Avrupa’nın en kuvvetli devleti durumuna gelmişlerdir.
Batı Hun devleti'nin asıl kudreti ünlü Hun hükümdarı Attilâ'nın (400 -453) hükümdarlığı sırasındadır. Attilâ, kendine bağlı ulusları sıkı bir şekilde idaresine aldıktan sonra doğuya, batıya ve Roma'ya doğru geniş ölçüde hareketlere geçmiş, Hun İmparatorluğu'nu önüne geçilmez kudretli bir devlet haline getirmiştir.
Attilâ'nın ölümünden sonra yerine geçen hükümdarlar, imparatorluğun eski kudretini devam ettirememişler, son Hun hükümdarı Cengiz'in 468 de ölümünden sonra da imparatorluk tamamen dağılmıştır. Bunlardan kısmı Volga dolaylarına giderek orada yerleşmişler, bir bölümü de Avarlara ve Macarlara karışmışlardır.
ŞAFİİ « Din
İslâm dinindeki dört büyük mezhepten biri. İmam-ı Şafiî tarafından kurulmuştur. İslâm dininin kuruluş yıllarında ve Abbasî halifeliği devrinde Mısır, İran, Irak ve Horasan'da çok yaygın olan bir mezhep durumunda bulunuyordu.
TULUMBA « Teknik
Sıvıları alçak yerlerden çekmeye ya da yüksek yerlere çıkarmağa yarayan âlet. Tarla sulamalarda, şehirlerin su ihtiyacını gidermekte evlerde bahçelerde, benzin istasyonlarında işe yarayan faydalı âletlerdendir.
Tulumbaların çeşitleri çoktur. Başlıcaları genel olarak iki şekilde yapılmıştır.
Emme tulumba: Bir emme tulumba aşağıdan yukarıya doğru açılan bir kapakçık ile kapanan bir deliği olan bir pistonun içerisinde hareket ettiği bir tulumba gövdesin den yapılmıştır. Tulumba gövdesi, bir emme borusu vasıtasıyla suyu yükseğe çıkaracak olan bir kuyu ile birleşmiştir.
Tulumba gövdesinden bir kol aracılığı ile yukarı çekilen piston, emme borusundan suyu da yukarı çekmiş olur. Piston, tekrar aşağı doğru bastırıldığında, bu pistonu bir yerinde bulunan kapakçıktan, piston üst bölümüne geçer. Pistonun tekrar yukarı çekilmesi ile de tulumba gövdesinin yukarı bölümünde bulunan tulumba ağzından dışarıya akıtılmış olur. Devamlı piston hareketleri ile kuyularda bulunan sular, istenen yere çıkarılmış olur.
Basma tulumba : Bu tulumba. Bir su haznesi içinde bulunan ve alt tarafı aşağıdan yukarı doğru açılan bir kapakçık ile kapalı bir tulumba gövdesinden yapılmıştır. Tulumba gövdesiyle birleştiği yerde içerden dışarıya doğru açılan bir kapakçık bulunur. Deliksiz bir piston yukarı çıkarken altında boşluk meydana gelir ve açık hava basıncı suyu tulumba gövdesi içine iter. Piston durunca kapakçık ağırlığı yüzünden tekrar düşer. Piston basılınca, çıkış borusundan su dışarı çıkmış olur.
Emme basma tulumbalar da, bu iki şeklin karması olarak yapılmıştır. Pistonun her inme ve çıkmasında devamlı, olarak su akması sağlanmış olur.