Nedir

SABUN « Kimya

Kirli ve yağlı şeyleri temizlemek üzere kullanılan bir madde. Sabun, yağ asitlerinin sodyum potasyum ve amonyumla meydana getirdiği tuzlardır. Yalnız, her yağ asidinin tuzuna sabun denmez. Oleik, stearik ve palmitik asitler gibi asitlerin alkali madenlerle yaptıkları tuzlara ya da reçine tuzlarına sabun denir. Bu asitlerin, öbür maddelerle yaptıkları tuzların bir kısmı, suda erimediği için sabun gibi kullanılmaz.

Sabunun, temizleme işinde, fiziksel ve kimyasal olmak üzere iki ödevi vardır. Suda eriyen sabun, su ile birleşerek yağ asidi ve baz meydana getirir. Yağ asidi, çok ince koloidal parçalar halinde sabun köpüğünü meydana getirir. Bu köpük adsorpsiyon özelliğinden dolayı, ufak kir parçalarını çamaşırdan ve deriden koparır, kirli sabun köpüğü halinde su ile akıp gider.

Bu sabunun fiziksel temizlenmesidir. Açığa çıkan baz ise, özellikle ılık su ile çamaşır ve derindeki yağları sabun haline koyar ve temizler. Bu da “kimyasal temizleme” dir.

Fabrikalarda sabun, sabunun esas maddesi, fabrikanın büyüklüğüne göre, 5-10 tonluk kazanlarda kaynatılarak yapılır. Kazan maden kömürü, talaş ve zeytin posası sıkılarak ısıtılır. Kazana önce yağlar atılır. Onlar kaynarken sulu maden tuzları eriyikleri katılır. Isının etkisiyle sabonifikasyon başlar. Yağ asidi ile gliserin ayrılır; yağ asidi maden tuzuyla birleşir, organik tuz haline gelir. Bu organik tuz, sabundur. Kazandaki sabun içinde gliserine tuz eriyiği katılınca gliserin dibe çöker, koni biçimindeki kazanın dibindeki musluk açılıp gliserin boşaltılır.

Sabun iyice temizlenmek için birkaç sefer yıkatılıp soğutulur. Bu bazen 2 -3 hafta sürer. Sonra pervaneli kazanlara konur. Burada hafif hafif dövülerek önce ısıtılır, sonra soğutulur. Sabuna dökülürken, istenirse boya veya koku katılır. Bu , kazana suda kolayca eriyen bir boya ile renkleştirilmiş su veya kokulu sular akıtmak suretiyle yapılır. Bazen Reçine de katılır. Sabun bulamacı döküldükten sonra birinci soğuma kalıplarına dökülür. Burada soğurken küçülür. Yumuşak halde, kolayca kalıptan çıkar. Sonra ikinci kalıplara konur. Burada cendere ile sıkıştırılarak istenen şekil verilir. Üzerine yazı veya süsler basılır, bildiğimiz sabun olur.

FETVA « Din

Müslümanlıkla ve dinle ilgili bir konu ya da dâva hakkında müftülerin verdikleri genel hüküm. Önemli devlet işleri ile ilgili fetvalar, şeyhülislâmlar tarafından verilirdi. Savaş ilânı, vezirlerin, sadrazamların, padişahların düşürülmesi ve öldürülmesi gibi önemli devlet işlerinde fetvalar, çoğu zaman esaslı rol oynamıştır.

ÖDEMİŞ « Türkiye Coğrafyası

İzmir iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.246 kilometrekare, nüfusu 104.188 dir. Yüzeyi Küçük Menderes nehrinin meydana getirdiği büyük bir alüvyal ova ile bu ovayı kuzeyde çevreleyen ormanlarla kaplı dik meyilli yamaç ve sırtlardan ibarettir. Halkın başlıca geçim kaynağı üzüm, tütün, pamuk ve buğday ekimidir.Merkezi 28.8525 nüfuslu Ödemiş kasabasıdır.

POTSDAM KONFERANSI « Tarih

İkinci Dünya Savaşı sonunda İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği arasında, Potsdam'da toplanan konferans. Bu devletler arasındaki anlaşmazlıklar sebebi ile 17 Temmuz 1945 tarihinden 1 Ağustos 1945 tarihine kadar sürmüştür. Bu konferans sonucu imza edilen antlaşma ile Almanya'da merkezî bir hükümet kurulması yolunda anlaşmaya varılmış, Almanya'nın, belli bir süre için dört devlet tarafından (Yalta konferansında tespit edilen bölgeler içinde) işgal edilmesi kararlaştırılmıştır.

CEZAYİR « Dünya Coğrafyası

Kuzey Afrika'da yeni kurulan bir cumhuriyet. Yüzölçümü 2.204.864 kilometrekare, nüfusu 10.265.000 dir. Akdeniz kıyısı boyunca 1.000 kilometre uzanır ve batıda Fas, doğuda Tunus ile komşudur. Başşehri 335.040 nüfuslu Cezayir (Alger) şehridir.

Cezayir, üç yerel bölgeye ayrılır. Kuzey bölgesi batı-güneybatı, doğu -kuzeydoğu yönünde devam ederek Fasın Rif dağlarını ve Orta Atlasları meydana getiren Tell Atlas dağlarının kapladığı alanlar meydana getirmiştir. İkinci bölgeyi 400.1000 metre yüksekliğin de bataklıklı Şot'lar platosu meydana getirir. Üçüncü bölge, güneyde Sahra'ya doğru alçalan ve çöl karakterli olan Atlas bölgesidir.

Cezayir'in kuzey bölgesi yazları çok sıcak ve kışları bol yağmurludur. Güney bölümleri ise devamlı kurak ve sıcaktır. Bitki örtüsü, yalnız kuzey yörelerinde canlılık gösterir.

En eski zamanlardan beri Berberî kavimlerin yerleştiği bir yer olan Cezayir, uzun yıllar Osmanlı Devletinin sınırları içinde kalmıştır. Bu geniş bölgede, Osmanlı idaresi, Oruç Reis ile Barbaros Hayreddin tarafından kurulmuştur. Oruç Reis, 1515 yılında Cezayir'e ayak basarak Türk egemenliğinin temelini atmış, Barbaros, 1518-34 yıllarında kıyı şehirlerinin çoğunu almış, kesin olarak Cezayir'e yerleşmiştir. Böylece Cezayir, 1534 yılından itibaren bir Osmanlı eyaleti haline gelmiş ve üçyüzyıl, Türk egemenliğinde kalan bir bölge olmuştur. Burada 1830 yılında Fransızların Cezayir şehrini almaları ile Türk egemenliği son bulmuştur. O tarihten bu yana Fransızlar, Cezayir'de bir sömürge meydana getirmişlerdir. Fakat, Cezayirde milliyetçiliğin canlanması ile Fransızlara karşı ayaklanmalar başlamış ve Cezayir'i bağımsız kılmak için, Cezayir'de millî bir kurtuluş hareketi başlamıştır. Fransa hükümetinin Cezayir'e pek çok haklar tanımak yoluna gitmesi için teşebbüslerde ve tekliflerde bulunmasına rağmen, Cezayir'i Fransa'dan ayırarak bağımsız kılmak için yapıla gelen mücadele çok kanlı savaşlarla devam etmiştir. Sonunda, Fransa Cumhurbaşkanlığına gelen General De Gaulle, Fransa için bir medeniyet lekesi olan Cezayir meselelerine son vermiş, Cezayir 1962 yılında bağımsızlığına kavuşmuştur.

HALEP « Dünya Coğrafyası

Suriye'nin kuzey bölümünde bir şehir. Nüfusu 476.000 dir. Toprakları verimli, bağlar bahçeler ve meyve ağaçlarıyla çevrilmiştir. Anadolu’dan Suriye ve Irak'a giden yol üzerinde olduğu için önemli bir ticaret merkezidir. Eski bir şehirdir. Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı sınırlarına katılmış, 1918 yılında elimizden çıkmıştır.