Nedir

FEDERASYON « Politika ve Siyaset

Birçok devletlerin, tek bir devlet haline gelmekle meydana getirdikleri siyasî birlik. Federasyon'da federe devletin bir başkenti, bir federasyon anayasası, federasyon başkanı, hükümeti vardır. Her küçük devlet üzerinde ve bu devletlerin halkı üzerine federasyonun söz sahibi olma hakkı vardır. Bu küçük devletler, meselelerinin halli işini federasyona bırakmışlardır. Federasyonu meydana getiren küçük devletler, belli sınırlar içinde, kendi iç işlerini ilgilendiren meselelerde söz sahibi olmak hakkına sahip olmalarının yanında, federasyonu ilgilendiren meselelerde söz sahibi değildirler.

Bu bakımdan, federasyon tüm olarak bütün devletin iç ve dış işlerini yönetir. Bu meselelerde söz sahibidir. Federasyon da her küçük devlet, anayasada gösterilen şekilde temsilcileri tarafından temsil edilir. Federasyon da, bu temsilciler heyetinin meydana getirdiği Meclis ve bu Meclise bağlı hükümetler tarafından yönetilir. Federasyon halinde bulunan devletler arasında şunlar sayılabilir: Amerika Birleşik Devletleri Arjantin Birleşik Devletleri, Brezilya Birleşik Devletleri, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği, Endonezya Birleşik Devletleri, v.b.

BEYTÜŞEBAP « Türkiye Coğrafyası

Hakkâri iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 2.308 kilometrekare, nüfusu 11.235 dir. Hakkâri'nin güneybatısında bulunan ilçenin yüzeyde dağlık bir bölgeden ibarettir.

Merkezi olan Beytüşşebap kasabası bu dağların dik yamaçları arasındaki derin vadilerde bulunmaktadır. (Nüfusu 1.544).

CASUSLUK « Devlet

Bir devletin sırlarını, başka bir devlet hesabına gizlice öğrenmeye çalışma.

Denebilir ki casusluk, insanlık tarihiyle birlikte başlamıştır. M. Ö. II. bin yılda Mısırda daha sonraları Perslerde, Yunanlılarda, Romalılarda casusluğa önem verilmiştir. Fakat, casusluğun muntazam bir teşkilât haline getirilmesi XVI. yüzyılda İngiltere de olmuştur. Bundan sonra Fransa'da, Almanya'da, Rusya'da ve başka memleketlerde devletin büyük yardımları ile geniş casusluk teşkilâtları kurulmuştur.

Casuslar bütün tarih boyunca, devletlerin çeşitli siyasî ve askerî faaliyetlerinden önemli sonuçlar yaratan büyük çalışmalarda bulunmuşlardır. Bilhassa Birinci Dünya Savaşı yılları ile İkinci Dünya Savaşı yıllarında, Müttefiklere ve karşı taraf devletlerine ait casuslar çoğu zaman savaşın gidişine etkisi olabilecek değerde büyük casusluk faaliyetlerinde bulunmuşlardır

Bugünkü casusluğu, askeri sivil ve özel konularda olmak üzere başlıca üç bölüme ayırmak mümkündür. Askerî casusluk savaş zamanlarında daha sık görülür. Sivil casusluk ise, karşı taraf casuslarını takip etmekten ibarettir. Özel casusluklar yabancı memleketlerin askerlik konularının dışında çeşitli bilimsel iktisadî ve başka alanlardaki sırlarını öğrenmek için yapılan casusluktur.

Casusluk faaliyetinde bulunan kimselerin sır vermez az konuşur soğukkanlı, insanları iyi tanıyabilen , vatan ve vazife sever zevk ve safahata düşkün olmayan sağlam ahlâk ve karakterli olması gerektiğinden bunların seçilmesine ve yetiştirilmesine her memlekette büyük önem verilmiştir. Bu yüzden bazı memleketlerde uzun yıllar casusluk için yetiştirilecek kimseler iyi ailelerden titizlikle seçilmiş, özel casusluk okullarında yıllarca süren bir eğitime tâbi tutulmuşlardır. Bu okullarda bilhassa çeşitli spor hareketleri yabancı dilleri bütün şive farkları ile bilmek, fotoğrafçılık kıyafet değiştirme, her türlü silâh kullanmak resim, yankesicilik, v.b. gibi dersler verilmektedir.

Casuslar, hesabına çalıştıkları memleket için elde edilmesi gereken bilgileri elde ederler ve bunları çeşitli yollarla memleketlerine ulaştırmaya çalışırlar.

Bir devletin yabancı memleketler tarafından bilinmemesi gereken sırlarını öğrenmek amaçları içinde çalışan casuslarla daima mücadele etmek gerekir. Bunun için her memlekette karşı casusluk teşkilâtları kurulduğu gibi, casuslar için kanunlara çok ağır maddeler konmuştur. Türk Ceza Kanununda da, öbür memleketlerde olduğu gibi casusluk derece ve şartlarına göre idama kadar varan cezalar konmuştur.

Bütün tarih boyunca milletlerin hayatında önemli rol oynamış olan casuslar arasında isimleri ve çalışmaları tarihe geçecek kadar büyük olanları vardır. Bunların başlıcaları şunlardır. Birinci Dünya savaşında Almanların gizli servislerinin şifresini İngilizlere veren Avusturyalı telsiz mühendisi Âlexander

Szek, Birinci Dünya Savaşında Filistin' de Arapları Osmanlı Devleti Aleyhine kışkırtan ve bu ülkelerin kaybedilmesinde büyük rolü olan İngiliz casusu Edward Lawrence. Birinci Dünya Savaşında Almanlar ve Fransızlar lehine casusluk eden ünlü dansöz Mata Hari, İstiklâl Savaşı yıllarında İngilizler tarafından Atatürk'ü öldürmek için Ankara'ya Hint Yardım Komitesi mümessili sıfatıyla gönderilen ve yakalanıp idam edilen Mustafa Sagır, Müttefiklerin önemli sırlarını İngiltere'nin Ankara Büyükelçisini özel kasasından alarak Almanlara veren Çiçero, atom sırlarının Ruslara verilmesini sağlayan Rossenbergler ve Dr. Fuchs v.b.

Gizli istihbarat nasıl çalışır: Bir yabancı memleket hakkında askerî ve siyasi bilgi toplamak her memlekette “gizli istihbarat” teşkilâtı nın işidir. Bu teşkilât düşman bir memleket hakkında bilgi topladığı gibi dost ve müttefik bir memleket hakkında da araştırma yapabilir. Yabancı bir devletin bu teşkilâtına karşı her memlekette bir de “mukabil istihbarat” teşkilâtı vardır. Memleketten dışarı haber sızmasını önler. Birçok memleketlerde bu iki teşkilât birbirine bağlıdır. Bir yandan başka memleketlerden haber toplanırken bir yandan da memleketin kendi iç bünyesine ait haberlerin gizli tutulmasına çalışılır. Gizli istihbarat teşkilâtının toplayacağı haberlerin sınırı yoktur denilebilir. Siyasî, askerî, coğrafî, içtimaî, kültürel, velhasıl her alanda haber araştırılabilir. Eski devirlerde Dünya milletleri devletlere ayrıldıklarından beri, devlet başkanları, komşu ve düşman memleketler hakkında bilgi edinmek istemişler, bunun için de birtakım çârelere başvurmuşlardır. Ortaçağ'da dışişlerinin idaresiyle gizli istihbarat hesabına çalışmalar birbirine iyice karışmıştı. İngiltere'de bu işe, başka memleketlerdekinden daha çek önem veriliyordu. Ünlü yazar Daniel Defoe İngiltere'deki İnteligence Service'in kurucusudur.

Napoleon Savaşları'ndan sonraya kadar Avrupa'da gizli istihbarat servislerinin çalışma alanları gayet dardı. O devirde at ve gemiden başka hiçbir taşıt olmadığı için bir ülkeden bir ülkeye haber getirmek aylarca sürüyor, çoğunlukla, haber yerine ulaşıncaya kadar da önemini kaybediyordu.

XIX. Yüzyılın ikinci yarısında yolculuk imkânları artınca gizli istihbarat servislerinin de çalışmaları kolaylaştı, faaliyet alanları genişledi. Bu arada, yeni fennî icatlar da haberleşmeleri kolaylaştırıyordu. Birinci Dünya Savaşında bağımsız kalmış memleketlerde çalışan birçok “ajan” türedi. Bunların içinde en ünlüsü, 1915'te Amerika'ya gönderilen, Amerika'nın Müttefik devletlere yapacağı yardımı baltalamakla görevlendirilen Alman ajanı Franz Von Rintelen'di. O tarihlerde Amerika'da haber alma merkezleri gayet zayıftı. Avrupada da olduğu gibi köklü bir casus şebekesi yoktu. Bu yüzden Rintelen uzun bir müddet rahat rahat çalıştı. Ancak, Amerika Birleşik Devletleri savaşa katılınca durum değişti. Rintelen'in çalışmasına imkân kalmadı. Son savaşlarda Birinci ve İkinci Dünya Savaşları arasında milletlerin gizli istihbaratı adamakıllı genişledi. Bu servisler artık sürece siyasi ve askerî değil, akla gelen her alanda faaliyet gösteriyordu.

İkinci Dünya Savaşı sırasında gizli istihbarat servisleri birbirleriyle rekabete giriştiler. Bu yüzden de savaş plânları şifreli yapılıyor, muayyen bazı yerleri tatbikat sırasında değiştiriliyordu. Savaş plânlarını, ele geçirenler böylece yanılmış oluyorlardı.

1945'te İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra gizli istihbarat servislerini ilgilendirecek yeni birtakım meseleler ortaya çıktı. Bunun üzerine, bütün dünyadaki gizli istihbarat servisleri faaliyetlerini arttırdılar.

Dünyanın bütün memleketlerinde gizli istihbarat servislerinin çalışma sistemleri hemen hemen aynıdır. Muayyen haber toplama yerlerinden bilgi alınır, merkeze bildirilir. Ancak, gizli istihbarat servislerinin faaliyetlerini sınırlandıran bazı kanunlar vardır ki, ajanlar bu kanunlara uymadıkları takdirde çok ağır cezalara çarptırılırlar.

CEZAYİR « Dünya Coğrafyası

Kuzey Afrika'da yeni kurulan bir cumhuriyet. Yüzölçümü 2.204.864 kilometrekare, nüfusu 10.265.000 dir. Akdeniz kıyısı boyunca 1.000 kilometre uzanır ve batıda Fas, doğuda Tunus ile komşudur. Başşehri 335.040 nüfuslu Cezayir (Alger) şehridir.

Cezayir, üç yerel bölgeye ayrılır. Kuzey bölgesi batı-güneybatı, doğu -kuzeydoğu yönünde devam ederek Fasın Rif dağlarını ve Orta Atlasları meydana getiren Tell Atlas dağlarının kapladığı alanlar meydana getirmiştir. İkinci bölgeyi 400.1000 metre yüksekliğin de bataklıklı Şot'lar platosu meydana getirir. Üçüncü bölge, güneyde Sahra'ya doğru alçalan ve çöl karakterli olan Atlas bölgesidir.

Cezayir'in kuzey bölgesi yazları çok sıcak ve kışları bol yağmurludur. Güney bölümleri ise devamlı kurak ve sıcaktır. Bitki örtüsü, yalnız kuzey yörelerinde canlılık gösterir.

En eski zamanlardan beri Berberî kavimlerin yerleştiği bir yer olan Cezayir, uzun yıllar Osmanlı Devletinin sınırları içinde kalmıştır. Bu geniş bölgede, Osmanlı idaresi, Oruç Reis ile Barbaros Hayreddin tarafından kurulmuştur. Oruç Reis, 1515 yılında Cezayir'e ayak basarak Türk egemenliğinin temelini atmış, Barbaros, 1518-34 yıllarında kıyı şehirlerinin çoğunu almış, kesin olarak Cezayir'e yerleşmiştir. Böylece Cezayir, 1534 yılından itibaren bir Osmanlı eyaleti haline gelmiş ve üçyüzyıl, Türk egemenliğinde kalan bir bölge olmuştur. Burada 1830 yılında Fransızların Cezayir şehrini almaları ile Türk egemenliği son bulmuştur. O tarihten bu yana Fransızlar, Cezayir'de bir sömürge meydana getirmişlerdir. Fakat, Cezayirde milliyetçiliğin canlanması ile Fransızlara karşı ayaklanmalar başlamış ve Cezayir'i bağımsız kılmak için, Cezayir'de millî bir kurtuluş hareketi başlamıştır. Fransa hükümetinin Cezayir'e pek çok haklar tanımak yoluna gitmesi için teşebbüslerde ve tekliflerde bulunmasına rağmen, Cezayir'i Fransa'dan ayırarak bağımsız kılmak için yapıla gelen mücadele çok kanlı savaşlarla devam etmiştir. Sonunda, Fransa Cumhurbaşkanlığına gelen General De Gaulle, Fransa için bir medeniyet lekesi olan Cezayir meselelerine son vermiş, Cezayir 1962 yılında bağımsızlığına kavuşmuştur.

TAVUS « Hayvanlar

Tavukgillerden bir kuş. Güzel ve renk renk tüylü, uzun kuyruklu keskin bağırışlı, çirkin ayaklı, birçok ülkelerde süs kuşu olarak beslenen bir kuştur. Boynu uzun, başı küçük ve sorguçludur. Bütün güzelliği, renk renk olan kuyruğundadır. Bu kuyruğunun açılmış şekli ile heybetli bir görünüş arz eder.

YOZGAT « Türkiye Coğrafyası

Yozgat ilinin merkezi olan şehir, nüfusu 18.268 dir. Çevresinde bulunan bütün illere çeşitli yollarla bağlı, önemli İç Anadolu şehirlerimizden biridir.

YOZGAT İLİ

Ora Anadolu'nun batı bölümünde, kara iklimi özelliğinin tipik örneğini kendinde toplayan illerimizden biri. Yüzölçümü 15.138 kilometrekare, nüfusu 402.400 dür. Kuzeyinde Tokat, Sivas, Çorum, güneyinde Nevşehir ve Kayseri, batısında Çorum, doğusunda Tokat ve Sivas illeri bulunmaktadır. Yüzeyi genel olarak dalgalı olmakla beraber geniş yayla manzarası özelliği taşır. Geniş tarla ekimi, hayvancılık, il halkının başlıca geçim kaynaklarıdır.