GÜMRÜK VE TEKEL BAKANLIĞI « Devlet
Yurdumuzun gümrük işlerini düzenleyen, tekel maddelerinin yapım ve satışını yöneten Bakanlığa, Gümrük ve Tekel Bakanlığı denir.
Gümrük ve Tekel Bakanlığı, iki ayrı alanda görev yapar: 1- Gümrük alanında, 2 - Tekel alanında.
1 - Gümrük alanındaki çalışmalar: Bir ülkenin sınırlarında, içeri giren malların ve dışarı çıkarılan malların Devlet gözüyle incelenmesinin yapıldığı yoklama yerlerine gümrük, denir. Gümrüklerde, Gümrük ve Tekel Bakanlığının memurları, yabancı ülkelerden yurdumuza sokulan malları inceler. Yurdumuz için zararlı olan şeylerin girmesini önler. Aynı şekilde yurdumuzdan dışarı çıkarılan mallar ,ticareti yapılan çeşitli mallar olduğundan, bunların, kötü cins mallardan olmaması yabancı ülkelerde Türklerin itibarını yükseltir. Bu sebeple, yurdumuzdan çıkarılan bu ticaret mallarının, itibarımızı küçülten bozuk mallar olmaması gerekir. Bu görevi, Gümrük ve Tekel Bakanlığı, memurlar aracılığı ile gümrüklerde yerine getirir.
Dışardan gelecek her çeşit malı yurdumuza sokmak, yurdumuzda yapılmakta olan çeşitli malların, başka bir deyimle yerli mallarının değerinin azalması sonucu yaratır. Böylece de, Türk sermayesi ve Türk işçisi korunmamış olur. îşte Devlet, bu mallar üzerinde de kontrolünü yaparak, Türk işçisini ve Türk sermayesini korumuş olur.
Gerek dışarıdan yurdumuza girecek mallar, gerekse yurdumuzdan dışarı çıkarılacak mallar, Ticaret Bakanlığınca kararlaştırılır.
Gümrük ve Tekel Bakanlığı, gümrüklerde kontrol görevini yerine getirirken başka bir görevi de yerine getirir. O da, bu mallardan gümrük vergisi adı verilen bir vergi almasıdır. Gümrük vergisinin hangi mallar için ne ölçüde alınacağı, kanunla bellidir. Gümrük vergisi, hem Devletin gelirlerinden birini meydana getirir, hem de, dışardan yurdumuza sokulan malların, pahalılaşmasını sağlar. Böylece yurdumuzda yapılan yerli mallar, dışardan getirilen aynı cins mallardan daha ucuza satılmış olur. Türk işçisi ve Türk sermayesi, Devlet eliyle korunur.
2 - Tekel alanındaki çalışmalar: Yurdumuzda, uyuşturucu zehirler, ispirtolu içkiler tabanca gibi silâhlar, tütün sigara, oyun kâğıtları, barut gibi maddeler, Devlet eliyle elde edilir ve bunların satışları Devlet eliyle olur. Buna tekel denir. Devlet, zararlı olan bu gibi maddelerin zararlarını azaltmak, kullanışlarını daha iyi kontrol etmek işimi, Gümrük ve Tekel Bakanlığına vermiştir. Bu Bakanlık bu işleri, Tekel Genel Müdürlüğü ile yönetir. Çoğu keyif için kullanılan bu maddelerin satışından da Devlet büyük gelirler elde eder.
Yukarıdaki açıklamalara göre, Gümrük ve Tekel Bakanlığının görevleri şunlardır :
Görevleri :
1 - Gümrükleri kontrol etmek, gümrük vergilerim toplamak,
2 - Gümrük Kanununu ve gümrük tarifelerini uygulamak ,
3 - Tekel maddelerinin yapılışını, satışını kontrol etmek,
4 - Tekel maddelerinin satışından Devlete gelir sağlamak.
BALKAN SAVAŞI « Tarih
Balkan devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu arasında meydana gelen ve iki safhaya ayrılan savaş (Ekim 1912-Eylüll913).
Birinci safha : Çarlık Rusya'sı bir Balkan birliği meydana getirerek, Osmanlı imparatorluğu'nu Balkanlardan bir kuşatma altına almak istemiş, bu düşüncenin başarı kazanamaması üzerine, Osmanlı İtalyan savaşından istifade ederek Boğazlar üzerinden serbestçe geçebilmek teşebbüsünde bulunmuştur. Bu isteği de olmayınca, Balkan devletlerini Osmanlı İmparatorluğu üzerine saldırtmak teşebbüsüne geçmiştir. Balkan devletleri arasındaki en önemli anlaşmazlık olan Makedonya meselesine bir hal çaresinin bulunması üzerine, Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlar'daki ordusunu terhis etmesinden istifade edilerek Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ hükümetleri üç gün içinde eski Sırbistan, Makedonya, Arnavutluk ve Girit'e bağımsızlık verilmesi teklifinde (3-Ekim 1912) bulunmuşlar, bu isteklerinin Osmanlılar tarafından kabul edilmemesi üzerine de ilkin Karadağ, sonra da öbür devletler, Osmanlı İmparatorluğu ile savaşa girişmişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu'nun bozuk idaresi yüzünden, Balkan devletleri, bu savaştan galip olarak çıkmışlardır. Osmanlı orduları her tarafta yenilgiye uğramış, Edirne düşmüş ve Bulgarlar Çatalca'ya kadar gelmişlerdir. Mayıs 1913 de Londrada toplanan bir konferans sonucu Bal kan devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu arasında bir anlaşmaya varılmış, Selanik güney Makedonya, Girit, Yunanlılar'a Kuzey ve Orta Makedonya Sırbistan'a: Trakya, Edirne, Kavala ve Dedeagaç Bulgarlar'a bırakılmıştır. Böylece Balkan Savaşı'nın birinci safhası Osmanlı İmparatorluğu'nun büyük bir yenilgisi ile son bulmuştur.
İkinci safha : Sırplarla Yunanlılar, Bulgarların bu kadar büyümesine razı olmayarak, kendi aralarında Bulgarlara karşı bir antlaşma yapmışlar ve Bulgaristan'a karşı taaruza geçmişlerdir. Bâ-ı Âli baskını sonucu iktidara geçen İttihat ve Terakki partisi ileri gelenleri, bu fırsattan istifade ederek Osmanlı ordusuna taarruza geçmişlerdir. Edirne'yi aldıktan sonra Bulgar ordusunu her yerde yenilgiye uğratmışlardır. 40 gün süren Balkan Savaşı'nın bu ikinci safhasında Bulgarlar barış teklif etmişler Bükreş'te yapılan antlaşma ile (Bk: Bükreş Antlaşmaları) Meriç sınırı olarak kabul edilmiş. Edirne ve Kırklareli geri alınmış, fakat Balkanlar'daki büyük Türk ülkeleri elimizden çıkmıştır.
HAREM - İ HÜMAYUN « Tarih
Osmanlı İmparatorluğu devrinde, sarayın harem dairesine verilen ad. Burada bulunan çeşitli ırklardan seçilmiş güzel cariyeler ,saray için İstanbul gümrük emiri tarafından satın alınanlardan, ya da sultanlar, devletin ileri gelenleri, Kırım hanı, valiler, serdarlar tarafından padişaha verilen kadınlardan meydana gelirdi. Bu kadınlar bir saray eğitimi ile yetiştirilirlerdi. İlkin Müslümanlık dersi görürler ,okuma yazma, biçki, oyunlar, musiki öğrenirlerdi. Harem-i Hümayun'da bulunan cariyeler, durumlarıma göre değişen beş dereceye ayrılırlardı. İlk eğitim devresinde olan cariyelere "acemi", acemiden sonra gelenlere de “cariye, şakirt, usta, gedikli” adları verilirdi.
Gediklilerden bazıları, sofaya, çamaşırlara bakmak gibi işlerde kullanılır, en genç ve güzel olanlarından bazıları da padişahım özel hizmetlerinde bulunurlardı. Bunların arasında padişahın gönlünü almayı başaranlara has odalık ya da “ikbal, ikballerin en gözde olanına da “başikbal” denirdi. Padişahtan çocuğu olan İkballer kadın unvanını alırlar, kadınlar arasından da en sevilenlerine “haseki sultan” denirdi. Kadın derecesine yükselen cariyeye samur kürk giyerek; padişahın eteğini öpme merasimi yapıldıktan sonra, sarayda özel bir daire ve emrine de cariyeler verilirdi.
LAMA « Hayvanlar
Memelilerden geviş getiren bir hayvan. “Amerikan devesi” adı ile de bilinir. Yüksek boylu, uzun boyunlu hayvanlardır. Tüyleri yapağımsıdır. Ayakları pek yüksek değildir. Kolayca evcil hayvan haline getirilip taşıma işlerine yararlar. Güney Amerika'daki dağlarda yaşarlar.
BAFA GÖLÜ « Türkiye Coğrafyası
Ege Bölgesinde, Aydın ili sınırları içinde, Büyük Menderes nehrinin Ege denizine döküldüğü yerin yakınında bir göl. Denizden yüksekliği 10 metre, çevresi 50 kilometre, yüzölçümü 65,2 kilometrekaredir. Gölün içinde irili ufaklı birkaç ada vardır. Bunlardan bazıları kayalıktır ve üzerlerinde tarihî değerleri olan harabeler bulunmaktadır. Eskiden hafif tuzlu olan gölün suyu, bugün tatlıdır.
KADI « Hukuk
Osmanlı İmparatorluğu'nda, kazaî ve adlî yetkisi olan kimse. Bugünkü yargıç ve savcıların vazife ve yetkilerine sahip olan kadı, dinî ve göreneksel kanunlara göre hüküm verirdi.Kadı olmak için bütün medrese öğrenimini tamamlamak ve icazet (diploma) almak gerekli idi.Kadılar yavaş yavaş ve zamanla terfi ederek nahiye, ilçe ve sandık kadılıklarına kadar çıkabilirlerdi. Daha fazla yükselmek için tekrar medreseye dönerek bir süre müderrislik etmek gerekti. Kadılığın bundan sonraki yükselme basamakları Galata, İstanbul Kadılığı Anadolu ve Rumeli kazaskerliği idi. Rumeli kazaskerleri terfi ederlerse şeyhülislâm olurlardı.