Nedir

PAZARCIK « Türkiye Coğrafyası

Maraş iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 2.119 kilometrekare, nüfusu 60.704 tür. Yüzeyi vâdilik alanlardan yer yer meşeliklerle kaplı sırt ve yamaçlardan ibarettir. Halkının başlıca geçim kaynağı tahıl ekimi, hayvancılık ve bağcılıktır.İlçe merkezi 14.986 nüfuslu Pazarcık kasabasıdır.

ANIT - KABİR « Mimari Sanatı

Büyük Atatürk'ün, aynı zamanda bir anıt da olan yattığı yer. Ankara'da İstasyon'un güneyinde; Bakanlıklar .Bahçelievler - Gazi Eğitim Enstitüsü ve İstasyon'un meydana getirdiği dörtgenin tam ortasında Anıttepe denilen yerde bulunmaktadır. 1945 yılında yapımına başlanmıştır. Büyük Atatürk'ün naşı 10 Kasım 1953 tarihinde geçici olarak bulunduğu Etnografya Müzesinden büyük bir törenle kaldırılarak Anıt Kabre yerleştirilmiştir.

Anıt-Kabir, Aile (Giriş Yolu) kısmı, Ön Avlu (Zafer Alanı), Şeref Salonu olmak üzere başlıca üç kısma ayrılmıştır. Aile iki tarafı ağaçlıklı bir yoldur. Buraya geniş merdivenlerden çıkılmaktadır. Baş tarafında biri Hürriyet kulesi, öbürü İstiklâl kulesi adı verilen iki taş kule vardır. Bu kulelerin iç duvarlarına Atatürk'ün hürriyet ve istiklâl için söylediği sözler altın yaldızla yazılmıştır. Bu kulelerden sonra uzun olan giriş yolu devam etmektedir. Yolun bitiminde iki grup heykel bulunmaktadır.

Üç kadın heykelinin bulunduğu birinci grupta, kadınlardan birisi sükûn içinde öbürü ağlamakta, üçüncüsü bereketi belirten bir taş tutmaktadır. İkinci gurup heykeller bir askeri, bir öğrenciyi, bir köylüyü temsil etmektedir. Alle'den Zafer Alanı denilen ön avluya çıkılmaktadır. 80 metre uzunluğunda 150 metre genişliğinde olan Zafer Alanı'nın giriş kapısına 35 metre boyunda yekpare demir bayrak direği çekilmiştir. Zafer Alanı'ndan 33 basamak merdivenle 6 metre yükseklikteki Şeref salonuna çıkılmaktadır. Basamakların orta yerinde taştan bir söylev kürsüsü bulunmaktadır.

Bu merdivenlerin duvarlarının kenarlarında Büyük Atatürk'ün İstiklâl Savaşı ile ilgili kabartmaları vardır. Bunlardan birinde Büyük Atatürk “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!”

emrini verir şekilde, öbüründe sağ elini duvara dayamış “Hattı müdafaa yok,sathı müdafaa vardır” sözünü söyler şekilde temsil edilmektedir.

Dört tarafı, dört köşeli uzun sütunlarla çevrili bulunan Kabir'e (Mozole) bu merdivenlerden çıkılmaktadır. Mozole'nin sağ dış duvarında Büyük Atatürk'ün gençliğe söylevi; sol dış duvarında ise X. Yıl Nutku, mermer üzerine yaldızla yazılmıştır.

Bu iki duvar arasında Şeref Salonuna girilir. Şeref Salonunda tavanlar Türk halı desenlerinden alınmış motiflere göre, altın mozayiklerle renk renk işlenmiştir.

Şeref Salonu'nun karşısında büyük bronz parmaklıklı yüksek bir pencere bulunmaktadır. Ankara Kalesi'nin siluetinin göründüğü bu pencerenin bulunduğu alın duvarına, Büyük Atatürk'ün “Benim nâçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” sözü, altın yaldızla yazılmıştır

Bu pencerenin önünde Lâhid bulunmaktadır. Lahid, yükseltilmiş olan bir ihtiram köşesine konmuştur. Ziyaretçiler, Büyük Atatürk'e çelenklerini buraya bırakırlar ve saygı duruşunu burada yaparlar. Atatürk'ün asıl mezarı, Şeref Salonu'nun altındaki Mozolenin alt katında, lahdin tam altında bulunmaktadır. Asıl mezara alt tarafta bir kapıdan girilir. Buradaki yolun sağ ve solunda bir çok hücreler vardır.

Büyük Atatürk için bir Anıt - Kar bir yapılması, özel bir komisyonun tespit ettiği şartlar içinde milletler arası bir yarışma sonunda kararlaşmıştır. 2 Mart 1942 de sona eren yansımaya 29 yabancı olmak üzere 49 proje gönderilmiştir. Bu projeler milletler arası bir jüri tarafından incelenmiş ve Prof. Emin Onat ile Doçent Orhan Arda'nın projelerinin uygulanmasına karar verilmiştir. Bu projelerde yapılan bazı değişikliklerle Anıt -Kabir'in temel atma töreni 9 Ekim 1944 de yapılmıştır.

Yurdun çeşitli bölgelerinden getirtilen taşlarla, Türk işçilerinin ve gençlerinin çalışması ile tamamlanan Anıt -Kabir, Sümerlerin sanatından ilham alınarak yapılmış modern bir Türk eseridir. Anadolu'nun en büyük mimarî anıtıdır.

OLTU « Türkiye Coğrafyası

Erzurum iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 2.246 kilometrekare, nüfusu 28.896 dır. Yüzeyi, dalgalı, oldukça dik meyilli, yer yer ormanlarla kaplı dağlık alanlardan ve dimdik meyilli sarp bölgelerden ibarettir. Orman ürünleri ve hayvancılık, ilçe halkının başlıca geçim kaynağıdır.İlçe merkezi 4.352 nüfuslu Oltu kasabasıdır.

ANAYASA MAHKEMESİ « Hukuk

9 Temmuz 1961 günü halkoyuna sunularak kabul edilmiş olan yeni Anayasanın 145 inci maddesi gereğince kurulmuş olan yargı organı. Anayasa Mahkemesi, on beş asil ve beş yedek üyeden meydana gelmiştir. Asîl üyelerden dördü Yargıtay, üçü Danıştay genel kurullarınca kendi üyeleri arasından, üye tam sayılarının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir. Bir üye de Sayıştayca aynı yolda seçilir. Millet Meclisi üç, Cumhuriyet Senatosu iki üye seçer. Cumhurbaşkanınca da, biri askeri yargıtay genel Kurulunca gösterilen üç aday arasından olmak üzere, iki üye seçilir. Anayasa Mahkemesi de, kendi üyeleri arasından, dört yıl için Başkan ve Başkan vekili seçer.

Anayasa Mahkemesi'nin en önemli görevi, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkarılan kanunların, Anayasa'ya aykırı olup olmadıklarını tâyin etmektir.

TULUAT « Sinema ve Tiyatro

Tiyatronun, teferruatı hazırlanmadan ve sahnede doğuveren sözlerle oynanan tarzı. Birçok ülkelerde, orta sınıf halk arasında yaygın olmuş bir oyun tarzıdır. Türkiye de, modern anlamda tiyatrolar kurulmadan önce, çeşitli sanatkarlar aracılığı ile oldukça gelişmiş bir oyun tarzı olmuştur. Kavuklu Hamdi, Küçük Hasan, Dümbüllü İsmail, Tuluat tiyatrosunun ünlü sanatçılarındandır.

CUMHURİYETİN İLANI « Tarih

Birinci Dünya Savaşından yenilgi ile çıkan Osmanlı Devleti bütün kudretini kaybetmiş, Anadolu yer yer düşmanlar tarafından istilâ edilmeğe başlamıştı. Yeni bir Türk Devleti kurmak ve anavatan topraklarını düşman istilâsından kurtarmak için 23 Nisan 1920 de Ankara'da toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi bu büyük işte, Mustafa Kemal'in büyük önderliği altında, üç yıllık bir süre içinde başarı kazanmış ve 30 Ağustos 1922 tarihinde kazanılan Başkumandanlık Meydan Muharebesi ile savaş durumuna son vermişti. Batılı devletlerle Lozan'da müzakerelerin devam ettiği sıralarda, Birinci Büyük Millet Meclisi de 1 Nisan 1923 tarihinde seçimlerin yenilenmesine karar vermişti. Ağustos 1923 ayında ikinci Büyük Millet Meclisi yeni çalışma devresine girmiştir. 24 Temmuz 1923 de Lozan barışının imza edilmesi üzerine Kurtuluş Savaşı, hukukî ve siyasî olarak da son bulmuş, 6 Ekim 1923 de İstanbul'un da düşman istilâsından kurtulması ile Anadolu düşmanlarından tamamen kurtulmuş bir vaziyete girmiştir.

Bu sırada Türk Devletinin adını koymak hususunda bazı çalışmalar başlamıştır. Gerçekte 23 Nisan 1920 de yeni bir Türk Devleti kurulmuştur. Millî egemenlik esasına dayanması ve demokratik yapıya sahip olması bakımından bu devletin adının Cumhuriyet olması gerekiyordu. Fakat saltanata ve hilâfete karşı doğrudan doğruya cephe alınmamasını gerektiren şartlar sebebiyle, devletin adı yoktu, hükümetin adı da “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti” idi. Bu durum, devlet başkanlığını, bir dereceye kadar açık göstermekteydi.Memlekette bazı kimseler, halifeye devlet başkanı yetkilerinin verilmesini istiyorlar ve hilâfetin de kuvvetlenmesi gerekçesini ileri sürüyorlardı. Bu duruma son verilmesi zamanının geldiğine inanan Mustafa Kemal halk oyunu hazırlamak düşüncesi ile Eylül 1923 de Anayasada bir değişiklik yapılacağını İlân etmiştir.

24 Eylülde Mustafa Kemal'in bir yabancı gazeteciye verdiği demeç yayınlandığında, yeni devletin şeklinin ne olacağı, bilinir bir duruma gelmişti.

Mustafa Kemal, bu demecinde şunları söylemekte idi:

“Anayasaya göre egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.” Yürütme kudreti, yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinde toplanmıştır. Bu iki hamleyi bir kelime ile anlatabilmek için hangi sözlükte aranırsa aransın sözü geçen kelime “Cumhuriyet” olacaktır. Cumhuriyet esasına varacaktır. Bugün olduğu kadar gelecekte de daha ziyade demoktarik bir cumhuriyet teşekkül edecek ve bu Cumhuriyet hiç bir şekilde Batı Cumhuriyetleri esaslarından farklı olmayacaktır.

Bu sıralarda, Türk basınında da “yakında Cumhuriyet ilân edilecektir” şeklinde yazılara rastlanır olmuştur.

İşte bu sıralarda Türkiye Büyük Millet Meclisinde hükümet meydana getirmek için şiddetli bir mücadele sürüp gitmeye başlamıştı. Bütün milletvekilleri, Anadolu ve Rumeli Müdafaaî Hukuk Grubuna dahil olmalarına rağmen, Kabineye girecekler üzerinde anlaşmaya varamıyorlar, çeşitli milletvekilleri grupları, kendi güvendikleri arkadaşlarını Kabineye sokmağa çalışıyorlardı.

Bu şartlar altında çalışamayacağını anlayan Bakanlar Kurulu, 27 Ekimde istifasını verdi. Milletvekilleri o gün bir kabine listesi üzerinde anlaşamadılar. Ertesi gün Halk Partisi Meclis Grubunda da bir hükümet kurulması için yapılan çalışmalar bir netice vermedi. 29 Ekimde de yapılan çalışmalar bir sonuç vermeyince, Mustafa Kemal'in düşüncesinin ne olduğu öğrenilmeye karar verildi.

Bu çağrı üzerine gruba gelen Mustafâ Kemal şu açıklamada bulunmuştur;

“Çözme zorluğu ile karşılaştığımız meselenin sebebi ve hikmeti bütün arkadaşlar tarafından anlaşılmıştır kanaatindeyim. Noksan ve kusur, takip etmekte olduğumuz usul ve şekildedir. Yürürlükteki Anayasaya göre bir Bakanlar Kurulu kurmak istediğiniz zaman bütün arkadaşların her biri Bakanlar Kurulunu seçmek mecburiyetinde kalıyor. Hepimizin birden Bakanlar Kurulu seçimine mecbur olmamızda görülen zorlukların halli zamanı gelmiştir. Yüksek heyetiniz, bu zorluğun halline beni memur etti. Ben de söylediğim kanaatten ilham alarak düşündüğüm şekil tespit ettim. Onu takdim edeceğim. Kabul edilirse, kuvvetli ve birlik içinde bir hükümetin kurulması kabil olacaktır.” Mustafa Kemal Paşa, bunları söyledikten sonra hazırladığı Anayasa değişikliğini, okunmak üzere kâtiplerden birine vermiştir.

“Türkiye Devletinin şekli Cumhuriyettir. Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur.”

Parti ,bu esasları uzun ve hararetli münakaşalar sonucunda kabul ettikten sonra Büyük Millet Meclisi toplandı. 29 Ekim 1923 Pazartesi gecesi saat 20.30 da “Yaşasın Cumhuriyet” sesleri arasında ve alkışlarla Türkiye Devletine yeni adı verildi.

Devlet rejiminin Cumhuriyet olarak tesbitinden sonra Meclis, Cumhurbaşkanı seçimine geçmiş ve Kurtuluş Savaşının yöneticisi ve yeni devletin kurucusu Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal, ittifakla Türkiye Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanlığına seçilmiştir.

Kendisini Cumhurbaşkanlığına getirmiş olan Mecliste söylediği ilk nutkunda Mustafa Kemal, konuşmasını ,şu sözlerle bitirmiştir:

“Türkiye Cumhuriyeti dünyada işgal ettiği mevkiye lâyık olduğunu eseleriyle ispat edecektir. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffı olacaktır.”