VİZE « Türkiye Coğrafyası
Kırklareli iline bağlı ilçe. Yüzölçümü 1.075 kilometrekare, nüfusu 29.178 dir. İlçenin yüzeyi Istranca dağlarının ormanlarla kaplı sırtlarından ve bu sırtların güney - batı yönünde uzanan ovamsı düzlük halinde uzantılarından ibarettir. İlçe halkının bağlıca geçim kaynağı geniş tarla ekimi ve hayvancılıktır.İlçenin merkezi 5.890 nüfuslu Vize kasabasıdır.
VİTAMİNLER « Sağlık
Hayat için lüzumlu olan, özellikleri henüz bilinmeyen unsurlara genel olarak verilen ad. Vitaminler, organizma tarafından yapılmazlar, fakat alınmadıkları, organizma içinde oranlan azaldığı hallerde çeşitli hastalık belirtilerine yol açarlar. Vitamin adı, bu konuda çalışan Polonyalı kimyager Casmir Funk tarafından 1912 yılında ortaya atılmış ve bütün dünyaca kabul edilmiştir. Herhangi bir vitaminin vücutta bulunmaması haline “Avitaminoz” adı verilir.
Vitaminler, çeşitli özelliklerine göre, değişik harflerle gösterilmiştir: A,B,C v.b. gibi.
Başlıca vitaminler şunlardır:
A Vitamini (Axerophtol): Yağlarda eriyen bir vitamindir. Hayvansal besinlerden karaciğer, balık karaciğeri, tereyağ, yumurta sarısı, süt, iç organlarda bulunur .Herkesin bildiği balık yağı, balık karaciğerinden çıkarılır. İçinde A vitamini de vardır. Besinsel yağlarda (zeytinyağı, margarin) A vitamini yoktur.
A vitamini azlığından başlıca üç çeşit bozukluk görülür: Büyüme durur, insanlarda mukavemet azalır, göz rahatsızlıkları meydana gelir. Hekimlerin hemerolopi dedikleri gece körlüğü ilk alâmetlerdendir.
A vitamini eksikliği içinde olan kimselerde hastalıklara istidat fazladır.
Bir insanın günlük ihtiyacı 0,500 miligram A vitamini olarak hesap edilmektedir.
B grubu vitaminleri: Tabiatta besinler içinde bulunan B grubu vitaminleri birçok ayrı vitaminlerden meydana gelmiştir. Bu grup içinde en iyi tetkik edilmiş olan vitaminler şunlardır: B1 (Sinir koruyucusu), B2 (Ribof lavın), P - P (Nikotinik asit).
B vitamini: B1 vitamini (anörin) suda erir, billurlar halinde bir vitamindir, hararete karşı hassastır.
B1 vitamini bira mayasında, tahılda bol bulunur. Nohut, mercimek ve yeşil sebzelerde de vardır. Karaciğer, yürek, böbrek, beyin gibi bazı hayvan organlarında da bulunur. Yumurta akında, şekerlerde, nişasta ,beyaz unda yada hiç yoktur ya da çok az vardır. Buna mukabil % 82 unda bir miktar bulunur.
Anörin (B1 vitamini) beriberi meydana gelir. Sıcak memleketlerde çok sık görülen bu vitaminozda sinir ve kalp damar aygıtı hastalanmıştır. Bu vitamin şeker ve nişastalı maddeler gibi karbonhidratların yanmasına yardım eder, bu sebeple çok şekerli ve unlu rejimlerde Bl vitamini de arttırılmalıdır. Tabiî beslenmede, günlük Bl vitamin ihtiyacı 1,5 ile 2 mgr. arasındadır.
B2 vitamini: Riboflavin ya da laktoflavin denilen Bl vitamini sarı renkte suda erir, acı lezzette bir maddedir sıcaklığa dayanır, suda erimesi kayba uğramasının bir sebebidir. Bunun için besinlerin haşlanmasından sonra suları atılmalıdır.
Tabiata çok yayılmıştır. Bira mayasında en yüksek miktarlarda bulunur. Bitkilerde pek az bulunmaktadır; kuru kayısı, ıspanak ve bezelyede biraz daha fazladır.
Balık ve memeli hayvanların etinde nispeten az ribofların vardır. Lâkin balık yumurtası, böbrek memeli hayvanlara karaciğerinde, inek sütü yağsız peynir, yumurtada oldukça yüksek miktarda bulunur.
Fizyolojistlerin deneylerinden, riboflavinin (solunumunun sarı fermenti)
terkibine girdiği anlaşılmaktadır. Bu yüzden hücre solunumuna yardım eder.
İnsanlarda B2 vitamin özü tabiî beslenmede çok nadirdir. Çünkü riboflavto hemen bütün besinlerde bulunur ve oksidasyona dayanıklıdır.Gündelik ihtiyacı 1 ilâ 2 mg. arasındadır.
O vitamini: (Askorpik asit) renksiz, suda erir billurlardır. Oksidasyona karşı son derece hassastır. Hava temasında ısıtılacak olursa harap olur. Durmakla da koruyucu etkisi kaybolur.
C vitamininde tam yokluk halinde akorbüt denilen hastalık görülür. Skorbüt diş etlerinde ve vücudun değişik yerlerinde kanamalarda kendisini gösteren ağır bir hastalıktır. Tam vaktinde C vitamini ya da limon suyu verilirse iyi olur.
C vitamini portakal, limon, biber, domateste yüksek miktarlarda vardır. Meyveler ve yeşil sebzeler de bu vitaminden zengindir. Hayvansal gıdalardan karaciğer, beyin, adale, sütte bulunur.
C vitamininden günlük ihtiyacın 75 mgr.olduğu kabul edilmektedir.
D vitamini: Yağda erir bir vitamindir. Yokluğunda çocuklarda Raşitizm denilen hastalık görülür, çocuğun büyümesi esnasında kemiklerin biçimi bozulur, dişlerin çıkması ve büyüme gecikir.
D vitaminin vücutta etkisi besinlerle alınan kalsiyum ve fosfor miktarlarıyla çok yakından ilgilidir.
D vitamini tabiî olarak balıkyağı, yumurta sarısı, tereyağı, süt, Hindistan cevizi yağında bulunur.
D vitamini besinlerde pek az miktarlarda bulunmaktadır.
Güneşin derimizdeki steroller üzerine etki yapmasıyla vücutta kendiliğinden meydana gelmektedir.
Vitaminlerin bazıları sura eridikleri için yıkanma ve haşlanma sırasında suya geçerler ve böylece yok olurlar. Bu sebeple, beslenmelerde, vitaminlerin yok olmaması için uyulması gerekli bazı şartlar vardır. Bunlar arasında, yiyeceklerin, çoklukla taze olarak alınması, günlerce bekletilmeden kullanılması, sebzelerin, mümkün olduğu kadar kabuklarıyla pişirilip yenilmesi, pişirmelerin hafif ateşte olması gibi şartlara uymak faydalıdır.
KARABURUN « Türkiye Coğrafyası
İzmir iline bağlı ilçe. Yüzölçümü 478 kilometrekare, nüfusu 7.047 dir. Yüzeyi, Ege denizinde, İzmir kortesinin batışını kaplayarak çevreleyen, kuzeye doğru uzanmış bir yarımadadan ibarettir. Ormanlarla kaplı dağ sıraları dik ve meyillidir. Halkı, zeytincilik, bağcılık ve hayvancılıkla geçinmektedir.İlçe merkezi 1.031 nüfuslu Ahırlı kasabasıdır.
VOLGA « Dünya Coğrafyası
Rusya ve Avrupa'nın en uzun ırmağı. Uzunluğu 3.694 kilometredir. Valday yaylasından çıkar, uzun bir yol takip ederek ve gemilerin geçebileceği büyük bir su yolu meydana getirerek Hazar denizine dökülür.
EDEBİYAT « Bilim ve Sanat
Güzel sanatlardan birine verilen ad. Edebiyat, düşünce ve duyguların, söz ya da yazı halinde güzel ve etkili bir şekilde anlatılması sanatıdır. Edebiyat, yazının meydana gelmesi, dillerin zenginleşmesi ile başlamış ve gelişmiş bir güzel sanattır. Böylece, insanlığın çok eski zamanlarından beri bilinen bir sanat olma özelliğini taşımaktadır. Fakat, var olduğu kabul edilen ilk edebiyatlar, çoklukla sözlü gelenek halinde nesilden nesle devam etmiş olan bir edebiyat durumundadır. Ancak, yazılı kaynakların, uzun yüzyıllar saklanabilmesinden sonradır ki, gelecek yüzyıllara hitap edebilen edebiyat eserleri meydana gelebilmiştir.
Edebiyat, milletlerin medeniyet hayatlarında, önemli rol oynayan bir sanat kolu olarak kendini göstermiştir. Medeniyet bakımından ilerlemiş milletlerde, edebiyatın da gelişme göstermesi bundandır. Bu ilkel medeniyetlerin dışında, yeni çağlarda meydana getirilmiş edebi eserler, bütün insanlığa hizmet eden eserler olma kudretini göstermişlerdir. Bu sebeple, bugün için edebiyatın, millî faydalarının yanında milletlerarası faydalarını da unutmamak gerekir.
Edebiyat, nesir ve nazım olmak üzere iki bölüme ayrılır. Nesir, bir dilin kurallarına uygun olarak meydana getirilen düz yazıdır. Nazım ise, belli ölçülerin kayıtlaması altında meydana getirilmiş yazılardır. Nesir edebiyatının başlıca çeşitleri arasında roman, hikâye, piyes, hâtırat, biyografi, makale, deneme, eleştirme, fıkra çeşitleri yer alır. Nazım edebiyatı çeşitleri arasında da başlıca şiir, manzum piyes, destan yer alır.Sözlü gelenek dışında, zamanımıza kadar gelmiş edebiyat eserlerinin ilkleri, Gilgamış destanı ile Hammurabi Kanunlarıdır. Eski Mezopotamya medeniyetinde edebiyat eserlerinin meydana getirildiği yapılan kazılardan anlaşılmaktadır. Bu arada, Eski Mısır'da meydana getirilen edebiyat eserleri de önemli yer tutar.
Fakat asıl anlamı ile ilk edebiyat eserleri. Eski Yunanlıların meydana getirmiş olduğu eserlerle ve Yunan edebiyatı ile başlar. Bundan sonra, bütün medeni milletler, kendi edebiyatlarını geliştirmişlerdir.
AKŞEHİR GÖLÜ « Türkiye Coğrafyası
Akşehir ovasının kuzey batısında bulunan bir göl. Gölün kuzey kıyılarında yüksek sırtlar bulunur. Su yüzünün genişliği 105 kilometrekaredir. Fakat çevresi geniş bir şerit halinde bataklık ve sığdır. Suyu çok az oranda tuzludur. Derinliği 4.5 metre arasındadır. İçinde bol oranda balık bulunur. Özellikle sazan ve turna balıkları, Akşehir için önemli bir gelir kaynağı halindedir.