IHLAMUR « Bitkiler
Ihlamurgiller familyasından büyük bir gölge ağacı. Ilıman bölgelerde yetişir. Kerestesi beyazdır, iyi cila aldığı, işlemeye elverişli olduğu için marangozlukta çok kullanılır. Çiçeğinin kokusu pek hoştur. Çiçeği kurutularak çay gibi kaynatılır ve soğuk algınlıklarında ter vermek için içilir.
DARI « Bitkiler
Buğdaygillerden bir bitki. Kumsal topraklardan hoşlanan, kurağa dayanıklı, ilkbaharda ekilen yazlık bir bitkidir. Tür ve çeşitleri 300'e yakındır. Yeryüzünde buğday ve prinçten sonra en çok kullanılan bir besin maddesidir.
Unundan ekmek yapıldığı gibi, çok nişastalı olması bakımından ispirto çıkarılmasında ve mayalandırılması ile de boza yapılmasında kullanılır. Kuşlara yem olarak verildiği gibi, özellikle Kuzey Afrika ülkelerinde en önemli besin maddesi olarak kullanılır.
ŞİLİ « Dünya Coğrafyası
Güney Amerika'da bir ülke. Yüzölçümü 74.767 kilometrekare, nüfusu 7.339.546 dır. Başşehri Santiago şehridir. Güney Amerika'nın batısında, Ant dağları ile Büyük Okyanus arasında bir şerit gibi uzanır. Kuzeyinde Peru, kuzeydoğusunda Bolivya, doğusunda Arjantin ile sınırlıdır. Batı kıyıları, baştan başa Büyük Okyanusa bakar, Ant dağları ve bu dağlarla deniz arasında bir şerit halinde uzanan kıyı ovaları, ülkenin başlıca yüzey şekillerini meydana getirir. Akarsuları azdır ve düzgün akış yapamadan denize ulaşırlar, iklimi değişik özellikler gösterir. Çeşitli madenler (bakır, gümüş, altın, krom, boraks) bakımından zengindir. Özellikle Şili güherçilesi, ihraç maddelerinin önemlilerinden biridir.
Uzun yıllar İspanyol sömürgesi olarak kalan Şili, 1818 yılından beri bağımsız bir ülke durumundadır.
CENAZE « Din
Gömülmek, yakılmak, denize bırakılmak ya da başka usullerle ortadan kaldırılmak üzere hazırlanmış insan cesedi. Gömme işi, bugün, memleketimizle birlikte hemen bütün İslâm âleminde, dinî bir gelenek olarak şu şekilde yapılmaktadır. Ölüm meydana gelince, enli bir bezle ölünün çenesi bağlanır, katılaşan oynak yerleri yavaşça gevşetilir ve yeri yükseltilir. Yüzü örtülür, kesin olarak öldüğü anlaşılıncaya kadar bekletilir. Ölüm, uygun bir şekilde, ölünün yakınlarına duyurulur.
Bunlardan sonra dinî gerekçeler yapılır. Ölünün yıkanması, sağ kalanlar üzerinde “farz-i kifaye” dir, yıkanmayı üçlemek ise “sünnet” tir. (Müddeti dolmadan doğan düşükler ve gerçek şehitler yıkanmazlar). Yıkanma suyuna kokulu bir madde katılması, yıkanma tamam olduktan sonra ölüye hoş kokular sürülmesi, cenazenin yanında buhur yakılması makbuldür. Cenaze, yıkayıcıya kolaylık olsun diye, yerden yüksek teneşir üzerinde yıkanır. Suyun ılık olması tercih edilir. Şehitlerin dışında ölünün kefenlenmesi işi de bittikten sonra, cenaze namazı hazırlığı başlar. Cenaze namazı kılındıktan sonra, tabut, cemaatin miktarına göre, sıra ile omuzlarda ya da eller üzerinde taşınır, kabristanın uzak olması halinde de bir taşıtla kabristana götürülür. Cenaze, kabristanda hazırlanmış mezarına, usulüne göre gömülür.
Bugün memleketimizde, bir ölüm halinde, belediye teşkilâtının bulunduğu yerlerde, cenaze memurluğunun düzenlediği bir beyannamede, cenazenin bulunduğu yerin adresi, ölünün adı, soyadı, yaşı, hangi tarih, gün ve saatte öldüğü defin ruhsatiyesinin tarih ve numarası, yıkanma ve kefenlemenin ailesi ya da şehir mezarlığı tarafından mı yapılacağı, kabristana nakledilme işi, saati, ücretli kaldırılıp kaldırılmayacağı, mezarının çeşidi hakkında gerekli bilgiler verilir. Bu beyannamede alınması gerekli tedbirleri de, Cenaze işleri memurluğu, en çabuk bir şekilde alma yoluna gider.
TELGRAF « Haberleşme
İki merkez arasında, elektrik akımından faydalanarak, kararlaşmış bazı özel işaretlerle haberleşmeyi sağlama işi.
İlk telgraf, 1832 yılında Samuel Morse tarafından yapılmış, ilk telgraf haberleşmesi de, 1837 yılında gerçekleşmiştir. Telgraf, 1844 yılından sonra da bir haberleşme vasıtası olarak kullanılmağa haşlanmıştır.
Telgrafın esası, bir elektro mıknatıstır. Bu elektro mıknatıs, bir bataryaya bağlanarak, bir devre meydana getirilir. Devre, bir anahtarla kapanınca elektro mıknatıs harekete geçer ve küçük bir madensel parçayı oynatır. Bu madensel parçanın uzun ya da kısa süre oynaması ile, belirli olan işaretlerden haberleşme imkânı sağlanmış olur.Telgraf, verici ve alıcı olmak üzere iki esas bölümden meydana gelmiştir.Verici posta, bir üreteç ve Mora anahtarı denen bir devre kesiciden ibarettir. Alıcı posta, bir elektro mıknatıs, bunun tarafından çekilen bir armatör, bu armatörün bir ucundaki kalemle üzerine çizgiler çizilecek uzun kâğıt şeridi sürükleyen bir mekanizmadan ibarettir.
Verici postadaki Mors anahtarına uzun ya da kısa basılması, alıcı âletteki kâğıt şerit üzerine uzun ya da kısa çizgiler çizilmesine sebep olur.
Morse, alfabe harflerini uzun kısa doğrularla sembolleştirerek, kendi ismi ile anılan, bir telgrafçı alfabesi kurmuştur. (A = —/B = —./C = —.—. D —. —. gibi).
FLORYA « Türkiye Coğrafyası
İstanbuld'a Sirkeci'ye elektrikli tren ile 33 dakika uzaklıkta olan Florya, İstanbul ve civarında bilhassa romatizmalılara çok iyi gelen kumu ile ün yapmıştır. Büyük Atatürk'ün emri ile denize çakılı kazıklar üzerinde küçük bir deniz köşkü inşa edilen ve sahil parçasının geliştirilmesi için direktif verilen bu şirin banliyö zamanla büyük gelişme kaydetmiştir. Cumhurbaşkanlarının yazlık ihtiyaçlarını karşılamak için emirlerine tahsis edilmek üzere modern bir köşk 1935 yılından itibaren hizmette girmiş ve ilk olarak Atatürk 18 Mayıs 1935 ile 28 Haziran 1935 tarihleri arasında devamlı olarak burada kalmıştır. Sonraları sahile çok sayıda plaj ve moteller yapılması ile turistik bir bölge teessüs etmiştir.
Ata'nın ikinci bir emri ile sahile 1 kilometre mesafede büyük bir orman da kurularak yetiştirilmiştir. Florya'da dinlenme evleri ile modern kamping ve moteller de bulunmaktadır.