PANCAR « Bitkiler
Ispanakgillerden iki yıllık bir bitki. Kapalı tohumları çift çenekli, çiçekleri taçsız, yumru köklüdür. Tohumundan ilk yıl yumru bir kök meydana gelir. Aynı yıl, toprak üzerinde yürek biçiminde yapraklar görülür. İkinci yıl ise uzun bir gövde olur. Bunun ucunda çiçekler açar.Pancarın çeşitli cinsleri vardır. Bu cinslerin en önemlisi “şeker pancarı” dır. Bunun etli kökleri daha şişkin ve beyazdır. İçinde
% 8-19 oranında şeker bulunur. Bu pancar, şeker elde etmekte kullanılır.
SELÇUKLULAR « Tarih
Orta Asya'da bulunan Oğuz Türklerinin,Orta Asya'daki büyük kuraklık sonucu Batıya doğru göç etmelerinden sonra, Hazar Denizi'nin güneyinde yerleşerek komutanları Selçuk'un yönetiminde meydana getirdikleri Türk topluluğuna verilen ad. Selçuklular, Maveraünnehir'den Basra körfezine, Suriye, Yemen, Türkistan ve Anadolu'ya kadar çok yaygın bir alanda egemen olmuşlardır. Meydana getirdikleri devletler ve imparatorluklar,zamanlarında, kuvvetli devletlerden olmuştur. Uygarlık alanında da, İslam-Türk sanatının çok değerli eserlerini meydana getirmişlerdir.
Selçukluların, komutanları Selçuk tarafından kurulan en büyük devlet. Büyük Selçuk İmparatorluğu'dur.
BEDEVİLER « Tarih
Göçebe hayatı yaşayan ve çoklukla hayvan yetiştirmekle geçinen Araplar. Bedeviler çöllerde yaşadıkları gibi çöl yakınlarındaki bozkırlarda da yaşarlar. Deve, koyun ve keçi, yetiştirdikleri başlıca hayvanlardır. Çoklukla sütten yapılmış yiyeceklerle geçinirler. Et ve benzeri yiyecekleri ancak bayramlarda ve şenlik günlerinde yerler.
Aşiret ve kabileler halinde yaşayan bedeviler, gelenek ve göreneklerine fazlaca bağlıdırlar. Bu sebeple aralarında sık sık kan gütme dâvaları olur. Fakat, zamanla yeni icatlardan faydalanmayı ihmal etmezler. Bu arada yay ve okun yerine tüfek kullanmayı tercih ederler.
ATOM « Kimya
Maddenin elektrikçe nötral en küçük parçacığı olup yalnız bulunabileceği gibi kendinin aynı ya da farklı diğer atomlarla birleşmiş halde de bulunabilir.
Etrafımızda gördüğümüz şeylerin özünün bünyesinin ne olduğu çok uzun zamanlar, bilim ve fen adamlarının zihnini yormuş bir meseledir. M.Ö. beşinci yüzyılda eski Yunan filozofları, maddenin atom esasını kabul etmişlerdir. Demokritus, Leusippus ve Lukresius'un temellerini atmış oldukları atom teorisi, maddenin, bölünmesi, parçalanması mümkün olmayan ufak zerrelerin bir araya gelmesinden meydana geldiği esasına dayanmaktadır, îşte bu bölünmez parçacığa atom (atomos; kesilemez, bölünemez demektir) denmiştir.
Fakat, klâsik fizik ve kimyanın kabul ettiği anlamda atomların varlığı fikri ilk defa İngiliz kimyacısı ve fizikçisi Dalton (1766 - 1844) tarafından ileri atılmıştır. Atomu tıpkı Yunan filozofları gibi maddenin bölünemeyen en ufak parçacığı olarak kabul eden Dalton, kimyasal elemanlarının gözle görülemeyen, düşünülmesi bile zor olan küçük parçacıklardan meydana geldiğini ileri sürmüştür. Her kimyasal elemanın atomları birbirinin aynı olup karakteristik bir kütleye maliktir. Fakat ayrı ayrı elemanların atomlarının değişik karakterleri vardır. Kimyasal bir birleşmenin esası, iki ya da daha fazla elemanın atomlarının sabit oranda birleşmeleridir. Böylece, kimyasal bir bileşiğin en küçük parçacığı olan moleküller meydana gelir.
Dalton'dan sonra İtalyan kimyacısı Avogadro, molekül nazariyesinin; İsveçli bilgin Berzelius atomların remz sisteminin milletlerarası olmasını sağlamışlar, Mendeleef in yaptığı kimyasal elemanların tablosu ile atom araştırmaları daha sağlam temeller üzerinde kurulmuştur.
XIX. yüzyılın sonlarında atom üzerindeki araştırmalar yeni bir alana yönelmiştir. Crooks, Lenard ve bilhassa Thomson gibi fen adamları, iki bin yıldır parçalanmayacağına inanılan atomun da parçalanabileceğim kabul etmişler ve araştırmalarına bu görüş altında devam etmişlerdir. Thomson, araştırmalarında, atomun elektrik yüklü olduğunu görmüş; Becquerel'in, karı ve koca Curielerin, Rutherford ve Lawrence'in araştır .Protonların sayısı o atomun atom numarasına eşittir. Çekirdekte bulunan nötron ve proton sayılarının toplamı ise atomun kütle numarasını meydana getirir. Çekirdek içindeki taneciklerin (proton, nötron) kütleleri, çekirdeğin dışındaki elektronların kütlelerinden ağır oldukları için bir atomun kütlesi pratik olarak çekirdeğin kütlesine eşittir.
Elektronlar, çekirdek etrafında çeşitli yörüngeler üzerinde dönerler. Çekirdeğe en yakın olan yörünge üzerinde en fazla 2; ondan sonra gelen yörünge üzerinde en fazla 8 en dış yörünge üzerinde en fazla 8 kadar elektron bulunur. Atomların denge hali, dış yörüngede bulunan elektronların 8 tane olmaları ile mümkündür. Bu sebeple dış yörüngelerinde 8 elektron bulunduran elemanlar, kolaylıkla kimyasal değişikliğe uğramazlar.
Bilinen 101 çeşitli eleman vardır. Bu elemanların birbirlerinden ayrılığı çekirdekteki (proton-nötron) sayılarının farklı olması ve bunların etrafında dönen eletkronların çeşitli şekilde dağılmasından ileri gelir.
Bir elemanın pozitif ve negatif değerliliği de bu sebeplerle elektronların verilmesi ve alınması ile ilgilidir. Bir yada iki elektron veren bir atom'un elektrik dengesi bozulur ve o atom, verdiği elektron sayısı kadar pozitif değerlilik kazanır. Elektron alması halinde de elektrik dengesi bozulacağından, aldığı elektron sayısı kadar negatif değerlilik kazanır. Kimyasal değişmeler, dış yörüngelerde bulunan elektronların değişmeleri île ilgilidir.
BELKEMİĞİ « Sağlık
Vücudun dayanma eksenini yapan, gövdenin arka ve ortasında bulunan, omurların üst üste gelmesinden meydana gelen kemik kolonu, omurga, Belkemiğinin, bedenin çeşitli bölümlerinin hareketlerine etkisi ve vücut dengesinin sağlanması bakımından önemi büyüktür. İç tarafındaki kanalda sinir sisteminin bir bölümü olan “omuriliği” saklaması bakımından da önemlidir. 33 ya da 34 omurdan meydana gelmiştir. Gövdenin yerlerine göre şu bölümlere ayrılır : 1 - Boyun parçası (7 omur), 2- Göğüs parçası (12 omur), 3 - Bel parçası (5 omur), 4 - Sağrı parçası (5 omur) Kuyruk parçası (4-5 omur), Son iki bölümün omurları birbirlerine tamamen kaynaşmıştır.
SİLİVRİ « Türkiye Coğrafyası
İstanbul iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 754 kilometrekare, nüfusu 33.231 dir. Yüzeyi tatlı meyilli sırtlardan ve bu sırtlar arasında uzanan geniş vadilerden ibarettir. Geçim kaynakları arasında bağcılık, hayvancılık, önemlidir. Merkezi 4.949 nüfuslu Silivri kasabasıdır.