Nedir

ÇERKEŞ « Türkiye Coğrafyası

Çankırı iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.300 kilometrekare , nüfusu 24. 571 dir. Yüzeyi geniş bir ovadan ve bu ovayı çevreleyen dağlardan ibarettir. Geniş tarla ekimi ,sebzecilik ,kümes hayvanları halkının başlıca geçim kaynağıdır. Merkezi 2.833 nüfuslu Çerkeş kasabasıdır.

BALIKLAR « Hayvanlar

Omurgalı hayvanlardan su içinde yaşayan solungaçla soluyan yumurtadan üreyen hayvanların genel adı.

Bu ad altında toplanan yaratıklar birçok biçimlere ve çeşitlere ayrılır. Kimi denizlerde tuzlu sularda kimi göl deve ırmak gibi tatlı sularda yaşarlar. Bir kısmının omurgası kemikten çok kıkırdağa benzer. Derileri pullu pulsuz olabilir. Bazıları su içinde solungaçları ile solunum yaparlar. Bazıları da su dışında ciğerle solurlar. İçlerinde uçanları da vardır. Bu ayrıntılarına rağmen, balıkların genel bir yapıları vardır.

Balıkların dış görünüşleri, çoklukla yandan basık, mekik şeklindeki. Vücut kısımları birbirinden kesin olarak ayrılmamıştır. Çoğunun üzeri, uçları derinin alt tabakalarına yapışmış, bir tarafları serbest pullarla örtülmüştür. Üzerlerindeki üst deri çoğunda ince olduğundan sudan çıkarılırken bozulur. Pullar, derinin sağladığı yapışkan bir sıvı sayesinde daima nemlidir.

Renkleri genel olarak sırtta koyu yeşil, yanlarda ve karında yeşilimtrak kahverengindedir. Vücut, baş, gövde, kuyruk ve yüzgeçler olmak üzere üç bölümdür.

Baş, koni biçiminde olup gövde ile devam eder. Ağız genişçe bir yarık şeklindedir. Çenelerde ,ince ve sivri dişler vardır. Üst dudağında duygu sağlayan dokunma organları vardır.

Gözler, büyük, hareketli ve yuvarlaktır. Göz kapakları bulunmaz. Burun delikleri ağız boşluğuna açılır. Gözlerin gerisinde solungaç kapakları vardır. Sağda ve solda iki yassı plâkadan ibaret olan bu kapakların ön tarafı başla bitişik, arka tarafları serbesttir. Bunların iç tarafında koyu kırmızı renkli solungaçlar görülür.

Gövde, baştan ayrılmadan devam eder. Balıklarda boyun bulunmaz. Gövdenin şekli yanlardan basık mekik ya da gemi teknesi gibidir. Karın tarafında son yüzgecin önünde anüs bulunur. Gövdenin sağında ve solunda bulunan ve kuyruğa kadar uzanan birer yanal çizgi ile balıklar, suyun akıntısının yönünü tâyin ederler.

Yüzgeçler, tek ve çift olmak üzere iki kısımdır. Bunlar, balıkların hareketini su içinde düzgün ve dengeli durmasını, istenilen yöne doğru yönelmesini sağlarlar. Yüzgeçler, diken şeklindeki sert kıkırdak ya da kemikten yapılmıştır, yelpaze gibi açılıp kapanan uzantılardır. Tek yüzgeçler, sırtta, anüs arkasında ve kuyrukta bulunurlar. Çift yüzgeçlerin ikisi solungaç kapaklarının gerisinde (göğüs yüzgeçler), öbür ikisi karnın ön kısmında (karın yüzgeçleri) yer almışlardır. Kuyruk yüzgeci balıkların yer değiştirmesine, sırt ve anüs yüzgeçleri yön vermeğe, göğüs ve karın yüzgeçleri hareketine yararlar.

Balıkların iç yapısı, omurgalıların yapısı gibidir. Bunlarda da, kemik iskelet, solunum, dolaşım, sindirim, boşaltı ve üreme sistemleri vardır. Balıklardaki iskelet kemik ve kıkırdaktan yapılmıştır. Omurga, baştan kuyruğa kadar devam eder. Omurlarının yanından kılçık denen ve kaburgaların yerini tutan uzantılar çıkar. Solunum, solungaç kapaklarının altındaki solungaçlarla olur Solungaçlar, yassı ve kıkırdaksı yaylar üzerinde yerleşmiş iki katlı zar keseciklerinden ibadettir. Bu keseciklerin içinde kılcal damarları dağılmıştır. Bu sebeple solungaçlar koyu kırmızı renktedirler. Ağız boşluğundan giren su, solungaçlara gelir; suda erimiş havanın oksijeni kılcal damarlardaki kana, kandaki karbondioksit de suya geçer. Bu suretle kan temizlenir. Sindirim sistemi, kısa bir yemek borusundan şişkince bir mide ve kısa bir barsaktan ibarettir. Karaciğer de barsaklara açılır. Dolaşım sistemi, biri karıncık, biri de bulakçık olmak üzere iki gözlü bir kalpten ve damarlardan ibarettir. Kalp, solungaçların altında bulunur. Solungaçlarda temizlenen kan, sırt damarı ile bütün vücuda dağılır. Kalp iki gözlü olduğu için, içinde daima kirli kan vardır. Sinir sistemi, kafa tası içinde beyin ödevini gören ufacık bir merkezle omurganın içindeki omurilik ve sinirlerden ibarettir. Sinirlerin bir kısmı harekete, bir kısmı duyguya yararlar. Boşaltım sistemi, sırt kısmında omurgaya yapışık iki böbrekle sidik kanallarından ibarettir. Üreme bezlerinin kanalları, sidik kanalları, barsağın sonu aynı yere açılır. Balıkların çoğalmaları yumurta ile olur. Dişi ve erkek balıklardan çıkan dişi ve erkek döl hücreleri suya salınır. Bunlar suda birleşerek döllenmiş yumurtayı meydana getirirler. Yumurtalardan çıkan balıklar, başkalaşım geçirmeden büyürler.

Balıkların çeşitleri : Balıklar, beş büyük bölümde toplanır :

1 - İskeletleri tamamen kemikten olan balıklar, vücudu örten pullar sert değildir. Ağız başın ucundadır. Kuyruk yüzgecinin üstte kalan kısmı alttakine eşittir. Yüzme keseleri vardır. Yeryüzündeki balıkların onda dokuzu bu sınıf, tandır. Beş ayrı bölüme ayrılırlar :

a - Yüzme kesesi yemek borusuna bağlı olanlar (Sazan, alabalık, som balığı, turna balığı).

b - Yüzme keseleri kapalı olanlar (Morina, mezit balığı).

c - Yüzgeçleri dikenli olanlar (Orkinos, uskumru, hani balığı).

d - Üst çenesi kafatasına kenetli olanlar.

e - Solungaçları püskül şeklinde olanlar.

2 - Ağızları yuvarlak, vantuz biçiminde balıklar. İskeletleri çok basittir. Boynun iki yanında yedi çift solungaç yarığı bulunur. Bazı türleri denizde, bazıları da tatlı sularda yaşar.

3 - İskeletleri tamamen kıkırdaktan olan balıklar. Bu bakımdan bu çeşit balıklara “kıkırdaklılar” denir. Başlarının gerilerinde her iki yanda beşer tane solungaç yarıkları vardır. Ağızları başlarının alt tarafındadır. Kuyruk yüzgeçlerinin üst kısmı alt kısmından daha uzundur. İri yumurta yumurtlarlar. Bazı. lan yavrularını canlı olarak dünyaya getirirler.

4 - Bunların iskeleti bazı cinslerinde kıkırdağımsı kemikten, bazılarında da kıkırdaktan yapılmıştır. Vücudun üzerinde kemiğimsi kıkırdaktan zırh gibi kaim pullar vardır. Solungaçlar özel bir boşluk içindedir.

5 - Bu sınıftaki balıkların bir kısmı solungaçlarla nefes aldıkları gibi bazıları da akciğerleriyle nefes alırlar. Avustralya civarındaki denizlerde yaşayan “ceratodus” lar. Afrika’da yaşayan “prtopoterus” lar bunlardandır.

SİNGAPUR « Dünya Coğrafyası

Malaya yarımadasının bir adası ve şehri. Yüzölçümü 534 kilometrekare, nüfusu . 1.467.000dir. Önemli bir ticaret limanıdır. 1942 - 45 yılları arasında Japonya'nın işgalinde kalmıştır. İngiltere’ye aittir.

DİN « Din

İnsanların kutsal bir kudrete inanması ve bu inanışı ibadet şeklinde ifade etmesi Sosyologlara göre din ilkel insanların bazı kişileri, hayvanları ya da tabiat olaylarını kutsal saymalarından meydana gelmiştir.

ilkel toplumlarda kutsal sayılan çeşitli şeylere inanmak, onlar için belirli zamanlarda törenler yapmak, kurbanlar kesmek şeklinde başlayan din, toplumların toprağa yerleşmeğe başlaması ile özelliğini değiştirmiş ve müşterek vicdanın sembolü olan “atalara tapma” şeklini almıştır.

Toplumun gelişmesi, sitelerin meydana gelmesi gibi sosyal olumlar, din duygularında da değişiklik meydana getirmişler ve “çok tanrılı dinler” devri, böylece başlamıştır. Bu sistemde Tanrılar arasında, tabiat teki kuvvetler bölünmüş gibidir. Bu Tanrılardan her biri, bir kısım olayların Tanrısı şeklinde düşünülmüştür.

Sosyoloji bakımından bu şekilde bir gelişme gösteren din, insan toplumlarının başlaması ile, bir gelişme göstermiş, böylece çok tanrılı dinler yerine tek tanrılı dinler meydana gelmiştir.

Bu bakımdan ,din devriminde genel olarak üç şekil görülür:

1 - Putlara tapanların dini,

2 - Ayrı ayrı olaylar için başka başka Tanrılar bulunduğunu sananların dini.

Bunlardan birincisi, ilkel insanların dinidir, ikincisi, Mısırlılar, Babilliler, Asurlular, Yunanlılar ve Romalılar gibi yüksek kültürlü milletlerin dinleridir.

Üçüncüsü son çağların dinleridir. .Bir Tanrıya bağlanmak esasına dayanan bu dinlerde, insanların maddî varlığının dışında bir de manevî varlığının olduğuna ve bu varlığın, ölümden sonra da devam ettiğine inanılır. Bu dinler, başlangıçlarına göre Yahudilik, Hıristiyanlı ve Müslümanlıktır. Dünyada buluna dinler arasında mensubu en fazla ola Hıristiyanlık (835 milyon) dur. Bundan sonra, özellikle türlü yüksek toplumlarda yayılmış olan ve bu bakımda önemi büyük olan ikinci din olarak Müslümanlık (420 milyon) gelir. Mensupla 300 milyonu bulan Confucius dini ile 150 milyon kişinin inandığı Buddhist ve 322 kişinin inandığı Hindu dinleri, çok kalabalık olmakla beraber, Çin ve Hindistanda temsil edilmeleri, mahdut bölgelerde kapak kalmaları ile Hıristiyanlık ve Müslümanlık kadar önemli sayılmazlar. Bu arada, inananları 1 milyonu bulan Musevilikde dünyanın önemli dinlerinden biridir.

BALKON « Sözlük

Bir binanın üst katlarından dışarıya çıkmış, üzeri açık, etrafı korkulukla çevrili, oturup hava alınacak yerlere verilen ad. Balkonlar, çoklukla altlarından sütunlarla tutturulur. Balkonda olabilir. Üstü ve etrafı kapalı olanların üstü açık olabileceği gibi. kapalı balkonlara şahnişin, ya da cumba, yalnız üstü kapalı ve etrafı açık olan balkonlara cumba denir. Balkonlar, iklim şartlarının dışarıda oturmağa uygun olduğu güney memleketlerinde çok yaygın bulunur. Kuzey memleketlerinde ise daha seyrek görülür.

HAC « Din

Müslümanlığın beş şartından (Tanrının birliğine inanmak, oruç tutmak, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek) biri. Hac için Kamerî aylardan Zilhicede Mekke'ye gidilir ve Kabe ziyaret edilerek tavaf edilir. Müslümanlık inancına göre, hacca giderek bu ödevi yerine getirenler “hacı” adı ile anılırlar.

Hacca gidenlerin, Zilhicce ayının yedinci gününden önce Mekke'de bulunmaları gereklidir (Kurban bayramından üç gün önce.) Haccın en önemli noktaları şunlardır: 1 -İhram (Hacıların giydiği dikişsiz elbise anlamınadır). Bunun için gündelik elbiseler çıkarılır, biri üst tarafı, biri alt tarafı örten iki kumaş parçasına bürünülür.. 2 -Tavaf (Hacı olmak için Kabe'nin çevresini dolaşma anlamına gelir.) Bunun için hacılar, Kabe çevresini yedi kere dolanırlar. 3 -Sây (Safa ile Merve arasında koşma yürüme anlamına gelir). Bunun için hacılar, Safa ile Merve arasında yedi kere koşar gibi dolanırlar.

4 - Arafat dağında durmak. Haccın en önemli günü, Arafat günüdür. Zilhiccenin sekizinci günü hacılar Mekke'den hareket ederek geceyi Mina'da geçirirler. Geceyi Arafat'ta geçirmek imkânı da avardır. Arafat'a varıldıktan sonra öğle vakti söylenen nutku (hutbeyi) dinlerler. Öğleden sonra Arafat vadisinde durarak ibadetle uğraşırlar. Akşam üstü Müzdelifeye hareket ederler ve geceyi orda ibadetle geçirirler. Zilhiccenin onuncu günü Minaya doğru hareket ederler. Bugün Kurban bayramıdır. Sonra Mekke'ye dönerek Kâbeyi tavaf ederler, Merve ve Safa arasında Sây ederler ,sonra Mina'ya dönerler. Bayramın üçüncü ,dördüncü günü Mekke'ye dönerler. Böylece “hac” sona ermiş olur.Hacca en büyük kıymeti veren Müslümanlıktır. Fakat öbür Asya dinlerinde de hacca uyulduğu görülmektedir.

Bu çeşit hacların en eski yurtlarından biri Hindistan'dır. Granj nehrine gelen Hindular, bu nehrin üzerindeki Benares tapınağını ziyaret eder, nehri sularında yıkanır ve günahlarından temizlenirler, Buddhaların da birçok hac merkezleri vardır. Suriye'de yaşayan milletlerin, Fenikelilerin, hac ziyareti yapılan birçok tapınakları vardı. Eski Mısırlıların hemen bütün şehirlerinde eski Yunanlıların bir çok tanrı tapınaklarında hac yerleri bulunurdu.