CEYLAN « Hayvanlar
Çoklukla çöllerde yaşayan, güzel gözlü bir antilop çeşidi. Boyu 150 santimetre kadardır. Boynuzları yay biçimi, rengi çoklukla sarı kum rengindedir. Erkeklerin boynuzları, dişisinden daha kuvvetlidir. Göz pınarlarından üst dudağa inen siyah çizgiler, ceylânın gözlerini çok güzel olarak gösterir. Bu sebeple, gözlerinin güzelliğinden şiirlere konu olmuştur.
Çok hızlı koşan, eti ve derisi için avlanan bir hayvandır.Ceylânın ana vatanı, Kuzey Afrika'dır.
DARENDE « Türkiye Coğrafyası
Malatya iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.984 kilometrekare, nüfusu 35.145 dir. ilçe yüzeyi, genel olarak vadilerden ve genişçe bir ovadan ibarettir. Güneyi ve batısı dağlarla çevrilidir.
ilçe merkezi, 6.945 nüfuslu Darende kasabasıdır. Halk çoklukla buğday, arpa, çavdar ekimi ile geçinmektedir.
MİLLİ OYUNLARIMIZ « Eğlence
Uzun yıllar devam ede gelen bir gelenek halinde, oynanan Türk halk oyunları. Millî oyunlarımız, halk sanatı, halk müziği, halk edebiyatı kollarına toplu halde bir ifadesi gibidir. Bu kolların, çeşitli bölgelerde gösterdiği değişiklîkler sonucu da, çok çeşitlilik göstermektedir.
Millî oyunlarımız içinde tek kişi olarak oynananları olduğu gibi; en az dört kişiden meydana gelen ve dizi şeklinde oynananları: ikili ya da dörtlü karşılıklı oynananları: daire şeklinde ve daha çok kişi ile oynananları vardır. Çoklukla müzik âletlerinin katılmaları ile oynanırlar. Aynı zamanda, kaşıkla, zil, fincan, hançer, bıçak, darbuka, davul, kılıç ve kalkanla da oynananları vardır.
Millî oyunlarımız, batıdan doğuya doğru başlıca şu bölgelere ayrılır:
a - Karşılama ve sirto grubu bölgesi. Bu grubun millî oyunları davul, zurna katılmasıyla oynanır. Oyunlarda en az iki davul ve iki zurna bulunur. Davullar, aynı tempo üzerinde birlikte çalarlar, zurnalardan biri dem tutar, öbürü melodiyi çalar. Trakya bölgesinde oynanan oyunlarımızdandır.
b - Zeybek grubu bölgesi. Geniş bir bölge içinde oynanan oyunlardır. Davul, zurna (bazı bölgelerde klarnet, trompet, saz, bağlama, cura, zilli maşa, tef ve darbuka) ile oynanır. Ankara, Bolu ve Kastamonu'dan itibaren, hemen bütün Batı Anadolu'da Çanakkale ve İstanbul'da oynanır.
d - Halay grubu bölgesi, Davul zurna, Klarnet, bazı bölgelerde de saz takımının katılmasıyla oynanır. Çankırı, Çorum, Sivas, Yozgat, Malatya, Diyarbakır, Hatay, Urfa, Gaziantep, Mardin, Siirt bölgelerinde oynanır.
e - Horon grubu bölgesi Kemence, tulum, keman, klarnet gibi müzik âletleriyle oynanır. İstanbul'dan Trabzon'a kadar, dar bir kıyı şeridi içinde kalan bütün Karadeniz bölgesinde oynanır
f - Bar grubu bölgesi. Davul, zurna, klarnet, hey, zilli tefle oynanır. Bingöl, Bitlis, Gümüşhane, Erzincan, Kars, Erzurum bölgesinde oynanan oyunlardır.
YAĞ « Biyoloji
Bitki ve hayvanlardan elde edilen esterlere verilen ad. Bunlar, bitkileri dokularında, meyve ve çekirdeklerinde bulunur. Hayvanlarda ise, deri altında kalp ve böbrek gibi organların çevresince ve karaciğerlerde bulunur. Yağ, yandığı zaman en çok ısı ve enerji veren besililer arasında yer alır.
Bitki yağları, keten, susam, zeytin, haşhaş, Hindistan cevizi gibi tohum ve meyveleri yüksek basınçlı hidrolik preslerde sıkıştırılmakla elde edilir. Bitkisel yağların çoğu sıvıdır. (Zeytinyağı, pamukyağı gibi). Sıvı yağların içinde keten, haşhaş, fındık, ceviz ve kenevir yağı gibi olanları “kuruyan yağlar” dır.
Hayvan yağları, hayvanların çeşitli yerlerinden çıkarılır. Tereyağı, sütten; donyağı, hayvanların kalp ye böbreklerinden; kuyrukyağı, hayvanların kuyruklarından; balıkyağı, Morina balıklarının karaciğerinden elde edilir. Hayvan yağları da, sert, yumuşak ve sıvı olur. Don yağları serttir .kuyruk ve tereyağları yumuşaktır, balıkyağı sıvıdır.
Yağların besin değeri, iki bakımdan önemlidir: Biri, yandıkları zaman çıkardıkları ısı enerjisi bakımındandır. Bir gram yağ vücutta yandığı zaman ortalama olarak 9,5, kalori ısı verir Nişastalı ve şekerli besinlerin yanmasından ancak 4,5 K. kalori ısı çıkar. Yağların önemli değeri, vitamin bakımındandır. Özellikle tereyağında, A,B,C, vitaminleri balıkyağında D vitamini vardır.
HAZİNE « Tarih
Paranın mücevherlerin ya da kıymetli eşyanın saklandığı yer. Osmanlı imparatorluğu zamanında, devlete ait paraların saklandığı yere de “hazine” adı verildiğinden, devlet parasının saklı bulunduğu yer anlamında kullanılmıştır.Osmanlı İmparatorluğu’nda, başlıca iki hazine bulunuyordu: iç hazine, dış hazine, Devlet hazinesi, hazine-i âmire adları da verilen dış hazine, devlete ait olan hazine idi. Bu hazine, devletin topraklarından elde edilen gelirlerden her çeşit vergilerden, devlete haraç ve, ren devletlerin gönderdikleri vergilerden cizyeden, savaşlarda elde edilen ganimetlerden devlete verilen hisseden meydana gelirdi. Maaşlı devlet memurları maaşları, kapıkulu askerleri maaşları, donanma giderleri ve devletle ilgili her çeşit giderler, bu hazineden karşılanırdı. Hazine-i hassa denilen iç hazine ise, padişahın şahsı ile ilgili olan hazine idi.
Dış hazineye gelen paralar ve giderler, defterdarın ve sadrazamın devamlı kontrolleri altında yönetilmekte idi.
Fakat sonraları, devletin gelir ve giderleri, daha çok düzene sokulmuş, bu işler, belli kanunlar çerçevesinde yürütülmeğe başlanmış ve Tazimatın ilânından sonra vatandaşların verdikleri her çeşit vergilerin doğrudan doğruya devlet hazinesine girmesi devlet işlerine ait bütün giderlerin hazine tarafından yapılması esası kabul edilmiştir.
Cumhuriyetin ilânından sonra da devletin her türlü gelir ve giderleri, Maliye Bakanlığının yönetimine verilmiştir.
DARPHANE « Devlet
Madenî para basımı yapılan yer. Para basımı, bugün hemen hemen bütün ülkelerde, hükümetlerin kontrolü ve idaresi altında bulunan “darphane” lerde yapılmaktadır.
Para basımı, ilk zamanlarda, devletler tarafından kontrol altına alınmış durumda değildir. Özel kişiler, serbest olarak sikke darbettirebiliyorlardı. Fakat, madenî paranın, kullanılmasının artması ve özel kişilerin darbettikleri sikkelerin her alışveriş sırasında, kontrole tâbi kılınması zorunluluğu bunların ayarına bakmak ve gram olarak miktarını tartmak çeşitli aksaklıklara sebep olduğu için, para basımı (sikke darbı) hükümdarların kontrolü altına (atonniıştfc. Böylece, alış - verişe mübadelesinde kullanılmakta olan “tartılmış para” devrinden, “sayılan para” devrine geçilmiştir.Bugün, eskiden beri gelen bir fikrin devamı olarak para basımı (darp hakta) bir istiklâl, egemenlik işareti ve devletin en önemli haklarından biri sayılmaktadır.Para yapımı için kullanılacak madenin aynı ayarda, eşit ağırlık ve boyda sikkelere bölünmesi ve bu sikkeler üzerine sikkenin değerinin ve bunları çıkaran devletin işaretlerinin basılması, darphanede yapılan başlıca işlerdendir.
Türkiye'de durum : Osmanlı Devleti'nin ilk zamanlarında, komşu beylikler tarafından kullanılmakta olan sikkeler kullanılmıştır. Osmanlı Devletinde ilk para basımı, 1313 yılında yapılmış ve bunlara “akçe-i Osmanî” adı verilmiştir. Bundan sonra her padişahın hükümdarlığa geçişi yıllarında yeniden para basımı yapılmıştır. Cumhuriyet devrinde ilk altın sikke, 5 Ekim 1925 te, Bakanlar Kurulu kararı ile darbedilmiştir. Bu tarihten sonra, çeşitli kıymetlerde gümüş, bronz, nikel ve karışım sikkeler darbedilmiştir.