Nedir

İNCİL « Din

Peygamber İsa'ya Tanrı'dan inmiş olduğuna inanılan kutsal kitap.Ancak Tanrı'dan inmiş olduğuna inanılan bu kitap kaybolduğundan, Havarilerin ve onların öğrencilerinin yazmış oldukları altmışa yakın kitaptan dört tanesi seçilmiş ve “İncil” olarak kabul edilmiştir. Bu dört kitap birbirinin benzeri değildir. Bu dört İncil, Matta, Markos, Lûka ve Yuhanna tarafından yazılmıştır. Yazılma tarihleri de İsa'nın ölümünden çok sonraki yıllara aittir.Bu kitaplarda İsa'nın doğuşu mucizeli bir olay gibi ortaya konmakta, hayatı masallaştırılarak anlatılmakta ve inançları belirtilmektedir.

İCATLAR « Teknik

Bir şeyi yeniden meydana getirmeye verilen ad. İnsanlar, bugünkü medeniyet seviyesine ulaşabilmek için, yüzyıllar boyunca durmadan çalışmışlar, Taş devrinden başlayarak, yeni yeni âletler bulmak suretiyle, medeniyetin bu günkü seviyesine ulaşmasını sağlamışlardır.

İlk icatlar, insan organizmasına benzeyen âletleri bulmak suretiyle başlamıştır. İlkel bir insanın, avını avlayabilmesi, kendini koruyabilmesi, bütün ilkel şartlar içinde tabiatla daha kolaylıkla savaşabilmesi için gerekli bu icatlardan sonra; zamanla, binleri aşan yeni yeni icatlarla bu günkü medeniyet seviyesine ulaşılmıştır.

Yumruğa benzetilerek çekiç, kol ve avuca benzetilerek kürek elde edilmesi, böyle ilkel bir zorunluluğun sonucudur. Bu icatlardan hangisinin daha önemli olduğu üzerinde düşünerek, yersiz olur. Her icat, daha sonraki bir yeni icadın ana düşüncesini vermiş ve en basitinden en mükemmeline kadar insanlığa bir fayda sağlamıştır.

HAZAR DEVLETİ « Tarih

VII. yüzyılın başlarından XI. yüzyılın başlarına kadar Hazar denizi yörelerinde hüküm sürmüş bir Türk devleti. İlkin Hunların ve Gök . Türklerin egemenliğinde yaşamış olan Hazal Türkleri, VII. yüzyılın başlarında Hazar denizinin kuzeyinde bir devlet kurmuşlar, zamanla kurdukları bu devlet Volga ve Dinyester nehirleri çevresinde

Kafkasları, Azerbaycan’ı, Kırım'ı içine alan kuvvetli bir devlet durumuna geçmiştir. IX. yüzyılda, Peçeneklerin saldırıları karşısında, Kırım'da kuvvetten düşmüş bir halde kaldılar. XI. yüzyılın başlarında da Bizans ve Rusların akınları karşısında tarih sahnesinden çekildiler.

ARMA « Devlet

Bir devletin, bir hanedanının ya da bir şehrin alâmeti olarak kabul edilmiş ve ressâm, harf ve çizgiden yapılmış işaretler. İnsanlar, çok eski zamanlardan beri kendilerine mahsus özel armalar kullanmışlardır. Hemen bütün eski milletlerde görülen armalar, asıl XII. yüzyılın ortalarında, bugünkü anlamında bir özellik kazanmıştır. XII. yüzyılın ortalarından sonra, ilkin savaşlarda kalkan ve miğferlere konan işaretler şeklinde başlamış, sonraları daha da gelişerek belli bir sınıf ve asil ailelerin birer arma edinmeleri ile yaygın olmuştur.

Osmanlılar'ın son devirlerinde de (Mahmut II. zamanında) bir devlet arma sı kabul edilmiştir. Bu armada, en üstte güneş ışıkları arasında bir tuğra, altında sonradan kaldırılan tuğranın yarısını kaplayan bir hilâl resmi, hilâlin altında tuğlu bir padişah kavuğu, bağımsızlık, adalet ve kanun remzi olan sancak, kılıç, tabanca, top, süngü, terazi, kitap ve en altta da beş nişan bulunmaktadır. Eskiden hilâlin içinde bulunan “El-müstenid bitevfikat-ir Rabbaniye melik-devlet-il-Osmaniyye” cümlesi, sonradan kalkanın içine alınmıştır.

BASKETBOL « Spor

Kaleleri ; iki tarafta yüksekçe bir direğe bağlanan ,dipleri açık bırakılmış çemberli birer ağdan ibaret top Oyunu. İlk olarak Amerika'da Dr. Naisumith tarafından (1892) oynanmış, Birinci Dünya Savaşı'nda Amerikalı askerler tarafından Avrupa'ya ve bütün dünyaya yayılmıştır. Bütün gençler tarafın, dan oynanan ve en güzel sporlardan biri olan basketbol oyunu, bugün dünyada en fazla oynanan top oyunlarından biridir.

Alan : Basketbol oyununun alanı 26 metre uzunluğunda, 14 metre genişliğindedir. Alanın düz olması gerekir. Alan, “orta çizgi” denilen bir çizgi ile iki eşit kısma bölünmüştür. Tam ortasında çapı 60 cm. olan bir küçük daire ve çapı 1.80 cm. olan büyük bir daire vardır. Kalenin bulunduğu kısım, alanın kenarlarından 3.60 cm. enliğinde ve 5.20 cm. boyunda olan bir dikdörtgenin alanın kenarlarından 60 cm. uzunlukta olan orta kısmında bulunur. Burada 2.75 cm. yüksekte sepetlerin bulunduğu direkler vardır. 5.20 cm. lik kale alanında çizilen bir yarım daire, “serbest artış alanlarını” meydana getirir.

Oynayanlar : Basketbol oyununda bir başhakem, bir ortahakem ve yarı-hakemler oyunu idare ederler. Takımlar, biri kaptan olmak üzere beşer oyuncudan meydana gelmiştir. Oyuncular, iki “müdafi” (kendi alanlarına karşı taraf oyuncularını sokmamakla vazifelidir), iki akıncı (karşı tarafa hücumlar yaparak sepete topu sokmakla vazifelidir) ve bir “orta akıncı” dan (müdafilere ve akıncılara yardım etmekle vazifelidir) ibarettir. Takım kaptanı, takımın temsilcisidir ve oyunu idare eder.

Oyun: Bu oyunda amaç, iki taraf sepetlerine, topu sokmaktan, ibarettir. Top, çemberin içinden girerse, sayı yapılmış sayılır. Oyun süresi, arada on dakikalık bir dinlenme ile ayrılan yirmişer dakikalık iki devreden ibarettir. Top, içinde şişirilecek lâstik bulunan yuvarlak bir meşinden ibarettir. Basbetbolda top, daima elle tutulur ve elle sepete sokulmağa çalışılır.

AĞAÇ « Bitkiler

Odunlaşmış bir gövdesi olan, kökleri ile toprağa tutunmuş ve yapraklardan ya da yapraklı dallardan bir tacı olan bitki.

Gövdeleri odunlaşmış da olsa,, ince gövdeli olanlara çalı denir. Bitkiye ağaç karakterini veren odunlaşmış gövde, tam tepesine kadar ya da yapraklı dalların başladığı yere kadar uzanır. Bütün bitkiler gibi ağaçlar da bol besine muhtaçtır. Ağaç besinini, toprağın derinliklerine kadar uzanan kökleri ile alır. Yaprakları ile aldığı güneş ışığını ve karbondioksit gazı ile özümlemeyi yapar.

Ağaçlar, yaprakları bakımından ikiye ayrılırlar: Yapraklarını döken ve yapraklarını dökmeyen ağaçlar. Yapraklarını döken ağaçlar, her sonbaharda yapraksız kalırlar ve ilkbaharda yeniden yaprak vermeğe başlarlar. Yapraklar, geniş ölçüde suyun buharlaşmasına sebep olduğu için, ağaçlar kışın bu derece su kaybına dayanamazlar. Yapraklarını dökmeyen ağaçlar ise yıllarca bu durumda kalırlar. Bu çeşit ağaçların yaprakları küçük, dar ya da sert kabuklarla kaplıdır.

Her yıl büyümesine davam eden ağaç, gövdesini kalınlaştırır ve gövdesindeki odun nispeti böylece her yıl artar.

Ağaçların beslenmesinde en önemli madde olan karbondioksit, ağaçlar tarafından gündüz kullanılır. Bu bakımdan, ağaçlı yerlerin havası, daima iyi ve temizdir. Ağaç, aynı zamanda bir yerin iklimine de etki eder. Oranın havası rüzgârlı ve yağışlı olmasını sağlar.

Türkiye'de ağaç, topraktan sökülmeyince taşınamayan bir varlık sayıldığından, Türk Medenî Kanununa göre, toprağın bir parçasıdır ve toprak sahibinin malı sayılır. Ancak, dallarının komşu olanlara zarar vermemesi de gerekmektedir.

Ağaçlar, bir memleketin süsü olmaktan başka sağlık kaynağı ve daima faydalı olan bir mal olduğu için ağaç yetiştirilmesi ve ağaç sökülmesi belli kanunlarla kayıtlar içine alınmıştır.