Nedir

HAMBURG « Dünya Coğrafyası

Almanya'nın önemli şehirlerinden biri. Elbe nehri üzerinde kurulmuştur. Nüfusu 1.700.000 dir. Denize 100 kilometre kadar uzakta olmakla beraber nehir aracı ile gerek denize, gerekse Almanya'nın birçok şehirlerine su yolu ile bağlıdır. İkinci Dünya Savaşı'nda birçok bombardımanlarla yıkılmışsa da, savaştan sonra yeniden yapılmıştır.

SAMSUN « Türkiye Coğrafyası

Samsun ilinin merkezi olan şehir.Nüfusu 87.311 dir.Karadeniz kıyılarında, Mertırmak adlı küçük bir akar su deltasının batı kenarında kurulmuştur. Kuruluş tarihi M.Ö. sekizinci yüzyıla kadar uzanır. Yıldırım Bayezit devrinde Osmanlıların eline geçmiştir. Karadeniz Bölgesinin en önemli şehirlerinden biridir. Günden güne bayındırlaşan ve büyüyen Samsun şehri, önemli bir ticaret şehri özelliğindedir.

Samsun, Türk Kurtuluş Savaşı'nda ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, şerefli bir yer kaplayan şehirlerimizdendir. Büyük Atatürk, Kurtuluş Savaşı'na başlamak üzere Anadolu'ya geçmeye karar verdiği zaman, bu mücadelesinin başlangıç noktasını Samsun olarak seçmiş ve 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsuna ayak basarak Anadolu topraklarına çıkmıştır. Bu tarih, Türk Millî Mücadelesinin başlangıç tarihidir.

SAMSUN İLİ

Anadolunun kuzeyinde Karadeniz kıyılarında bulunan illerimizden biri Yüzölçümü 9.392 kilometrekare, nüfusu 654.602 dir. Kuzeyinde Karadeniz, doğusunda Ordu, batısında Sinop, güneyinde Tokat, Amasya ve Çorum bulunmaktadır. Merkezi Samsun şehridir.

Samsun ilinin yüzeyi, genel olarak Kuzey Anadolu dağ sıralarının meydana getirdiği dağlık alanlardan meydanda gelmiştir. Bu dağ sıraları arasında yer yer akarsuların dağları yarmasından meydana gelen vâdilik alanlar, geniş alûvyal ovalar bulunmaktadır.

Samsun ili, genel olarak bir tarım bölgesidir. Nehirlerin meydana getirdiği alûvyal ovalar ve vadiler, tarıma en elverişli bölgeleri meydana getirir. Her türlü tahıl, bu arada tütün, önemli miktarda yetiştirilir. Orman ürünleri hayvancılık da gelir kaynaklarında önemli rol oynar.

KARTACA « Dünya Coğrafyası

Afrika'da şimdiki Tunus şehrinin bulunduğu yarımadanın yakınlarında Milâttan sekiz yüzyıl önce Fenikeliler tarafından kurulmuş eski bir şehrin ve bu şehri başkent yapan medeni ve kuvvetli bir cumhuriyetin adı. Kartaca'nın kuruluşundaki efsane tarihlere geçmiştir: Fenike şehirlerinden Sayda'da hüküm süren Belus'un kızı ve Pygmalion' un kız kardeşi Didonya da Elissa, kocasının öldürülmesi üzerine kendisine bağlı kalanlarla birlikte Kuzey Afrika'ya kaçmış ve oralarda hüküm süren kraldan kendisine bir öküz derisinin kaplayacağı kadar yer verilmesini rica etmiş. Bu öküz derisi iznini aldıktan sonra deriyi kıl kadar ince şeritler halinde keserek onun çevirebildiği genişlikteki arazi üzerine Fenike dilinde “yeni şehir” demek olan “Kart hadaç”ı kurmuştur. Bu ad sonraları Araplar tarafından “Kartaca” ya çevrilmiştir. Böyle bir masalla kurulduğu söylenen şehir, Fenike göçmenlerinin çoğalması, halkının o zaman medeniyetine göre ileri ve özellikle denizcilikte büyük bir bilgiye sahip bulunması, toprağın da bereketli olması yüzünden az zamanda servet ve kudret kazanarak önemli bir devlet hâline girmiştir. Kartaca, civa. rmdaki şehirleri istilâdan sonra donanmaları aracı ile Afrika ve İspanya kıyılarını, Malta, Sardunya, Balear ve Kanarya adalarını ve Sicilya'nın bir bölümünü ele geçirmiştir. Zamanının en kuvvetli deniz devleti haline gelen Kartaca Cumhuriyeti ile Roma Cumhuriyeti arasında Sicilya yüzünden Milâttan 264 yıl önce savaş çıkmıştır .(Pön Muharebesi). Bunlar üç devre olarak devam etmiştir. Birinci 22 yıl sürmüş ve neticede Karta, çalılar Sicilya'dan çekilmeye mecbur kalmışlardı. 17 yıl süren ikinci Pön savaşlarında meşhur Kartaca komutanı, Hannibal Romalılara karşı birçok zaferler kazandı ve İtalya'ya hücum etti ama sonunda İspanya'daki memleketlerini kaybetti. 149 dan 146 ya kadar üç yıl süren üçüncü Pöh muharebesi Afrika toprağında geçmiş ve Kartaca Cumhuriyetinin mahvolmasıyla neticelenmiştir. Kartaca şehri, sonraları Romalılar tarafından tekrar canlandırılmış ve Afrika'daki Roma egemenliğinin pek parlak bir merkezi olmuştur ama 698 de Arapların eline geçerek bir ihtilâl sonucunda yakılmış ve bugün ancak Fas şehri civarında bazı harabeleri kalmıştır. Kartacalılar din, dil ve medeniyet itibariyle Fenikelilerden farklı değillerdir.

AĞAÇ « Bitkiler

Odunlaşmış bir gövdesi olan, kökleri ile toprağa tutunmuş ve yapraklardan ya da yapraklı dallardan bir tacı olan bitki.

Gövdeleri odunlaşmış da olsa,, ince gövdeli olanlara çalı denir. Bitkiye ağaç karakterini veren odunlaşmış gövde, tam tepesine kadar ya da yapraklı dalların başladığı yere kadar uzanır. Bütün bitkiler gibi ağaçlar da bol besine muhtaçtır. Ağaç besinini, toprağın derinliklerine kadar uzanan kökleri ile alır. Yaprakları ile aldığı güneş ışığını ve karbondioksit gazı ile özümlemeyi yapar.

Ağaçlar, yaprakları bakımından ikiye ayrılırlar: Yapraklarını döken ve yapraklarını dökmeyen ağaçlar. Yapraklarını döken ağaçlar, her sonbaharda yapraksız kalırlar ve ilkbaharda yeniden yaprak vermeğe başlarlar. Yapraklar, geniş ölçüde suyun buharlaşmasına sebep olduğu için, ağaçlar kışın bu derece su kaybına dayanamazlar. Yapraklarını dökmeyen ağaçlar ise yıllarca bu durumda kalırlar. Bu çeşit ağaçların yaprakları küçük, dar ya da sert kabuklarla kaplıdır.

Her yıl büyümesine davam eden ağaç, gövdesini kalınlaştırır ve gövdesindeki odun nispeti böylece her yıl artar.

Ağaçların beslenmesinde en önemli madde olan karbondioksit, ağaçlar tarafından gündüz kullanılır. Bu bakımdan, ağaçlı yerlerin havası, daima iyi ve temizdir. Ağaç, aynı zamanda bir yerin iklimine de etki eder. Oranın havası rüzgârlı ve yağışlı olmasını sağlar.

Türkiye'de ağaç, topraktan sökülmeyince taşınamayan bir varlık sayıldığından, Türk Medenî Kanununa göre, toprağın bir parçasıdır ve toprak sahibinin malı sayılır. Ancak, dallarının komşu olanlara zarar vermemesi de gerekmektedir.

Ağaçlar, bir memleketin süsü olmaktan başka sağlık kaynağı ve daima faydalı olan bir mal olduğu için ağaç yetiştirilmesi ve ağaç sökülmesi belli kanunlarla kayıtlar içine alınmıştır.

DAMARLAR « Sağlık

İnsan ve hayvanlarda, içinde kan gibi besleyici sıvı taşıyan borular. Organlarımızı ve dokularımızı meydana getiren hücreleri besleyen kanı, kanın temizlenme yeri olan kalp’ten alarak buralara getiren ve buralarda kirlenmiş olan kanı temizlemek için tekrar kalbe götüren damarlar, genel olarak temiz kan taşıyıcı damarlar (atardamarlar-arterler) ve buralarda kirlenmiş olan kanı, kalbe getirici kirli kan taşıyan damarlar (toplar damarlar - venalar) olmak üzere iki büyük bölüme ayrılırlar.

1 — Atardamarlar : Atardamarlar, silindirik borulardır. Sol karıncıktan çıkan aorttan vücuda dağılırlar. Duvarlarında üç kılıf vardır. îç endotel hücrelerinden yapılı olan “intima” adını alır. Orta kılıf, çizgisiz kaslardan ve esnek liflerden (elâstik lifler) meydana gelir ve “mendia” adını alır. Dış kılıf ise gevşek bir bağ dokusundan yapılı olup “ad-ventis” adını alır. Adventisin içinde damarları besleyen ince damarlar ve sempatik sinirleri vardır.

iç tabaka, kanın pıhtılaşmasına engel olur. Orta tabaka, damarların büzülmesini ve gevşemesini sağlar. Dış tabaka ise, orta tabakanın işini düzenler.

Eğer, damar duvarları kalınsa çapı azalır ve damarın ilgili bulunduğu oranda kan çoğalır ve buraya kan hücumu olur. Bu işi düzenleyen, adventis içindeki sinir ağıdır.

Kalbin sol karıncığından çıkan temiz kan vücudun en büyük daman olan aorta, buradan da aorttan çıkan kollara gider. Bu kollar, dallara, dallar dalcıklara, onlar da daha küçük kılcal damarlara ayrılarak bütün dokulardaki hücrelere kanı dağıtırlar.

2 — Toplardamarlar : Toplardamarlar, vücudun her tarafından kam toplayarak kalbe getirirler. Bunların duvarları, atardamarlara göre daha ince, esneklikleri dana fazla olduğundan, üzerine basılınca hemen duvarları birbirine değebilir ve yapışabilir. Bundan başka toplardamarlar, kolaylıkla genişleyebilir. Kolları ve dalları pek çeşitli olarak, dağıtabildiği gibi, ağızlaşmaları da boldur, üçlerinde, arterlerde olmayan kapakçılar da vardır. Bu kapakçılar, kirli kanın, damardan geri dönmesine engel olur.

KAHİRE « Dünya Coğrafyası

Mısır Cumhuriyetinin başşehri .Nil nehri üzerinde ve deltanın başladığı yerdedir. 4.000.000 nüfusu ile Afrikanın en kalabalık şehridir. Akdeniz kıyısından 200 kilometre içerde ve İskenderiye’nin güneydoğusundadır. Milâttan 525 yıl önce Babil göçmenleri tarafından kurulmuştur. Şehre “El Kahire” adını, Fatımîlerin komutanı Cevher vermiştir. 1517 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından çıkarak Mısır vilâyetinin merkezi haline getirilmiştir. Bugün modern yapıdaki binalarıyla, Afrika'nın en güzel şehirlerinden biri olmuştur.