NİZİP « Türkiye Coğrafyası
Gaziantep iline bağlı bir ilce. Yüzölçümü 1.131 kilometrekare nüfusu 18.234 dür. Yüzeyi genel olarak tatlı meyilli, hafif dalgalı alanlardan ibarettir. Bağcılık, antep fıstığı, hayvancılık ilçe halkının başlıca geçim kaynağıdır. İlçe merkezi 19.275 nüfuslu Nizip kasabasıdır.
TELEVİZYON « Teknik
Radyo dalgaları yardımıyla, bir cismin görünüşünü ve hareket edişini, sinema perdesine aksettirir gibi uzaklara nakletme işi. Bugün televizyon, radyonun evrimleşmiş bir şekli haline gelmiştir. Radyolarda, uzaklara nakledilebilen seslerin yanında, televizyon olarak görüntülerin de nakledilebilme imkânının sağlanmış olması, alıcı olan her yerde, sesle birlikte görüntülerin de elde edilmesi sonucu yaratmıştır. Televizyon programlarının yayınlanışı, radyo programlarının yayınlanışı gibidir. Yalnız televizyonlarda en önemli değişiklik, televizyon kamerasındadır.
Televizyon kamerası, dış görünüşü bakımından sinema filmi çekilen kamerayı andırır. Televizyonla yayınlanacak sahnenin görünüşü kamera önündeki objektifle, içeride bulunan bir tüpe yollanır. Bu tüp büyük bir hunî biçimindedir. Bu tüpün gerisinde düz bir levha vardır. Binlerce küçücük fotosellerden meydana gelen bu tabaka gözün duyar tabakası gibi çalışır. Objektiften geçen görüntü buraya düşer. Tüpün en gerisinde, boyun kısmında bir elektron “tüfeği” bulunur. Bu tüfek fotosellerden meydana gelen levha üzerine kıl kadar ince bir elektronlar ışını atar. Sahnenin değişik ve karanlıklardan meydana gelen görüntüsü fotosel üzerine düştüğü zaman, bu aydınlık ve karanlıklara göre değişen bir elektrik meydana gelir. Fotosel levhasını sağdan sola ve yukarıdan aşağıya büyük bir hızla tarayan elektronlar ışını, levhanın çeşitli yerlerinde değişik olarak meydana gelen elektrik akımını alır. (Görüntünün karanlık yerleri ya hiç akım meydana getirmez ya da pek az akım verir, aydınlık kısımlar çok akım verir). Böylece görüntünün biçimine göre değişik olarak alınan bu akımlar büyütülerek bir verici istasyona yollanır, buradan radyo dalgaları halinde yayınlanır.
Verici istasyondan yayınlanan bu dalgalar, dinleyicinin alıcı makinesinin anteni ile toplanır. Alıcı televizyonda da, vericideki gibi bir tüp bulunur, fakat bu tüp tam aksi şekilde çalışır. Tüpün dik dörtgen şeklindeki ön kısım, televizyon alıcısının perdesidir. Bu kısmın üzeri özel bir madde ile örtülüdür. Radyo dalgaları halinde gelen elektronlar bu yüzeye çarpınca görülebilir ışığa çevrilir. Bu ışığın karanlık ve aydınlık dereceleri, vericidekinin aynıdır. Böylece seyirci, stüdyodaki sahneyi aynen görmüş olur.
TAYF « Astronomi
Beyaz ışığın, bir prizmadan geçtikten sonra ayrıldığı renklere verilen ad. Beyaz ışığı meydana getiren yedi rengin, kırılmaları değişik olduğu için, bir prizmadan bunlar ayrı ayrı açılarla kırılırlar ve böylece değişik yedi renkli tayfı meydana getirmiş olurlar. Özellikle güneş ışığında görülen bu tayf, yağmurlu havalarda görülen ebemkuşağında, yağmur damlalarının bir prizma vazifesi görmesi sonucu belirli bir şekilde kendini gösterir. Renkler, sırası ile şunlardır : Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil ,mavi, lâcivert, mor.
TRAHOM « Sağlık
Tehlikeli bir göz hastalığı. Trahom hastalığını meydana getiren mikrop göz konyuktivasında trahom hastalığı meydana getirir. Hastalık sineklerle bulaştığı için trahomlu hastaların dokunduğu yerlere yaklaşmakla da bulaşabilir, özellikle sıcak ülkelerde rastlanan bir hastalıktır. Temizliğe dikkat edildiği sinek ve tozlardan korunulduğu taktirde. Trahom hastalığı tehlikeli bir hastalık olmaktan çıkar.
BAKIR ÇAYI « Türkiye Coğrafyası
Ege bölgesinde, Ege denizine dökülen bir akarsu. Kırkağaç kasabasının 20 kilometre kuzeyinde bulunan Şifa dağından çıkar. Kırkağaç ovasını suladıktan sonra, Soma kasabasının yakıtlından geçer, Bergama ovasına girerek “Bergama çayı” adını alır ve Ege denizine yönelerek, Çandarlı kasabası yakınında denize dökülür. Uzunluğu 150 kilometredir.
ŞAPKA KANUNU « Tarih
Büyük Atatürk'ün, Türk milletinin batılılaşması yolunda yapmış olduğu devrimlerden biri. Kurtuluş Savaşı'nın kazanılması ile Türk milletinin hakları, bütün dünya devletleri tarafından tanınmış oldu. Bundan sonra Atatürk, Cumhuriyeti ilân ederek, Türk toplumunun yönetiminde, Batı anlayışında bir yönetim şeklini kabul ettirmiş oldu. Bu yeni rejimle birlikte, Batı medeniyetini daha derinden benimseyebilmemiz için, yapılması gerekli pek çok şeyler vardı. Yazımız, kıyafetimiz kanunlarımız, eğitim sistemimiz v.b. değişmesi gerekli müesseseler arasında idi. Bunları sırası geldikçe gerçekleştirme yoluna giden Büyük Atatürk'ün, bu yoldaki devrimlerinden biri Şapka Kanunudur.
1925 yılından itibaren, fes yerine şapka giyilebilmesi yolunda çeşitli tartışmaların olduğu bir sırada, Büyük Atatürk, 24 Ağustos 1925 günü Kastamonu'ya, başında şapka olduğu halde gitmiş ve şapkanın, bir medeniyet zihniyetini de gösterdiğini işaret ederek, bu değişikliği giyinmemizle de ispat etmek zorunluluğunda olduğumuzu belirtmiştir.
Atatürk'ün bu sözleri ve çağrısı üzerine, aydınlar, fes yerine şapka giymeğe başlamışlardır. Büyük Millet Meclisinin 25 Aralık 1925 tarihinde kabul ettiği Şapka Kanunu ile de, fes yerine şapka giyimi, resmen kabul edilmiştir.