Nedir

DARPHANE « Devlet

Madenî para basımı yapılan yer. Para basımı, bugün hemen hemen bütün ülkelerde, hükümetlerin kontrolü ve idaresi altında bulunan “darphane” lerde yapılmaktadır.

Para basımı, ilk zamanlarda, devletler tarafından kontrol altına alınmış durumda değildir. Özel kişiler, serbest olarak sikke darbettirebiliyorlardı. Fakat, madenî paranın, kullanılmasının artması ve özel kişilerin darbettikleri sikkelerin her alışveriş sırasında, kontrole tâbi kılınması zorunluluğu bunların ayarına bakmak ve gram olarak miktarını tartmak çeşitli aksaklıklara sebep olduğu için, para basımı (sikke darbı) hükümdarların kontrolü altına (atonniıştfc. Böylece, alış - verişe mübadelesinde kullanılmakta olan “tartılmış para” devrinden, “sayılan para” devrine geçilmiştir.Bugün, eskiden beri gelen bir fikrin devamı olarak para basımı (darp hakta) bir istiklâl, egemenlik işareti ve devletin en önemli haklarından biri sayılmaktadır.Para yapımı için kullanılacak madenin aynı ayarda, eşit ağırlık ve boyda sikkelere bölünmesi ve bu sikkeler üzerine sikkenin değerinin ve bunları çıkaran devletin işaretlerinin basılması, darphanede yapılan başlıca işlerdendir.

Türkiye'de durum : Osmanlı Devleti'nin ilk zamanlarında, komşu beylikler tarafından kullanılmakta olan sikkeler kullanılmıştır. Osmanlı Devletinde ilk para basımı, 1313 yılında yapılmış ve bunlara “akçe-i Osmanî” adı verilmiştir. Bundan sonra her padişahın hükümdarlığa geçişi yıllarında yeniden para basımı yapılmıştır. Cumhuriyet devrinde ilk altın sikke, 5 Ekim 1925 te, Bakanlar Kurulu kararı ile darbedilmiştir. Bu tarihten sonra, çeşitli kıymetlerde gümüş, bronz, nikel ve karışım sikkeler darbedilmiştir.

PİL « Teknik

Kimyasal enerjiyi elektrik enerjisi haline getiren âletlere verilen ad. Genel olarak yapılışı, bir asit eriyiği içine (sülfürik asit) batırılan iki maden levhadan (çinko ve bakır) birinin (çinko) eriyikle kimyasal bir reaksiyona girmesi sonucu elektron akımının meydana gelmesidir. Bu olayda, iki maden levhanın, bir iletkenle birbirine birleştirilmesi sonucu elektrik akımı meydana gelir. İlk pil, 1800 yılında Volta tarafından icat edilmiştir.

Kullanılan eriyik ve levhalarının değişik olmasına göre çeşitli piller yapılmıştır (Volta pili, Leclanche pili gibi).

Fakat ,bir eriyik içindeki bu piller, devamlı akım veremediklerinden (bu olay

kimyasal reaksiyon sonunda pozitif elektrodun üzerinin hidrojen iyonları ile kaplanması sonucu, elektrot Özelliğini kaybetmesi ile olur) bunların yerine “kuru piller” kullanılmaktadır. Bunlar bir çeşit Leclanche pilidir. Pilin negatif kutbunu meydana getiren bir çinko kutu içinde pozitif kutup bir grafit çubuktan yapılmıştır, bu grafit çubuk mangandioksitten yapılı bir torbanın içine konmuştur. Eriyik de nişadırlı sudur.

Kuru piller, zil, telefon, telgraf, radyo elektrik feneri gibi elektrik âletlerini işletmekte kullanılır.

İSKİLİP « Türkiye Coğrafyası

Çorum iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 2.380 kilometrekare, nüfusu 56.52 dır. Yüzeyi Kızılırmak nehrinin meydan getirdiği geniş bir ova ve bu ovayı çevreleyen dağlık alanlardan ibarettir. Tarım, hayvancılık başlıca geçim kaynağıdır. İlçe merkezi olan İskilip, 12.285 nüfuslu bir kasabadır.

MEMELİ HAYVANLAR « Hayvanlar

Omurgalılar şubesinin en evrimleşmiş sınıfı. Memeliler, 4.000 kadar türü içinde toplayan çok değişik bir hayvanlar sınıfıdır. Boyları 5 sanitmetreden küçük olan kır farelerinden, 30 metreyi aşan balinalara kadar değişik boyda hayvanları içine alır. Hemen dünyanın her tarafında değişik türlerine rastlamak mümkündür. Balina, mors gibi bazıları denizde, yarasa gibi bazıları havada yaşarlar; fakat asıl büyük çoğunluğu kara hayvanlarını meydana getirilir.

Bütün memeliler, değişik büyüklükte ve şekilde olmalarına rağmen, vücut yapıları birbirine benzer. Memelilerin başlıca özelikleri şunlardır : 1 - Yavrular doğumla meydana gelirler ve büyük bir bölümü analar tarafından beslenir. 2 - Doğumdan sonra yavru ananın meme bezinden salgılanan besinle (süt) beslenmek suretiyle gelişir, 3 - Vücutları az ya da çok tüylüdür, 4 - Beyinleri en çok gelişime uğramış hayvanlarıdır, 6 - İki sıra halinde dişleri ve etli dudakları bulunur. 7 - Kan dolaşım sistemleri çok gelişmiştir ve sıcak kanlıdırlar.

Çevrelerine uyabilen hayvanlar arasında en çok başarı kazanmış hayvanlardır. Vücut yapılarındaki değişikliğin çok oluşu bu uyumdan ileri gelmektedir. Ayaklar, dişler, vücut örtüsü, bu uyumun en güzel örneklerini meydana getirir; Denizde yüzen, balinaların ayakları yüzgeç biçimindedir; yarasalarda ön üyeler, kanat biçimini almıştır; at, öküz, geyik gibi hayvanların ayakları sert topraklarda yürümeğe, koşmağa elverişli şekildedir; köpek, tilki gibi hayvanlarda ayaklar, avlarını yakalayabilecek özelik taşır; kangurularda arka üyeler, sıçramaya uygun bir biçim almıştır; insan ve maymunlarda ön üyeler, cisimleri tutabilecek bir biçim almıştır. Dişler de, besin durumları ile ilgili olarak değişik biçimler almışlardır. Vücut örtüleri de yaşanan ortama uygun bir biçim almıştır. Sıcak bölgelerde yaşayan memelilerde deri, çok seyrek tüylerle kaplı olduğu halde, soğuk bölgelerde yaşayan memelilerde deri, çok sık ve uzun tüylerle kaplıdır; kirpilerde ok gibi sert ve sivri kıllar bulunur.

Öbür hayvanların sınıflamaları gibi, memeliler sınıfı da takımlara bölünür. Takımlar da familyalara ve cinslere, türlere ayrılır.

Memeliler, on takım olarak sınıflandırılırlar

KARACABEY « Türkiye Coğrafyası

Bursa iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.283 kilometrekare, nüfusu 56.467 dir. Yüzeyi, doğusundaki Alyont gölünün batı ve güneybatı yönünde bulunan bir geniş ova ile kuzeyde bulunan Karacadağ'ın çıplak, makilerle kaplı sırtlarından ibarettir. Halkın başlıca geçim kaynağı tahıl ekimi ve hayvancılıktır.İlçe merkezi 15.985 nüfuslu Karacabey kasabasıdır.

BOĞAZLAR KOMİSYONU « Tarih

Boğazlar Bölgesinin ve Boğazlar rejiminin kontrolü için Sevr ve Lozan antlaşmaları ile kurulan ve Motrö antlaşması ile kaldırılan milletlerarası komisyon.

Osmanlı imparatorluğunun bağımsızlığına son veren Sevr Antlaşması ile boğazlar, milletlerin serbestçe geçebileceği bir yer olmuş ve burasının kontrolü Osmanlı imparatorluğundan alınarak milletlerarası Boğazlar Komisyonuna verilmiştir.

Fakat Sevr Antlaşmasının, Türk milletini gerçek olarak temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmemesi üzerine bu antlaşma ile kurulmasına karar verilen Boğazlar Komisyonu kurulamamış; Lozan Anıtlaşması ile Boğazlar Komisyonu yetkileri Türk delegelerinin istediğine göre değiştirilerek kurulmuştur. Savaş gemilerinin ve askerî uçak gemilerinin boğazlardan geçerken kontrolünü üzerine alan bu komisyon, Montrö Antlaşması ile tamamen kaldırılmıştır.