Nedir

BUZ « Kimya

Suyun katı haline verilen ad. Su, normal atmosfer basıncı altında, sıcaklık sıfır derece olunca donmaya başlar ve buz meydana gelir. Buzun atmosfer basıncı altındaki erime noktası, 0° C ya da 32° F tir. Bu erime noktası, dışarıdan yapılan basınç ile değişebilir. Suyun buz halinde katılaşması halinde hacminde %9 kadar bir genişleme görülür. Bunun sonucu, buz yoğunluğu, suyun yoğunluğundan küçük olur.

Buz yapımı : Buz, ya tabiat şartlarının uygunluğu sonucu (kışın) kendiliğinden elde edilir ya da mekaniksel yolla elde edilmesine çalışılır. Daha çok, yaz aylarında ve soğuk iklim bölgesinde olmayan ülkelerde mekaniksel yola (buz yapım fabrikaları ve buzdolapları) elde edilmesine çalışılır.

Yazın büyük olan buz istihlâkini karşılayabilmek için, hemen her şehirde büyüklü küçüklü buz yapımevleri bulunur.

Kuru buz: Karbon dioksit gazının katı haline verilen ad. Kuru buz, sıvı haline geçmez ve doğrudan doğruya buharlaşır. Dondurma yapımında, suni olarak yağmur yağdırılmasında kullanılır. İki aya yakın bir süre saklanabilir ve bir yerden bir yere kolayca taşınabilir.

HIRİSTİYANLIK « Din

Hıristiyanların dini. Hıristiyanlar (Christiani) Hıristtos'a (Christ) bağlı, ona inanan kimselerdir. Hıristos (Christ) İnsanlığın kurtarıcısı ve Tanrının oğlu olan İsa (Hıristos)'un aracılığı ile, kulların yani Hıristiyanların Tanrı ile haşır neşir olmasını ön plânda tutar.

Hıristiyanlık Tektanrıcı bir dindir. Sözü, İbranicedeki “Mesih” sözünün Yunancaya çevrilmişidir.

Hıristiyanlık, her şeyden önce, kudretli bir baba, göğün ve yerin yaratıcısı olan bir tek Tanrının varlığını kabul etmektedir. Bunun yanı başına da, Tanrının oğlu olan İsa'yı koymaktadır. Baba ve oğul'un yanında da Ruhül Kudüs (Kutsal Ruh) yer alır. Baba, Oğul ve Ruhül Kudüs, tek kişide toplanmış üç kişidir, hepsi ebedidir, aralarında da eşitlik vardır. Buna Hıristiyanlıkta Teslis (üçlülük) denir.

Tanrının karşısında “şeytan” vardır. Tanrının çevresini saran “melekler” gibi, şeytanın yanında da “iblisler” bulunur. İlk Hıristiyanlar, İsa'nın yakında yeryüzüne geleceğine inanmaktaydılar. Onun dönüşünden önce, kendisine düşman olan “Deccal” çıkacaktı.İsa’nın dönüşü sırasında ölüler dirilecek, mahşer günü (son yargılama günü) gelecekti. Bütün günâhlar silinecek ve İsa'nın gelişi sırasında bütün ölüler dirilecek; Tanrının bütün düşmanları ezilinceye kadar İsa hüküm sürecekti. Fakat, ilkel kilisenin yakın olduğuna inandığı son yargılama günü bir türlü gelmediğinden, daha sonraları, iyilerin cennete; kötülerin cehenneme gideceklerine kaderleri kesin olarak belli olmayanların da, bu durumları belli oluncaya kadar Araf'ta bulunacaklarına inanılmaya başlanmıştı.

Hıristiyanlıkta insanlar hukuk bakımından birbirinin eşiti olarak kabul edilmiştir. Sevgi ve şefkat ön plânda yer alır. Herkese yardım etmek, sevgi beslemek, malca ve bedence elden gelen fedakârlığı yapmak esastır. Tanrının ve insanların sevilmesi gereklidir. Hıristiyanlıkta tapınma, özel ya da açık tapmış şeklinde olabilin Her ikisinde de gerekli olan İsa'nın adından medet ummaktır. Genel tapınmalar, Hıristiyanlık dinindeki tapınaklar olan “Kilise” lerde olur.Hıristiyanlığın Kutsal Kitabı “Tevrat"la “İncil” i içine alır.

Kuruluşu : Hıristiyanlık dininin kurucusu İsa'dır. Doğuşunun mucizeli öldüğüne Hıristiyanlıkta inanılan İsa Filistin'in Beyt Lehem kasabasında doğmuştur. Ailesi Nâsıralıdır. Kendi halinde bir ailedir. İsa, ilkin babası gibi dülgerlik yapar. Otuz yaşına geldiğinde, insanlara iyi bir haberi olduğundan söz etmeğe başlar. Tanrının bütün varlıkların, bütün insanların babası olduğunu, her yerde ona tapınılabileceğini, insanların da onu sevmeleri gerektiğini söyler. Bazen açık havada, bazen sinagoglarda söylediği bu sözler bir yandan İsa'nın beklenen “Mesih” olduğu inancını yayarken, bir yandan da düşmanlarının artmasını sağlar. Kendine sağlığında inanan 12 “havari” si ile, İsa Kudüs'e gitmeğe karar verir. Önceden adını duyanlar onu büyük bir törenle karşılarlar. Ancak, kurduğu yeni ahlâk, kendi peşin yargıları ve menfaatleri ile çarpıştığı için hahamlar, İsa'dan nefret ederler. Onu Romalıların valisi Pilatus'a şikâyet ederler. Pilatus tarafından İsa, çarmıha gerilmek suretiyle ölüme mahkûm edilir.İsa'nın ölümünden sonra, ona inançlarını devam ettiren “havari”leri,; İsa' ya kutsal bir kişilik vererek, İsa'nın beklenen “Mesih” olduğunu, yaşamaya devam ettiğini, insanlara yeni bir dünyanın, yeni bir inanışın, yeni bir yaşayışın müjdesini verdiğini yaymağa başladılar. Özellikle İsa'nın havarilerinden Aziz Paulus, Kilikya'yı, Makedonya’yı, Akdeniz adalarını dolaşmış, bütün dünyanın inancına katılmasını sağlamak düşüncesi ile Roma'ya gitmiştir.

Yayılışı : Roma'nın gerek sosyal, gerekse siyasal bakımlardan büyük buhranlar içinde olduğu bu zamanlarda; insanlar arasında eşitlik, herkese yardım etmek, şefkat göstermek gerektiğini Mesih adına, yani İsa adına söyleyen Aziz Paulus, özellikle Roma'nın fakir halkı arasında kendine taraftarlar bulmağa başladı. Artık Hıristiyanlık yeni bir din olarak bütün Avrupa'ya, her karşı koymaya rağmen yayılmağa başlayacaktır.

Roma'da çok uzun süren ve çok kanlı olan dayanmalardan sonra, Hıristiyanlığı benimseyenler ve ona inananlar çoğalmağa başladı. Sonunda, Hıristiyan askerlere dayanarak zaferler kazanmış olan Roma İmparatoru Constantianus, imparatorluğunda yeniden birlik kurabilmek ve kargaşalıkları önleyebilmek düşüncesi ile Hıristiyanlığı, İmparatorluğun resmî dini olarak ilân etti (313). Roma İmparatorluğu'nu ikiye bölen Büyük Theodosios da Roma’da ki bütün tapmakları kapattırmış, kiliselerin kurulmasına izin vermiş, piskoposlukların meydana gelmesini sağlamıştır.

Bundan sonra Hıristiyanlık, bütün Avrupa'ya yayılan ve çok taraftan olan bir din haline gelmeğe başlamıştır. Bütün Ortaçağ boyunca Hıristiyanlık, bütün kudreti ile dinî ve sosyal her işe karışmış, her işte başlıca söz sahibi olmuştur.

REFORMASYON HAREKETLERİ Roma'da kurulan “Evrensel Kilise” kurullar toplamış, kendi üyelerini denetleyip cezalandırmış, inanç meseleleri hakkında karar vermiş ve kendi başına gerçek bir egemen iktidar olmuştur. Bu kilisenin başında bulunan “Papa” nın tanrısal kökten olduğuna inanılmış, bu “ruhanî iktidarın cismanî iktidardan” üstün olduğu düşüncesi, bütün Ortaçağ boyunca söz sahibi olan tek düşünce olmuştur. Papadan sonra, kardinaller, başpiskoposlar, piskoposlar, rahiplerin meydana getirdiği “ruhban” sınıfı, Avrupa'daki kudret sahibi olan yeni bir sınıfın doğmasına yol açmıştır.

Daha sonraları, “Katolik kilisesi” adını alan Roma'daki Evrensel Kilise, Hıristiyanlık üzerindeki görüşlerini, inanışlarını, İsa hakkındaki tefsirlerini kendi açısından açıklamış; bu açıklamaları kendine göre tanımlayan ve Hıristiyanlık üzerinde başka başka görüşlere sahip olan “Doğu Kilisesi”; XI. yüzyılın ortasında, kendisine “Ortodoks” adını vererek, Katolik Kilisesinden ayrılmış, böylece Hıristiyanlıkta mezhep ayrılıkları baş göstermiştir.

Ortaçağ boyunca Roma'daki Katolik Kilisesinin ilkel kiliseden gittikçe ayrıldığını gören din adamları, bu durumdan üzülmeğe başlamışlar. XVI. yüzyılda da, bu gibi manevî sebeplerin yanı sıra politik ve ekonomik sebeplerden de kuvvet alan yeni bir “reform” hareketi doğmağa başlamıştır. Bu hareket de, Hıristiyanlıkta, yeni Kiliselerin, yeni mezheplerin çıkmasına yol açmış. Ortodoks, Katolik kiliselerin yanında, Protestan olan yeni kiliseler belirmeğe başlamıştır. Böylece, Almanya ve İskandinav ülkelerinde Lütherci Kiliseler; Fransa, İsviçre, Hollanda da Calvinist Kiliseler; İngiltere'de Anglikan Kilise: İskoçya'da Presbyterien Kilise

meydana gelmiştir.

AMONYAK « Kimya

Keskin kokulu, renksiz bir gaz .Azotla hidrojenin birleşmesinden meydana gelmiştir. Suda kolaylıkla erir. 10 derecede ve 6-7 atmosfer basınç altında sıvı haline gelir. Sıvı amonyak çelik şişeler içinde ve basınç altında saklanır.

Evlerde ilâç ve temizleyici madde olarak kullanılması yüzünden herkes tarafından tanınan amonyak, eski çağlardan beri insanlar tarafından bilinmektedir. İlk defa 1774 yılında serbest olarak elde edilmiştir.

Asitlerle birleşince amonyak tuzu meydana gelir. Amonyak tuzu fabrikalarda, eczacılıkta, patlayıcı maddeler sanayiinde, sunî gübre yapımında kullanılır.

KARADENİZ « Dünya Coğrafyası

Asya ve Avrupa arasında bir iç deniz. Güneybatısı İstanbul Boğazı Marmara denizi, Çanakkale Boğazı aracı ile Ege denizi ve Akdeniz'le birleşir. Yüzölçümü 435.000 kilometrekaredir. Kuzeydoğuda bir iç deniz meydana getirir. Bu, Kerç boğazıyla Karadeniz'e karışan Azak denizidir. Kuzeyinde, doğusunda Rusya'ya, güneyinde Türkiye'ye, batısında Bulgaristan ve Rumanya'ya ait kıyılarla çevrilidir. Bu denize başlıca Tuna, Dinyester, Dinyeper. Don Kızılırmak, Sakarya nehirleri dökülür. Suyu Akdeniz sularından daha az tuzlu ve ondan soğuktur. Ortalama derinliği 1.700 metredir. En derin yerleri 3.200 metreye ulaşır. İklimi çok serttir. Kışın, şiddetli kuzeydoğu rüzgârları, eser. Bu zamanlarda deniz çok tehlikelidir. Kışın 15 .20 gün kadar Odesa kıyıları donar. Kerç boğazında bu donma süresi 40 gün kadardır.

BEYTÜŞEBAP « Türkiye Coğrafyası

Hakkâri iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 2.308 kilometrekare, nüfusu 11.235 dir. Hakkâri'nin güneybatısında bulunan ilçenin yüzeyde dağlık bir bölgeden ibarettir.

Merkezi olan Beytüşşebap kasabası bu dağların dik yamaçları arasındaki derin vadilerde bulunmaktadır. (Nüfusu 1.544).

DAHOMEY « Dünya Coğrafyası

Batı Afrika'da Gine körfezinde bir devlet. Yüzölçümü 115.700 kilometrekare, nüfusu 1.719.000 dir. Başşehri Porto Novo'dur.

Geniş bir ova halindedir. Bazı bölgelerindeki dağların yüksekliği 1.500 metreyi bulmaz. Geniş ormanlıklarla kaplıdır. Ülkede yaşayanlar zencilerdir. Tropik meyveler pamuk, kakao, kauçuk başlıca ürünleridir.

Dahomey ,1893 yılından . itibaren Fransızların elinde bir müstemleke olarak kalmış 1 Ağustos 1960 tarihinde bağımsızlığa kavuşmuştur. Bugün cumhuriyette yönetilmektedir.