Nedir

TAPINAK « Din

Puta tapanların ve çok Tanrılı dinlerin Tanrıları adına ibadette bulunmak için yaptıkları binalara verilen ad.İlkel dinlerde görülen yapılardandır. Hıristiyanlıkta, ibadetlerin yapıldığı yerler, kilise ve camilerdir. Tapınaklarca, çoklukla, tapılan Tanrı heykelleri ve Kutsal bilinen şeylerin heykelleri, anıtları bulunurdu. Yunan ve Roma tapınakları, en ünlü olan tapınaklar arasındadır.

TABİ SANATI « Bilim ve Sanat

El ya da makine ile basınç yapmak, bir ya da çok renkte boya kullanmak suretiyle, kâğıt, karton, parşömen selefon, kumaş, deri, muşamba, madenî levha gibi maddelerin üzerine, yazı, şekil, harita, resim izlerini çıkarma ve bunları çoğaltma sanatı. Bu işlemde izini bırakan şekle, “basım kalıbı”, bir yüzeye bunun izini çıkarmaya “basmak” bu işlerin yapıldığı yere de “basımevi” denir.

Yazının icat edilmesinden sonra, yapılan çeşitli resim ve şekillerin çoğaltılma işi, insanları düşündüren konulardan biri olmuştur. M.Ö. 4.000 yıllarına doğru basit şekillerin damgaya benzer özellikte yapılan kalıpları bir yumuşak kile basım işi meydana getirilmiştir. Fakat, basımda asıl önemli olan kâğıt üzerine baskı yapılma işlemi, Çinliler tarafından meydana getirilmiştir. Üzerine harfler kazılı ağaç blokları kullanılarak kâğıt üzerine basılan ilk kitap. Çinliler tarafından yapılmış ve 868 yılında meydana getirilmiştir. Daha sonraları, basım işinin daha dayanıklı olabilmesi için, kalıpların kurşundan ve bakırdan yapılması yoluna gidilmiştir.

Tek tek harf kalıplarını yan yana getirerek kelimeleri, bunlardan cümleleri, satırları, sayfaları meydana getirmek, bu sayfalardan da, çok sayıda basılmış suretler çıkarmak işi, asıl Avrupa'da, 1440 yılına doğru Johann Gutenberg tarafından icat edilmiştir. Böylece Gutenberg, matbaacılığın kurucusu olmuştur.

İnsanlığa büyük faydalar sağlayan, binlerce sayıda kitabın basılarak geniş halk tabakalarına en yeni fikirlerin ve bilgilerin ulaşabilmesi imkânını sağlayan matbaacılık böylece başlamış ve bütün Avrupa'da, kısa denecek bir zamanda, çok yaygın olma özelliği kazanmıştır. Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde, kısa zamanda çeşitli basımevleri açılmış, Avrupa'nın medeniyet alanındaki ilerlemesi, böylece en büyük bir yardımcı ile daha da hızlanmıştır. Türkiye'de ise ilk basımevi, ancak 1729 yılında açılabilmiştir.

Basmak işleminde, en önemli işlerden biri, harflerin meydana getirilmesi, bunlardan kelimelerin ve satırların meydana gelmesi ile sayfa kalıplarının yapılabilmesi işlemidir.İlk zamanlarda, her harf tek tek kurşun kalıpların meydana getirilmesi ile başlayan basım işleri, sonraki yıllarda büyük gelişmeler kazanmıştır. Bu gelişmeyi sağlayan buluşlardan birisi, “dizgi makineleri” nin meydana getirilmesi olmuştur. Dizgi makineler, harfleri, kurşun kalıplar halinde dökmek imkânını sağlamış, böylece, tek tek harfleri yan yana getirerek kelimeleri meydana getirme usulü yerine, kelimelerden medyana gelmiş kurgun satırlardan, kolayca kitap ve gazete sayfaları kalıpları meydana getirebilme imkânı sağlanmış, basım. işinin en önemli unsurlarından biri olan, kısa zamanda “baskı kalıpları” nı meydana getirme işi gerçekleşmiştir.

Bugün, basımevlerinde, yazı diziminde monotip, linotip, entertip, teletip, rototip gibi dizgi makineleri kullanılmaktadır.

Tabi sanatında, basım kalıbı meydana geldikten sonra, bunun suretini çıkararak kısa zamanda pek çok suret elde edilmesini sağlayan “basmak” işlemi, “baskı makineleri” aracılığı ile olmaktadır, tik baskı makineleri, tahtadan yapılmış el presleri idi. Bunlarda, yatak adı verilen bölüme, “baskı kalıbı” konur, tınımın üzerine mürekkep sürülür, üstüne de kâğıt yerleştirilirdi. Bir vida sıkıştırmak suretiyle kapak kısmı, bir basınçla aşağıya indirilir, baskı kalıbının şekli, kâğıt üzerine çıkarılmış olurdu.

Çok ilkel olan ve suretlerin çok güçlükle çıkarılmasını sağlayan bu preslerden sonra, baskı makineleri zamanla evrimleşmiş; bir saatte, bir küçük sayfanın bir yüzünden 50 -100 tane suret meydana getirme işi, bugün, bir saatte, çok sayfalı bir gazeteden 300,000 adet meydana getirmeye kadar büyük bir evrim kazanmıştır.

Pedal : Küçük bir sayfa halinde hazırlanmış olan bir baskı kalıbını, küçük boyda bir kâğıt üzerine ve bir seferde yalnız kâğıdın bir yüzüne basmak imkânını veren bir baskı makinesidir. Bunlarda dikey durumda basım işi olur. Kalıp sabit kalır, boya merdaneleri hareket ederek kalıbın mürekkep almasını sağlar, kâğıt, pedal makinesinin basıncı altında bu kalıbın şeklini alır.

Düz baskı makineleri: Sayfa kalıpları, bunlarda yatay olarak konur. Bu Kalıpların bulunduğu tabla, ileri - geri muntazam hareket eder. Mürekkep merdaneleri de hareket ederek, mürekkebin çok yayılmasını sağlarlar Kâğıt, kazan denilen bir silindirden dolanmak suretiyle, baskı kalıpları ile temas eder, kâğıdın bir yüzüne baskı işi yapılmış olur. Bunlar, bir saatte 5.000 adet baskı yaparlar.

Rotatif: Düz baskı makinelerinin gördüğü işi, çok büyük bir hızla göre makinelerdir. Bunlarda, baskı kalıpları özel olarak, rotatif silindirlerine göre, yeniden kurşun kalıplar halinde dökülürler. Bu silindirlerin dönme hızları çok olduğundan, bobin halindeki kâğıtları» iki yüzüne de birden baskı yapmak imkânı olduğundan, çok sayfalı bir gazeteden, bir saatte 300.000 sayı çıkmasını sağlayacak büyük bir hıza sahiptirler, özellikle gazetelerin basım işlerinde kullanılırlar.

Ofset makineleri : Düz baskı makineleri özelliğinde makinelerdir. Yalnız kalıp olarak, kurşun kalıplar yerine, üzerine basılacak şeylerin fotoğrafları çekilmiş çinko levhalar kullanılır.

Tifdruk baskı makineleri : Bu makinelerde kalıplar, bakır levhalar halindedir. Basılacak yazı ve resimler, bu kalıplarda, koyuluk derecelerine göre derinlikler meydana getirirler. Bu kalıplar üzerine sürülen mürekkep, keskin bir bıçak aracılığı ile sıyrılır. Üzerinde koyuluk derecelerine göre mürekkep almış olan bu kalıp üzerinden, kâğıtlar geçtiğinde, baskı işlemi meydana gelmiş olur.

Tabı sanatında bütün bu işlemler, hep tek renkli basımlar içindir, iki, üç dört ve daha fazla renkli basımlar için, ayrı ayrı kalıpların, ayrı ayrı renkli mürekkeplerle baskılarının yapılması gereklidir. Düz makinelerde bu işlem, her renk için, ayrı ayrı yapılır. Rotatif tipi baskı makinelerinde ise, her rengin ayrı kalıplan yapılır ve renkli basımlar, aynı basım işi anında meydana gelebilir. Çok renkli resim baskılarında ise, her renk için ayrı ayrı renklendirilerek yapılmış olan klişelerin, üst üste basımlarının, her renk için ayrı ayrı yapılması suretiyle, çok renkli resim baskıları meydana getirilmiş olur.

BİZON « Hayvanlar

Memelilerden bir hayvan. Başları oldukça büyük ve geniş, boynuzları kısa ve kıvrık, alınları çıkıntılı ve geniştir. Derisi sık kıllarla kaplıdır. Biri Avrupa'da, öbürü Kuzey Amerika'da yaşayan iki türü vardır. Yabani olarak yaşayan bizonların gerek Avrupa'da gerekse Amerika'daki nesilleri hemen hemen tükenmiştir. Bunlar bugün nesli tamamen tükenmesin diye özel parklarda yetiştirilip korunmaktadır.

HİDROJEN « Kimya

Renksiz, kokusuz, tatsız, suda çok az eriyen bir gaz. Sembolü H, atom numarası ve atom ağırlığı 1 dir. Bilinen en saf elementtir. Âdi sıcaklıkta 100 hacım suda 2 hacım erir. Yayılma özelliği fazladır, özgül ağırlığı 0,00009 dur. Aynı şartlar altındaki havadan 14,4 defa daha hafiftir. Atmosfer tabakalarının en üstünde çok az miktarda serbest olarak bulunur. Bunun dışında daima bileşikler halindedir. En önemli bileşiği sudur. Suyun ağırlık bakımından %41 ini meydana getirir. Hayvansal ve bitkisel dokuların en belli başlı elementidir. Yağlar ve kömürlerin bileşiminde de bol miktarda bulunur. Havada ya da oksijende parlak olmayan soluk mavi bir alevle yanar. Fakat bu alev sıcaktır. (1500 derece). Hafif olduğundan balonların, hava gemilerinin doldurulmasında, amonyak elde edilmesinde sıvı yağların katılaştırılmasında, kaynakçılıkta kullanılır.

HİNDİSTAN « Dünya Coğrafyası

Asya'nın güneyinde bir cumhuriyet. Britanya Milletler Topluluğu'nun (Com monwealth) bir üyesidir. Yüzölçümü 3.162.000 kilometrekare, nüfusu 402.750. 000, başşehri Yeni Delhi'dir. Cumhuriyet, 14 devlet ve 6 yönetim bölümünden meydana gelmiştir : (Andhra Pradesh, Assam, Batı Bengale, Bihar, Bombay, Keşmir, Kerala, Madhya Pradech, Madras, Mysore, Orissa, Doğu Pencap, Rahasthan, Uttar Pradesh devletleri ile Delhi, Andaman,Manipur Tripura, Laccadiye, Himachal Pradesh yönetim bölümleri).

Ülke, Hind ülkesi denen, Asya'nın güneyindeki üç büyük yarımadadan birisi olan Hindistan yarımadasının büyük bir bölümünü kaplar. Batışım Umman Denizi, Güneyini, Hint Okyanusu, Doğusunu Bengale körfezi kuşatır. Kuzeyi, Pakistan, Himalayalar aracılığı ile Tibet, Çin, Nepal, Bhutan ile sınırlıdır.

Coğrafya : Hind ülkesinin büyük bir bölümünü kaplayan Hindistan, kuzeyde Himalayalardan başlayarak bütün Dekan yarımadasını içine alır. Yüzey şekilleri bakımından üç farklı bölgeden meydana gelmiştir : 1 - Güneyde Hind yarımadasının iç bölümleri, yani Dekan, 600-800 metre yükseklikte bir platodur. Bu plato doğu ve batıdan dağlarla çevrilmiştir. 2.000 metreye ulaşan ve Doğu ve Batı Gafları adını alan bu dağlar, yarımadayı deniz etkilerinden korur. Dağların önünde alçak kıyı ovaları uzanır. Bu kıyı ovaları batıda çok dar (Malabar kıyıları), doğuda oldukça geniştir. (Kromandel kıyılan). 2 - İkinci bölümü, Ganj ovası meydana getirir. Bu ovayı, Ganj ve kollan sular. Çok verimli topraklarla örtülüdür. 3 - Üçüncü bölüm, kuzeyde yükseklikleri ile Asya'nın ve dünyanın en yüksek yerlerini meydana getiren Himalayalar, HindistanTibet'ten ayırır. Hindistan' da sıcak bir iklim hüküm sürer. Aylık ortalama sıcaklıklar 2-1 - 31 derece arasında oynar. Yağış, özellikle yazın musonların denizden estikleri sırada boldur, soğuk mevsim kurak geçer. Bitki örtüsü bakımından, bölgeden bölgeye önemli farklar vardır. Dekan'ın güney ve batısında, Orta Ganj ovasında stepler ve savanlar büyük alan kaplar. Buralar yağışsız devrelerde kurak bir durum alır. Dekanın kuzeydoğu ve Ganj ovasının doğu bölümleri, yağışı bol olması sebebi ile muson ormanları alanıdır. Ancak buraları kurak mevsimlerde yaprak dökerler. Hindistan'ın en bol yağışlı bölgeleri olan Malabar kıyıları ile Himalaya etekleri tropikal ormanlarla kaplı alanlardır. Himalayalar eteklerindeki ormanların durumu, yükseltiye göre değişen özellikler kazanır. Hayvanlar bakımından da, Hindistan da tropikal ülkeler ormanlarında görülen yırtıcı hayvanlardan, steplerde görülen hayvanlara kadar bol çeşitli hayvanlara rastlanır.

Çin'den sonra yeryüzünün en kala. balık ülkesi olan Hindistan'da nüfus sıklığı, ülkenin çok geniş olmasına rağmen oldukça fazladır. Fakat, kilometrekare başına ortalama olarak 112 kişi olan bu nispet, Ganj ovasında 300-350 kişiye Çık-' makta, Dekan platosunda 50-70 kişiye kadar düşmektedir. En az nüfuslu alanlarda kuzeydeki dağlık bölgeler ile Dekan platosunun bazı kurak bölümleridir. Bu nüfusun büyük bir çoğunluğu çiftçilikle uğraşır (%70). Endüstri ile uğraşanlar % 10 kadardır.

Ekili toprakların % 80 inde tahıl e-kimi yapılır. Bunların başında, yağışların fazla olduğu bölgede yetiştirilen pirinç gelir. Bundan başka buğday ekimi, çay yetiştirilmesi ülkenin önemli gelir kaynaklarını meydana getirir. Şekerkamışı da önemli ihraç ürünlerinden biridir. Endüstri bitkilerinden pamuk, tohumu, susam da önemlidir. Manganez, maden kömürü, demir, altın, mika, kalay, boksit başlıca, madenleri meydana getirir.

Dünyanın en kalabalık ülkelerinden . biri olan Hindistan'da 180 kadar ayrı dil konuşulur. Diller gibi dinler ve ırklar da çok karışıktır.

Çeşitli dinler arasında en çok yaygın olanı Hindu'lar meydana getirir (% 85). Müslümanlar % 9,9 Hıristiyanlar %2,3 bir oran alır.

Halk arasında bir çok sosyal sınıflar hâlâ vardır. Ülkenin pek eski bir medeniyeti ve çoğu şehirlerde kurulmuş bilim kurumlan olmasına rağmen, halkın %90 na yakın bir çoğunluğu okuyup yazma bilmediği gibi, genel bir dil bilmez. Doğal zenginlikleri bakımın, dan dünyanın en zengin ülkelerinden biri olmasına rağmen, bilgisizlik yüzün den, halkın büyük bir bölümü sefalet içindedir. Çok zengin bir hayat yaşayan “raca” ve “mihrace” lerin yanında hemen her yıl yüz binlerce kişi açlık ve hastalıktan ölür.

Tarih: İran hükümdarı Dara, Hindistan'ı bir ara imparatorluğu sınırları içine katmıştı. Büyük İskender zamanında Yunanlılar, Hindistan’a kadar gelmişlerdi. Bu istilâdan sonra Sandrakatos adlı yerli bir hükümdar, bütün Hindistan yarımadasında hükümdarlığını kurmuştu (311 ,395). Hindistan, VI. yüz yılda Orta Asya'dan inen ve büyük bir çoğunluğu Türkler olan istilâcılar arasında bölüşüldü. VII. yüzyılda Afganlar, daha sonra Araplar buraları istilâ ettiler. Uzun yüzyıllar, Asya'nın öbür ülkeleri ile bir ilgisi olmadan yaşayan Hindistan, XVI. yüzyılda, yeni bir istilâ ile karşı karşıya kaldı. Bu gelenler, Türk-Moğol İmparatorluğu adlı bir imparatorluğu kurmuşlar ve XVII. yüzyıla kadar burada hüküm sürmüşlerdi. O devirde meydana getirilen mimarî eserlerin çoğu, hâlâ büyük tarih değeri taşıyan eserler halindedir. XV. ve XVI. yüzyıllarda, kıyı bölgelerinde Portekizliler ve Hollandalılar sömürge kurmağa başlamışlar, daha sonraları buralarda İngilizler ve Fransızlar yerleşmeğe başlamışlardır. Türk - Moğol İmparatorluğu'nun tarih sahnesinden silinmesi (1857) üzerine de, İngilizler ülkeye tamamen egemen olmuşlar ve burada, kendilerine bağlı bir imparatorluk kurmuşlardır.

XX. Yüzyılın başlarında, Hindistan'da millî akımlar başladı. Bu milli akımlar özellikle Birinci Dünya Savaşında çok gelişti. Milliyetçilik akımının liderliğini üzerine alan Gandhi , yıllarca bıkmadan usanmadan uğraştı. Bütün Hindistan'da milliyetçilik akımının kökleşmesine, yayılmasına çalıştı. Hindistan'da İngiltere'ye karşı olan ve bağımsız bir Hindistan kurmak yolundaki bu çalışmalar, İkinci Dünya Savaşı sonunda en yüksek noktasına ulaştı. 1946 yılında Hindistan’daki Müslümanların ayrı bir devlet kurmak istemeleri üzerine, 1947 de biri Pakistan, biri de Hindistan olmak üzere bağımsız iki dominyon meydana geldi. 1950 yılında da, Hindistan bağımsız bir cumhuriyet olarak Britanya Milletler Topluluğu'nun bir üyesi oldu.

TİBET « Dünya Coğrafyası

Orta Asya'da bir ülke. Çin'in bir yönetim bölümü halindedir. Büyük çöller ve yüksek platolar ülkesidir. Dünyanın en yüksek dağları olan Himalayalar, burada bulunur. Yüzölçümü 1.215.000 kilometrekare, nüfuzu 1.174.000 dir. Başşehri, Lassa'dır. Ülke, dinî bir özelliği olan Dalaylama'lar tarafından yönetilir. Eski çağlardan beri devam eden geleneksel hayatlarını devam ettiren insanların bir ülkesi özelliğindedir.