Nedir

ASALAK « Biyoloji

Bir canlı varlığın içinde (iç asalak) ya da üzerinde (dış asalak) yaşayan organizmalar. Hayvanlardan da, bitkilerden de asalak olanlar vardır. Hayvanların ve bitkilerin asalak olmalarının başlıca sebebi kendi imkânları ile besinlerini sağlayacak durumda olmamalarıdır. Bunlardan bazısı canlı varlığın devamlı asalarıdırlar, bazıları da geçici asalak'tırlar. Devamlı olanlar bazı önemli organlarını kaybederek bağımsız yaşayamayacak bir hale gelmiş olanlardır. (Klorofil'i olmayan bitkiler gibi). Geçici asalak'lar da ancak besi alma zamanlarında ya da yumurtlamak için diğer bir canlıyı ararlar. (Pireler, tahtakuruları, sinekler gibi).

ÇERKEZ ETHEM AYAKLANMASI « Tarih

Kurtuluş savaşı yıllarında Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetine karşı olan ve “Çerkez Ethem” adlı bir birliğin komutanı tarafından çıkarılan ayaklanma (1920-21) T.B.M.M. Milis kuvvetleri halinde düşmanla yer yer savaş eden birlikleri muntazam ordu birlikleri haline getirmek için gerekli teşebbüslere geçmiştir. Bu birliklerden hemen hepsi Türkiye Büyük Millet Meclisinin muntazam ordu kadrosu içine girdikleri halde “Kuvayi Seyyare” adı altında çalışan birliğin komutanı Çerkez Ethem ordunun dışında ve bağımsız olarak çalışmak hususunda ısrar etmiştir.

Çerkez Ethem, millî hareketin başladığı sıralarda Salihli cephesinin savunmasını üzerine almış. Anzavur kuvvetlerinin dağıtılmasında hizmet etmiş Düzce, Yozgat ve Konya isyanlarının bastırılmasında başarılar kazanarak ün sahibi olmuştur. Bu başarılarından kuvvet alarak Türkiye Büyük Millet Meclisine bağlı olarak kurulan Garp Cephesi Komutanlığına karşı durmuş bu komutanlığı bir üst olarak kabul etmemiştir. Bu arada Çerkez Ethemin kurulmuş olan “Yeşil ordu” cemiyeti ile sıkı temaslarda bulunması, doğrudan doğruya valilere emir vermeğe kalkması halktan para toplaması Meclis Başkanı ile doğrudan doğruya muhaberede bulunması gibi sebepler onun artık bir anarşi unsuru haline geldiğini gösteren önemli olaylar olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti bu olaylar karşısında düzenli bir ordu ve devlet kanunlarının yürürlüğü prensiplerini her düşüncenin üzerinde tutmaya karar vererek Çerkez Ethem olayına da son verilmesi gerektiği kararını almıştır. Mustafa Kemal bu kararın tatbikine geçmeden önce Çerkeş Ethemi yola getirmek için uğraşmış fakat bir sonuç alınmayınca batı cephesi komutanlarına Çerkez Etheme karşı harekete geçmeleri emri verilmiştir. Yunanlıların muhtemel hareketlerine karşı toplanmış olan kuvvetlerimizin bir bölümü Çerkez Ethem üzerine gönderilmiş bu harekat karşısında Çerkez Ethem kuvvetleri ile birlikte geri çekilmek zorunda kalmış, tır. İstanbul hükümetinden Yunanlılarla birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetine karşı savaşmak müsadesi almış olmasına rağmen Çerkez Ethem düşüncelerini gerçekleştirememiş canlarını kurtarmak için kardeşi ile birlikte 5 Ocak 1921 de Yunan ordusuna sığınmak zorunda kalmıştır. Böylece büyük ve kuvvetli bir ordu kurulmasını güçleştiren son engel de ortadan kalkmış Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin memleket içindeki otoritesi kuvvetlenmiştir.

KARTACA « Dünya Coğrafyası

Afrika'da şimdiki Tunus şehrinin bulunduğu yarımadanın yakınlarında Milâttan sekiz yüzyıl önce Fenikeliler tarafından kurulmuş eski bir şehrin ve bu şehri başkent yapan medeni ve kuvvetli bir cumhuriyetin adı. Kartaca'nın kuruluşundaki efsane tarihlere geçmiştir: Fenike şehirlerinden Sayda'da hüküm süren Belus'un kızı ve Pygmalion' un kız kardeşi Didonya da Elissa, kocasının öldürülmesi üzerine kendisine bağlı kalanlarla birlikte Kuzey Afrika'ya kaçmış ve oralarda hüküm süren kraldan kendisine bir öküz derisinin kaplayacağı kadar yer verilmesini rica etmiş. Bu öküz derisi iznini aldıktan sonra deriyi kıl kadar ince şeritler halinde keserek onun çevirebildiği genişlikteki arazi üzerine Fenike dilinde “yeni şehir” demek olan “Kart hadaç”ı kurmuştur. Bu ad sonraları Araplar tarafından “Kartaca” ya çevrilmiştir. Böyle bir masalla kurulduğu söylenen şehir, Fenike göçmenlerinin çoğalması, halkının o zaman medeniyetine göre ileri ve özellikle denizcilikte büyük bir bilgiye sahip bulunması, toprağın da bereketli olması yüzünden az zamanda servet ve kudret kazanarak önemli bir devlet hâline girmiştir. Kartaca, civa. rmdaki şehirleri istilâdan sonra donanmaları aracı ile Afrika ve İspanya kıyılarını, Malta, Sardunya, Balear ve Kanarya adalarını ve Sicilya'nın bir bölümünü ele geçirmiştir. Zamanının en kuvvetli deniz devleti haline gelen Kartaca Cumhuriyeti ile Roma Cumhuriyeti arasında Sicilya yüzünden Milâttan 264 yıl önce savaş çıkmıştır .(Pön Muharebesi). Bunlar üç devre olarak devam etmiştir. Birinci 22 yıl sürmüş ve neticede Karta, çalılar Sicilya'dan çekilmeye mecbur kalmışlardı. 17 yıl süren ikinci Pön savaşlarında meşhur Kartaca komutanı, Hannibal Romalılara karşı birçok zaferler kazandı ve İtalya'ya hücum etti ama sonunda İspanya'daki memleketlerini kaybetti. 149 dan 146 ya kadar üç yıl süren üçüncü Pöh muharebesi Afrika toprağında geçmiş ve Kartaca Cumhuriyetinin mahvolmasıyla neticelenmiştir. Kartaca şehri, sonraları Romalılar tarafından tekrar canlandırılmış ve Afrika'daki Roma egemenliğinin pek parlak bir merkezi olmuştur ama 698 de Arapların eline geçerek bir ihtilâl sonucunda yakılmış ve bugün ancak Fas şehri civarında bazı harabeleri kalmıştır. Kartacalılar din, dil ve medeniyet itibariyle Fenikelilerden farklı değillerdir.

ROKET « Devlet

Kendi içindeki bir yakıttan aldığı itme gücü ile hareket eden ve silindir biçiminde olan bir araç.

Son yılların en önemli silâhlarından biri olan roketlerin yapımı esas olarak şöyledir: Roketin içine basınçlı bir gaz doldurulur. Roketin içindeki bu gaz basıcdı, roketin her çeperi için aynıdır. Roketin arka tarafında bir delik açıldığında, roket içindeki bu gaz, basınçlı bir şekilde dışarı püskürür. Bu püskürme sonucu, roket hızla ileri doğru harekete geçmiş olur. Roketler hız veren gazın arkadan çıkması ile yaptığı itme değil, içerden ileri doğru yaptığı basınçtır. Roketlerde iki türlü yakıt kullanılır : a - Sıvı yakıt, b - Kuru yakıt sıvı yakıtlı roketlerde, bir yakıt deposu, bir yanma odası ve bir de oksijenli bölüm vardır. Oksijen ve yakıt, belirli bir oran içerisinde yanma odasına gelir ve burada yanma olayı meydana gelir. Bu yanma olayı şiddetli bir patlama şeklindedir. Bu sırada meydana gelen basınç, roketin hızla ileri fırlamasını sağlamış olur.

Kuru yakıtlı roketlerin yakıtı, barut, ateşlenme ile roketin uçmasını sağlamış olur

Bu tip roketler, XIX. yüzyıldan beri kullanılmakta olan roketlerin yapısında olan roketlerdir. Özellikle İkinci Dünya Savaşı yıllarında ve bu savaştan sonra yapılan roketlerde büyük bir gelişme meydana gelmiştir. Özel yakıtlarla büyük bir fırlama gücüne ve hızına sahip olan bu roketlerin ağırlıkları da 800 kilo ile 5.000 kilo arasında değişebilmektedir. Atmosfer dışına çıkabilme kudretleri de vardır. Roketlerin bazıları roket bataryaları tarafından ateşlenir, diğer bazı çeşitli, tipleri de roket taşıyan uçaklar veya çıkarma gemileri tarafından atılır. Almanlar 1944 - 45 yıllarında VI - V2 diye isimlendirilen bir roket, yaptılar, içinde bir ton patlayıcı madde taşıyan V2 17 metre uzunluğunda ve torpil biçimindeydi. Jiroskop kontrolüyle hedefe sevk edilen bu bombalar 25 metre yüksekliğe çıktıktan sonra saatte 4.000 kilometre hızla yol alıyorlardı İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana çeşit çeşit roller, görevler için değişik boy ve tipte roketler imâl edilmiştir. Roketler meteorolojik araştırmalar ve kozmik ışınların incelenmesi, barışla ve harple ilgili birçok hususlarda kullanılmak üzere büyük devletler tarafından geliştirilmektedir.

FİİL « Türkçe ve Dilbilgisi

Bir , bir hareket ya da bir oluş bildiren kelimelere fiil adı verilir.

Fiil, tarifinden de anlaşıldığı gibi, bir hareketi, bir oluşu bildiren kelimedir. Bu bakımdan, dilbilgisindeki öbür kelimelerden ayrılır. Bildiğimiz isim gibi, zamir gibi kelimeler, duran şeyleri tanımlayan kelimelerdir. Fakat, yeryüzünde, gerek cisimlerde, gerekse tabiatın kendisinde süreli bir hareket, süreli bir oluş vardır. Zaman içinde bu hareket ve oluşlar, devam edip gider. İşte, fiiller, zaman içindeki bu hareket ve oluşları bize bildiren, bunları bildirmemizi sağlayan kelimelerdir.

Ahmet kelimesi bir kimseyi hatırlatır. Ahmet geldi cümlesi de, Ahmet'in bir hareket içinde olduğunu, yer değiştirdiğini, bizim bulunduğumuz yere doğru yöneldiğini gösterir. Bu yönelmeyi, bu hareketi gösteren Ahmet geldi cümlesindeki geldi kelimesidir. Geldi kelimesi, bir fiildir. Fiilde özne:

Bir , bir hareket, bir oluş, kendiliğinden yapılmaz. O işi bir yapan ya da olan vardır. Yapan bir insan, bir hayvan bir şey olabilir. İşte, bir fiilin bildirdiği hareketi ya da yapanı ya da bir şey olanı gösteren kelimeye fiilin öznesi denir. Özne, isim soyundan kelimelerdir.

Örnek olarak Ahmet geldi cümlesinde Ahmet özne, geldi fiildir.

Özneler, ya şahıs zamirleri ya da isimlerle gösterilir.Fiiller, şahıs zamirlerine uyarlar. Bir fiil şahıs zamirsiz olsa bile, fiilin sonuna eklenen ekler, fiilin o şeklinin, hangi şahsı gösterdiğini belli eder.

Ben eve gidiyorum. Cümlesinde, onlar, üçüncü şahıs zamiri tekil halidir. Gidiyorum da, birinci tekil şahsa aittir.

Sen eve gidiyorsun cümlesinde Sen, ikinci şahıs zamirinin tekil hali, gidiyorsun da, ikinci tekil şahsa aittir.

O eve gidiyor cümlesinde O, üçüncü şahıs zamirinin tekil hali, gidiyor da, üçüncü tekil şahsa aittir.

Biz eve gidiyoruz cümlesinde Biz, birinci şahıs zamirinin çoğul hali, gidiyoruz da, birinci çoğul şahsa aittir.

Siz eve gidiyorsunuz cümlesinde Siz, ikinci şahıs zamirinin çoğul hali, gidiyorsunuz da, ikinci çoğul şahsa aittir.

Onlar eve gidiyorlar cümlesinde, Onlar, üçüncü şahıs zamirinin çoğul hali, gidiyorlar da, üçüncü çoğul şahsa aittir. Fiillerin adları :

Fiiller, şahıs zamirlerinin durumuna göre aldıkları çekim şekilleri ile bilinmezler. Bunlar, fiil köklerine eklenen -mek, -mak ekleri ile aldıkları şekillerle söylenirler. Bu kelimelere mastar denir.

Gidiyor fiilinin mastarı, yani adı Git-mek tir -mek kaldırılınca da kalan git kısmı, fiilin köküdür. Fiillerde çekim :

Bir fiil, bir işin, kimin tarafından, nasıl ve ne zaman yapıldığını gösterir. Bunun için, bu işlemi gösterecek şekillere girer. Fillerin bir işin kimin tarafından, nasıl ve ne zaman yapıldığını gösterecek şekillere sokulmasına fiilin çekimi denir.

Fiillerde zaman :

Fiiller, zamanla ilgili, zaman gösteren kelimelerdir. Bunlar da, fiilin köklerine eklenen eklerle belirtilir: Fiillerde zaman, ikiye ayrılır;

1 - Basit zamanlı şekilleri

2 - Bileşik zamanlar.

3 - Basit zamanlı şekiller : Bunlar, da üç zaman ayırt edilir: A - Geçmiş zaman, B - Şimdiki zaman, C - Gelecek zaman.

Geçmiş zaman : Geçmiş zamanda yapılmış ya da olmuş olan işler anlatılır. Bu da iki türlü olur A) -di'li geçmiş zaman : İşlerin yapıldığını görmüşsek, ya da onların yapıldığından eminsek, fiilleri bu zamana göre söyleriz : Geldi, okudu, yazdım gibi. B) -miş'li geçmiş zaman : işlerin yapıldığını başkasından duymuşsak, ya da işler, biz, farkına varmadan yapılıp olmuşsa, bu zamana göre söyleriz: Okumuş, görmüş, yazmış, gitmiş gibi.

Şimdiki zaman : Bulunduğumuz zamanda yapılan işleri göstermek için kullandığımız fiillerle bildirilir : Geliyor, okuyor, yürüyor, bağırıyor gibi.

Gelecek zaman : Gelecek zamanda yapılacak işleri göstermek için kullanılır : Görecek, okuyacak, yazacak, yürüyecek gibi.

Geçmiş zaman : Fiillerin hem geçmişi, hem şimdiyi, hem gelecek zamanı içine alan şekillerine denir: Gidiyor, okuyor, geliyor gibi.,

2 - Bileşik zamanlar : Türkçede, herhangi bir kipteki basit zamanlı fiili, geçmiş zamana göre de söyleyebiliriz. Örnek olarak : Okudum fiili, basit zamanlı bir fiildir. Bu fiilde, geçmiş zamanı gösteren durum parçasıdır. Geliyordu fiilinde, hem şimdiki zamanı gösteren -yor parçası, hem geçmiş zamanı gösteren durum parçası vardır. İkisi de aynı fiil kökünde kullanılmıştır. Böyle fiillere bileşik zamanlı fililer denir.

Bileşik zamanlı fiillerde iki çeşit vardır: a - Hikâye şekli, b - Rivayet şekli. Hikâye şeklî, bir işin yapılışının ya da yapılması istenişinin geçmiş zamana göre ve görülüp bilinmiş olarak anlatılmasını sağlar: Gidiyordu, gelecekti, okumalıydı, gitseydi gibi. Rivayet Sekli bir işin yapılışının ya da yapılması istenişinin, geçmiş zamana göre, fakat, başkasından duyularak anlatılmasını cağlar: Çalışılmış, gidermiş, okumalıymış, gitmeliymiş gibi.

Fiillerde kipler :

Fiiller zamandan başka, işlerin yapılım tarzını da gösterirler. Bu bakmadan, fiillerde, işlerin bildiriliş tarzlarını bildiren fiil şekilleri de vardır. Bunlara kip adı verilir: Gitse, okusa, çalışsa, okumasa, gelmese gibi, Bunlar, dileklerimizi bildiren fiillerdir.

Fiil kipleri iki türlüdür: A - Haber kipleri, B - Dilek kipleri.

Haber kipleri : Bir işin, bir hareke, tin yapıldığını, bir şeyin olduğunu haber vermek için kullanılan kiplerdir. Yukarda görülen beş zamanın da (yani -di'li geçmiş zaman kipi, miş'li geçmiş zaman kipi, şimdiki zaman kipi, gelecek zaman kipi, geçmiş zaman kipi) kipleri olur.

Dilek kipleri: Dilek kiplerinde fiil ler, işlerin yapılması ya da olması yolundaki dileklerimizi bildirmek için kullanılır.

Dört türlü dilek kipi vardır : 1 - Dilek-şart kipi, 2 - İstek kipi, 3 - Gereklik kipi, 4 — Emir kipi.

1 - Dilek-şart kipi : Bir fiilin dilek şart kipine sokulması için, o fiilin köküne se, -sa parçasını takmak gerektir: Görse, gitse, alsa gibi. Bu çeşit fiiller; o işin yapılması yolundaki dileğimizi bildirdiği gibi, başka bir işin yapılmasına gark koşmak hizmetini de görür. Örnek olarak, “sınıfımı bir geçsem” cümlesin, de, sınıfı geçmeyi diliyoruz. “Ahmet Bey bize gelse konuşurduk” cümlesinde, gel se fiili konuşurduk fiilini şart koşmaktadır: Ahmet Beyle konuşmamız, onun bize gelmesine bağlı kalmış demektir.

2 - İstek kipi : Bir fiilin istek kipi olması için, o fiilin köküne -e, -a, (Fiil kökünün sonu sesli harfle bitiyorsa -ye, -ya). Okuya, gide, otura, yürüye gibi.

3 - Gereklilik kipi : Bir fiilin gereklilik kipi olması için, o fiilin köküne meli, ,malı parçasını takmak gerekir. Okumalı, gelmeli, gitmeli, yazmalı gibi

4 -Emir kipi : Bir fiilin emir kipi olması için, o fiilin kökünü kullanmak yeter. Bu kök, emir yerine geçer: Oku, yaz, gel, git gibi.

Fiillerde olumluluk , olumsuzluk :

Bir , olumlu ya da olumsuz olabilir. O işi gösteren fiil de, olumlu ya da olumsuz olur. Bir fiil, her iki halde de olabilir, yani, bir fiil, olumlu olabildiği gibi, olumsuz da olabilir.

Örnek olarak, okudum kalktı, geldi fiiller olumludur. Okuma gelme, isteme, gelmedim fiilleri olumsuzdur.

Fillerin, olma bildirişlerine olumluluk, olmama bildirişlerine olumsuzluk denir.

Olumlu bir fiili, olumsuz şekle sokmak için, o fiilin köküne -me, -ma parçası eklenir: Gelme, okuma, yatma, gitme gibi.

Olumsuz fiillerin çekimi de, yukarıdaki parçalar takıldıktan sonra, olumlu fiiller gibidir.

Fiillerde soru :

Bir işin yapılıp yapılmadığını, olup olmadığını anlamak, fiillerin sorulu şeklini meydana getirmekle yapılır. Bu da, o fiil çekimine mi parçasının takılmasıyla yapılır : Geldi mi?, duydun mu?, gitti mi?, geldiniz mi? gibi.

Bileşik fiiller :

İki ayrı kelimeden yapılmış olduğu halde, tek anlamı olan bileşik isimler ve sıfatlar vardır. Fiiller de, isim ve sıfatlar gibi, iki ayrı fiilin birleşmesi ile ve bir tek anlamda kullanilabilir: Görebilmek, yapabilmek, okuyabilmek, gidivermek, gülüvermek gibi. Bileşik fiillerin çekimi öbür fiiller gibi olur.

Ek.fiiller : Bazı cümlelerde, isim ya da sıfat olan kelimeler, fiil gibi görürler. Bunun sebebi, o kelimelerin sonuna takılan parçalardır. Böylece isim soyundan kelimeler, fiilleşirler ve fiilin türlü çekimlerine girerler. İsim sonundan kelimelerin fiil gibi görev almasını sağlayan ek. ler -dir, .di, -mış, -se parçalarıdır : Öğrencidir, görüşse, hastaysa, güzelmiş, gibi.

LAHANA « Bitkiler

Turpgillerden kışın yetiştirilen bir sebze. Üstü yeşil içi beyaz, büyük ve kat kat sarılıdır. Etle pişirilir, dolması, salatası ve turşusu yapılır.