Nedir

PETROL « Yeryüzü

Doğal yakacaklardan bir akaryakıt. Yeryuvarlağı içinin çeşitli ve belirli noktalarındaki birikintilerden “ham petrol” olarak elde edilir. Ham petrol, çoklukla kıvrıntılı bir tabaka içinde bulunan, kumlu ve çakıllı boşluklarda bulunur. Bu boşluğun altında tuzlu su, orta kısanında basınçlı gaz vardır. Bu bölgeden petrol çıkarmak için demir borular aracıyla sondaj yapıldığı zaman, demir boru hangi derinliğe kadar dalarsa, o kattaki gaz, ham petrol ya da tuzlu su fışkırır. Petrol kaynaklarının derinliği bir kaç metreden, bir kaç kilometreye kadar değişebilir. Petrolün oluşumu, hakkında jeologlarca kabul edilen son görüşler petrolün çökelek şeklindeki organik cisimlerden meydana gelmiş olduğu merkezindedir. Alg'ler gibi bazı yosunlar, su birikintilerinde hızla çoğaldıktan sonra, mayalanma ile ayrışırlar, öbür çökeleklerle birlikte dibe çökerler, böylece petrol meydana gelir. Buna, öbür organik ayrışma ürünleri de eklenir.

Sondaj sırasında petrol, kuyudaki gaz basıncı sebebi ile fışkırarak yeryüzüne çıkar. Kuyudaki gaz basıncı azalınca, fışkırma durur. Bundan sonra petrol özel tulumbalarla çıkarılır. Çıkarılan bu ham petrol (naft), ilkin su ve kumundan ayrılması için aktarma havuzlara gönderilir. Buradan da demir borular, sarnıçlı vagonlar ya da sarnıçlı vapurlarla en yakında bulunan temizleme ve dağıtma fabrikalarına gönderilir. Ham petrol, “ayrımsal damıtma” suretiyle temizlenir. Ham petrol, 45° nin altında ısıtılırsa, yanıcı gazlar çıkar. Bunlar, özel ocaklarda yakıt olarak kullanılır. Bazen, bu gaz kısmından çıkan etan, havagazı yerine aydınlatma gazı olarak kullanılır.

Petrolün ayrımsal damıtması( ayrımsal damıtma, karışık sıvıların, değişik derecelerde damıtılmak suretiyle, birbirinden ayrılmasıdır) ndan elde edilen ürünler şunlardır:

1 - 45° -70° arasında “petrol eteri” damıtılır. Bu, 0,65 yoğunluğunda ve çabuk ateş alan bir sıvıdır. Yağları eritme işinde eritken olarak kollanılır.

2 - 70° - 150° arasında, çeşitli benzinler damıtılır. Benzinlerin yoğunluğu 0,72 dir ve patlarlı motorlarda kullanıldığı gibi eritken olarak da kullanılır.

3 - 150° - 300° arasında lâmba-petrolü (gazyağı) damıtılır. Yoğunluğu» 0,78 dir. Gazyağı lâmbalarında, gaz ocaklarında, lokomobillerde kullanılır.

4 - 300° - 400° arasında yoğunluğu 0,83 - 0,92 olan ağır yağlar damıtılır. Bunlar, Dizel motörlerinde kullanılır. En yoğun olanlar makine yağlamakta kullanılır. Son kalan artıkları, “petrol zifti” dir.

Ağır yağlar, sıfır derecede soğutulursa 60° de ergiyen bölüme ayrılır. Buna “parafin” adı verilir. Hayvan kömürü ile temizlendikten sonra beyaz kati bir madde olan parafin, mum yapımında, elektrikte izola olarak, baz ve asit şişelerinin etiketlerini korumakta kullanılır. Ham petrolün damıtılmasından sonra kalan kısmı sıvı halinde ayrılırsa “mazot” adını alır. Mazot da Dizel motörlerinde ve ısıtma ocaklarında kullanılır. Aynı zamanda bu kısımdan “vazelin” ve “vazelin yağı” elde edilir. Bu madde, eczanelerde ilâç yapmak, bazı cisimleri yağlamak için kullanılır. Petrol, dünyanın birçok memleketlerinde çıkarılmaktadır. Petrol çıkarılmasında, Kuzey Amerika dünyada birinci gelmektedir, (yıllık ortalama 280 milyon ton). bundan sonra Güney Amerika (yıllık ortalama 80 milyon ton), Avrupa'da özellikle Rusya ve Rumanya (36 milyon ton), Ortadoğu (yılda ortalama 41 milyon ton) dünyada en çok petrol çıkaran bölgelerdir.

Türkiye'de petrol: Türkiye'de petrol aramalarına ilk defa 1927 yılında başlanarak bir “Petrol ve Altın Arama Dairesi” kuruldu. Bu daire sonraları geliştirilerek “Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü” haline getirildi. Bu petrol buluncaya kadar 50.000.000 lira sarf edilmişti. Raman'a daha sonra Garzan eklendi Batman'da bir rafineri tesis edildi.

Bu çalışmaları takiben 7 Mart 1964 te yürürlüğe giren “Petrol Kanunu” ile yabancı şirketlere memleketimizde petrol arama müsaadesi verildi. Bu şirketler Sanayi Vekâletine bağlı Petrol Dairesi Reisliğimden hususî müsaade alarak faaliyete geçebilirler:

Petrol arama ruhsatnameleri 50.001 hektardan fazla olamaz. Ayrıca bir şirkete aynı bölgede 8 den fazla ruhsatname verilemez. Arama sahası senelik bir kira bedeline tâbidir.

Arama devresinden sonra Petrol Dairesi’nden bir de işletme ruhsatnamesi alınmaktadır ki, bunun için ödenecek olan kira daha yüksektir. Ayrıca istihsal olunan petrolün sekizde bir “Devlet Hissesi” dir. Ancak aramalar için şirketin sarf ettiği para çıkıp şirket kâra geçince bu kârın yüzde ellisi devlete ait olur.

30 Haziran 1960 gününe kadar petrol aramaları için memleketimize ithal edilen sermaye yekûnu 423 milyon liradır. Halen Türkiye'de 17 şirketin 250 arama ruhsatnamesi vardır ki bunlar Marmara, Antalya, bölgelerinde olmak üzere Türkiye’nin yüzde on dördü üzerinde arama yapmaktadırlar. Türkiye'nin petrol tüketimi 1.250.000 ton civarındadır. Raman, Garzan ve Kâhta'daki 40 küsur kuyu bu miktarın ortalama dörtte birini istihsal edebilmektedir. 1962 istihsalimiz Ramandan 180.411, Garzan'dan 192.478 ve Kâhta'dan 10,217 olmak üzere 383.106 ton dur. Şimdi bunlara Türkiye'nin malî geleceği için çok şeyler vadeden Bolkarda katılmış bulunuyor.

ATLAS « Mitoloji

Yunan mitolojisinde göğün taşıyıcısı.Titan İapedusun oğlu, Prometheus’un kardeşidir.Durağı karaların son bulduğu yer olan Atlas, yeri ve göğü omuzlarında taşıyan bir devdir. Danae'nin oğlu Perseusu misafir olarak kabul etmediğinden Zeus onu bir dağ haline getirmiş göğü de omuzları üstünde tutmağa mahkûm etmiştir.

PLEVNE SAVUNMASI « Tarih

1877 - 78 Osmanlı - Rus Savaşı’nda Gazi Osman Paşa komutasındaki Türk ordusunun yaptığı askerlik tarihinin en büyük ve şanlı savunması. Ruslar 24 Nisan 1877 tarihinde Osmanlılara açtığı savaş sırasında Plevne şehrinde yapılmıştır. Aldığı emir üzerine Plevne'ye gelen Vidin komutanı Osman Paşa Plevne'ye ulaştığı gün Ruslar tarafından yapılan bir taarruza karşı gelmiş ve ilk Plevne zaferini kazanmıştır. Bundan sonra askerlerini yeni bir savaşa hazırlayan, istihkâmlarını düzenleyen Osman Paşa, düşman kuvvetlerinin saldırılarını beklemiştir. Çok geçmeden Kuşlar, Plevne'ye yeni bir saldırıda bulunmuşlar, süngü süngüye devam ecen şiddetli savaşlar sonunda geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Pievne şehrinin bütün yönlerinin düşman kuvvetleri ile çevrili bulunmasına rahman Osman Paşa komutasındaki kuvvetler, güçlerinden hiç bir şey kaybetmeksizin, günlerce üstün düşman kuvvetlerine karşı koymaktan çekinmemişlerdir. Rumenlerle birleşerek büyük bir kuvvet ile Plevne'yi ellerine geçirmek isteyen Rus'lar, her teşebbüslerinde, Osman Paşa'nın önüne geçilmez kuvveti karşısında geri çekilmişlerdir. Aradan aylar geçmesine, hiç bir yerden yardım gelmemiş olmasına rağmen Osman Paşa, savunmadan bir an şaşmamış, yapılan bütün teslim olma tekliflerini reddetmişti.

Sonunda, ordunun yiyecek ve silâh yedeklerinin tükenmeğe başlaması karşısında, Plevne şehrinden bir saldırı ile çıkmak kararı verilmiş, her tarafı üstün düşman kuvvetleri ile çevrili Plevne'den süngü kuvveti ile çıkma plânları hazırlanmıştır. Bu plânlar gereğince başta Osman Paşa olduğu halde bütün askerler ve komutanlar, 10 aralık 1877 günü Vid suyunu geçerek üstün düşman kuvvetlerine saldırmışlardır. Çok kanlı bir şekilde ve süngü süngüye çok üstün düşman kuvvetlerine karşı yapılan bu çıkış hareketi sırasında pek çok Türk askeri şehit düşmüş ve Osman Paşa Ruslara esir düşmüştür.

Bütün dünyanın hayranlık dolu bakışları önünde devam eden Plevne savunmasının ünlü kahramanı Osman Paşa'yı, Rus Çarı büyük bir hürmet içinde karşılamış, Osman Paşa'nın kendisine teslim etmek istediği kılıcı almamıştır.

Türk tarihine şanlı bir destan yazan Osman Paşa, Plevne'deki bu savunmada gösterdiği üstün başarı sebebi ile “Gazilik” unvanını almıştır.

BASRA KÖRFEZİ « Dünya Coğrafyası

Asya'nın güney -batısında, Hint Okyanusu'nun, Arabistan yarımadası ile İran arasındaki girintisi. Ortalama derinliği 25 metre, yüzeyi 236.800 kilometrekaredir. Bu körfeze dökülen Satt-ül-Arab'ın ağzından Hürmüz boğazına kadar uzanır. Bu boğazda Umman denizine, buradan da Hint Okyanusu'na açılır. Hindistan'a ve güney batı İran petrollerine giden yol üzerinde önemli bir deniz yoludur.

RUMELİ EYALETİ « Tarih

Osmanlı imparatorluğu'nun Avrupa'daki topraklarındaki (bu topraklara genel olarak Rumeli adı verilir) yönetim bölümü imparatorluktaki bölümlerin en önemlisi idi. Rumeli Beylerbeyi tarafından yönetilirdi. Merkezi Sofya şehri idi. Rumeli eyaleti, 24 sancaktan meydana gelmiş büyük bir eyaletti.

BAFA GÖLÜ « Türkiye Coğrafyası

Ege Bölgesinde, Aydın ili sınırları içinde, Büyük Menderes nehrinin Ege denizine döküldüğü yerin yakınında bir göl. Denizden yüksekliği 10 metre, çevresi 50 kilometre, yüzölçümü 65,2 kilometrekaredir. Gölün içinde irili ufaklı birkaç ada vardır. Bunlardan bazıları kayalıktır ve üzerlerinde tarihî değerleri olan harabeler bulunmaktadır. Eskiden hafif tuzlu olan gölün suyu, bugün tatlıdır.