TAOİZM « Din
Çin'in halk dini. Perilere, ölülere cinlere, putlara ve şeytana tapmayı bir inanış haline getirmiştir İlkel dinlerden biridir.
DOĞRU « Matematik
Başı ve sonu olmayan doğru çizgilere, kısaca doğru adı verilir. Doğrular, geometride şu şekilde gösterilir : A / (A doğrusu diye okunur.)
Doğrular, ikiye ayrılır: 1 - Yarım doğru 2 - Doğru parçası. Yarım doğru, başı belli olan, fakat sonu belli olmayan doğrulardır. Geometride şu şekilde gösterilir :
A / (A yarım doğrusu diye okunur.) Doğru parçası, iki ucu da belli olan doğrulardır.
Doğruların durumları :Doğrular da, düzlemler gibi, üç durumda olur : 1 - Yatay doğru, 2 - Düşey doğru, 3 - Eğik doğru.
Yatay doğru, yatay bir düzlem üzerindeki ya da bu düzlemin doğrultusundaki doğrudur.
Düşey doğru, çekül doğrultusunda bulunan doğrudur.
Eğik doğru, yatay olmayan ve çekül doğrultusunda bulunmayan doğrudur. Dik doğru :
Yatay bir doğruyu, düşey bir doğru kestiğinde, bu iki doğrunun birbirine olan durumu dik olur. Böylece, yatay bir doğru ile düşey bir doğru birbirlerini kestiklerinde dik doğrular meydana gelmiş olur. Durgun bir su yüzüne daldırılan bir çekül, bu yatay yüzeye dik durumda olur. Çekülün doğrultusu ile suya girdiği noktada su yüzüne çakışarak çizilen bir çizgi, birbirlerine dik olan iki doğrunun meydana gelmesini sağlamış olur. Birbirini yatay ve düşey doğrultularda kesen iki doğru da, aralarında birer dik açı meydana getirirler.
Dik doğrular, okulda, gönye ile çizilir. Dik bir doğru çizmek için, önce bir (A B) doğru parçası çizilir. Gönyenin dik açılı olan köşesi, bu doğru parçasının herhangi bir yerine çakıştırılır, dik kenarlarından biri de, bu doğru parçasının üzerine çakışacak şekilde uygulanır. Gönyenin öbür dik kenarından da bir çizgi çizilir. Böylece, bir A B doğru parçasına, bir dik doğru çizilmiş olur. Paralel doğru : Aralarındaki açıklık hiç değişmeyen ve birbirleri ile kesişmeyen doğrulara paralel doğrular denir. Tren ve tramvay yolları, elektrik telleri, bir merdivenin kenarları, paralel doğrulara örnek olarak gösterilir.
Paralel doğrular, cetvel ve gönye ile çizilir. Bunun için önce cetvelde bir (A) doğrusu çizilir. Sonra, üç doğru üzerine, gönyenin dik açılı köşesi ve bir dik kenarı çakıştırılır. Öbür dik kenarı üzerinden de, paralel doğruların kaçar santimetre aralıklı olması isteniyorsa, o kadar aralıklarla birer nokta şeklinde İbaretler konur. Bu işlem, doğrunun biraz ilerisinde aynen tekrarlanır. Böylece, doğrunun üzerinde ya da alt tarafında, gönye ile işaretlenmiş ve belli aralıklarda olan noktalar meydana getirilmiştir. Önceden çizilmiş olan doğru parçasına göre olan uzaklıkları aynı olan noktalar üzerinden, cetvelle yeni doğrular çizilir. Böylece, birbirlerine paralel olan doğrular çizilmiş olur.
BAKKHALAR « Mitoloji
Eski Yunanistan'da tanrı Dionysos Bachus'un şenliklerinde, tanrının yanında dolaşan kadınlar. Elbiselerinin üstünde, omuzlarından bir ceylân postu sarkar, başlarında çelenk, ellerinde sapı sarmaşık ya da asma yaprağından taşırlardı. Bakkha'lar, sonbaharda dağlara çıkarlar, geceleri meşalelerin ışığında, coşkun bir şekilde çalgı çalar, oyun oynar, bağrışırlar. Öldürdükleri ceylânların üzerine atılır, etlerini çiğneyip çiğ çiğ yerlerdi.
KARACİĞER « Sağlık
Sindirim borusuna ilişik en büyük bez. Ağırlığı 1.500 gramdır.
Karın boşluğunun en yukarı ve sağ bölümünde bulunur. Yerinde dururken şekli, enine ikiye bölünmüş bir yumurtanın üst yarımına benzer. Kalın ucu sağda ince ucu soldadır.
Karaciğerin üst ve alt iki yüzü ön ve arka iki kenarı vardır. Üst yüzü konveks olup diyafragmanın konkavlığına uyar. Alt yüzü konkav olup üzerinde H biçiminde ikisi paralel ortada e. nine üç oluk gösterir. Bunlardan sağ uzunluğuna oluk daha genişçe olup ön yarısında içinde safra kesesi arka yarısında da alt vena kava vardır. Sol uzunluğuna oluk içinde önde karaciğerin göbeğe kadar gelen yuvarlak bağı vardır. Karaciğerin alt yüzündeki karaciğer kapısı (porta hepatis) içinde karaciğere giren ve çıkan damar ve sinirlerle safra yolu vardır.
Karaciğerin alt yüzü, bu H biçimindeki olukla dört loba ayrılır : 1 - Sağ lob, 2 - Sol lob,3 - Dörtgen lob, 4 - Kuyruklu lob. Bunlardan dörtgen lob, karaciğer kapısının önünde, kuyruklu lob da arakasındadır.
Karaciğer kapısından giren ve çıkan oluşumlar şunlardır; 1 - kapı toplardamarı, 2 - karaciğer atardamarı, 3 - sinirler, 4 - lenfa damarları, 5 - karaciğer safra kanalı.
Karaciğer kapısından giren kapı toplardamarı içinde kara kandan başka sindirilmiş ve emilmiş besin maddeleri de bir takım değişikliklere uğradıktan sonra karaciğerin arka kenarı üzerindeki bir çok toplardamarlarla alt vena kavaya açılır.
Yapısı : Karaciğerin bir bağdokusundan yapılı zarfı vardır. Bunun çevresinde karaciğer peritonla da örtülmüştür. Karaciğer üzerine dikkatle bakılırsa bir çok büyük lobcuklardan meydana geldiği görülür. Her bir lobcuk yapı bakımından küçük bir karaciğer kabul edilebilir.
Mikroskop altında her bir lobcuk çokgen görünüştedir. Her bir lobcuğun çevresinde bağ dokulu bir ara var dır. Bu arada karaciğer atardamarıyla kapı toplardamarının kolları vardır ki bunlar lobcuk içinde dalcıklar halinde dağılırlar. Lobcuklarda dağılan kan, lobcukların ortasındaki merkez toplardamarlarında toplanır. Bu merkez toplardamarları birleşerek karaciğer toplardamarına açılırlar. Lobcukların çevre, sindeki bağ dokuda safra yollarının karaciğer içindeki parçası vardır. Lobcuklarda meydana gelen safra bu borucuklara dökülür, bunlar da birleşe birleşe karaciğer kapısındaki safra kanalını yaparlar. Daha sonra pankreas başının arkasından geçerek duodenumun inen bölümünün duvarı içine kanalı ile beraber ve duodenumun büyük papillası içindeki Vater ampulüne açılır.
Karaciğerin vazifesi : 1 - Safra yapmak olup bu, bezin dış salgı vazifesidir. 2 - Glikojen yapmak, İncebarsaklardan karaciğere gelen glikoz, karaciğere gelen glikoz, karaciğerde glikojen olarak depo edilir. Karaciğer hücreleri bunu glikojen halinde saklar, lüzumunda kana tekrar glikoza değiştirerek geçirir. 3 - Üre yapmak. Azotlu maddelerin artıklarını üre haline çevirir ve bu da kana geçerek böbreklerle dışarı atılır, 4 - Antioksik vazifesi. Kana geçen faydasız ve zararlı maddeleri zararsız hale getirmeğe çalışır, 5 - Kan yapma işini uyartır, 6 - Bir iç salgısıyla kanın pıhtılaşma hassasını sağlar.
MUT « Türkiye Coğrafyası
İçel iline bağlı bir ilçe, Yüzölçümü 2. 517 kilometrekare, nüfusu 33.095 dir. İlçe, Batı Toros dağlarının en engebeli, en sık ormanlarla kaplı bir bölgesinde bulunmaktadır. Meyvecilik, hayvancılık ve az oranda tahıl ekimi, ilçenin başlıca gelir kaynaklarıdır.İlçe merkez 4.596 nüfuslu Mut kasabasıdır.
ERDEMLİ « Türkiye Coğrafyası
İçel iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.829 kilometrekare, nüfusu 33.178 dir.İlçenin yüzeyi ormanlarla kaplanmış tatlı meyilli yamaçlarla, Akdeniz kıyısına paralel olarak uzanan kıyı ovalarından ibarettir. İlçe halkı hububat ekimi ve bahçe ziraatı ile geçinmektedir.İlçenin merkezi 5.173 nüfuslu Erdemli kasabasıdır.