ANNELER GÜNÜ « Toplum ve Toplum Yapısı
Her yıl Mayıs ayının ikinci Pazar günü aile arasında ve okullarda kutlanan bir gün. Bu günde çocuklar, kendi harçlıklarından biriktirdikleri para ile annelerine, bağlılık ve sevgilerini göstermek için, birer armağan alırlar.
Bütün batı ülkelerinde uzun yıllardan beri yer etmeğe başlamış bir gelenek haline gelen anneler gününü kutlamanın, Eski Yunan medeniyetine ulaşan bir tarihi vardır. Eski Yunan Medeniyetinde, Tanrıların ulu anası tanrıça Rhea'ya, Mart'ın on beşinci günü büyük bağlılık törenleri yapılırdı.
Sonradan, anneler gününü kutlama, Hıristiyanlık dinine girmiş, 1914 yılında da Amerika Birleşik Devletlerinde kabul edilen bir kanunla, resmî bayram olmuştur. Bizde, özellikle son yıllarda, okullarda kutlanmağa başlamıştır.
Beyaz karanfil; şefkat, asalet ve tahammür sembolü olarak, Anneler günü çiçeği kabul edilmiştir.
DOĞU ANADOLU BÖLGESİ « Türkiye Coğrafyası
Türkiye'yinin coğrafya bölgelerinden biri. Anadolu’nun doğu sınırlarından başlar ve batıya doğru daralarak uzanır. En geniş ve yükseltisi en fazla olan bölgelerden biridir.
Yüzey Şekilleri :Bu bölgenin, her şeyden önce göze çarpan özeliği, çok yüksek olmasıdır. Ortalama yükseklikli 1.800 - 2.000 metre arasındadır. Yüzey sekilerini, ana çizgileriyle doğubatı doğrultusunda uzanan sıradağlarla, bunlar arasında kalan daha alçak havzalar meydana getirir. Sıdağlar, Tunceli bölgesinde birbirine yaklaşarak bir düğüm meydana getirirler. Bunun doğu ve batısında dağ sırları birbirinden uzaklaşarak aralarında alçak alanlar meydana getirirler.
İklim : Bu bölgenin iklimi, şiddetli karasaldır. Yağışlar genel olarak azdır. Az yağış olan havzalar ve nispeten alçak platolar steple kaplıdır. Bununla birlikte çukur ovalarda yazlar oldukça sıcak geçer.
Sular : Doğu Anadolu'dan çıkan nehirlerin bir kısmı (Kura, Araş) Hazar denizine, bir kısmı da (Dicle, Fırat) Basra körfezine dökülür. Allahüekber dağından çıkan Kura nın yalnız bir bölümü topraklarımızdadır. Araş da Bingöl dağlarından doğar, bir kolu olan Arpa çayı ile Ermenistan la aramızdaki sınırı meydana getirir ve Azerbaycan'da Kura ile birleşerek Hazar denizine dökülür. Fırat, Karasu ve Murat suyunun birleşmesinden meydana gelmiştir. Karasu, Erzurum yöresinden, Murat suyu Van gölü çevresindeki Aladağ’dan doğar ve bu ikisinin birleşmesinden meydana gelen Fırat nehri Irak'ta Dicle ile birleşerek Basra Körfezine dökülür. Dicle nehri ve Gölcük yakınlarından doğar.
Doğu Anadolu'nun en önemli gölü Van gölüdür. Bundan başka Erçek, Çıldır ve Gölcük, fazla büyük olmayan göllerdendir.
Nüfus ve şehirler : Doğu Anadolu, yurdun en tenha alanıdır. Ortalama nüfus sıklığı 15 dir. Bölgenin dağlık ve sert iklimi olması, yolların azlığı, burada yaşama şartlarını elverişsizleştirilmiştir. Ovalar arasında fazla yüksek olmayanlar biraz kalabalıktır. En kalabalık yerler Malatya ve Elâzığ taraflarıdır. En az kalabalık olan yerler de Van gölünün doğusu ile Hakkâri dağlık bölümüdür. Doğu Anadolu'nun en önemli şehri Erzurum'dur. Sınırlara doğru-giden yollara hâkim olan Erzurum, bir sınır kalesi özelliğindedir. Bundan başka Kars, Karaköse, Muş, Van önemli merkezlerdir.
Ekonomi : Doğu Anadolu'da halt çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Hayvancılık önemli bir geçim kaynağıdır. Bölgede otlakların zengin olması, yetiştirilen çeşitli ürünlerin, yolla derilmemesi büyük baş hayvanı yetiştirilmesini ön plâna çıkarmıştır.
Bu arada, çukur havzalarda, arpa, buğday, patates ekimi önemli yer tutar.
GÜNEY - BATI AFRİKA BİRLİĞİ « Dünya Coğrafyası
Güneybatı Afrika'da, Birleşmiş Milletler himayesinde bir bölge. Yüzölçümü 823.926 kilometrekare, nüfusu 418.000 dir. Başşehri Winthoek'tir. Birinci Dünya Savaşı'na kadar Almanya’nın sömürgesi olarak kalmış, Birleşmiş Milletler tarafından Güney Afrika Birliği'nin kontrolüne bırakılmıştır.
HALKEVLERİ VE HALKODALARI « Devlet
Atatürk'ün önderliği altında C.H.P. ye bağlı olarak kurulmuş olan kültür ve halk terbiyesi ocakları.
1931 Nisan ayında Türk Ocakları'nın kapanması üzerine, daha çok yurttaş içine alacak bir kültür kurumuna ihtiyaç olduğu anlaşılmış, 19 Şubat 1932 tarihinde ilkin 14 şehirde Halkevleri açılmıştır. Bu tarihten sonra her yıl yeni Halkevlerinin açılmasına devam edilmiştir. Halkevlerinin sayısı beş yüze yaklaşmış, ancak çok partili hayata girmemizden sonra, C.H.P. nin malı olmaktan çok Türk Milletinin malı olan ve yurdun en uzak bölgelerine kadar yapılan kültür ve halk terbiyesi ocakları olan Halkevleri ve Halkodaları, Demokrat Parti iktidarı zamanında (1954) çıkarılan bir kanunla C.H.P. nin elinden alındığı gibi, devlete de mal edilmemiş ve Halkevleri ile Halkodaları tarihe karışmış kurumlar olmuştur. Halkevleri, genel esaslarına gere Cumhuriyetçilik, Lâiklik, Devrimcilik ilkeleri içinde çalışan birer kültür ve halk terbiyesi kurumlarıdır. Bunlara partili partisiz her vatandaş üye olabilir. Dil, edebiyat, güzel sanatlar, temsil, spor, sosyal yardım, halk dershaneleri ve kursları, kütüphane ve yayın, köycülük, tarih ve müze kollarında olmak üzere dokuz kolda çalışmalarda bulunulmuştur.
Halkevleri, 27 Mayıs 1950 devrim hareketinden sonra kurulan Türk Kültür Derneklerini 1963 yılında adını “Halkevleri” olarak değiştirmesi ile yeniden kurulmuş sayılabilir.
Halkodaları : Daha küçük çaptaki kurumlardır. Halkevlerinin yönetimine göre, bir yerde bir Halkevi açılabilmesi için en az üç kolun kurulması gereklidir. Köylerde, kasabalarda ve mahallelerde de Halkevlerine benzer kültür ve terbiye ocaklarımın açılması zorunluluğu, bunlarda Halkevleri yerine, daha küçük teşkilâtla çalışan kurumların kurulması gerekçesini sağlamış, bu düşünce ile 1940 yılından itibaren, yine C.H.P. ye bağlı Halkodaları açılmıştır. Buralarda da, Halkevlerinin genel esasları içinde çalışmalar olmuştur. Kurulmuş olan Halkodalarının sayısı, beş binden fazla idi.
ROMA « Dünya Coğrafyası
İtalya'nın başşehri. Tiber nehri üzerindedir. Nüfusu 1.810.1000 dir. Avrupa’nın en eski şehirlerinden biri olan Roma Milâttan önceki Roma medeniyetinden kalma yapıları, tapınakları, üniversitesi ve her çeşit sanat şaheserleri ile tarihi önemi büyük bir şehirdir.
Tarih : Roma tarihi, az çok efsânevî bir devre ile başlar. Cumhuriyetin ilân edildiği tarihe kadar geçen devrede (M. Ö. VI. yüzyıl başları) Etrüskler, asıl egemen kavim durumunda bulunuyordu. Cumhuriyetin kurulması ile krallığa ve Etrüsklerin egemenliğine son verilmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Romalılar, çevrelerindeki Lâtinlerle anlaşmışlar, yavaş yavaş bütün İtalyan yarımadasını ele geçirmeğe başlamışlardır. M.Ö. 476 yılından M.Ö. 268 yılına kadar süren devamlı bir mücadele sonunda, hemen bütün İtalyan yarımadası, Romalıların egemenliği altına girmiştir. Bu işin tamamlanması, Romalılar için yeni bir mücadelenin başlamasına yol açmıştır. Güneyde bulunan Kartacalılarm Romalılarla başlayan bu mücadelesi M. Ö. 264 - 201 yılları arasında sürmüş, Kartacalılara karşı elde edilen zaferler sonucu Roma egemenliğini çevresinde daha yakından hissettirmeğe başlamıştır. Romalıların devam eden yayılmaları sonucu Yunanistan Romalıların eline geçmiş, İspanya, Kuzey, Afrika, Ege yöresi, Güneybatı Avrupa, Roma egemenliğine geçmiştir. Romalılar bir taraftan çevrelerinde yaygın bir egemenlik kurmağa devam ederlerken, bir taraftan da cumhuriyet yerini imparatorluğa vermek durumunda kalmıştır. Roma'ya büyük başarılar sağlayan Julius Caesar'ın, M.Ö. 44 yılında öldürülmesi ile başlayan iç kargaşalıkları, Octavius'un başarı kazanması ile son bulmuş, M.Ö. 31 yılında da, Roma'daki cumhuriyete son verilerek Roma İmparatorluğu kurulmuş, Octavius da Augustus unvanı ile İmparator ilân edilmiştir.
Kuvvetli bir teşkilâtçı olan Augustus'un elinde imparatorluk teşkilâtlanmış; bundan sonra gelen imparatorlar da, Roma İmparatorluğu'nu zamanlarının en kudretli bir imparatorluğu durumuna sokmuşlardır. Fakat, bir taraftan Hıristiyanlığın başlaması, bir taraftan geniş sınırlar içinde çeşitli toplumların meydana getirdiği karışık bir imparatorluk olması, Roma'nın zayıflaması sonucunu doğurmuş, Hıristiyanlığın, Romanın resmî dinî olarak kabul edilmesinden (306) kısa bir süre sonra, 395 yılında, Roma imparatorluğu Doğu Roma İmparatorluğu ve Batı Roma İmparatorluğu olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Doğu Roma İmparatorluğu, bin yıl kadar bağımsız bir imparatorluk halinde yaşamış, Batı Roma İmparatorluğu ise, 373 yılında Gerinen ırkından Erulmarın saldırısı karşısında tarih sahnesinden çekilmiştir.
Roma şehri, imparatorluğun yıkılmasından sonra, Ortaçağ boyunca, Papanın oturduğu yer olması bakımından dinî bir özellik kazanmış ve Ortaçağ boyunca Hıristiyanlığın merkezi haline gelmiştir. Rönesans devrinde, parlak bir medeniyetin merkezi haline gelen Roma, çeşitli devletlerin saldırılarına uğramış, 1870 tarihinde İtalya birliğinin kurulması üzerine, bütün İtalya'nın başşehri durumuna geçmiştir. 1922 yılından itibaren başlayan Faşist diktatörlük devrinde de, İtalya'nın başşehri olmakta devam etmiştir. Bugün de İtalyan cumhuriyetinin başşehri durumunda bulunmakta, dünyanın en önemli tarihî şehirlerinden biri olmak özelliğin devam ettirmektedir.
BOZKURT « Mitoloji
Göktürk soyunun ve Uygur Türklerinin oluşumları ile ilgili efsanelerde sözü edilen önemli bir mitolojik unsur. Çin kaynaklarında ve başka kaynaklarda rastlanan söylentilere göre, Göktürklerin ilk hakanı Aşina, bir dişi kurttan türemiştir. Uygurlar da, Çin kaynaklarına göre, bir bozkurtla bir Hun prensinden meydana gelmiştir. Aynı kaynaklar, Cengiz soyunu da, bozkurda bağlarlar.
Türk ulusları, ulus şekline girince, bu kurt, kurt şeklinde gökten inen Tanrı, ışık sayılmağa başlanmıştır.
Türklerin Bozkurt totemine, Bozkurt destanında, Ergenekon destanında ve başka destanlarda rastlanır. Bu destanlardan en önemlisi olan Ergenekon destanına göre, bir baskın sonunda hileyle kılıçtan geçirilen Türkler’den yalnız bir genç, karıları ve çocukları ile kurtuldular. Aşılmaz dağlarla çevrili verimli bir ovada yerleştiler. Yıllar geçtikçe kuvvetlendiler, çoğaldılar. Türk soyu, eski gücünü kazandı. Günün birinde, bu yerlere sığmadıkları için bir çıkış yeri ararlar; bir bozkurdun yol göstericiliğinde ve hakanları Börteçine'nin (Bozkurt) önderliğinde, Ergenekon dan çıkarlar.