Nedir

HALİFELİK « Din

Peygamber Muhammet'in vekilliği halife sıfatı, unvan ve makamı.

Halifelik Peygamber Muhammet'in ölümünden sonra Müslümanlar tarafından geçim yolu ile gelen ilk dört halife devrinden (Hulefayı Raşidin)sonra, Emevî, Abbasî ve Osmanlı hanedanlarına geçmiş, babadan oğula geçen bir unvan olarak kullanılmıştır.

Dördüncü halife, Ali'nin Küfe mescidinde namaz kıldırırken İbni Mülcem adlı birisi tarafından zehirli bir kılıçla yaralanması ve birkaç gün sonra ölmesinden (661) sonra, Kûfeliler, yerine büyük oğlu Hasan'ı halife seçtiler. Irak Müslümanlarının çoğu Hasan'ı halife olarak tamdılar. Ancak Suriye ve Mısır Emevîlerinden Muaviye'nin egemenliğini tanıdı, iki taraf arasında bir savaşın baş göstermesine doğru, kuvvetsiz kalan halife Hasan, Muaviye lehine halifelikten ayrıldığını bildirdi. Bir süre sonra Hasan'ın kardeşi Hüseyin'in Kerbelâ'da öldürülmesi üzerine de tamamen Emevîlere geçmiş oldu. Emevîler devrinde, halifelik ,Emevî hükümdarlarının imtiyazında olan bir unvan durumuna gelmiştir. Emevî hanedanından 14 halife gelmiştir.

Emevîlerin saltanatının son bulması, Emevî devletinin yıkılması üzerine (750) halifelik makamı, Peygamber Muhammet'in amcası Abbas'ın neslinden gelen Abbasî ailesine geçmiştir. Abbasî egemenliğine 1258 yılında Hülâgû tarafından son verilmesi üzerine, bu tarihe kadar gelen 37 halife Zahirin oğlu Ahmet'in Mısır'a sığınması ve Baybars'ın yardımı ile 1261 yılında Mustansır adiyle halife ilân edilmesi üzerine Abbasî halifeliğinin Mısır kolu devri başlamıştır. Fakat, siyasî bir egemenlikten kuvvet alamayan bu halifelik, çok sönük olarak geçmiş ve bu koldan gelen 17 halife ne İslâm tarihinde ne de siyasî tarihte bir iz bırakmamıştır. Abbasilerin Mısır kolunun halifeliği, Yavuz Sultan Selim Mısır'ı işgal ettiği 1517 yılma kadar sormuştur. Yavuz Sultan Selim, Mısır'daki Memlûk devletini yıkınca, son halife Müvekkil' İstanbul'a getirmiş ve Ayasofya'da yapılan bir törenle Müvekkil'den halifeliği devralmıştır. Bu tarihten sonra halifelik, Osmanlı hükümdarlarına babadan oğula kalmak suretiyle geçmiştir.

Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'ndan yenilgi ile çıkması ve Anadolu'da Millî Mücadelecin başlaması ile, Osmanlı saltanatı, halifelikle birlikte eski önemini ve kuvvetini kaybetmiş, son Osmanlı hükümdarı Vahdettin'in İstanbul'dan kaçması üzerine de 1 Kasım 1922 de saltanat Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bar kararı ile halifelik unvanı Osmanlı Veliahdı Abdülmecit Efendi'ye verilmiştir.

Ancak, aradan çok geçmeden, 3 Mart 1924 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından halifeliğe de son verilmiş, Osmanlı hanedanının Türkiye dışına çıkarılması üzerine de son halife Abdülmecit, Türkiye dışına çıkarılmıştır.

ORTA OYUNU « Sinema ve Tiyatro

Ortada oynayan, Karagözle tiyatro arası bir çeşit temsil. Orta oyunu, perde de oynatılan Karagöz'ün orta yerde oynanan ve canlandırılmış bir şeklinden ibarettir. Karagözdeki çeşitli tiplerin yerine insanlar rol almıştır. Orta oyununun dekoru, orta yere konulan ve “yeni dünya” adı verilen küçük bir parmaklıktan ibarettir. Oyunda zenne (kadın rolünde oynayan erkek oyunucu), hırbo (taşralı, gözlemci, bekçi taklitleri yapan), balama (frenk rolleri yapan), matiz (sarhoş rolleri yapan), gaco (kabadayı erkek rolleri yapan) adlarını alan oyuncular bulunurdu. Orta oyununun temel direği “Pişekâr” dır. Bunun vazifesi hem oyunu, hem de oyuncuları idare etmekti. Pişekârdan sonra orta oyununun önemli kişisi “kavuklu” dur. Bütün orta oyunu, pişekârla kavuklu arasında geçen karşılıklı tekerlemelerle doludur.

İlkel bir tiyatro oyunumuz olan Orta oyunu, artık hemen hemen oynanmaz olmuştur.

DEPREM « Yeryüzü

Yer kabuğunun, zaman zaman oldukça geniş bir alandaki birkaç saniyelik sarsıntılarına verilen ad. Yerkabuğundaki bu sarsıntılar, insan tarafından duyulmayan, yalnız sismograflar tarafından kaydedilebilen hafif şekiller de (mikrosizm) olabileceği gibi insanlar tarafından duyulabilecek şekillerde (makrosizm) olabilir.

Depremler, litosferin derinliklerinde meydana gelir. Depremin meydana geldiği bu noktaya (iç merkez) adı verilir. Bu merkezden itibaren depremler, titreşimlerle her tarafa yayılır. Bu yayılma, dalgalar halinde ve birbirinin peşi sıradır. Bu titreşim dalgaları, geç tikleri yerlerde çeşitli derecelerde yıkın, ti yapanlar. En büyük yıkıntı ise, iç merkezin, litosferin yüzeyine en yakın yeri olan “dış merkez” dedir (dış merkez, iç merkezden litosferin yüzeyine dikilen doğrunun litosferde değdiği noktadır.) Çoklukla iç merkezde dış merkezin arası 30 kilometre kadardır.

İç merkezden uzaklaştıkça depremin yaptığı yıkıntı azalır.

İç merkezden çeşitli doğrultulara yayılan depremler ,a) düşey, b) yatay, c) dalgalı olmak üzere üçe ayrılır. Bunlardan en tehlikeli düşey depremler olup. titreşim dalgaları, iç merkezden dış merkeze doğru yayılır. Litosferin yüzeyinde yarıklar meydana gelir, binalar ve ağaçlar toprağa saplanır.

Deprem, ilk başladığı anlarda, titreşimleri hafif geçen ve duyulmayan bir özellik gösterir. Bu başlangıçta sismograf, enine ve boyuna olmak üzere iki çeşit titreşim kaydedici. Deprem hızı, saniyede 1.0000 metre kadardır (ilk faz). Gittikçe şiddetini artıran titreşimler, depremin en şiddetli anını meydana getirir. Depremin saniyedeki hızı 5.000 metreye kadar çıkar. Bu zaman, depremin büyük felâketlerinin meydana geldiği zamandır (esas faz). Gittikçe titreşimleri azalan deprem sona erer (son faz). Depremlerin yayılış alanları:

Depremler, yüksek dağlarla derin denizlerin birleştikleri çok girintili çıkıntılı bölgelerde çok görülür. Bu bölgeler “deprem bölgeleri” ni meydana getirir. Yeryüzünde, deprem bölgeleri içine giren lalanlar. Japonya ve Akdeniz havzasıdır. Memleketimiz Akdeniz deprem bölgesi ile, bu bakımdan, ilgilidir.

Depremlerin oluşu, çeşitli teorilerle açıklanmak istenmiştir. Bu teorilerin başlıcaları şunlardır:

1 - Depremleri, yeraltı sularının kimyasal etkinliklerine bağlıyan teori: Bu teoriye göre yeraltı suları, kalker, tuz, jips gibi kütlelere rastladıklarından bunları kimyasal ayrışıma tâbi tutarlar. Böylece, yer kabuğunun içinde meydana gelen büyük boşluklar, büyük çöküntülerin belirmesini sağlar. Bu çöküntü ve hareketler, depremleri meydana getirir.

2 - Depremleri tektonik bir olayla ilgili gören teori: Bu teoriyoye göre yer altında, ayrı zamanlara ait tabakalarında kayarak yan yana gelmesine yol açan geniş yer çatlakları (fay) bulunur. Bunların dengelerinin bozulmaları ve yerlerini değiştirmeleri ile yer altında büyük kaymalar belirir. Bu kaymaların sebep olduğu hareketler depremlerin meydana gelmesi sonucunu doğurur.

3 - Pirosferden çıkan fazlar, volkan bacası gibi bir yol bulamayınca, yer kabuğunun içinde birikir ve toplanır Bunların zamanla bulundukları alanlara yaptıkları basınçlar, zaman zaman şiddetli depremlerin meydana gelmesi sonucunu doğurur.

İDİL « Türkiye Coğrafyası

Mardin iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.190 kilometrekare, nüfusu 21.000 dür. Yüzeyi fazla bir yükseltisi olmayan Bakuk dağının tatlı meyilli ve çıplak olan sırtları ile yamaçlarından meydana gelmiştir. Tarla ekimi ve hayvancılık başlıca geçim kaynağıdır.

İlçe merkezi 1.674 nüfuslu idil kasa basıdır.

AFYON « Bitkiler

Gelincikgillerden haşhaş denilen bitkinin iyice ermemiş meyvelerinden elde edilen koyu kahve rengi, baygın kokulu acı bir madde.

İçindeki alkaloidlerden dolayı hekimlikte kullanılan en önemli ilâçlardan biridir. İlâç olarak afyondan morfin, kodein, papaverin, protpoin gibi ağrı ve sancıları kesici ilâçlar elde edilir. gramı çocukları, 0,5 - 2 gramı büyükleri öldürebilecek kadar zehirli olan bu maddenin insanlara zarar vermesini önlemek için milletlerarası tedbirler alınmış ve 1912 de Lahey'de, 1931 de Cenevre'de toplanan konferanslarla afyon çıkarılması ve kullanılması birçok şartlara bağlanmıştır.

KARAKOÇAN « Türkiye Coğrafyası

Elâzığ iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.039 kilometrekare, nüfuz 26.932 dir. Yüzeyi tatlı meyilli, yer yer engebeli ve meşeliklerle kaplı yamaç ve sırtlardan ibarettir. Halkının başlıca geçim kaynağı buğday, arpa, pamuk, patatestir.Merkezi 2.250 nüfuslu Tepe kasabasıdır.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy