AKÜMÜLÂTÖR « Fizik
Bir elektrik enerji kaynağının verdiği elektrik enerjisini toplamaya yarayan aygıtlar. Akümülâtörlerde toplanan elektrik enerjisi istenildiği zaman alınıp kullanılabilir.
Bugün radyo ve otomobil işlerinde önemli yer tutan akümülâtörlerin türlü çeşitleri varsa da pratikte en çok kullanılanları kurşun akümülâtörlerdir.
Kurşun akümülâtörler, çok sayıda kurşun levhasının, sulandırılmış sülfürik asit eriyiğine daldırılmasıyla yapılır. Artı (Pozitif) kutupta bulunan levhalar, da kurşun oksit, eski (Negatif) kutupta bulunan levhalarda kurşun süngeri bulunur.
Akümülâtörler doldurulurken, kurşun oksitten yapılan pozitif levhaya bir pozitif ucu, öbür levhaya negatif ucu bağlanır. Böylelikle sülfirik asit eriyiğinden akım geçer ve asidin artı yüklü hidrojen iyonları negatif levhaya eksi yüklü asit kökü iyonları pozitif levhaya gider. Pozitif levhada kurşun oksit ve negatif levhada kurşun toplanır.
Akümülâtörler boşalırken, bu olayın tersi olur ve negatif kutuptaki kurgun, kurşun iyonu haline, pozitif kutuptaki kurşun oksit de kurşun haline geçer ve hidrojen iyonları, oksijen ile birleşerek su meydana getirirler. Hem pozitif kutupta hem negatif kutupta kurgun sülfat toplanır.
Bu kimyasal değişmeler sonucu iki levha arasında bir potansiyel farkı doğar ve bu iki levha bir iletken yardımı ile bir radyoya ve herhangi bir almaç'a bağlanırsa buralardan bir elektrik akımı geçer.
Akümülâtörlerin elektromotor kuvvetleri yaklaşık olarak iki volt'tur. Daha büyük değerde bir gerilim elde edilmek istenirse, gerektiği sayıda elemanlar bir birlerine seri olarak bağlanırlar.
Akümülâtörler, bir kimyasal olay sonucu meydana gelen elektrik yükünden istifade etmek sonucu meydana gelmiştir.
AKREDİTİF « Sanayi ve Ticaret
Bankacılık işlerinde kullanılan bir terim. Yabancı memleketlerden memleketimize mal getirmek isteyen tüccarlar, bu malların karşılığını Türkiye'deki bir banka vasıtasıyla yabancı tüccarın bulunduğu memleketteki herhangi bir bankaya kredi açtırmak, Türk parası karşılığında o yabancı tüccarın memleketinin parasını vermek zorundadır. İşte Türkiye'deki bir bankanın yabancı bir bankaya kredi açılması için yaptığı bu işleme akreditif denir.
Bu olay, 1931 yılından beri Ticaret ve Maliye Bakanlıklarından döviz izni almakla mümkün olmaktadır. Böyle bir müsaade olmadıkça yabancı memleketlerdeki bankalarda kredi açtırmak imkânı yoktur.
RADYO « Teknik
Sesi, atmosfer içinden, Hertz dalgaları aracıyla çok uzaklara ulaştırılan âlet. Radyo'ya ses dalgalarını elektrik dalgaları haline çevirir; ya da elektrik dalgalarını atmosferden derleyerek ses dalgaları haline koyar. Bu bakımdan, a - verici radyo, b - alıcı radyo olmak üzere iki çeşit makineden meydana gelmiştir.
Radyo vericilerinde sönümsüz yüksek frekanslı titreşimli akımlar kullanılır. Ses ve söz titreşimlerinin genlik ve frekansları çok karışık bir şekilde değiştiğinden bunları kesikli elektromagnetik dalgalarla iletmek mümkün değildir. Radyo yayımlarında kullanılan sönümsüz yüksek frekanslı titreşimli akımların verdiği elektromagnetik dalgalar ses titreşimleri için taşıyıcı dalga vazifesini görürler. Bu taşıyıcı dalga, verici radyo istasyonunda mikrofon vasıtasıyla değişime uğrar. Bunun için önemsiz titreşimli akım devresine eden bir mikrofon karşısında ses meydana gelir. Ses titreşimlerine uyarak değişen mikrofon akımı, sönümsüz yüksek frekanslı titreşimli akımın sabitgenliğini değiştirir. Radyo alıcıma antenine gelmiş olan değişime uğramış elektromagnetik dalgalar, alicinin devresinde yüksek frekanslı titreşimli akım meydana getirir. Bu akım dedektör aracıyla bir yönlü akım haline geçer. Yayımlanan ses titreşimlerine göre değişen bu akım, kulaklığın levhasını titreştirir. Bu titreşimlerin genlikleri radyo alıcısının kulağımdan akım genel olarak çok zayıf olduğundan, bu akımı şiddetlendirmek için kulaklık yerine radyo alıcılarında hoparlör kullanılır.
Bugünkü radyo alıcıları, radyo yayınlarını yapan istasyonların dinlenmesi için gerekli bütün elemaları oldukça küçük bir hacim içinde toplamışlardır.
MERCİMEK « Bitkiler
Baklagillerden bir bitki. Özelikle kumlu topraklarda yetişir. Beyazımtırak morumsu çiçekler açar. Taneleri, fasulyede olduğu gibi bir torba içindedir. Her bir torbadan iki tane çıkar. Bu tanelerin rengi koyu yeşil ya da kirli kırmızıdır. Kuru yada yaş olarak yemeği, çorbası yapılır. Önemli besinlerimizden biridir.
Mercimek, eski çağlardan beri bilinen ve yetiştirilen bir bitkidir. İlk defa yetiştirildiği yerler, özellikle Akdeniz ve Batı Asya ülkeleri olmuştur. İçinde azotlu ve demirli maddeler bulunduğu için, besleyiciliği çoktur.
DİLSİZ « Sağlık
Konuşamayan kimselere verilen ad. İki türlü dilsiz vardır: Doğuştan dilsiz ve sonradan olma dilsiz. Doğuştan dilsizlik, genel olarak kalıtımla gelen bir hastalık şeklinde belirdiği gibi doğumdan önce gelişimin durmasında ve yakın akraba evliliklerinde görülür. Sonradan gelen dilsizlik ve difteri, kızamık, tifüs ve beyin hastalıklarından sonra görülür.
Dilsizlik, hiç konuşamamaktan ileri gelebildiği gibi, doğuştan sağır olanların hiç işitmedikleri için söyleme alışkanlığı edinmemiş olmalarından da ileri gelir.
Konuşmak ve anlaşmak ihtiyacı, dilsizleri, his ve fikirleri anlatan çeşitli hareketlere dikkat etmeye zorlamıştır. Böylece, dilsizlerde hareket ve işaretler, kelime yerini tutmuştur.
XVIII. yüzyıldan bu yana dilsiz ve sağırların öğretimi için önemli adımlar atılmış ve bütün medenî ülkelerde, dilsizler için öğretim yapan okullar kurulmuştur. Bu okullarda okuyan dilsizler, böylece okuma ve öğrenme ihtiyacım karşılamak imkânını bulmuşlardır.
Dilsizlere öğretmek için takip edilen iki metot vardır:
1 - işaret metodu: Bu metotla dilsizlere el alfabesi ve işaretlerle ders verilir. Dilsizler de anlatmak istediklerini, el alfabesi ve işaretlerle anlatır. El alfabesi ya da bir elin ya da iki elin yardımı ile meydana gelen bazı şekillere harf değeri vermekle meydana gelmiştir. 2 - Ses metodu: Bu metotla dilsizlere, konuşurken dudakların ve öbür ses organlarının hareketlerine dikkat etmeleri ve bunları taklit etmeleri öğretilir.
AYAN MECLİSİ « Tarih
Osmanlı İmparatorluğu meşrutiyetle idare edildiği zaman ikinci meclise verilen ad. Mebusan Meclisi ile beraber 1877 de açılıp bir yıl faaliyetten sonra kapatılmış ,1908 de yine meşrutiyetin ilân edilmesi üzerine Mebusan Meclisi ile birlikte yeniden açılmıştır. 1923 yılına kadar, yani İstanbul hükümetinin sonuna kadar devam etmiştir.