Nedir

ANEROB « Biyoloji

Oksijensiz veya az oksijenli ortamda yaşayan bazı bakterilere veya hayvanlara verilen ad. Bunlar, ilk defa Pasteur tarafından keşfedilmiştir. Bu organizmalardan bir kısmı serbest oksijenli ortamda hiç yaşayamazlar, oksijen bunlara zehir etkisi yapar. Buna karşılık hep oksijensiz ortamda yaşayanları vardır.

KİRPİ « Hayvanlar

Memelilerden sırtı dikenli bir hayvan. Bağlık ve bahçelerde yaşar. Yalın başının üstünde diken bulunmaz. Düş maninin yaklaştığını görünce sırtında dikenleri kabartır ve tostoparlak bir durum alır.

Besini, toprakta yaşayan böceklerdir. Sivri tırnaklarıyla toprağı eşerler ve böcekleri yiyerek geçinir. Kış geldiğinde, toprak altındaki yuvasına çekilir ve “kış uykusuna” dalar.

ASLİYE MAHKEMESİ « Hukuk

İlk derecede hüküm veren mahkemeler. Esasta bir başkan ve iki üyeden ibarettir. Fakat çok yerde tek yargıçlıdır. Ceza, hukuk ve ticaret olmak üzere üç bölüme ayrılır.

Asliye ceza mahkemesi, bir yargıçla bir savcıdan kurulmuştur. Hukuk mahkemeleri ile ağır ceza mahkemelerinin görev ve yetkileri dışında kalan dâvalara bakar.

Asliye hukuk mahkemesi, sulh hukuk mahkemeleri ile ticaret mahkemelerinin görev ve yetkileri dışında kalan dâvalara bakar. Tek yargıçlıdır.

Ticaret mahkemesi, yalnız ticaret dâvalarını görür. Bunlarda bir başkan ve iki üye vardır.

Asliye ceza mahkemelerinde dâvaya savcı tarafından, ya da şikâyet sahibi tarafından bir dilekçe ile açılır. Asliye hukuk ve ticaret mahkemelerinde ise dâva, şikâyet sahibi tarafından dilekçe ile açılır.

Bu mahkemelerde verilen kararlar temyiz edilirler. Yargıtay kararı bozarsa, mahkeme yeniden görülür.

AVRUPA « Dünya Coğrafyası

Dünya'nın beş kıtasından biri. Avrupa, aynı zamanda eski Dünya kıtalarından biridir. Yüzölçümü 10 milyon kilometrekare, nüfusu 555 milyondur. Avrupa'nın yüzölçümü, Avusturalya'dan biraz fazla olduğu halde, Asya'dan sonra en çok nüfuslu karadır. Dünya medeniyetinin en canlı ve yaratıcı bir yeri olması bakımından Önemi büyüktür.

Topraklarının % 90 ı ılıman iklim kuşağında bulunan Avrupa'nın ancak % 10 u soğuk bölgede bulunmaktadır. Enliliği 4.000 kilometre kadardır. Yarımada ve adaları çoktur. Kıyılarının boyu 37.000 kilometreyi bulur. Çok girintili ve çıkıntılı durumu Avrupa'ya denizle yakın alâka kazanmak imkânını vermiştir.

Yüzey şekilleri: Bütün karaların ortalama yüksekliği 840 metre olduğu halde Avrupa'nın ortalama yüksekliği 300 metredir. Bu bakımdan Avrupa karalar arasında ortalama yüksekliği 0 - 200 metre arasında değişen düzlüklerden meydana gelmiştir. Bu düzlüklerin en genişi Ural'lardan Baltık ve Kuzey denizi kıyılarına kadar uzanan Kuzey Avrupa düzlüğüdür. Bu düzlüklerin kuzeyinde İskandinavya dağlık bölgesi yer alır (ortalama 2.500 metre). Orta ve Batı Avrupa-da tepelik bölgeler ve bunlar arasında sıkışmış düzlükler yer alır. Daha güneyde, Atlas Okyanusu'ndan Karadeniz'e kadar yüksek kıvrım dağları sıralanır: Pirenel'er (3.400 metre). Alp'ler (4.810 metre), Karpat'lar (2.660 metre), Balkan dağları (2.375 metre). Bu dağ sıralarından ayrılan büyük kollar. Avrupa'nın güneyinde yer alan yarımadalarda uzanır. Avrupa'nın kıyılara yakın yerleri hemen daima ovalıktır. Yükseklikler, karanın ancak % 1 ini kaplar. En yüksek dağ sıralarında bile kolayca aşılabilen geçitler yer alır.

İklim: Avrupa'nın çok yeri ılıman iklim kuşağı içinde olmasına rağmen kuzeyden güneye uzanışa ve denizle olan ilgiye göre farklı iklim bölgeleri belirir. Bu bakımdan Avrupa'da başlıca şu iklim bögeleri ayırt edilir:

1- İskandinavya'nın yüksek yerlerinde Alpler'de görülen soğuk iklim bölgesi,

2- Avrupa'nın kuzey ve doğusu ile Orta Avrupa'nın dağlarında görülen kışları soğuk, nemli iklim bölgesi.

3- Batı ve Orta Avrupa yörelerindeki nemli ılıman iklim bölgesi,

4- Güneydeki sıcak ve yazları kurak bölgeler,

5- İç İspanya ve Güney Doğu Avrupa'nın bozkır iklim bölgeleri,

Sular : Avrupa akarsularının hemen hepsi, yılın her mevsiminde akan, sağ-naklardan ve kar erimelerinden kabaran devamlı ırmaklardır. Genel eğilimine uyarak suların % 35 i Atlas Okyanusu'na, % 30 u Akdeniz'e % 23ü Kuzey Buzdenizine dökülürler. En büyük ırmaklar. Kapalı bir deniz olan Hazer denizine dökülen Volga (3.694 kilometre) ile Karadeniz e dökülen Tuna'dır (2.860 kilometre). Bunlardan başka önemli ırmakların arasında Po,Rhone,Vistül,Oder,Elbe,Ren ırmakları yer alır.

Avrupa’nın gölleri önemli değildir.Bunlar kıtanın yerlerinde (İskandinavya,Kuzey Almanya ve Alpler) toplu olarak bulunurlar. Bu göllerin en büyüğü Ladoga ve Omega’dır.

Bitki örtüsü ve hayvanlar : Avrupa'nın bitki örtüsü ve hayvanlar topluluğu, iklim bölgelerine uyar. En kuzeydeki Avrupa bölgesinde bodur çalılık ve ağaçlardan meydana gelmiş Tundura adı verilen buzlu bozkırlar yer alır. Bu bölgede Rengeyiği, beyaz ayı gibi kutup hayvanları yaşar. Bu bölgenin güneyinde Finlandiya ve kuzey Rusya'da geniş yer kaplayan iğne ve geniş yapraklı ağaçların meydana getirdiği ormanlar başlıca bitki örtüsünü teşkil eder. Ayı, kurt, tilki, sansar, geyik, karaca bu kuşakta yaşayan başlıca hayvanlardır. Her zaman yeşil duran geniş yapraklı ağaçlardan meydana gelmiş ormanların ve maki adı verilen fundalıkların başlıca bitki örtüsünü meydana getirdiği Akdeniz bölgesinde astropikal kuşak hayvanları (çakal sürüngenler) yaşar. Avrupa'nın doğu yörelerinde, bozkırlar, geniş yer tutar. Yer yer otluk olan buralarda bozkır hayvanları yaşar.

Tabiî zenginlikler : Avrupa tabii zenginlikler bakımından oldukça çeşitlilik gösterir. İsveç, Rusya, Fransa'da demir yatakları; İnglitere, Fransa, Belçika’da taşkömürü madenleri; Almanya, Çekoslovakya, Macaristan'da linyit; İtalya, İspanya'da çinko ve kurşun; Norveç, Yugoslavya'da krom, Boksit; Karpatlar ve Kafkaslar'da petrol önemli bir yer tutar.

Ekonomi : Avrupa ekonomisinin başlıca özelliği büyük bir çeşitlilik göstermesi, ve başka kara parçalarına sıkı bağlarla bağlı bulunmasıdır. Bu bakımdan yalnız dünyanın kuvvetçe başta gelen kara parçası olmakla kalmamış dünya ekonomisinde hâkim bir yer tutmuştur. Gerek tarım, gerekse endüstrinin çok geliştiği Avrupa, İkinci Dünya Savaşından önce bütün dünya buğdayının 1/3 ünü, arpanın 1/3 ünü, mısırın 1/7 sini yetiştiriyordu. Bunlardan başka şeker pancarı, keten, kenevir, çeşitli meyveler ve geniş miktarda hayvancılık Avrupa ekonomisinin başlıca ürünleri arasında bulunuyordu. Bundan başka Avrupa da maden endüstrisi de çok gelişmiştir. Endüstrideki istihsali ile dünya ihtiyacının Önemli bir kısmını karşılamaktadır.

Nüfus : Avrupa yeryüzünün kalabalık kara parçasıdır. Nüfus sıklığı ortalama kilometrekare başına 35 i dir. Fakat nüfusun dağılışı her yer aynı değildir En kalabalık yerler be ve orta Avrupa'nın endüstri bölgelerinde Nüfusun önemli bir kısmı büyük şehirde yaşar.

Avrupa ülkelerinde yaşayan halk çok eski çağlardan beri birbirleriyle iyice karışmıştır. Güney ve güneybatıda Lâtinler (Fransız, İtalyan, İspanyol) orta ve kuzeyde Cermenler, (Alman, İngiliz, Hollândalı ve İskandinavyalı'lar), doğu kuzey doğuda İslâvlar (Ruslar, Lehler, Bulgarlar,Çek'ler)çoğunluktadırlar.

Ükeler : Avrupa'da büyüklük, nüfus çokluğu ve iç bünye bakımmd biribirinden farklı birçok devletler kurmuştur. Avrupa'nın büyük devletleri arasında İngiltere, Fransa, Almanya, Sc yet Rusya, İtalya görülür. Bunlar arasında bir kısmı tamamıyla bağımsız bulunan bir kısmı da peyk durumunda ol küçük devletlerle, meşruti krallıkla cumhuriyetle idare edilen çeşitli memleketler yer alır.

Tarih : Irk ve dil bakımından büyük kütlesi aynı cinsten bulunan Avrupa milletlerinin yaşayış tarzlarında, gelenek inanışlarında, siyasî, dinî ve sosyal hareketlerinde bir benzerlik vardır. Bu bakımdan Avrupa’nın tarihi de bir bütün olarak ele alındığında bu benzerliği görmek mümkün olur. Avrupa'nın en eski tarihi kıtanın güney doğusunda başlamıştır. Eski çağlarda bu bölgede başlayan ve geniş alanlara yayılan Yunan kültürü yavaş yavaş Roma imparatorluğuna ve bütün Avrupa'ya yayılmış, fikri ve mânevi alanlarda büyük etki yapmıştır. Roma imparatorluğu ise Avrupa'nın geniş alanlarında büyük bir siyasî egemenlik kurmuş, fakat fikrî ve mânevi alanlarda Yunanlılar kadar etki yapmamıştır. Hıristiyanlığın yavaş yavaş gelişerek büyük halk toplulukları arasına girmesi ile Avrupa'da değişik bir hüviyet belirmiş ve Avrupa Ortaçağda koyu bir taassup içine girmiştir. Papaların dünya egemenliğini mânevi yollardan ellerinde tutmaları zorunluluğuna inandıkları bu zamanda Papalık ile büyük imparatorluklar arasında çeşitli mücadeleler çıkmıştır.

1453 yılında Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u alması ile Avrupa tarihinde yeni bir çağ başlar. Müslümanlarla ve Türklerin etkisi ile Avrupa'da eski Akdeniz medeniyeti yeniden canlanmaya başlamış ,Rönesans ve Reform hareketleri ile Avrupa yeni bir hüviyet kazanmağa başlamıştır. Papalığın dinî kudreti yavaş yavaş kaybolarak yeni devletler çıkmış bu devletlerin egemenlikleri teminat altına alınmağa başlanmıştır. İstibdada karşı bir ayaklanma olan Fransa ihtilâlinden sonra Avrupa'da daha hür bir hava esmiş. Avrupa halkları hür olmak için uzun süren didişmelerde bulunmuşlardır. Bütün bu olayların sonunda Avrupa’da küçük krallıkların yerini, milliyet akımlarının etkisi sonucu çeşitli birlikler almış ve birliğe dayanan büyük devletler kurulmuştur. Bu devletler arasında çıkan çeşitli anlaşmazlıklar sonucu, Avrupa’da biri 1914 -1918 yılları arasında, biri de 1939-1945 yılları arasında bütün dünyaya etki eden büyük savaşlar olmuştur. Bu iki savaşa yalnız Avrupa devletleri değil, hemen hemen bütün dünya devletleri katılmışlardır.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI « Devlet

Memleketimizin dışişlerini düzenleyen Bakanlığa Dışişleri Bakanlığı denir.

Yirminci yüzyılda devletler, birbirleri ile devamlı ilgi kurmak zorundadırlar. Eğitim, ticaret alanlarında, savaş ve barış alanlarında bütün devletler, başka devletlerle devamlı olarak ilgili olmak, aralarında çeşitli anlaşmalar yapmak zorunda oldukları için, her devlette, bu işte de, yurdumuzun dış işlerini Dışişleri Bakanlığı yürütür. Dışişleri Bakanlığı, bu görevini, kurulmuş olan Dışişleri Teşkilâtı ile yürütür. Dışişleri Bakanlığının başında, Bakanlar Kurulunun üyesi olan Dışişleri Bakanı bulunur.

GÖREVLERİ :

Dışişleri Bakanlığının başlıca görevleri şunlardır.

1 — Yabancı ülkelerle dostluklar kurmak, bu dostlukları geliştirmek, yurdumuzun bütün dünyada tanınmasını sağlamak,

2 — Başka ülkelerin, yurdumuz hakkındaki düşüncelerini ve kararlarını öğrenmek,

3 — Yabanı ülkelerdeki yurttaşlarımızın her türlü haklarının koruyucusu olmak,

4 — Çeşitli ülkelerle güvenlik antlaşmaları yapabilmemiz için çalışmalarda bulunmak,

5 — Hükümetimizin güttüğü dışişleri politikasının bütün dünyada uygulanmasını sağlamak.

Dışişleri Bakanlığı bu görevlerini, Ankara'da bulunan merkezi aracılığıyla yönetir. Yabancı ülkelerde, Devletimizi temsil eden Dışişleri Bakanlığı memurları şunlardır: Büyükelçi, Ortaelçi, Elçi, Konsolos, Ataşe.

Büyükelçi, Ortaelçi, ve elçiler, o yabancı ülkede, doğrudan doğruya Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil ederler. Cumhurbaşkanının onaylaması ile yabancı ülkelere gönderilirler. Bir ülkeye ilk gittiklerinde de, o ülkenin Devlet Başkanına, Cumhurbaşkanımızın bir dostluk mektubu olan itimatname, sini sunar.

Bir ülkedeki elçilerin, büyük ya da ortaelçi olması, o ülke ile olan ilgimizin önemine göre değişir. Elçiler, yabancı ülkelerin başşehirlerinde, elçilik adı verilen kendi binalarında otururlar. Elçiliklerde, o ülkenin kendi bayrağı asılır.

Konsoloslar da, yabancı ülkelerin çeşitli şehirlerinde görevli olan ve elçiliklere bağlı olan Dışişleri Bakanlığı ilgilileridir. Konsoloslar, yabancı ülkelere gidip gelen Türklerin çeşitli işlerini çeşitli ticaret işlerini görürler.

Bizim, dost olduğumuz ülkelerde, bu şekilde Dışişleri Bakanlığına bağlı teşkilâtımız olduğu gibi, o ülkelerin de yurdumuzda aynı teşkilâtları bulunur.

DÜŞÜNME « İnsan

Bir sonuç ve hüküm çıkarmak amacıyla, birtakım fikirler ve hükümleri birbirine bağlayıp bunlardan yeni sonuçlar çıkarmak için yapılan zihin faaliyetine verilen ad.

Düşünme faaliyetinin meydana gelebilmesi için insanın dış âlemde ve kendi iç âleminde olanlardan bilgisi olması gereklidir. Bütün insanların iç ve dış âlemleri değişik olduğu için, düşünceler de bu sebeple değişiklik gösterir.

Düşünmenin, başlıca iki ana ilkesi vardır: 1 - Yeter sebep, 2 -Aynılık. Yeter sebep, her şeyin varlığının bir sebebi olmasına dayanır. Bu da onu meydana getiren kaynak ya da niçin ve neden öyle olduğunu anlatan şeydir. Böylece, var olan şeylerin bir amacı olduğu meydana çıktığı gibi, her olayın bir sebebi olduğu meselesi de ortaya çıkar.

Aynılık her şeyin kendi kendisinin aynı olduğu esasına dayanır. Bu prensip de, bir şeyin aynı şartlar içinde ve aynı zamanda hem var, hem yok olamaz sonucunu yaratır.