DALAK « Sağlık
Lenfoid bir organ. Dokusu içinde bir taraftan lenfositler meydana gelir, bir taraftan da alyuvarlar (erltrosit) parçalanır ve erir. Aynı zamanda bir kan deposu vazifesini de görür.Dalak, sol geğrek (hipokondr) bölgesinde, 200 gram ağırlığında, 12 sanimetre kalınlık gösteren bir kahve çekirdeği biçimindeki maviye çalar kırmızı renkte, kıvamı gevrekçe yumuşak bir organdır. Kıvamı karaciğere benzediğinden, her iki organ da dışarıdan herhangi bir etki ile kolayca yarılacak durumdadır.
Dalağın üst ucu, alt ucuna göre incedir, ön kenarının çenekli olması karakteristiktir.
İZMİT KÖRFEZİ « Türkiye Coğrafyası
Marmara denizinin doğu kıyılarında Danca'dan uzanan bir burunla Yalova’nın doğusundaki burun arasında bağlı, yan ,uzun bir deniz girintisidir. Çeşitli yerlerinde darlaşmalar ve genişlemeler gösterir. Boyu 50, en geniş yerinde eni 10 kilometredir. Ağzı batıya doğru açık olduğundan , lodos rüzgârlarının devamlı etkisi altındadır. Bu sebeple körfezde devamlı dalgalanma olmaktadır.
BARYUM « Kimya
Toprak alkali grubu metallerinden bir eleman. Sembolü Ba, atom ağırlığı 137,36 atom numarası 56 dır. Tabiatta başlıca baryum sülfat ve baryum karbonat halinde bulunur. Serbest olarak çoklukla erimiş baryum klorürden elde edilir.
Gümüş renginde, 710 derecede eriyen, yumuşak bir metaldir. Özellikleri bakımından kalsiyum'a benzer. Havada çabuk oksit haline geçer. Baryum sülfat, Röntgen ışınlarım geçirmediği için hekimlikte ve radyolojide çok kullanılır. Bilhassa mide,barsak gibi organların röntgen muayenelerinde çok kullanılır.
Suda ya da asitlerde eriyen baryum tuzları zehirlidirler. Zehirlenmeler, kusma, ishal ve karın ağrıları ile başlar ve halsizlikten sonra bazen kramplar içinde ölümle sonuçlanır.
BİRECİK « Türkiye Coğrafyası
Urfa iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.041 kilometrekare, nüfusu 30.688 dir. Urfa’nın güney batısında bulunur. Yüzeyi kuzeybatı - güneydoğu yönünde uzanan Kara dağının Fırat nehrine doğru alçalan geniş yamaçlarından ve yer yer ovalar halinde genişlemiş düzlüklerden ibarettir. Halk tahıl ekimi, bağcılık, meyvecilik ve hayvancılıkla geçinmektedir.
Merkezi olan Birecik kasabası, 13.123 nüfuslu bir kasabadır.
GRAFOLOJİ « Bilim ve Sanat
El yazısından yazarın karakter ve duygularını anlamayı amaç edinen çalışma, yazı bilgisi. 1622 yılında Baldo adlı bir İtalyan tarafından çalışarak meydana getirilmiştir. XIX. Yüzyıldan itibaren de Langenibruch, Michon, Preper gibi bazı ruhbilimciler tarafından bir bilim kolu haline getirilmeğe çalışılmıştır. Grafoloji ile yazının şekline, ahengine, çabuk yazılıp yazılmadığına, incelik ve kalınlığına, gerginlik yönüne bakmak suretiyle yazan hakkında oldukça kesin hükümler verilmektedir. Yapılan deneylere göre eğri çizgiler yazanın sessiz ve yumuşak tabiatlı birisi olduğunu gösterir; dört köşeli yazılar kudret, dayanma, inat ve ısrarı gösterir.
CUMHURİYETİN İLANI « Tarih
Birinci Dünya Savaşından yenilgi ile çıkan Osmanlı Devleti bütün kudretini kaybetmiş, Anadolu yer yer düşmanlar tarafından istilâ edilmeğe başlamıştı. Yeni bir Türk Devleti kurmak ve anavatan topraklarını düşman istilâsından kurtarmak için 23 Nisan 1920 de Ankara'da toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi bu büyük işte, Mustafa Kemal'in büyük önderliği altında, üç yıllık bir süre içinde başarı kazanmış ve 30 Ağustos 1922 tarihinde kazanılan Başkumandanlık Meydan Muharebesi ile savaş durumuna son vermişti. Batılı devletlerle Lozan'da müzakerelerin devam ettiği sıralarda, Birinci Büyük Millet Meclisi de 1 Nisan 1923 tarihinde seçimlerin yenilenmesine karar vermişti. Ağustos 1923 ayında ikinci Büyük Millet Meclisi yeni çalışma devresine girmiştir. 24 Temmuz 1923 de Lozan barışının imza edilmesi üzerine Kurtuluş Savaşı, hukukî ve siyasî olarak da son bulmuş, 6 Ekim 1923 de İstanbul'un da düşman istilâsından kurtulması ile Anadolu düşmanlarından tamamen kurtulmuş bir vaziyete girmiştir.
Bu sırada Türk Devletinin adını koymak hususunda bazı çalışmalar başlamıştır. Gerçekte 23 Nisan 1920 de yeni bir Türk Devleti kurulmuştur. Millî egemenlik esasına dayanması ve demokratik yapıya sahip olması bakımından bu devletin adının Cumhuriyet olması gerekiyordu. Fakat saltanata ve hilâfete karşı doğrudan doğruya cephe alınmamasını gerektiren şartlar sebebiyle, devletin adı yoktu, hükümetin adı da “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti” idi. Bu durum, devlet başkanlığını, bir dereceye kadar açık göstermekteydi.Memlekette bazı kimseler, halifeye devlet başkanı yetkilerinin verilmesini istiyorlar ve hilâfetin de kuvvetlenmesi gerekçesini ileri sürüyorlardı. Bu duruma son verilmesi zamanının geldiğine inanan Mustafa Kemal halk oyunu hazırlamak düşüncesi ile Eylül 1923 de Anayasada bir değişiklik yapılacağını İlân etmiştir.
24 Eylülde Mustafa Kemal'in bir yabancı gazeteciye verdiği demeç yayınlandığında, yeni devletin şeklinin ne olacağı, bilinir bir duruma gelmişti.
Mustafa Kemal, bu demecinde şunları söylemekte idi:
“Anayasaya göre egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.” Yürütme kudreti, yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinde toplanmıştır. Bu iki hamleyi bir kelime ile anlatabilmek için hangi sözlükte aranırsa aransın sözü geçen kelime “Cumhuriyet” olacaktır. Cumhuriyet esasına varacaktır. Bugün olduğu kadar gelecekte de daha ziyade demoktarik bir cumhuriyet teşekkül edecek ve bu Cumhuriyet hiç bir şekilde Batı Cumhuriyetleri esaslarından farklı olmayacaktır.
Bu sıralarda, Türk basınında da “yakında Cumhuriyet ilân edilecektir” şeklinde yazılara rastlanır olmuştur.
İşte bu sıralarda Türkiye Büyük Millet Meclisinde hükümet meydana getirmek için şiddetli bir mücadele sürüp gitmeye başlamıştı. Bütün milletvekilleri, Anadolu ve Rumeli Müdafaaî Hukuk Grubuna dahil olmalarına rağmen, Kabineye girecekler üzerinde anlaşmaya varamıyorlar, çeşitli milletvekilleri grupları, kendi güvendikleri arkadaşlarını Kabineye sokmağa çalışıyorlardı.
Bu şartlar altında çalışamayacağını anlayan Bakanlar Kurulu, 27 Ekimde istifasını verdi. Milletvekilleri o gün bir kabine listesi üzerinde anlaşamadılar. Ertesi gün Halk Partisi Meclis Grubunda da bir hükümet kurulması için yapılan çalışmalar bir netice vermedi. 29 Ekimde de yapılan çalışmalar bir sonuç vermeyince, Mustafa Kemal'in düşüncesinin ne olduğu öğrenilmeye karar verildi.
Bu çağrı üzerine gruba gelen Mustafâ Kemal şu açıklamada bulunmuştur;
“Çözme zorluğu ile karşılaştığımız meselenin sebebi ve hikmeti bütün arkadaşlar tarafından anlaşılmıştır kanaatindeyim. Noksan ve kusur, takip etmekte olduğumuz usul ve şekildedir. Yürürlükteki Anayasaya göre bir Bakanlar Kurulu kurmak istediğiniz zaman bütün arkadaşların her biri Bakanlar Kurulunu seçmek mecburiyetinde kalıyor. Hepimizin birden Bakanlar Kurulu seçimine mecbur olmamızda görülen zorlukların halli zamanı gelmiştir. Yüksek heyetiniz, bu zorluğun halline beni memur etti. Ben de söylediğim kanaatten ilham alarak düşündüğüm şekil tespit ettim. Onu takdim edeceğim. Kabul edilirse, kuvvetli ve birlik içinde bir hükümetin kurulması kabil olacaktır.” Mustafa Kemal Paşa, bunları söyledikten sonra hazırladığı Anayasa değişikliğini, okunmak üzere kâtiplerden birine vermiştir.
“Türkiye Devletinin şekli Cumhuriyettir. Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur.”
Parti ,bu esasları uzun ve hararetli münakaşalar sonucunda kabul ettikten sonra Büyük Millet Meclisi toplandı. 29 Ekim 1923 Pazartesi gecesi saat 20.30 da “Yaşasın Cumhuriyet” sesleri arasında ve alkışlarla Türkiye Devletine yeni adı verildi.
Devlet rejiminin Cumhuriyet olarak tesbitinden sonra Meclis, Cumhurbaşkanı seçimine geçmiş ve Kurtuluş Savaşının yöneticisi ve yeni devletin kurucusu Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal, ittifakla Türkiye Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanlığına seçilmiştir.
Kendisini Cumhurbaşkanlığına getirmiş olan Mecliste söylediği ilk nutkunda Mustafa Kemal, konuşmasını ,şu sözlerle bitirmiştir:
“Türkiye Cumhuriyeti dünyada işgal ettiği mevkiye lâyık olduğunu eseleriyle ispat edecektir. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffı olacaktır.”