MENTEŞOĞULLARI « Tarih
Batı Anadolu'da, Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra kurulan beyliklerden biri. Milas, Balgat, Muğla, Çine yörelerinde kurulmuş bir beyliktir. Menteşoğullarının menşeği hakkında fazla bilgi yoktur. Bu beyliğin, XIII. yüzyılın sonlarına doğru kurulduğu, 1280 yılında bir Menteşe beyinin Aydın kasabasını kuşattığı, başka bir beyin de 1300 yılında Rodos'u almak için uğraştığı bilinmektedir.1391 yılında Yıldırım Beyazit tarafından Osmanlı sınırlarına katılmış, ancak, 1403 yılında Yıldırım'ın Ankara Savaş'ında yenilgiye uğraması üzerine Timur'un yanına kaçmış bulunan Menteşe Beyi Mehmet Bey, memleketine dönerek beyliği yeniden yönetmeğe başlamıştır.Menteşoğulları beyliği, öbür beylikler gibi Osmanlı İmparatorluğu'na katılmıştır (1425).
HALI « Bilim ve Sanat
Yere yaymak, mobilya üstüne serilmek, duvarlara süs olarak asılmak için yünden ya da ipekten örülen ya da dokunan değişik büyüklüklerdeki örtü. Yapılış biçimlerine göre başlıca iki çeşide ayrılırlar: 1 - Dokuma halı, 2 - Örme halı. Dokuma halılar, kumaş gibi olan halılardır.Bunlara “kilim” adı verilir. Halı tezgâhında dikey olarak çekilmiş ipliklere, yatay olarak iplikleri bir taraftan öbür tarafa atmak suretiyle dokunur. Asıl halılar örme olarak yapılan halılardır. Bunlar, halı tezgâhlarında yatay ve dikey olarak yan yana çekilmiş iplikler üzerine istenen resme göre düğümlenen renkli yün ipliklerin uçlarının kesilerek kadife görünüşü vermesi ile meydana gelir. Düğümler, halının alacağı resmin şekline göre belli hesaplar içinde örülür. Düğümlerin de sıkı olması o halının değerinin artmasını sağlar.
Halının ilkel maddesi yündür. Yünler iplik haline getirildikten sonra değişik renklere boyanır ve istenen resimlerin renklerine uygun iplikler kullanılarak, çeşitli renklerden meydana gelmiş halılar örülür.
Türklerde halıcılık, gelişmiş bir sanat durumundadır. Özellikle Gördes, Demirci, Uşak, Sivas, Isparta, Kula halıları ünlüdür.
FAİZİN HESAPLANMASI « Matematik
Bankaya yatırılmış olan bir paranın (Kapital) belli bir faiz fiyatı ile, belli bir zamanda getireceği faizi nasıl bulabileceğimizi bir örnekle görelim:
Faizi hesap etmek için gerekli işlemlerin nasıl yapılacağını görmeden önce, yukarda, faiz fiyatı, müddet ve kapital arasındaki ilgileri bir daha gözden geçirmek gerekir. Buradan anlaşılacağı gibi, bir paranın getireceği faiz, faiz fiyatının, kapitalin, müddetin çok olmasına göre çok olur, bunlardan birinin azalmasına göre de az olur. Başka bir anlatışla, faiz; kapital, müddet ve faiz fi» yatı ile devamlı ilgilidir.
Bunu, aritmetik dili ile anlatmak istediğimizde:
Faiz = Kapital X Müddet X Faiz fiyatı eşitliği ile anlatabiliriz.
Bu genel anlatışa göre, örneğin sonucunu şu şekilde çıkarabiliriz :
2.000 lira (kapital), 1 yılda (müddet). % 6 dan (faiz fiyatı), ne kadar faiz getirir?
Yukarıdaki aritmetik eşitliğine göre, verilmiş olan sayıları, yeniden yazalım:
Faiz = 2000 X 1 X Faiz fiyatı.
Faiz fiyatı % 6 dır. Bu sayıyı, yüzde hesaplarına göre yazacak olursak, şu şekilde yazmamız gerektir :
% 6 = 6/100
Bu duruma göre, faizin hesap edilmesini yeniden yazalım : Faiz = 200x1x6 / 100
Bu işlemi yaparsak, şu sonucu buluruz:
Faiz = 1200 / 100 Buradaki 12 000 sayısını, paydadaki 100 e bölersek, 120 sayısını elde ederiz. Bu duruma göre sonuç:
Faiz = 120 olur. Bu da, 2 000 liralık bir kapital, bir yi! süre içinde, % 6 faizden, 120 lira getiriyor demektir.
BÜYÜME « Biyoloji
Organizmanın belli bir zaman içinde ve ahenkli olarak gelişmesi. Büyümede, kalıtımla ilgili ve gelişme hormonlarının en önemli rol oynadığı “iç faktörler” sistemi ile; ısı, güneş ışını, besin ve rutubetin rol oynadığı “dış faktörler” önemlidir. İç ve dış faktörlerin rol oynadığı büyüme, başka bir deyimle, kas, kemik ve organların dokularındaki hücrelerin artışıdır; organizmanın çeşitli yerlerinde yağ birikmesinden ileri gelen bir artış değildir. Bu bakımdan büyümede en küçük birim olarak hücre alınır. Büyüme halinde hücrelerin sayısında bir çoğalma olacağı gibi, hücre hacimlerinde de bir artma görülür.
İnsanda büyüme, doğumdan önce ve doğumdan sonra olmak üzere iki bölümde olur. Birinci bölüm, erkeklik hücresinin, dişilik hücresini aşılamasından sonra hücrelerin çoğalması ile başlar ve aşılı yumurta, doğum gününe kadar 50 cm. boy, 3.5 kilo ağırlık kazanır. Doğumdan sonraki bölümde kalıtımla ve dış faktörlerin etkisi ile büyüme devam ederek, ortalama olarak 65 kilo ağırlık ve 165 cm. boya kadar ulaşılır. Büyüme kızlarda en geç 30 yaşına, erkeklerde en geç 22 - 26 yaşına kadar devam eder.
Memeli hayvanlarda büyüme, esas olarak insanlardaki büyüme gibidir. Fakat gerek büyüme süresi, gerekse büyümeye etkisi olan faktörler bakımından değişiklik vardır.
Bitkilerde büyüme, bitkilerin çok hücreli, ya da tek hücreli olmalarına göre değişir. Çok hücreli bitkilerde büyüme özel doku hücrelerinin üremesi, uzunluk ve genişliklerinin artması ile olur .Tek hücreli bitkilerde büyüme ise, çoklukla her yöne doğru olabilir.
İLKÖĞRETİM « Eğitim
Öğretim, belli bir amaç için gereken bilgiyi verme işidir. Öğretimin çeşitli basamakları vardır: İlköğretim, orta öğretim, yüksek öğretim gibi.
İlköğretim, çocuklara okuyup yazmayı, hayatta en gerekli bilgileri verir.
Orta öğretim, ilkokulu bitirmiş olanlara daha geniş bilgiler sağlar.
Yüksek öğretim, bilim kollarından birindeki bilgilerin edinilmesini sağlar.
Öğretim ve eğitim, insanların topluluk hayatı yaşamaya başladıkları en eski devirlerden başlar. Ana ve babaların çocuklarına karşı duydukları sevgi, onları hayata hazırlamaya, tehlikelerden sakınmalarını öğretmeye zorlamıştır. Bu zorlama, eğitim ve öğretimden başka nedir?
Daha sonraları, öğretim ve eğitim biraz daha gelişmiştir. İleri toplumlarda, çocukların öğretim ve eğitimi, belli kurumlar tarafından yapılmaya başlanmıştır. Bu kurumlar, okullardır. Türklerde öğretim : Eski Türklerde öğretim ve eğitim, din yolu ile başlamıştır. Günlük hayatın hazırlıkları, ata binmeyi, avlanmayı öğrenmek, bundan sonra gelmiştir.
Osmanlılar zamanında öğretim medrese sistemi'ne dayanır. Bu sistemde, ön plânda verilen din bilgilerinin yanında hayatla ilgili çeşitli bilimler okulların ileriliğine göre, derece derece verilmiştir.
Fakat, gerçek anlamı ile öğretim, Cumhuriyetin ilân edilmesi ile başlamıştır. Okullarımız, Cumhuriyetin ilân edilmesinden sonra, Lâik sistemde kurulmuşlar; ilk, orta ve yüksek öğretim kurumlarımız gerçek değerlerine ulaşmışlardır.
Bugünkü Öğretim Kurumlarımız:
Yurdumuzda bugün öğretim, bütün uygar ülkelerde olduğu gibi, üç devreye bölünerek yapılır:
1 - İlköğretim, 2 - Orta öğretim, 3 -Yüksek öğretim.
İlköğretim : Bütün Batı ülkelerinde olduğu gibi, Devletin görevlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Yedi yaşından 16 yaşına kadar her Türk vatandaşı, ilköğretimi yapmak zorundadır.
Çocuklar, ilkokul çağma gelinceye kadar ilk bilgileri, annelerinden, babalarından, çevrelerinden alırlar. Yedi yaşından sonra ilkokul çağı başlar.
İlköğretimin amacı, çocuklara, en gerekli bilgileri vermektir. İlköğretim Programı, bu amacı, “Genç nesli çevresine faal bir şekilde uymasını sağlamak suretiyle iyi vatandaşlar olarak yetiştirmek” şeklinde özetler. Çocuğu hem hayata, hem orta öğretime hazırlayan ilkokullarımızın en önemli dâvası budur.
İlköğretim, Türkiye'de beş yıldır. Beş yıllık öğretim devresini başarı ile bitiren öğrenci, hayat için gerekli genel bilgileri öğrenerek okuldan çıkar. İsteyen orta öğretime devam için orta okul'a yazılır. İsteyen de, hayatını kazanma yollarını, çalışmakta bulur.
Türkiye'de ilköğretim, en belli başlı eğitim problemlerinden biri olarak dikkati çeker. Okulsuz köy bırakmamak, her okula öğretmen bulmak, okuma çağındaki her çocuğu okula yerleştirmek, onlara, hayat için gerekli bilgileri vermek, ilköğretimin başlıca konulan ve meseleleridir.
İlköğretim, Türkiye'de, asıl amacına erişmemiş olmakla beraber, son yıllarda, en yüksek başarı seviyesine ulaşmıştır.
HADİS « Din
Peygamber Muhammet'in düstur değeri taşıyan sözlerine verilen ad. “Hadis” kelimesi aslında genel olarak dinsel ya da dindışı özellikte demeç ya da söz anlamına gelir. Sonradan özeleştirilerek bu anlam verilmiştir. Aynı zamanda, Peygamberin bir dini esas meydana getirecek şekilde olduğu söylenegelen fiil ve sözleri için de “hadîs” kelimesi kullanılmaktadır.
Peygamberin sözleri sağlığında kaydedilmediği fiil ve hareketleri tespit edilmediği için, bunlar, Peygamberin yakınında olanlar tarafından (sahabeler) çevrelerine nakledilmiş, bunların kanalı ile Peygamberden sonraki nesillere de, nesilden nesle geçen söylentiler şeklinde ulaşmıştır. Bu bakımdan hadîslerde Peygamberin söylediği söz ya da hareketin, kimin aracılığı ile kimden duyularak nakledildiği de, “en son anlatan, en son anlatana anlatan...”şeklinde sıra ile sayılır.