NERGİS « Bitkiler
Nergisgillerin örnek bitkisi. Çiçekleri ayrı ya da bir köksap üzerinde şemsiye durumunda bir süs bitkisidir. Çiçeklerinin renkleri çeşitli olur. Lâle gibi soğan köklüdür.
GRAM « Matematik
Bir santimetreküp hacminde ve 4 santigrat devresinde olan suyun 45 derece boylamında ve deniz seviyesinde bulunan bir yerdeki ağırlığı. Kilogramın binde biridir. Ağırlık ölçüsüdür.
BEŞİKTAŞ « Türkiye Coğrafyası
İstanbul iline bağlı bir merkez ilçesi. İlçenin yüzölçümü 12.8 kilometrekare, nüfusu 91.065 dir.
İlçe, ilin merkezi olan İstanbul şehrinin Rumeli yakasında, Boğaziçi kıyılarındadır. Sarıyer, Boğaziçi, Şişli, Beyoğlu ile çevrilidir. Merkezi olan Beşiktaş kasabası, İstanbul şehrinin belediye sınırları içinde bir semtidir.
KEDİ « Hayvanlar
Etoburlar takımından, köpekten küçük evcil bir hayvan. Fakat, yabanî olanları ve çok iri olanları da vardır. Çevik ve hareketli bir hayvandır. Sırt kemikleri çok yumuşak olduğundan ve her tarafa kıvrılabildiğinden çok rahat sıçramalar yapabilirler. Ön parmak tırnakları koruma silahları durumundadır. Aslen et yiyicilerden oldukları halde, alıştırma ile her çeşit yiyeceği yiyebilirler.
GRAFİK « Bilim ve Sanat
Bir olayın yürüyüşünü göstermeyi ya da birkaç şey arasında karşılaştırma yapmaya yarayan türlü çizgilerden meydana gelmiş şekil. Grafikler, biri pratik öbürü bilimsel olmak üzere iki amaç için yapılır.
Pratik amaç güden grafiklerle, çeşitli olaylar hakkında toplu, seri ve doğru görüş elde edilir. Bilimsel amaç güden grafiklerle de, en doğru istatistik araştırmaları yapılabilir. Bir olayın, çeşitli yönlerdeki durumlarını grafikleri tespit edip mukayeseler yapmakla, o ola; hakkında bilimsel değer hükümlerine varılmış olunur. Grafikler, birçok şekil ve tarzlarda gösterilebilir. Bunlar arasında en çok kullanılan kartogramlar ve diyagramlardır
ARABİSTAN « Dünya Coğrafyası
Asya'nın güneyindeki üç büyük yarımadadan en batıda olanı. Batıda Kızıldeniz ve Akabe körfezi, güneyde Hint Okyanusu, doğuda Umman ve Basra Körfezleri ile kuşatılmıştır.Süveyş Kanalı ile Afrika’ya bağlıdır. Kızıldeniz'i Hint Okyanusuna bağlıyan Bâb-ül-Mendep boğazında Afrika'ya, Basra Körfezini Hint Okyanusuna bağlıyan Hürmüz boğazında İran kıyılarına yaklaşır. Kuzeyde de Suriye ve Mezopotamya arasına sokulur. Yarımada kıyılarının uzunluğu 9.000 kilometre, yüzölçümü, - kuzeyde kesin bir sınır olmadığı için yaklaşık olarak - 2.5 . 3.5 milyon km2 dir. Yüzey sekli: Arabistan yarımadası yüzey şekilleri ve doğal özellikleri bakımından Kuzey Afrika'yı andırır. Batı kıyılarının büyük bölümleri mercan teşekkülleri ve çeşitli birikintiler yüzün den denizden yanaşılamayacak bir haldedir. Bu kıyılara paralel uzanan kenar dağları - en yüksek yerleri yarımadanın güney-batı köşesinde olmak üzere - önemli yüksekliklere erişir. (Kuzey-Batı da Cebel Tihame 2.750 m., güneyde Cebel Hadhur 3.140 m., Cebel Sabir 3.006 m. gibi) Deniz tarafından bakıldığında yüksek dağlar şeklinde görünen bu kenar dağlan, Arabistan yarımadasının içerlerine doğru yavan ve basıktırlar Kuzeyde Mezopotamya çukureline, güneyde Basra Körfezine doğru alçalarak devam ederler. Yalnız Umman Körfezi yakınındaki Cebel Ahdar (3.020 m.) bu düzlüklerden ayrı bir özellik gösterir.
İklim: Arabistan yarımadası'nın ta marnına yakın bölümü suptropikal, az bir yer tutan güneyi tropikal iklim bölgesindedir. Yalnız kenar dağları ve yüksek yerler kışın serin, hattâ soğuk bir iklim bölgesindedir. İç bölümlerde yaz uzun ve yakıcı olur, kış oldukça soğuktur. Günlük sıcaklık farkı 40 dereceye kadar ulaşır. Güney bölümde yazın mevsim rüzgârları eser. Arabistan, genel olarak kurak bir ülkedir. Sıcak iklimin sebep olduğu kuvvetli buharlaşmaya yağışlar yetecek kadar değildir.
İklimin gösterdiği bu özellik bakımından Arabistan yarımadasında akışlı bölgeler çok azdır. İç bölümleri kurak ve akışsız bir bölge halindedir. Ancak yağmur ve sağanaklardan sonra vadiler, de kısa süren seller görülür.
Bitki örtüsü ve hayvanlar: Bu ülkede, yağmur mevsiminde gelişen ve kısa zamanda yaşamalarını tamamlayan bitkilerle çalılar ve bodur çalılar gibi uzun ömürlü bitkiler görülür. Bozkır bitkilerine ancak derin vadilerde tesadüf edilir. Çölde yaşayan çakal ,dağ keçileri panter, sırtlan, kurt, tilki, tavşan başlıca hayvanlar arasındadır. Evcil hayvanlardan deve, at, koyun ve keçi hemen her yerde bulunur.
Nüfus: Arabistan'da halk, şehir ve kasabalarda yerleşmiş olanlarla göçebeler olmak üzere iki ana bölüme ayrılmıştır. Şehirlilere hadarî, çiftçilere fellâh, göçebelere bedevi denir.
Yerleşme, bütün kurak ülkelerde olduğu gibi suya bağlıdır. Vadilerle suların bol bulunduğu dağ kenarları sürekli yerleşmelerin olduğu bölgelerdir. Bu bölgenin nüfusu, yapılan tahminlere ve sınırlamanın değişmesine göre 5-15 milyondur.
Tarih: Arabistan tarihi incelenirken, İslâmlıktan önceki devir ve İslâmlık devri olarak iki ana bölüme ayırarak incelemek gerektir. İslâmlığın kabul edilmesi ile Arabistan bütün siyasî ve kültürel özelliğini değiştirmiş ve coğrafî durumunun, milletlerarasında önem kazanması ile, üzerinde önemle durulan bölgelerden biri olmuştur.
Arabistan'ın İslâmlıktan önceki devirlerine ait kesin bilgiler yoktur. Bu çağların bilgileri, az sayıdaki yerli yazıtlara ve ilk İslâm söylentilerine dayanmaktadır. Bu bölgede M. Ö. Mina, Saba, Kataban ve Hadramut devletleri kurulmuştur. M. S. bu bölge bir ara Habeşistan'dan gelen Aksum'ların saldırısına uğramıştır.
Güneyde ay, güneş ve yıldızlara, kuzey batıda Zû-Şarâ, Lât Menât gibi tanrılara tapılırdı. Bu dinî inançlardan başka Hıristiyanlık ve Yahudi dini de Araplarca bilinmekte idi.
Peygamber Muhammed, Mekke'yi aldıktan ve İslâmlığı kuvvetli temeller üzerinde kurduktan sonra, dinî ve siyasi kudretini, Arabistan'ın bütün kabileleri üzerinde duyurmağa başlamıştır. 630-631 yılarında bir çok Arap kabilelerin şeyhleri Peygamber Muhammed'e bağlılıklarını bildirmişlerdir.
Peygamber'in ölümünden sonra ve birinci halife Ebu Bekir zamanında yer yer İslâmlığa karşı ayaklanmalar baş göstermişse de, ikinci halife Ömer zamanında Arap âlemi tek bir devlet, tek bir millet durumuna gelmiştir. Fakat bu durum fazla sürmemiş, üçüncü halife Osman ve dördüncü halife Ali ye, inanlarında yer yer kargaşalıklar çıkmış ve halife Ömer zamanındaki birlik bozulmuştur. Bu durum Emevî'ler devrinde Muaviye ve Yezid zamanlarında güdülen şiddet siyaseti yüzünden daha da sarsılmıştır. Abbasî'ler zamanında da halifeliğin kuvvetten düşmesi üzerine bölge valileri bağımsızlık peşinde koşmuşlardır.
Yavuz Sultan Selim'in Suriye (1516) ve Mısır'ı (1517) fethi sırasında Yemen ve Arabistan'ın birçok kısımları Osmanlı egemenliğine girmiştir. Kanunî Süleyman zamanında yapılan fetihlerle Osmanlı egemenliği altına giren yerler genişlemiş, ancak güney ve batı kıyıları ile iç bölümleri yerli başkanların yönetiminde kamıştır. Fakat zaman zaman çıkan ayaklanmalar ve Osmanlı İmparatorluğunun kuvvetten düşmesi Arabistan'daki Osmanlı egemenliğinin zayıflaması sonucunu doğurmuştur. Bu arada İngiltere'nin Hindistan İmparatorluğu kurmak ve Hindistan'a giden önemli yolları kontrolü altında tutmak istemesi üzerine Arabistan yarımadasının milletlerarası önemi artmış ve bu bölge çeşitli İngiliz müdahalelerine sahne olmuştur. Birinci Dünya Savaşı'nın Osmanlı İmparatorluğu için yenilgi ile sonuçlanması üzerine de bu ülke Osmanlı egemenliğinden çıkmıştır.
Birinci Dünya Savaşı sonunda Arabistan'da Hicaz krallığı, Necid emirliği Şammar emirliği, Asîr ve Yemen imamlıkları kurulmuştur.