Nedir

KANDİL « Din

İslâm dinindeki kutsal gecelere verilen ad. Miraç Kandili, Berat Kandili, Regaip Kandili gibi. Bu gecelerde, minarelerin şerefelerinde kandiller yanar. Kandil günü, Kandil çöreği denen simitlerin satılması da bir gelenektir.

Kandil kelime anlamı olarak, zeytinyağı içine batırılmış bir fitilin yanmasıyla ışık veren, çoklukla camdan yapılan ve asılarak kullanılan bir ışıklandırma aracıdır. Eskiden minarelerin şerefelerinde kandiller yanardı. Bugün, bunların yerini elektrik ampulleri almıştır.

ZİŞTOVİ ANTLAŞMASI « Tarih

1781 de başlayan Avusturya - Osmanlı Savaşları sonunda imza edilen antlaşma. Dört yıl süren bir savaş sırasında, Fransa'da büyük ihtilâl çıkınca Avusturyalılar, Osmanlılarla barış yapmak zorunda kalmışlar, 1891 de de Ziştovi antlaşmasını imza etmişlerdir. Bu antlaşmaya göre Belgrad Osmanlılara geçmiş, Orsova Avusturya'ya bırakılmıştır.

NAMAZ « Din

Müslümanların abdest altmış olarak günde beş defa (sabah, öğle, ikindi, akşam, yatsı) yapmaları dince buyrulan ve namazın şartları gereğince yapılan bir ibadet.

Namazın on iki şartı vardır: 1 - Hadesten taharat (abdest temizliği): Abdesti yoksa abes almak, cünüp ise gusletmek; 2 - Necasetten taharet (pislikten temizlenme): Bedenini, elbisesini, namaz kılacağı yeri temizlemek; 3 - Setri avret (avret yerini örtmek): Avret yeri erkekler için göbek hizasından diz kapakları altına kadar olan yer, kadınlar için yüz, eller ve ayaklar dışında bütün vücuttur; 4 - İstikbali kıble (kıbleye dönmek): Kıble, Kıble'nin bulunduğu yer, yani Mekke şehridir; 5 -Vakit: Her namazı sınırlan dince belirtilmiş kendi vakti içinde kılmak; 6 - Niyet: Hangi namaz kılmıyorsa önce içten ve sonra belirterek niyetlenmek; 7 - Tahrime veya iftitah tekbiri (başlangıç tekbiri): Tekbir “Allahü ekber” sözünü söylemektir; 8 - Kıyam (ayakta durma): Namazın her rekâtında bir namaz suresi okuyacak kadar ayakta durmak; 9 — Kıraat (okumak): Namazın gerektirdiği âyet ve sureleri kendi işiteceği kadar bir sesle okumak; 10 - Rükû: Tekbir alarak eğilmek; 11 - Sücut (secdeye varmak): Rükûdan sonra secdeye kapanmak; 12 -Kadeyi âhire (son oturuş): Namazın sonunda kelimeyi şahadet getirecek kadar oturmak. Beş vakit namazın rekât sayıları kılınış sırasıyla şöyledir: Sabah namazı: İki sünnet, iki farz; öğle namazı; Dört sünnet, dört farz, iki son sünnet; İkindi namazı: Dört sünnet, dört farz; Akşam namazı: Üç farz, iki sünnet; Yatsı namazı: Dört sünnet, dört farz, iki son sünnet ve en sonra üç rekât vitir namazı.

TRAMVAY « Ulaşım

Şehirler içinde, yere döşenmiş raylar üstünde hareket eden, elektrikle işler ya da atla çekilir taşıt aracı, 1776 yılında ilk defa İngiltere'de kömür nakliyatı için döşenen yolda işletilen ilkel tramvay, gittikçe evrimleşmiş, 1832 yılında atla çekilen tipleri New York şehrinde işletilmeğe başlamış, daha sonraları da elektrikle işleyenleri, dünyanın büyük şehirlerinde kullanılan önemli şehir içi taşıt vasıtalarından biri olmuştur.

Türkiye'de İzmir ve İstanbul'da tramvay işletmesi kurulmuştur. İzmir'de olanları atla çekilirdi. İstanbul'da bulunanları da elektrikli tramvaylar halinde idi. İstanbul'da bulunanlar, 1961 yılında kaldırılmış ve yalnız Anadolu yakasında işletilmesine devam edilmesi kararı alınmıştır.

CİLALI TAŞ DEVRİ « Tarih

Tarih öncesi devirlerin ikincisi. Tarih öncesi devirlerinde insanlar yarı vahşi halde yaşayarak, bir taraftan iklim şartları, bir taraftan da yırtıcı hayvanlarla uğraşmak zorunda kalmışlardır. Böyle bir zorunluk sonucu toplulukları meydana getirmişler ve ilk medeniyetlerini kurmaya başlamışlardır. Çakmak taşından ve sert taşlardan çeşitli araçların yapıldığı bu devir tarih öncesi devirleri {Yontma Taş Devri = Paleolithique) dir.

Yontma Taş Devrinden uzun zamanlar sonra, yeryüzündeki iklimin değişmesi ve daha ılıklaşması, insanların topluluk hayatlarının daha canlılık kazanmaya başlaması sonucu mağaralarda yaşayan ilk insan, buraları bırakarak, ağaç dallarından ve kamışlardan yapılan ve göllerde kurulan barınaklarda yaşamaya başladılar. Köyler kurdular. Bir taraftan tarımla uğraşmaya diğer taraftan da ev hayvanları beslemeye başladılar. Eski devirlerden kalan ve avlanmaya, korunmaya yarayan taştan âletlerini, biraz daha ilerleterek, kabaca yontulan taş âletleri daha düzgün ve daha ince yapmağa başladılar. Bu devirde kilden çanak ve çömlek de yapılmıştır. İşte bu devre “Cilâlı Taş Devri = Neolithique = Yenitaş Devri” denmektedir.

Cilâlı Taş Devrinde insanlar, toplu olarak yaşadıkları bölgelerin çevresini, kendilerini düşman ve yırtıcı hayvanlardan korumak için hendekler ve çitten duvarlar çevirmişler, iri ve kaba taşlardan dinî anıtlar yaparak ilk mimarî eserleri meydana getirmişlerdir. Bu anıtlar, “dik taş” denilen bir ucu toprağa gömülü iri ve yüksek taşlarla; yine birer uçları toprağa gömülü ve karşı karşıya konmuş iki büyük taş üzerine yatırılmış yassı bir taştan ibaret olan “dolmen” terden ibarettir.

KÖLEMENLER « Tarih

Mısır'da hükümet süren Türk soyundan gelme hükümdarların bir bölümüne verilen ad. Bu sülâleyi kuranlar, gemilerle Mısır'a getirilip satılan Türkmen köleleridir. Bunlar, Mısır'a iki şekilde gelip yerleşmişlerdir. Biri, Cengiz ordularından kaçabilen Türkmenlerin Irak ve Suriye'de yerleştikten bir süre sonra Mısır a geçerek asker olmaları, ikincisi, Mısır'a köle olarak gönderilmeleridir.

Moğollar, Kıpçak gençlerini sürü sürü getirip Venediklilere satarlar, onlar da bu gençleri gemilere satarlar, onlar taraflarına taşırlardı. Güney Asya hanlarıyla beyleri ve Mısır sultanları bu gençlerden mükemmel ordular kurdular Mısır'da hüküm süren Eyyubı sultanlarından Melik Salih de bu Kıpçak Türkmenlerinden birçoklarını satın almış ve “Memlûk – Kölemen” adıyla bir hassa ordusu kurmuştu. İlk defa 1250 de bunlardan Ay Bey bir hükümet darbesiyle sultanlığını ilân etti. İlk Kölemen devri onunla başlar. Onlardan üç ayrı sülâleden 28 hükümdar geçmiştir. Zamanları, çok gürültülü geçmiş olmakla beraber içlerinde Mısırın zenginleşmesine hizmet edenler çoktur. Meselâ Sultan Calavun Sultan Baybars ve Sultan Hasan camileri, hâlâ Mısır'ın en kıymetli mimarlık eserleridir. İkinci Kölemenler devri Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı istilâsına kadar devam etmiştir.