BEYİN - OMURİLİK SIVISI « Sağlık
Beyin zarlarından örümceksi (araknoid) zarla, incezar (pilamater) arasında bulunan bir sıvı. Beyni hafifletmek gibi bir işi olan bu sıvı, beyaz renkte ve 60 - 150 gram arasındadır. Aynı zamanda beyin içindeki boşlukları ve karıncıkları da doldurur.
KAKTÜS « Bitkiler
Kurak ve sıcak ülkelerde yetişen bir ağaç. Yapraksız ve iri kalın dilimli, dikenli yapraklı cinsleri vardır. Dev kaktüsü denen çeşidi 10-15 metre kadar yükselir. Büyük çalılar halinde olanları, sıcak ülkelerde, tarla duvarı halinde bol yetiştirilir. Küçük boyda olanları süs bitkisi olarak saksılarda ve serlerde yetiştirilir.
TANZİMAT « Tarih
Mahmut II. nin yerine geçen Abdülmecit'in, o zaman Haricîye Nazırı bulunan Mustafa Reşit Paşa'nın teşebbüsüyle 3 Kasım 1839 da yayınladığı bir hattı-hümayunla uygulanmasına başlayan yenileşme hareketine verilen ad. Abdülmecit'in tahta geçişi Osmanlı imparatorluğu'nun büyük bir buhran içinde olduğu zamanlara rastlamıştır. Mısır valisi bulunan Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Osmanlı ordularını bir kaç yerde yenilgiye uğratmıştır. Osmanlı imparatorluğunun bu güç durumundan kurtulmasını, çeşitli çıkarlarına uygun gören Batı devletleri (İngiltere, Fransa), Osmanlı devletinde yenileşme hareketleri yapıldığı taktirdi yardımdan geri kalmayacaklarını açıklayarak bildirdiler. Hariciye Nazırı bulunan Mustafa Reşit Paşa devletin bu güç durumunu genç padişaha anlatır ve devleti kurtarmak için, yenileşme roketleri yapmaktan başka çıkar yol olmadığını söylemiştir. Bunun üzerine Aldülmecit, “Tanzimat” adı altında uygulanacak olan bir yenileşme hareketinin “hatt-ı hümayun” la ilân edilmesine razı olmuş, nazırlar, devlet adamları ve şeyhülislâm tarafından hazırlanan bu metin, bir hatt-ı hümayun olarak, 3 Kasım 1839 tarihinde büyük bir törenle, bizzat Mustafa Reşit tarafından okunmuştur. Okunduğu yere nispetle adına, “Gülhane Hatt-ı Hümayun'u” adı verilen bu vesikanın bağında Osmanlı împaratorluğunun zuhurundan beri Kur'an hükümlerine ve şeriat kanunlarına riayet edildiği cihetle devlet kuvvetlenmiş ve bütün tebaa refahın son derecesine vasıl olmuşken yüz elli yıldan beri birçok kaileler ve sebepler yüzünden şeriat hükümlerine riayet edilmediğinden memleketin kuvvet ve mamuriyetini kaybetmiş olduğu, halbuki devletin coğrafî durumuna ve halkın kabiliyet ve istidatlarına göre teşebbüs edilirse on beş sene içerisinde memleketin arzu edilen seviyeye çıkacağı izah edildikten sonra bunu temin için yeni kanunlar yapılmasına zaruret görüldüğü ve bu kanunların başlıca; can emniyeti, ırz, namus ve mal mahfuziyeti, halktan alınacak verginin muayyen olması ve askerlik müddetinin mahdut bulunması gibi esaslara dayanması lâzım geleceği tespit ediliyor. Gülhane Hattı, bundan sonra bu esaslardan her birinin önemini ve bunların tatbikine neden zaruret bulunduğunu ayrı ayrı belirterek bundan böyle bir mahkemenin hükmü olmadıkça gizli veya aleni hiç bir kimsenin idam ve teslim edilmesini, hiç bir kimsenin ırz ve namusuna dokunulmamasını, herkesin malına serbestçe tasarruf etmesini, kimsenin malının müsadere edilmemesini, bütün tebaanın aynı haklardan istifade etmelerini emrettikten sonra yeni yapılacak kanunlar Meclis-i Ahkâm-ı Adliyede yapılacağından bu meclisin azasının çoğaltılmasına lüzum gösteriyor ve burada yapılan kanunların tasdik edilmek üzere kendisine arz edilmesini istiyor. Hatt-ı hümayun, bu kanunların hükümlerine riayet edeceğine padişahın yemin edeceğini, vükelâ ve vezirlere de yemin ettireceğini beyan ettikten sonra bir ceza kanunu vücuda getirilmesini henüz maaşları tahsis edilmemiş memuriyetler varsa hemen onlara maaş bağlanmasını, rüşvet alınmasının menedilmesini tesbit ettikten sonra “keyfiyat-ı meşruha usul-i atikayı bütün tasvir ve tevcit demek olacağından işbu îrade-i şahanemiz Dersaadet ve bilcümle memalilk-i mahrusamız ahalîsine ilân ve işaa olunacağı misullu düvel-i mütahâbbe dahi bu usulün inşaallahü taalâ ilelebet başkasına şahit olmak üzere Dersaadetimizde mukim bilcümle süferaya dahi resmen bildirilisin. Hemen Rabbımız Taalâ Hazretleri cümlemizi muvaffak buyursun ve bu kavanin-i müessesenin hilâfına hareket edenler Allahü Taalâ Hazretlerinin lanetine mazhar olsunlar ve ilelebet felah bulmasınlar; âmin” bedduasıyla sona ermektedir.
Tanzimat Hattı, hükümdarın bundan böyle kimseyi bir mahkeme hükmü olmadan öldürmeyeceğini ve zehirlenmeyeceğini kimsenin malını elinden almayacağını, bütün vatandaşları aynı haklardan istifada ettireceğini, halka zararı dokunan iltizam usulünü kaldıracağını, askerlik vazifesini mahdut bir zaman için yaptıracağını alenî ve resmî olarak taahhüt altına almış olması bakımından tarihî önemi yüksek bir siyasî belgedir.
Bu devirde garp medeniyetine, garp usullerine temayül arzuları belirmiş ve idarî ve içtimaî yenilikler vücuda getirilmiş bilhassa edebiyat alanında önemli adımlar atılarak edebiyatımıza yeni neviler getirilmiştir. Bununla beraber, dahilî ve haricî birtakım âmiller, Tanzimattan beklenen neticelerin elde edilmesine engel olmuştur.
ARİTMETİK « Matematik
Matematik biliminin; sayılardan, bunların özelliklerinden ve işlemlerinden söz eden konu, sayı bilimi.
Sayılarla yapılan hesaplarda esas olarak üç işlem vardır: 1) Toplama ve onun tersinden ibaret olan çıkarma, 2) Çarpma ve onun aksi olan bölme, 3) Bir kuvvete yükseltme ve onun tersi olan kuvvet alma.
Tam sayıların toplanması, bir toplamdaki terimlerin ayrı ayrı sayılması demektir. Toplama işareti "+ " dır. Toplamada üç durum ayırt edilebilir, a) Toplanacak iki sayının birer basamaklı olması hali, b) Birden fazla basamağı olan bir sayıya bir basamaklı bir sayının katılması, c) Birden fazla birkaç sayının toplanması. Bu toplamalar yapılırken, sayıları alt alta yazışta birler, onlar yüzler v.s. basamaklarının alt alta gelmesine dikkat etmek gerektir.
Çıkarma iki sayının toplamı ile bunlardan biri bilindiğine göre ötekini bulmak üzere yapılan işlemdir. Toplamanın tersidir. İşareti "-" dir.
Çarpma, aslında bir toplama işlemidir. Toplamanın daha kısa bir şekilde
yapılmasını öğretir. İşareti "x" ya da (.) dir.
Bölme, A (bölünen) ve B (bölen) gibi iki sayı verildiğine göre A = K. B + R eşitliğini sağlayacak olan K (bölüm) ve R (kalan) sayılarını bulmak için yapılan işlemdir.
Bir kuvvete yükseltme, bir sayıyı kendisiyle birkaç defa çarpma sonucu olur. Bu durumda da, o sayı o kuvvete yükseltilmiştir denir. 3.3.3. = 33 gibi denir. Kuvvet alma da, kuvvete yükseltmenin tersidir.
SİNCANLI « Türkiye Coğrafyası
Afyon iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.600 kilometrekare, nüfusu 37.791 dir. Yüzeyi, çevresi yüksek dağlarla çevrili geniş ovalık bir alandan ibarettir. Tahıl ekimi ve hayvancılık, başlıca geçim kaynağıdır. Merkezi 3.312 nüfuslu Sincanlı kasabasıdır.
AY « Astronomi
Yer yuvarlığının çevresinde dönen ver Yer'in uydu (peyk) su olan gezegen. Yer den 5 defa küçük ve Yer'e olan uzaklığı ortalama olarak 384.000 kilometredir. (Yer'in etrafında eliptik bir yörünge etrafında hareket ettiğinden Yer'e olan uzaklığı sabit değildir. En yakın bulunduğu zaman 363.000 kilometre uzaklıktadır).
Ay'ın kendisi bir ışık kaynağı değildir; sönük bir cisimdir. Güneş ışığı ile aydınlanır. Yer'den bakıldığı zaman görülen parlaklık güneş ışığının Ay'ın yüzündeki yansımasından ileri gelir. Ay'ı hissedilebilir derecede bir atmosferi yoktur. Atmosferi olmadığı için de Yer'de olduğu gibi mavi bir göğü bulunmaz. Yaklaşık olarak 13.5 gün süren Ay gündüzünde ve aynı süre olan gecesinde gök her zaman karanlıktır. Atmosferin yokluğu aynı zamanda devamlı bir sessizliğin de Ay'da hüküm sürmesine sebep olmaktadır.
Yer'e en yakın gök cismi olması sebebi ile devamlı araştırmaların konusu olan Ay'a çok büyülten bir dürbünle bakıldığında ,volkan kraterlerine benzeyen yüksek yerlerle denizlere benzeyen sincabı renkte geniş ovalar, birçok sıradağlar ve tepeler görülür. Bütün bu görülebilen oluşumlara, Yerdekilerine benzetilerek adlar verilmiştir.
Engin bir sessizlik içinde ölmüş bir âlem hissini veren bu gezegen, Yer'in uydusu olduğu için, Yer çekimine bağlı olarak Yer etrafında ve yerle birlikte güneş etrafında döner. Yer etrafındaki dönüşünü 29,5 günde tamamlar. “Kamerî ay” denilen zaman ölçüsü, Ay'ın bu dönüşünden alınmıştır. Bu dönüşler sırasında, yüzünde yansımaya uğrayan güneş ışığının az ya da çoğu yere olduğuna göre, Ay, hilâl, yarım daire, tam daire gibi değişik parlaklık şekillerinde görülür. Bunlara Ay'ın safhaları (fazları) denir. Ay hilâl ya da yarım daire şeklinde görüldüğü zaman aydın olmayan görünmeyen kısmı büsbütün karanlık değildir. Bu kısım hafif ateşli, kül renginde görünür.
Güneş, Yer ve Ay bir doğru üzerinde bulunur, ve yer ortada olursa bir güneş tutulması olur.
Gece ve göncüz arasındaki sıcaklık farkının 200 dereceye kadar büyük olduğu anlaşılan Ay'ın yer üzerinde olan etkilerinin en önemlisi gel-git olaylarını meydana getiren çekme etkisidir.
AYA SEYAHAT, Bir uzay gemisi içinde Yerden ayrılıp Ay'a ya da diğer yıldızlara gitmek problemi, insan zekâsını meşgul eden, fakat şimdiye kadar gerçekleştirilmieen hayallerden biri olmuştur.
Ay'a ya da başka bir gök cismine seyahat için başlıca iki problem vardır: 1 - Bir cismin Yer'den kurtularak Ay'a ya da başka gök cisimlerine ulaşabilmesi için, ilkin Yer'in çekiminde kurtulmayı gerektirecek hıza (kaçma hızı) sahip olması gerekir. Bu da saniyede 11.180 metre (saatte 40.248 kilometre) dir. Böyle bir hızla Yer'den uzaklaşan bir uzay gemisinde bulunan insanların bu büyük hız değişmelerine dayanabilmeleri şartları.
Temsilî olarak Aydan dünyanın görünüşünün hesap edilmesinin de gerekeceği tabiidir.
2 — Yer çekiminden kurtulduktan sonra, gidilmek istenen gök cismine parçalanmadan inmenin ve Yer'e tekrar dönmenin şartlarının ve imkânlarının tespit edilmesi gerekir.
İmkânsız gibi görülen ve şimdiye kadar da hayal olmaktan öte gidemeyen Ay'a ve öbür gök cisimlerine gitmek fikri, İkinci Dünya Savasından bu yana hayal olmaktan çıkmış durumdadır. Amerika Birleşik Devletlerinde ve Sovyet Rusya'da son yıllarda yapılan araştırmalar ve deneyler, Ay'a ve öbür gök cisimlerine gidebilmek fikrini, her gün biraz aha gerçekleştirmeğe doğru gitmektedirler. Bu iki devletini Yer çekiminin etkimden kurtulan hızı elde ederek sun'i uydular yapmayı başarmaları ve çeşitli tecrübelerle böyle bir seyahat için gerekli pek çok bilgiyi ve teknik imkânı elde etmeleri Ay'a ya da öbür gök cisimlerine yakın bir gelecekte gidebilmenin mümkün olabileceğini göstermiştir.
Bu araştırma ve deneylerin sonucu olarak , bir taraftan Amerikan Birleşik devletleri, bir taraftan da Sovyetler Birliği tarafından, ilkin yer çekiminden kurtulan sun'î uydular meydana getirilmiş, bunlar, Yer'in yörüngesi etrafında dönebilir duruma gelmiştir. Yer çikiminden tamamen kurtulabilecek büyük bir hıza sahip olan bu sun'î uydular yardımı ile yapılan devamlı çalışmalar sonucu Ay'a, şimdiye kadar bilinen bütün hızlardan da üstün olan bir hızla ilk defa bir füze, Sovyetler Birliği tarafından fırlatılmış ,böylece Yer yüzü tarihinde ilk defa, yabancı bir gök cismine, Yerden bir cisim gönderilme başarısına ulaşılmıştır.
AY TUTULMASI
Yer'in Güneş ile Ay arasına gelmesi ile Ay'ın Güneş ışığını alamayarak Yerin gölgesi içine girmesi hali, Aynı yörünge düzlemi için, bu olay ayın Yer'i her dolanışında olmaz. Ay, tamamen tam gölge içine girerse bir “tam ay tutulması”, bir parçası gölgeye girerse “kısmî ay tutulması” olur.