Nedir

LEVREK « Hayvanlar

Torik büyüklüğünde ,eti lezzetli, pullu bir balık. Kuzey Yarımküresinin ılık denizlerinde yaşar. Uzunluğu bir metre ağırlığı 15 kilo kadardır. Ağustos, Ekim aylarında, kıyılara çok yakın bölgelerde bulunduğundan özellikle bu aylar içinde avlanır.

İÇ ANADOLU BÖLGESİ « Türkiye Coğrafyası

Türkiye'nin coğrafya Bölgelerinden biri de İç Anadolu Bölgesi'dir. Yurdumuzun ortasında yer alır. Kuzeyde Kara deniz Bölgesi, güneyde Akdeniz Bölgesi, doğuda Doğu Anadolu Bölgesi, batıda Ege Bölgesi ile komşudur. Yüzey Şekilleri:

İç Anadolu, sınırları dağlarla çevrili, çevresine göre çukurda kalan bir alandır. Doğu tarafları biraz dağlıktır. Batı tarafları ise, düzlükler halinde Ege Bölgesinde doğru uzanır. Güneybatı düzlüklerinde de göller bulunmaktadır. İç Anadolu'nun geniş düzlük alanları arasın, da, güneybatı yöresindeki Konya Ovası, batı taraflarındaki Eskişehir Ovası, güneydoğu taraflarındaki Kayseri Ovası, önemli düzlük alanlarıdır. Dağlık alanları da, yer yer dağların ya da birkaç dağın meydana getirdiği dağ gruplarının bulunduğu yerlerdir. Bölgenin başlıca dağları arasında Ankara yakınlarındaki Elma Dağı, Kayseri yakınlarındaki Erciyes Dağı, güneydeki Hasan Dağı, Yozgat'ın doğusundaki Akdağ, Sivas taraflarındaki Yıldız Dağı yer almaktadır. Akarsular:

İç Anadolu Bölgesinde. Türkiye'nin en uzun nehirleri bulunmaktadır. Yurdumuzun en uzun akarsuyu olan Kızılırmak, büyük bir yay çizerek İç Anadoluda dolanır ve kuzeyde Bafra Ovasında Karadeniz'e dökülür. Öbür uzun nehrimiz olan Sakarya da, Ankara'dan gelen Engürü Çayı ile Eskişehir'den gelen Porsuk Çayını alarak Karadeniz'e dökülür. Her iki nehirde de, büyük barajlar yapılmıştır. Kızılırmak üzerindeki Hirfanlı Barajı ile Sakarya üzerindeki Sanyar Barajı'ndan büyük ölçüde yararlanılmaktadır. Sarıyer’de büyük bir elektrik santralı yapılmış ve hizmete girmiştir. Hirfanlı'da da, büyük bir baraj gölü meydana getirilmiştir. Göller:

İç Anadolu'da, irili ufaklı göller bulunmaktadır. Güneybatı bölümündeki çukurluk alanlarda, çeşitli büyüklüklerde göller bulunur. Buralardaki bazı göller, bataklık alanlar halindedir. İç Anadolu'nun en büyük gölü, yurdumuzun ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü'dür. An kara'nın güneyinde, Koçhisar'da olan Tuz Gölü, dünyanın en tuzlu göllerinden biridir. Fazla derinliği yoktur. Göl yazın kurur ve dibinde büyük bir tuz tabakası meydana gelir. Buradaki tuzlar, yurdumuzun tuz ihtiyacının önemli bir kısmını karşılamaktadır. İklim: İç Anadolu'nun sert bir iklimi vardır. Her tarafı yüksek dağlarla çevrili olduğu için, deniz etkisi hemen hiç bir yerinde görülmez. Kışlar çok soğuk geçer. Yazlar da çok sıcak ve kurak olur.

Yağışlar, ilkbahar ve sonbahardadır. Kışın, oldukça bol kar yağar.

Yeşillik yerler, genellikle suların ırmakların bulunduğu alanlardadır,Anadolu'da, kuraklık sebebi ile yazın cılız otlar büyük bir alan kaplar. Nüfus ve Şehirler: iç Anadolu yurdumuzun az nüfuslu bölgelerinden biridir. Bol yağmur alan dağ yamaçları ile dere ve ırmak boylarındaki sulak ovalar oldukça kalabalıktır. Halk, genellikle çiftçilik ve hayvancılıkla geçinmektedir. Tahıl en çok ekilen ekinlerdir. Bunlar arasında buğday ve arpa başta gelir. Eskişehir, Konya Ovaları, yurdumuzun birer tahıl ambarı durumundadır.

BİAT « Sözlük

Bir kimsenin egemenliğini tanıma. Bu deyim, Müslümanlığın ilk zamanlarında, Peygamber Muhammed'in elini tutarak ona inanıldığını ve bağlanıldığını göstermek için yapılan hareketlere denilmiştir. Sonraları İslâm ve Türk devletlerinde halifenin ya da hükümdarın elini eteğini tahtının kenarını öpmek suretiyle halifelere ve devlet başkanlarına yapılan bir tören haline gelmiştir.

ALSACE -LORRAİNE « Tarih

Alsas - Loren - Bir memleket adı gibi kullanılan bu deyim, gerçekte gerek tarih, gerekse coğrafya bakımından birbirinden ayrı iki bölgeyi göstermektedir.

Lorraine, derebeylik zamanlarında itibaren Fransız asilzadelerinin idaresi altında bulunmuş ve 1766 tarihinde, öze imtiyazlarla Fransa'ya katılmıştır. Alsace ise, 1273 tarihinden itibaren Avusturya'nın elinde bulunmuş ve 1648 Vestfalya antlaşması ile Fransızların eline geçmiştir. 1870-71 Alman-Fransız savaşından sonra imzalanan Frankfurt Barış Antlaşması (10 Mayıs 1871) ile Al-manyaya kalmıştır. Almanların elinde uzun yıllar bulunan bu bölge Almanlar için daimi bir kargaşalık bölgesi olmuş, 1911 yılında İmparatorluk Birlik Meclisinde üç oy kullanabilme hakkını almış-tır. Birinci Dünya Kavasında, Almanya'nın yenilmesi üzenine, halkın oyuna başvurulmadan Versallles antlaşması ile Fransa'ya geçmiştir.

İkinci Dünya Savaşında, Fransa'nın muvakkaten yenilmesi sırasında Almanlar, bu bölgeyi tekrar kendi topraklarına katmışlardır, Fakat yenilgiye uğramalarından sonra bu bölge, tekrar Fransız Cumhuriyetine geçmiştir.

DAMAK « Sağlık

Ağız boşluğunun tavanı. Sert ve yumuşak olmak üzere iki bölümdür. Asıl ağız boşluğunun tavanını yapan “sert damak” aynı zamanda “damak kubbesi” adını alır. Sert damağın iskeletini üst çene kemiği ile damak kemiği yapar. Sert damak da mukoza ile örtülüdür. “Yumuşak damak”, ağız boşluğundadır. Yapısında kemik olmayıp, kaslar ve mukoza vardır. Önde sert damağın arka kenarına yapışan yumuşak damağın ön ve arka iki yüzü ile bitişik ve serbest iki kenarı vardır. Ön yüzü ağız boşluğuna, arka yüzü yutağa bakar. Serbest kenarında, ortada küçük dil, yanlarında ön ve arka iki kemer vardır. Ön kemer dil ile arka kemer yutak ile yumuşak damak arasındadır. Yanlarda, yumuşak damağın kemerleri arasında bulunan çukur içinde “yutak bademciği” vardır. Ağız açıldığında görülebilen yutak bademciği, badem biçiminde olan lenfoid bir organdır. Yumuşak damağın kemerleri arası, “boğaz” adını alır.

EDEBİYAT-I CEDİDE « Edebiyat

1896 yılından itibaren, Servet-i Fünun dergisinde yazı yazan ve Batı kültürünün etkisi altında yetişen sanatçıların meydana getirdikleri edebiyat hareketi. Bu edebiyat hareketine Servet-i Fünun dergisinde başlandığı için “Servet-i Fünun edebiyatı” da denmektedir. 1901 yılında, dergisinin Abdülhamit II. tarafından kapatılmasına kadar toplu halde süren Edebiyat-ı Cedide hareketinde yetişen sanatçılar, Türkiye'nin, Avrupalılaşma hareketi ile yükseleceğine inanmışlar ve din dışı eserler vermişlerdir. Bu edebiyatta da, Tazminat edebiyatındaki gibi, Fransız edebiyatı örnek tutulmuş, hikâye, roman ve şiir, alanında Realizm, Natüralizm, Parnasizm, Sembolizm akımlarının etkisi altında kalınmıştır. Fakat, Tanzimat edebiyatı sanatçıları kadar açık olarak toplum meseleleri ile ilgilenmemişler, kullanılması yasak olan ve toplumla ilgili bir takım kavramlar yerine, aşk, merhamet gibi temalar üzerinde eserler vermişlerdir. Böylece Tanzimat devri edebiyatında yer alan “Toplum için sanat” görüşü yerine, “sanat için sanat” görüşü benimsenmiştir. Bu görüş sonucu olarak da. Edebiyat-ı Cedide topluluğu, halk kitleleri tarafından anlaşılmayı arka plâna atmış, dil de, Tanzimat sanatçılarından daha geriye yönelmeğe başlamıştır.

Edebiyat-ı Cedide şiirinde, günlük en basit olaylar konu olmuş. Divan edebiyatı ile ilgili şekiller yerine, Fransız edebiyatındaki nazım şekilleri alınmış, şiir nesre yaklaştırılmış, kafiyenin kulak için olduğu kabul edilmiştir. Hikâye ve roman türlerinde teknik kuvvetlenmiştir.

Edebiyat-ı Cedide topluluğunun başlıca sanatçıları şunlardır : Tevfik Fikret, Halit Ziya Uşaklıgil, Süleyman Nazif, Hüseyin Siret Özsever, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın H. Nazım, Celâl Sahir Erozan, Faik Âli Ozansoy.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy