Nedir

MENGEN « Türkiye Coğrafyası

Bolu iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 110 kilometrekare, nüfusu 20.430 dur. İlçe yüzeyi, genel olarak dik meyilli, sık ormanlarla kaplı dağlık alanlardan ibarettir. Orman ürünleri halkın başlıca geçim kaynağıdır. İlçe merkezi 1.381 nüfuslu Mengen kasabasıdır.

MAGELLAN BOĞAZI « Dünya Coğrafyası

Güney Amerika ile Tierra del Fuego arasındaki boğaz. Uzunluğu 576 kilometre, genişliği 4.28 kilometre arasındadır. 1520 de Magellan tarafından keşfedilmiştir.

BİNGÖL BAĞI « Türkiye Coğrafyası

Doğu Anadolu bölgesinde, Murat suyu ile Karasu arasındaki dağlık alan. Kubbe biçiminde püskürük bir dağ kütlesidir. Kuzey yamaçları ise oldukça diktir. En yüksek yeri olan Kaletepe, 3.250 metre yüksekliktedir.

Bingöl dağı, çevresi için bir su deposu vazifesini görür. Araş nehri ile Murat suyunun bazı kolları, kaynağım Bingöl dağından alır.

MISIR « Dünya Coğrafyası

Afrika'nın kuzeydoğusunda bir ülke. Şimdi, cumhuriyetle yönetilmektedir. Yemen krallığı ile birlikte “Birleşik Arap Cumhuriyeti” ni meydana getirmektedir. Mısır Devleti'nin yüzölçümü 1 milyon kilometrekare, nüfusu 27.550.000 dir. Başşehri Kahire'dir. Kuzeyinde Akdeniz doğusunda Kızıl deniz ve Suudî Arabistan, İsrail, batısında Libya, güneyinde Sudan bulunmaktadır.

Coğrafya : Yüzey şekilleri bakımından sadelik gösterir. Çöl düzlükleri ve onun içinde açılmış bulunan Nil vadisi olmak üzere başlıca iki bölüme ayrılır.

Mısır, Afrika'nın kuzey kısmında Büyük Sahradan Kızıl denize kadar uzanan çöl düdüklerinin bir parçasıdır. Memleketin batı kısmını Libya çölü kaplar. Bu çölü nehrinin doğusunda, Arap çölü adı altında Kızıl denize kadar devam eder. Sina yarımadasının en büyük kısmını da Tih çölü kaplar. Bu çöl düzlükleri, yer yer yatakları tamamıyla kurumuş bazı akar su vadileri ile yanılmış bir plato halindedir. Üzerinde şurada, burada bazı yükseklikler ya da bazen deniz seviyesinin altına kadar alçalanan çukurluklara rastlanır. Platonun yükseltisi batıda 400 - 500 metre kadardır. Fakat doğuya doğru, bilhassa Nil'in doğusunda yükselti artar. Kızıl deniz kıyılarında ve Sina yarımadasında yer yer 2.000 metreyi de geçer.Batıdan bakıldığı vakit plato manzarası gösteren bu bölge, Kızıl deniz kıyılarından sarp yamaçlı dağlık bir bölge görülür. Platonun Akdeniz ve Kızıl deniz kıyılar?, kuytu limanlardan mahrumdur.

Bu plato içinde yerine göre 100 - 2002 metre kadar gömülmüş olan Nil vadisi, nin genişliği 12 - 18 Km. arasında de-ğişir. Nil'in Mısır sınırları içindeki boyu 2.000 Km. kadardır. Nehir Kahire -den itibaren platodan kurtulur ve çok geniş deltası üzerinde birçok kollara ayrılarak Akdeniz'e dökülür. Deltanın" kıyılarında denizden kıyı kordonları ile ayrılmış birçok lagünler meydana gelmiştir. Mısır'ın en önemli limanları olan İskenderiye ve Port Sait bu kordonlar üzerinde kurulmuştur.

Mısır'ın ancak kuzey kısmına kış mevsiminde pek az yağış düşer. Bunun haricinde memleketin bütün diğer kısımları son derece kuraktır. Sıcaklık: yaz ve kış yüksektir. Fakat bütün çöl bölgelerinde olduğu gibi günlük sıcaklık farkları kuvvetlidir.

Mısır birçok tarım memleketlerinden farklı olarak yetiştirebileceği birçok tarımsal maddeleri dışardan satın alır. Çünkü tarlalarının en büyük kıs, mini, dünya pazarlarına sürdüğü pamuğa ayırmış bulunmaktadır. Tek ürün halinde olmamakla beraber. Mısır denince akla pamuk gelir.

Pamuklu dokumacılık hariç olmak: üzere endüstri gelişmemiştir. Demiryolları yalnız delta mıntıkasın da sıktır.. Bunun dışında ancak tek bir hat Nil vadisini takiben güneye doğru uzanır. Ni£ nehri sağladığı birçok faydalardan başka, aynı zamanda mühim bir ulaşım yoludur.

Mısır, topraklarından geçen Süveyş kanalı sayesinde dünya ulaşım yolları üzerinde çok önemli bir konuma sahiptir. Bu kanal Kızıl denizin bir devamı olan Süveyş körfezini Akdeniz kıyıların, da Port Sait'e birleştirir. Arap çölü ve Sina platoları arasında yer yer göllerle kaplı bir çukurluktan geçen Süveyş kanalı 1869 yılında tamamlanmıştır. Uzunluğu 160 kilometre, derinliği de okyanus gemilerinin geçmesine yetecek kadardır (9 . 11 m.). Kanaldan yılda 60 milyon tonilâtodan fazla gemi geçer (1952 de 65 milyon tonilâto), Bunların en çoğu İngiliz gemileridir. Bu kanal vasıtasıyla Doğu ve Güney Asya memleketleriyle Avustralya ve güneydoğu Afrika kıyıları Avrupa'ya bağlanır.

Tarih : Mısır'ın en eski sakinleri oldukları bilinen insanlar, beyaz ırktan idiler. Bunlar daha sonraları güneyden gelen zenciler ve Süveyş yolu ile gelen Asyalılarla karışmışlardır.

Mısır medeniyeti en eski medeniyetlerden biridir ve bu medeniyet, “Firavun” denilen yerli hükümdarların devirlerinde sanat fen ve edebiyatın en yüksek derecesine ulaşmıştır. Bunun böyle olduğu bugün de memleketi kaplayan ehramlar, tapınaklar, v.s. gibi kalıntılarla sabittir. Yerli hanedanların hükümdarlığı M.Ö. 525 te sona ermiştir. O tarihte, meşhur Keyhüsrev'in oğlu İran hükümdarı Kambis asker göndererek Mısır'ı zapt etmiştir. Büyük İskender zamanında Makedonyalıların istilasına uğrayan Mısır, M.Ö. 30 da Romalılar tarafından işgal edilinceye kadar Batlamyos elinde kalınmıştır. Ortaçağda Arapların egemenliği altına girmiş, XVI. yüzyılda Yavuz Selim tarafından Osmanlı İmparatorluğu'na katılmıştır. Campo Formia Antlaşmasından sonra Napoleon Bonaparte, Hindistan yolunu kapayıp İngiltere'nin ticaretini mahvetmek maksadıyla Mısır'ı istilâ hülyasına kapılmıştır. Fakat Fransız kıtaları hızlı basanlardan sonra 1801 de Nil vadisini tahliye zorunda kalmıştır. 1841 de imzalanan Londra Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliğini sözde devam ettirmekle beraber gerçekte hıdivligi bağımsız ve babadan oğula geçer bir duruma sokmuştur. Fakat Mehmet Ali Paşa ile haleflerinin Sudan seferi maliyeyi o derece sarsmıştır ki, Mısır İngiliz - Fransız kontrolünü kabul zorunda kalmıştır. Sonunda Arabi paşa'nın “millî” adı verilen 1881 yılındaki ayaklanması, İngilizlere Hıdiv'i himaye bahanesiyle 1882 de Nil vadisini işgal fırsatını vermiştir. O zamandan sonra İngiltere Mısır'a geniş ölçüde egemen olmuş ve elindeki toprakları Sudan'da, Bohrel Bazal'a kadar genişletmiştir.8 Nisan 1904 de İngiltere ile Fransa arasındaki anlaşmalarla Fransa, Nil vadisindeki bütün nüfuzundan kesin olarak vazgeçmiştir. 18 Aralık 1918 de İngiltere Mısırı himayesine aldığı bir devlet olarak ilân etmiş, 1920 Sevres Antlaşmasıyla de Türkiye Mısır üstündeki bütün hak ve iddialarını İngiltere'ye devretmiştir. Fakat bizzat İngiltere de 28 Şu. bat 1922 de bu himayeden vazgeçmiş ve Mısır'ın istiklâlini ilân etmiştir. O tarihte Birinci Fuat Mısır'ın ilk kralı olmuş Kral Faruk'un yönetimi sırasında, 1952 de Mısır'da askerî bir ayaklanma çıkmış, General Necip, ballığa son vermiş, Faruk'u sınır dışı ederek cumhuriyet ilân etmiştir. 1954 yılında da 1952 ihtilâlini yaratanlardan Cemal Abdünmâsır, idareyi eline almıştır.

Yemen ve Suriye'nin de katılması ile “Birleşik Arap Cumhuriyeti” adı altında bir devlet durumuna gelmiş; ancak 1961 Eylülünde Suriye, ayaklanması ile bu birlikten ayrılmıştır.

ARUZ « Edebiyat

Hecelerin uzunluğu ve kısalığı esasına dayanan ve Arap nazmında kullanılan vezin.

Aruz'u, Arap dilcisi İmam Halil (- 786) bir bilim haline getirmiştir. Bu zamana kadar Araplar manzumelerini pratik bir usulle yazarlarken, İmam Halil bunu birtakım esaslara dayamıştır. Bu esasların sonucu olarak da Arap dilcileri şiir bilimini, aruz ve kafiye bilimi olmak üzere ikiye ayırmışlardır. Aruz bilimi, aruz vezninin kurallarından söz eder.

Arap yazı sistemine sıkı sıkıya bağlı olan aruz vezni, hece esasına dayanır. Hecelerin harekeli (müteharrik) ya da harekesiz (sakin) harflerle meydana gelmesine göre ayrılır Yazılı bir beyit, harekeli ve harekesiz hecelerden meydana gelmiştir. Heceler de harflerin sayılarına göre Sebeb, Veded, Fasıla adlarını alırlar. Bunlar da iki kısma ayrılır: 1) Hafif Sebep, bizdeki kapalı hecenin karşıtıdır ve (-) ile gösterilir; 2) Ağır Sebep, bizdeki açık hecenin karşıtıdır ve ( . ) ile gösterilir. Bu temel hece şekillerinin birbirleri ile karışmasıyla 8 şekil meydana çıkar.

Her beyitte en aşağı dört tanesi bulunan bu şekillere “tef’il” ya da “tefile” denir.

Fe'ûlün (.- -), fâ'ilün (- .-), mefailün (.-.-), fa'ilâtün (-.- -), müstefilün (- - .-), mefûlâtü (- - -.), müf â'aletün (..- -.-), mütelâ'iliün (..-.-).

Tefîle'lerin de türlü şekillerde birleşmesi ile 16 nazım kalıbı meydana gelir. Bunlara “bahir” denir.

Çok eski zamanlardan beri kuvvetli bir halk şiiri geleneğine sahip olan Türkler, İslâm dünyasına katılmağa başladıktan sonra, şiirlerini Arapça ve Farsça yazmaya başlamışlar ve Türkçeye birçok Arapça ve Farsça kelimelerin girmesinden sonra da aruz vezninde çok başarılı örnekler vermişlerdir. Divan Edebiyatı, baştan başa aruz vezni ile yazılmış ve Arapça, Farsça kelimelerin kullanıldığı şiir örnekleri ile doludur. Ancak XIX. yüzyılın sonlarında Türkçe kelimelerle yazılmaya başlanan bu vezindeki şiirlere de rastlamakta isek de bu vezin sistemi Türkçemize yabancı kalmakta devam etmiştir.

DİVAN « Edebiyat

İslâm edebiyatında ve divan edebiyatımızda, şairlerin manzumelerini topladıkları dergilerin genel adı. Bu kelime çoklukla, şairlerin adı ile birlikte söylenir: Divan-ı Fuzulî gibi. Divanların derlenmesi, bir sıraya göre olur. Her divanın başında, kasidelere yer verilir. Bunların da başında Tanrı İçin yazılmış münacat, tevhitler, peygamberler için yazılan naatler, dört halife, tarikat uluları, devrin padişahları, vezirleri, şeyhülislâmları ve öbür kişileri için yazılmış manzumeler yer alır. Kasidelerden sonra, tarihlere yer verilir. Bunlar, büyüklerin hayatları ile ilgili bazı ölüm, doğum, rütbe alma ve çeşitli olaylarla ilgili manzumelerdir. Bunlardan sonra, kaside ve gazel şekli dışında kalan manzumelere, musammatlar'a yer verilir. Kitabın son bölümlerinde gazeller ve müfretler yer alır. Gazeller, kafiye ya da rediflerinin son harflerine göre alfabetik olarak yer alır. Tam bir divanda, alfabetiğin tam olması gerekir. Müfretler bölümünde, çeşitli kıtalar, matla'lar, kafiyesiz mısralar yer alır.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy