Nedir

MEDİNE « Dünya Coğrafyası

Suudî Arabistan'ın Hicaz'da bulunan bir şehri. Nüfusu 50.000 dir. İslâm dünyasının Mekke'den sonra en kutsal şehridir. Asıl adı “Yesrib” iken, Peygamber Muhammed'in, Mekke'den buraya hicret etmesinden sonra Peygamber'in Şehri anlamına “Medine tün Nebiû” adını almış, Medine de bu addan kısalmıştır. Şehrin ortasına yakın yerinde Peygamberin kabri ve mescidi bulunmaktadır.

BİR HÜCRELİ BİTKİLER « Bitkiler

Bazı yazarlar tarafından protofitlere (protophyte) verilen ad.

BANKA « Sanayi ve Ticaret

Tasarruf ve ticaret sahiplerinin yatırdıkları sermayeleri faizle alan bunları ve kendi sermayelerini kredi şeklinde, yani borç olarak faizle veren, iskonta, kombiye işlerini gören, kasalarında para, değerli evrak ve eşya saklayan ve ekonomik işlere girişen kredi kurumlarına verilen ad.

Bütün bankalar bu işleri aynı şekilde yapmazlar. Bankalardan bazıları bu işleri yapmak ve kendilerine para sağlamak için değişik usuller kullanırlar. Bu bakımdan, bankalar çeşitli bölümlere ayrılırlar.

Bankalar sermayelerine göre, sermayesi devlet tarafından verilen Devlet bankaları ile, sermayeleri şahıslar ve özel şirketler tarafından verilen Özel bankalar olmak üzere iki bölüme ayrılırlar.

Gördükleri işlere göre de bankalar şu bölümlere ayrılırlar : a - Emisyon merkez bankaları. Bu bankalar bütün bankaların üstündedir ve emisyon (banknot) çıkarmak yetki ve imtiyazını taşırlar. Her bankada banknot çıkartmak yetkisi bulunmaz. Bu yetki bazı memleketlerde tek bir bankaya verilmiştir. Bizde eskiden bu imtiyaz Osmanlı Bankası'na aitti. Şimdi bu imtiyaz, Cumhuriyet Merkez Bankası'nda bulunmaktadır. b - Kredi bankaları, ticaretle uğraşan şahıslara kısa ve uzun vadelerle ve belli bir faiz karşılığı kredi yani borç verirler, c - Emlâk bankaları, arsa arazi ve bina karşılık gösterilerek para alman bankalar, ç -Tasarruf bankaları, şahısların paralarını toplayıp belli bir faizle, başkalarına kredi vermek suretiyle işleten bankalar, d - Sanayi bankaları, sanayi kuruluşlarına para temin eden bankalar, e - Ziraî kredi bankaları, ziraatla uğraşanlara kredi sağlayan bankalar, f -Rehin bankaları, belli bir rehin karşılığı para veren bankalar, g - İhracat bankalar/, bir memleketin yabancı memleketlere yapacağı ihracat için sahiplerinin muhtaç olduğu kredili sağlayan bankalar.

Bu işlerden her birini tek tek yapan bankalar olduğu gibi bunların çoğunu birden yapan (yani şahısların paralarını toplayarak uzun ve kısa vadelerle herhangi bir için kredi veren bankalar) vardır. Tarih : İlk bankalara Babirde, Hammurabi zamanında (M.Ö. 1955 - 1933) rastlanır. İlkin kıymetli eşyaların ve toprak ürünlerinin bir makbuz karşılığında bırakıldığı ve istenildiğinde alınabildiği emanet kurumları olan bu teşekküller daha sonraları faizle borç para ve avanslar da vermeğe başlamış, tır.

Eski Yunanistan'da bankacılık M.Ö. VII yüzyılda madeni paranın icadıyla başlamıştır. “Trapeza” denen ilk banka olar sarraflık şeklinde başladıkları borç para verip alma işini belli bir oranda genişletmişlerdir. Mısırda da bankacılık biraz daha geniş bir alanına yayılmış vergileri toplayan devlet hesabına ödemelerde bulunan mevzuat ve para havalesi gibi işlerle de uğraşan kurumlar haline gelmiştir. Roma'da bankalar sarraflık yapan mevduat ve rehin karşılığı borç para veren kurumlar halinde idi. İlkçağda gelişmiş olan bankacılık Orta çağ'da uzun zaman kişisel sarraflıktan öte gidememiş ancak haçlı seferlerinin başlaması ile büyük bir gelişme kaydetmeğe başlamıştır. Gittikçe gelişmeğe başlayan dünya ticareti ve poliçenin meydana getirilmesi sistemi bankacılık temelinin atılmasına hizmet etmiştir. Cenova'da XII. yüzyılda sarraflara artık "bankerler" denmeğe başlanmış zengin İtalyan bankerlerinin yabancı şehir ve memleketlerde şubeler açmağa başlaması ile sistemli bankacılıkta önemli ilerlemeler olmuştur. Amerika'nın keşfinden sonra madeni paraların birden bire çoğalması ile bankacılıkta hamleli ilerlemeler olmuş. XVI. yüzyılın sonlarından itibaren ilk devlet bankaları kurulmağa başlamıştır. Venedikte kurulan “Banco di Rialto” (1587) Hollanda da kurulan “Amsterdamsche Wisselbank” (1609) ve Almanya’da kurulan “Hamburger Bank” (1619) bu memleketlerin iktisadî hayatlarında önemli roller oynayan küçük çapta da olsa devlet bankalarındadır. XVII. yüzyıl sonlarına doğru İngiltere’de başlayan devlet bankacılığı ile bankacılık gerçek ve önemli ilerlemesini kaydetmiştir. 1694 de kurulan “Dank ol England”, ilk büyük devlet emisyon {devlet adına para çıkaran banka) bankası olmuş öbür Avrupa memleketlerinin bu bankayı örnek tutarak devlet bankaları kurumları ile devlet bankacılığı ve özellikle bankacılık büyük gelişmeler kaydetmiştir.

XX. yüzyılda ise bankacılık bütün dünyada modern anlamını almış ve dev sermayelerle muazzam banka müesseseleri kurulmuştur.

Bize bankacılık : Bilhassa son yirmi yıl içinde büyük bir gelişme kaydeden Türkiye bankacılığının yüz yıllık bir geçmişi vardır, ilk resmi bankanın kurulmasından önce banka işlerini sarraflar, poliçeler ve mali tarihimizde önemli roller oynamış olan ve “Galata bankerleri” adıyla anılan bankerler görmüştür. Osmanlı İmparatorluğu dev rinde ilk banka “İstanbul Bankası” adiyle 1845 yılında kurulmuştur. Bundan sonra 10 milyon sterlin sermaye ile “Banque Ottomanne” kurulmuş ve 1863 te imtiyaz olarak “Bankı Osmanî Şahane” adı altında faaliyete başlamıştır. Bundan sonra Galata bankerleri ve bir çok yabancılar bankalar kurmuşlarsa da bunlar uzun ömürlü olmamıştır. Bu bankalardan sonra milli bankacılık alanında önemli gelişmeler olmaya başlamış. Mithat paşanın 1864 yılında Rusçuk'ta çiftçiye ödünç para vermek için kurduğu menafih Sandığından sonra {bu sandık 1838 yılında Ziraat Bankası adını almıştır). Meşrutiyet devrinde “İtibarı Milli Bankası” kurulmuş, bunu 1914 yılında Adapazarın’da kurulan ve bu günkü Ticaret Bankasının temsili olan “Adapazarı İslâm ticaret Bankası” takip etmiştir.

Fakat milli bankacılığımız en esaslı ve büyük hamlesini Cumhuriyetin ilânından sonra kaydetmiştir. Devrimcilik de devletçilik anlayışı içinde çeşitli alanlarda görebilmek için devlet tarafından bir çok bankalar kurulmuş bunları özel sermayelerin kurduğu ve açtığı şube ve ajanslarda bütün memlekete yayılan bankalar takip etmiştir. Sayıları pek çok olan bu bankalarla Türkiye bankacılığı modern bankacılıkta önemli gelişmeler kaydetmiştir.

HADES « Mitoloji

Yunan mitolojisinde cehennem tanrısı. Eski Yunanlıların büyük tanrılarından biridir. Kronos'un oğlu, Zeus ile Poseidon'un kardeşidir. Üç kardeşten cehennem Hades'in hissesine düşmüş, Zeus göklerin, Poseidon denizlerin tanrısı olmuştur. Yeraltından yalnız bir defa çıkmış ve hiç bir tanrıça ve peri onunla evlenmek istemediğinden Demeter'in kızı Persephone'yi kaçırarak cehennem tanrıçası yapmıştır. Sakallı ve Zeus'a benzer şekilde tasvir edilir. Bir taht üzerinde oturur, elinde bir âsa, ayakları yanında bir yılan bulunur. Yer altındaki bütün hazineler onundur. Bu sebeple, Romalılardaki adı “zengin” anlamına “Pluton”dur.

OMURGA « Biyoloji

İskeletin eksenini yapan, gövdenin arka ve ortasında bulunan ve omurların üst üste gelmesinden meydana gelen kemik kolonuna verilen ad.

Bu kolonu meydana getiren omurların (Vertebrae) sayısı 33 ya da 34 tanedir. Omurganın bölümleri, gövdedeki yerlerine göre adlandırılır: 1 - Boyun parçası, 2 - Göğüs parçası, 3 - Bel parçası, 4 - Sağrı kemiği, 5 - Kuyruk kemiği. Boyun parçasındaki omurlara “boyun omurlar” denir. Bunlar 7 tanedir. Yalnız bunlardan birinci ve ikinci boyun omurları ayrı ad almaktadır. Birincisine “atlas”, ikincisine de “eksen kemiği” adı verilir. Göğüs omurları 12 tane, bel omurları 5 tanedir. Sağrı veya kuyruk sokumu kemiği ise beş omurun birbirine yapışmasından meydana gelmiştir. Son omurlar 4 ya da 5 tane olup bu küçük omurlar da birbirine birleşmiş bir halde “kuyruk kemiği” meydana getirir.

KUDUZ « Sağlık

Hayvanların ısırmasıyla geçen tehlikeli bir hastalık. Etmeni bir cins virüstür. Hayvanların salyalarında (kedi, köpek, beygir, deve, eşek v.b.) bulunur. Bunların ısırmasıyla, ısırık yerlerindeki yaradan vücuda yayılır.

Hastalığın, insan organizmasında yerleşme yeri sinir sistemidir. Hastalık düşkünlük ve heyecanlanmalarla başlar. Hafif ateş, baş ağrısı ve uykusuzluk vardır. 3- 4 gün sonra yutmada güçlük baş gösterir. Yutarken, su içerken boğazda bir daralma, bir sıkılma görülür. Bu sebeple hastalar su içmekten korkarlar. Dışarıdan gelen her etki karşısında rahatsızlık duyarlar. Korku, sayıklama ve çırpınmalar baş gösterir. Sonunda felçler içinde ölüm olur.Bu hastalıktan korunmanın en başlıca yolu, kuduzlu hayvanlarla temas etmemek böyle bir hayvanın ısırması halinde derhal koruyucu aşısını yaptırmaktır.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy