BERLİN « Dünya Coğrafyası
Brandenburg eyaletine dahil bir Alman şehri; 1945 yılına kadar Prusya'nın ve Almanya'nın başşehri. Nüfusu 3.273. 975 dir.
XII. yüzyılın ilk varışında Spree adası üzerinde bir balıkçı köyü iken ,Prusya ve Almanya'nın değil. Avrupa’nın ve dünyanın birinci derecede büyük şehirlerinden biri olmuştur. Bezlin XV. yüzyılın ikinci yarısına kadar 20. 000 nüfuslu küçük bir şehir olarak kalmış. XVIII. yüzyılda Prusya'nın bir endüstri şehri olarak gelişmeğe başlamış, 1786 da nüfusu 147.000 e yükselmiştir. XIX. yüzyılın ilk yansırda daha da büyüyen Berlin, 1871 yılında Almanya’nın başşehri olduktan sonra hızla büyümüş ve dünyanın büyük şehirleri arasına girmiştir.
İkinci Dünya Savaşı'nın Almanya'nın yenilgisi ile son bulması üzerine müttefik kuvvetler tararından 1945 Mayısında işgal edilmiş ve 1945 Haziranında Amerika, İngiliz, Fransız ve Sovyet Rusya arasında 4 işgal bökesine ayrılmıştır. 1945 Ağustosunda imzalanan Potsdam anlaşmasına göre Almanya 4 işgal bölgesine ayrıldığı zamanlarlın Berlin Rus bölgesinin içinde kalmıştır. Şehrin üç kısmım bölüşen Amerika, Fransa ve İngilizler, aralarında birleşik bir idare kurmuşlardır. Bu bölgeye “Batı Berlin “ denilmektedir. Rus işgalinde bulunan kısmı da “Doğu Berlin” adını almıştır.5 Mayıs 1955 tarihinde Alman Federal Cumhuriyeti bağımsız bir devlet olarak ilân edildiği zaman Berim bu yeni devletin sınırlarına girmemiş ve uygulanan özel idare şekline devam edilmiştir. Bu gün milletlerarası anlaşmazlıklarda önemli bir mesele olarak ortaya çıkan Berlin'in bölünmesi ya da Almanya Federal Cumhuriyetine, Demokratik Alman Cumhuriyetine bağlanması, Batı ile Doğu arasında önemli anlaşmazlık konularından biri olarak devam etmektedir.
AYAK « Biyoloji
İnsan ve hayvanın yürümesine yarayan bacak bileğinden sonra gelen kısım, Yere gelen kısmına taban, sırtına ayak sırtı, arkadaki kabarık bölüme de topuk denir. İskeleti 26 kemikten yapılmıştır.
Ayak vücudu yerle birleştirir. İki önemli ödevi vücut ağırlığını taşımak ve vücudun yer değiştirmesini sağlamaktır.
Ayak, bu görevlerini başarabilmek için normal şeklinde, sağlam ve kuvvetli olmalıdır. Bu bakımdan ayak'ı çeşitli hastalıklardan korumak için gereken tedbirleri almak ve giyilecek ayakkabının ayak'a zorluk verecek şekilde olmamasına dikkat etmek gerektir.
CERBE DENİZ SAVAŞI « Tarih
Türk donanması ile İspanya, Cenova Floransa, Papalık, Malta, Sicilya, Monako, Napoli devletlerinin birleşik donanmalları arasında 14 Mayıs 1560 tarihinde, Cerbe adası civarında (Afrika'nın kuzey kıyılarına iki kilometre uzaklıkta ve şimdi Tunus Cumhuriyetine bağlı bir ada)yapılan bir deniz savaşı.
Savaş Batı Akdeniz'deki Türk deniz egemenliğine son vermek, Türklerin elinde bulunan Trablusgarp'ı almak amacıyla,İspanya Kralı Filippe II. nin teşebbüsüyle açılmıştır.
14 Mayıs 1560 günü başlayan ve üç gün, üç gece aralıksız devam eden savaş sonunda başta İspanyol filosu olmak üzere müttefik donanmadan pek az gemi kendini kurtarabilmiş ve düşman donanması büyük bir yenilgiye uğramıştır. Başta Piyale Paşa olmak üzere Turgut Reis, Seyit Ali Reis, Oruç Ali Reis ve Cafer Reis gibi Türk kumandanlarının birlikte katıldıkları bu deniz savaşı, Türk donanmasının üstünlüğünü, Avrupa'ya bir daha göstermiştir.
KAĞIZMAN « Türkiye Coğrafyası
Kars iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü. 1.679 kilometrekare, nüfusu 31.722 dir. Yüzeyi Araş nehrinin geniş bir ovayı andıran vadisi ve bu vadiyi çevreleyen dağlık alanlardan meydana gelmiştir. Buğday, arpa, çavdar, patates başlıca geçim kaynağıdır.
İlçe merkezi 7.913 nüfuslu Kağızman kasabasıdır.
ÇERMİK « Türkiye Coğrafyası
Diyarbakır iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.005 kilometrekare, nüfusu 28.403 dür. Yüzeyi yer yer düz alanlarla vadiler ve sırtlardan ibarettir. Halk; tarım ve hayvancılıkla geçinmektedir. İlçe merkezi 4.669 nüfuslu Çermik kasabasıdır.
BANKA « Sanayi ve Ticaret
Tasarruf ve ticaret sahiplerinin yatırdıkları sermayeleri faizle alan bunları ve kendi sermayelerini kredi şeklinde, yani borç olarak faizle veren, iskonta, kombiye işlerini gören, kasalarında para, değerli evrak ve eşya saklayan ve ekonomik işlere girişen kredi kurumlarına verilen ad.
Bütün bankalar bu işleri aynı şekilde yapmazlar. Bankalardan bazıları bu işleri yapmak ve kendilerine para sağlamak için değişik usuller kullanırlar. Bu bakımdan, bankalar çeşitli bölümlere ayrılırlar.
Bankalar sermayelerine göre, sermayesi devlet tarafından verilen Devlet bankaları ile, sermayeleri şahıslar ve özel şirketler tarafından verilen Özel bankalar olmak üzere iki bölüme ayrılırlar.
Gördükleri işlere göre de bankalar şu bölümlere ayrılırlar : a - Emisyon merkez bankaları. Bu bankalar bütün bankaların üstündedir ve emisyon (banknot) çıkarmak yetki ve imtiyazını taşırlar. Her bankada banknot çıkartmak yetkisi bulunmaz. Bu yetki bazı memleketlerde tek bir bankaya verilmiştir. Bizde eskiden bu imtiyaz Osmanlı Bankası'na aitti. Şimdi bu imtiyaz, Cumhuriyet Merkez Bankası'nda bulunmaktadır. b - Kredi bankaları, ticaretle uğraşan şahıslara kısa ve uzun vadelerle ve belli bir faiz karşılığı kredi yani borç verirler, c - Emlâk bankaları, arsa arazi ve bina karşılık gösterilerek para alman bankalar, ç -Tasarruf bankaları, şahısların paralarını toplayıp belli bir faizle, başkalarına kredi vermek suretiyle işleten bankalar, d - Sanayi bankaları, sanayi kuruluşlarına para temin eden bankalar, e - Ziraî kredi bankaları, ziraatla uğraşanlara kredi sağlayan bankalar, f -Rehin bankaları, belli bir rehin karşılığı para veren bankalar, g - İhracat bankalar/, bir memleketin yabancı memleketlere yapacağı ihracat için iş sahiplerinin muhtaç olduğu kredili sağlayan bankalar.
Bu işlerden her birini tek tek yapan bankalar olduğu gibi bunların çoğunu birden yapan (yani şahısların paralarını toplayarak uzun ve kısa vadelerle herhangi bir iş için kredi veren bankalar) vardır. Tarih : İlk bankalara Babirde, Hammurabi zamanında (M.Ö. 1955 - 1933) rastlanır. İlkin kıymetli eşyaların ve toprak ürünlerinin bir makbuz karşılığında bırakıldığı ve istenildiğinde alınabildiği emanet kurumları olan bu teşekküller daha sonraları faizle borç para ve avanslar da vermeğe başlamış, tır.
Eski Yunanistan'da bankacılık M.Ö. VII yüzyılda madeni paranın icadıyla başlamıştır. “Trapeza” denen ilk banka olar sarraflık şeklinde başladıkları borç para verip alma işini belli bir oranda genişletmişlerdir. Mısırda da bankacılık biraz daha geniş bir iş alanına yayılmış vergileri toplayan devlet hesabına ödemelerde bulunan mevzuat ve para havalesi gibi işlerle de uğraşan kurumlar haline gelmiştir. Roma'da bankalar sarraflık yapan mevduat ve rehin karşılığı borç para veren kurumlar halinde idi. İlkçağda gelişmiş olan bankacılık Orta çağ'da uzun zaman kişisel sarraflıktan öte gidememiş ancak haçlı seferlerinin başlaması ile büyük bir gelişme kaydetmeğe başlamıştır. Gittikçe gelişmeğe başlayan dünya ticareti ve poliçenin meydana getirilmesi sistemi bankacılık temelinin atılmasına hizmet etmiştir. Cenova'da XII. yüzyılda sarraflara artık "bankerler" denmeğe başlanmış zengin İtalyan bankerlerinin yabancı şehir ve memleketlerde şubeler açmağa başlaması ile sistemli bankacılıkta önemli ilerlemeler olmuştur. Amerika'nın keşfinden sonra madeni paraların birden bire çoğalması ile bankacılıkta hamleli ilerlemeler olmuş. XVI. yüzyılın sonlarından itibaren ilk devlet bankaları kurulmağa başlamıştır. Venedikte kurulan “Banco di Rialto” (1587) Hollanda da kurulan “Amsterdamsche Wisselbank” (1609) ve Almanya’da kurulan “Hamburger Bank” (1619) bu memleketlerin iktisadî hayatlarında önemli roller oynayan küçük çapta da olsa devlet bankalarındadır. XVII. yüzyıl sonlarına doğru İngiltere’de başlayan devlet bankacılığı ile bankacılık gerçek ve önemli ilerlemesini kaydetmiştir. 1694 de kurulan “Dank ol England”, ilk büyük devlet emisyon {devlet adına para çıkaran banka) bankası olmuş öbür Avrupa memleketlerinin bu bankayı örnek tutarak devlet bankaları kurumları ile devlet bankacılığı ve özellikle bankacılık büyük gelişmeler kaydetmiştir.
XX. yüzyılda ise bankacılık bütün dünyada modern anlamını almış ve dev sermayelerle muazzam banka müesseseleri kurulmuştur.
Bize bankacılık : Bilhassa son yirmi yıl içinde büyük bir gelişme kaydeden Türkiye bankacılığının yüz yıllık bir geçmişi vardır, ilk resmi bankanın kurulmasından önce banka işlerini sarraflar, poliçeler ve mali tarihimizde önemli roller oynamış olan ve “Galata bankerleri” adıyla anılan bankerler görmüştür. Osmanlı İmparatorluğu dev rinde ilk banka “İstanbul Bankası” adiyle 1845 yılında kurulmuştur. Bundan sonra 10 milyon sterlin sermaye ile “Banque Ottomanne” kurulmuş ve 1863 te imtiyaz olarak “Bankı Osmanî Şahane” adı altında faaliyete başlamıştır. Bundan sonra Galata bankerleri ve bir çok yabancılar bankalar kurmuşlarsa da bunlar uzun ömürlü olmamıştır. Bu bankalardan sonra milli bankacılık alanında önemli gelişmeler olmaya başlamış. Mithat paşanın 1864 yılında Rusçuk'ta çiftçiye ödünç para vermek için kurduğu menafih Sandığından sonra {bu sandık 1838 yılında Ziraat Bankası adını almıştır). Meşrutiyet devrinde “İtibarı Milli Bankası” kurulmuş, bunu 1914 yılında Adapazarın’da kurulan ve bu günkü Ticaret Bankasının temsili olan “Adapazarı İslâm ticaret Bankası” takip etmiştir.
Fakat milli bankacılığımız en esaslı ve büyük hamlesini Cumhuriyetin ilânından sonra kaydetmiştir. Devrimcilik de devletçilik anlayışı içinde çeşitli alanlarda iş görebilmek için devlet tarafından bir çok bankalar kurulmuş bunları özel sermayelerin kurduğu ve açtığı şube ve ajanslarda bütün memlekete yayılan bankalar takip etmiştir. Sayıları pek çok olan bu bankalarla Türkiye bankacılığı modern bankacılıkta önemli gelişmeler kaydetmiştir.