DERİK « Türkiye Coğrafyası
Mardin iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.321 kilometrekare, nüfusu 23. 815 dir. İlçe yüzeyi, meşeliklerle kaplı dağlardan ve bu dağların çok hafif meyilli sırtlarından ibarettir. İlçe halkının başlıca geçim kaynağı buğday, arpa, darı ve nohuttur. İlçenin merkezi.701 nüfuslu Derik kasabasıdır.
BEYAZ RUSYA « Dünya Coğrafyası
Litvanya, Letonya, Polonya ve Ukrayna arasında Sovyetler Birliğine bağlı bir cumhuriyet. Yüzölçümü 218.000 kilometrekare, nüfusu 8.000.000 dur. Başşehri Minsk'tir. Ana çizgileriyle hafif tepelikler ülkesi olan Beyaz Rusya, da kışlar soğuk ve kurak geçer. Başlıca ekonomik varlığı geniş tarla ekimi, ne dayanır. Çavdar, arpa, keten, patates yetiştirilen başlıca ürünlerin dendir. Bu arada hayvancılık ve orman işletmesi de önemli yer tutar.
TELEFOTO « Teknik
Uzaktan fotoğraf almaya yarayan bir düzenek. Telefotoda alıcı ve verici olmak üzere iki bölüm bulunur. Alıcının silindir şeklinde bir bandı vardır. Bu bandın üzerine, özel eczalı boş fotoğraf kâğıdı yerleştirilir. Aynı şekildeki verici bölümün silindirine de verilmek istenen fotoğraf, özel ecza sürülerek yerleştirilir. Resmin verildiği şehir ile alacak şehir arasında telefon bağlantısı kurulur. Her iki aletteki bantlar dönmeğe başlar. Telefon kanalı aracı ile verici aletteki fotoğrafın siyah ve beyazlan, ses dalgacıkları halinde alıcıdaki boş fotoğraf kâğıdına tespit edilir. Böylece asıl fotoğrafın siyah beyaz oluşumları, aynen alıcıdaki fotoğraf kâğıdına geçmiş olur. Bazı telefoto resimlerinin titrek ve bulanık olması, telefon kanalındaki her hangi bir bozukluk yada konuşma ile ilgilidir.
AVUSTRALYA « Dünya Coğrafyası
Dünyanın beş kıtasından biri ve en küçüğü, Yüzölçümü 7.704.000 kilometrekare, nüfusu 10.508.191 idir.
Avustralya ,Güney Yarımküre'de Eski dünya kıtalar topluluğunun güney doğusunda büyük bir adadır. Kıyılarının uzunluğu 19.700 kilometredir. Eh büyük girintiler kuzeyde Carpentaria körfezi, güneyde Büyük Avustralya koyudur.
Yüzey şekilleri : Bir zamanlar Asya. kıtasıyla bağları olduğuna dair belirtiler bulunan Avustralya, genel olarak yükseltisi az bir kıtadır. Yüksek dağlık alanları azdır. Ortalama yüksekliği 300 metreyi aşmaz. Doğu ve batı kenarları, orta bölümden daha yüksektir. Kıtanın ortasına doğru en çukur yer deniz seviyesinden 12 metre aşağıda bulunmaktadır. (Eyre gölü)
Doğuda bulunan dağların en yüksekleri ,doğu güneyde bulunmaktadır (Avustralya Alpleri 2.241 metre). Daha kuzeydeki dağların yükseklikleri 1.000 metreden azdır. Batı Avustralya yükseklikleri ise doğuya nispetle daha azdır ve ortalama olarak 1.000 metreyi geçmez.
İklim : Avustralya, büyük bir kısmı ile ekvatorun güneyinde 10 ve 40 enlemleri arasında yer alır. 1/3 ü Oğlak dönencesi içinde, geri kalan kısmı bu dönence dışında kalır. Bu sebeple iklim hem ılıman, hem astropikal, hem de tropikal özelliği gösterir. Güney Yarımküresinde bulunduğu için yazları Ocak ayında, kışları Temmuz ayındadır. Bu genel iklim karakterine göre Avustralya beş iklim bölgesine ayrılır : 1 - kuzey de mevsim yağmurlarının yağdığı sıcak bölge ,2 - daha güneyde kurak ve yarı kurak bölge, 3 - Güneyde kış yağmurları bölgesi ,4 - alizelerin etkisiyle yazın yağışlı olan doğu kıyılarının kuzey bölümü bölgesi, 5 - her mevsimde yağışlı .olan güney kıyıları bölgesi.
Sular : Avustralya akarsuların çok az olduğu bir kıt'adır. Kıtada sık sık rastlanan kuraklık devrelerinde, akarsuların hemen hepsi kurur ya da cılız dereler haline geçer. Bazı yıllarda da fazla yağış yüzünden yataklarından taşarak büyük zararlara yol açarlar. En büyük gölü Eyre'dir. Öbür önemli göller, güneydeki Spencer körfezi yöresinde toplanmıştır.
Bitki ve Hayvanlar : Avustralya'nın Asya ile olan bağları ,çok eski zamanlarda kesildiği için, bitki ve hayvanlarının büyük çoğunluğuna başka kıta'larda rastlanmaz. Çöllerde rastlanan Spinifex' ler ve çöl meşeleri buranın özel bitkilerindendir. Kuzeydeki tropikal bitkilerle güney ve güneydoğudaki bitkiler Asyadakileri andırır. Hayvanları bitkilerinden daha da çok dikkate değer bir özellik göster. Burada eski çağ hayvanlarım andıran birçok hayvanlar yaşamaktadır. Bu bakımdan Avustralya'ya “yaşayan fosiller ülkesi” demek yerinde olur. Yüksek yapıdaki memelilerin hemen hiç biri yerli olmayıp, buraya sonradan getirilmiştir. Deri kabuk içinde yumurtlayan memeliler, kanguru gibi keseli hayvanlar, çeşitli zehirli yılanlar, kuşlar ve 1,5 metreyi bulan kertenkeleleri, başka kıtalarlarda bulunmayan özel hayvanlardandır.
Ekonomi: Avustralya'da endüstri alaşımda önemli ilerlemeler olmuşsa da ziraat ve ham madde ülkesi olmanın verdiği özellikler büyük bir değişikliğe uğramamıştır. En önemli iş hayvancılıktır. Buğday ,mısır, şekerkamışı ve pamuk ekimi dünya istihsali bakımından önemli bir yer tutar. Kurşun, altın ve gümüş madenleri bol miktar'da varsa da bunların işletilmesi o\ kadar geniş değildir.
Nüfus : Avustralya kıtasının Avrupalılarca ilk tanınması XVII. yüzyıl başlarındadır. Aynı yüzyılın ortalarına doğru da Tasmanya bulunmuştur. 1770 yılında ve bu tarihten sonra Kaptan Cookun Avustralya'nın birçok yerlerini keşfetmesi, Avrupa'lılarda buraya yerleşme fikrinin doğmasına sebep olmuştur. 1778 yılında İngiltere buraya ilk yerleşme hareketinde bulunmuştur. Buraya ilk gönderilenlerin büyük bir kısmını siyasî suçlular hırsızlar, katiller gibi topluluk hayatının düzenini bozanlar teşkil etmiştir. Bu yerleştirilme sonucu Avustralya’nın nüfusu 1860 yılında 1 milyona ulaşmıştır.
Avustralya'ya göç edenlerin çoğunluğu (% 97) Britanya adalarından gelmişlerdir. Azınlıklar pek az yer tutar. Renkli ırklar arasında Çin'liler çoğunluktadır.
Siyasî durum : Avustralya Birliği adı verilen ve Britanya Milletler Topluluğu'nda yer alan Avustralya, bir konfederasyon şeklindedir. Bu konfederasyon, altı devletle iki bölgeden meydana gelmiştir. 1900 yılında kabul edilen anayasaya göre Commonwealth adı verilen Avustralya Birliğine şu devletler dahildir : Yeni Güney Walles, Queensland Tasmanya, Victoria, Batı ve Güney Avustralya Kralı temsil eden bir genel vali tarafından idare edilir.
BAĞIŞIKLIK « Sağlık
Bağışık olma hali, muafiyet. Eskiden beri iki olay dikkati çekmiştir. Ölümden az bir zaman sonra insan ve hayvan vücudunda, canlı organizmalarda görülmeyen çürüme olayının meydana gelmesi; bazı bulaşıcı hastalıklardan sonra, organizmada bu hastalıklara karşı bir duyarsızlığın belirmesi. Bu duyarsızlık hali bağışıklığı meydana getirir. Bu özellik ya şahsın kendine aittir, buna doğal (tabiî) bağışıklık denir, ya da sonradan meydana getirilir, buna da edinsel (kisbi) bağışıklık denir.
Doğal bağışıklık:İnsan ve hayvanların iç ve dış yüzeylerinde milyonlarca mikrop vardır. İnsan ve hayvan canlı bulundukça vücuttan içeri giremeyen, bu sebeple zararsız olan bu mikroplara (saprofit) denir. Canlı organizmalarda bu mikropların içerlere girmelerine engel olan bir karşı koyma vardır. Bu durum doğal bağışıklığı meydana getirir. Ölümden sonra, organizmanın karşı koymasını kaybetmesi üzerine saprofit olan bu mikroplar, vücudun içine girerek çürüme olayını meydana getirirler.
Doğal bağışıklık, bir hayvan türünün, belli bir mikroba karşı olan bir özelliğidir. İnsan, hayvanlarda hastalık yapan bazı mikroplara karşı (tavuk kolerası) doğal olarak bağışıktır. Bu bakımdan doğal bağışıklık insanları ya da bir hayvan türünün bütün fertlerini içine alan bir bağışıklıktır.
Edinsel bağışıklık : Bu hal, doğal bağışıklığın aksine toplu olarak insan türüne ait olmayıp, tamamen şahsın kendine mahsustur. Bazı bulaşıcı hastalıkları geçiren insanlar, o hastalığa bir daha nadir olarak yakalanırlar. Bir hastalığın ikinci bir infeksiyonuna karşı bağışıklığın meydana gelmesi, (edinsel bağışıklık) sonucudur. Çiçek, suçiçeği, kızamık, kızıl, boğmaca, tifo, gibi bazı bulaşıcı hastalıkları geçirenler, uzun zaman, tatta ömürleri boyunca bu hastalıklara bir daha yakalanmazlar. İnsan ve hayvan organizmaları ile ilgili bu iki bağışıklıktan başka çeşitli durumlarda meydana getirilen sun'î bağışıklık da vardır. Suni bağışıklık aktif ve pasif olmak üzere iki şekilde yapılır.
Aktif bağışıklık : Bu usulde mikroplar ya da onların toksinleri aşı maddesi olarak kullanılır. Aşı maddesi olarak kullanılan mikroplar ya da onların toksinleri, doku hücrelerini uyartarak, dolayısıyla hastalık yapan tabiî mikropları taklit ederek, organizmanın karşı koyma gücünü çoğaltırlar. Organizmayı, hastalık yapan mikroplara karşı daima uyanık bulundurmak için yapılan bu aşılar, bir hastalığa yakalanma ihtimalleri belirdiği zamanlarda, koruyucu bir tedbir olarak yapılırlar ve ufak dozlar halinde şırınga edilerek bu karşı koyma gücünün artmasına yararlar.
Passif bağışıklık : Bağışıklık kazanan bir hayvanın serumunun alınarak insan vücuduna şırınga edilmesi ile meydana getirilen bağışıklıktır. Hastalığa yakalanıldığı ve acele bir karışmayı gerektiren hallerde yapılır. Bu bakımdan bu çeşit bağışıklığın koruyucu özelliğinden çok kurtarıcı özelliği vardır
ANARŞİZM « Devlet
Yunanca anarchia (kanunsuzluk) kelimesinden alınan bu deyim idare edici bir otoritenin olmamasını savunan bir doktrindir.
XIX. yüzyıl başlarından beri, sistemli bir şekilde görülmeye başlayan anarşistler her türlü devlet şeklinin kötü ve zalimce olduğunu savunmuşlardır. Anarşistler, fertlerin hukuk, ekonomik ve sosyal bakımdan tamamıyla serbest olmalarını; silâhlı kuvvetler, mahkemeler, yazılı kanunlar olmadan serbestçe, bir arada yaşamalarını isterler.
Hükûmetsizlik halinin devamlı olmasını amaç bilen anarşistlerin metotları çok farklıdır. Bazıları toplumun barışçı yollarla anarşiye geçmesini savunurlar, bazıları da anarşizmin ihtilâlle başarı kazanabileceğine inanırlar.
XIX. yüzyılda çeşitli anarşist grupları, Rus Çarı, Alexandr'ı, İtalya Kralı Humbert'i, Fransız Cumhurbaşkanı Carlot'u, Avusturya İmparatoriçesi Elizabeth'i, Amerika Cumhurbaşkanı MacKinley'i öldürmüşlerdir.
1877 ve 1907 de milletlerarası anarşist kongreleri toplanmışsa da hiç bir zaman süreli bir anarşizm teşkilâtı kurulmamıştır.