Nedir

KALECİK « Türkiye Coğrafyası

Ankara iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 2.039 kilometrekare, nüfusu 27.861 dir. Yüzeyi yer yer dağlık alanlardan ve Kızılırmak nehrinin meydana getirdiği geniş düz alüvyâl alanlardan ibarettir. Geniş tarla ekimi, arıcılık, hayvancılık ve tiftik yetiştiriciliği ilçenin başlıca geçim kaynağıdır. İlçe merkezi 4.112 nüfuslu Kalecik kasabasıdır.

DAKOTA, Güney « Dünya Coğrafyası

Amerika Birleşik Devletlerinden bir devlet. Nüfusu 644.000, başşehri Bismarc şehridir.

İSTANBUL « Türkiye Coğrafyası

İstanbul ilinin merkezi olan şehir. 1.479.528 e varan nüfusu ile Türkiye'nin en kalabalık şehridir. Avrupa'da ve Asya kıtalarının, hemen birleşecek kadar birbirine yaklaştığı noktada, Karadenizle Akdeniz'in, Marmara Denizi aracılığı ile kavuştukları yerde kurulmuştur. Yüzölçümü 253 kilometrekaredir. Deniz, hemen her tarafına girmiştir. Denizin bu özelliği ile meydana gelen çok güzel tabiat görünüşü, sularının, ikliminin her bakımdan yaşamaya elverişli olması İstanbul'un yeryüzünde benzeri az bulunan bir şehir olma özelliğini kazanmasını sağlamıştır.

Osmanlı İmparatorluğu'nun 470 yıl başşehirliğini yapmış olan İstanbul, bugün de yurdumuzun bir kültür, sanat ve sanayi merkezi durumundadır.

Kuruluş : İstanbul'un kuruluşu, Milâttan çok yıllar öncedir. Şimdiki İstanbul adı, eski Yunanca “istinbolin” (şehre gidiyorum) sözünden gelmedir.

Şehrin bilinen en eski adı Bizantion'dı Daha sonraları, halk arasındaki deyim ile Konstantinopolis adım almıştır. Türkler tarafından alındıktan sonra islâmbol denmiştir. Fakat, İstanbul'u anlatmak için “Der-i Saadet, Der-i Devli Bârü'l İslâm” gibi adlar kullanılmıştır.Bugün İstanbul yerleşmiş adıdır.Coğrafya: İstanbul şehri, Avrupa ve Asya kıtalarının birleştiği yerde kurulmuştur. Bizanslılar devrinden beri yedi tepe üzerinde kurulduğu söylen Bu yedi tepenin yerleri şöyledir: 1 -Topkapı Sarayı, Ayasofya ve Sultan ahmet'in bulunduğu kesim, 2 - Çemberli taş ve Nuruosmaniye, 3 - Üniversite merkez binası ve Süleymaniye Camii

4 - Fatih Camisi'nin bulunduğu kesim

5 - Sultan Selim Camisi, 6 - Tekfur sarayı ve Eğrikapı bölgesi, 7 -Samatya ve çevresi.

Bu yedi tepe kesimi, Haliç'in güneyinde ancak 25 kilometrekarelik bir alan kaplar. Oysa İstanbul'un bütün alanı 253 kilometrekaredir. Bu durum da İstanbul'un, çok geniş bir alana yayılmış olduğunu gösterir. Buna rağmen Türkiye'nin, yüzölçümü bakımından küçük illerinden biridir.

Türkiye'nin her bakımdan en büyük şehri olan İstanbul şehri, başlıca dört bölümden meydana gelmiştir.

a - Asıl İstanbul Saray burnunda başlayıp Haliç ve Marmara boyunu bir taraftan Eyüb'e, öte taraftan Bakırköy'e doğru uzanır. Bir yarımada biçimindedir. Eski ve tarihi İstanbulun bütün sanat eserleri bu bölgede toplamıştır.

b - Avrupa yakasındaki geri kalan bölüm: Asü İstanbul'dan Haliç'i ayrılmış ve Galata ile Beyoğlu'na köprü ile bağlanmıştır. Buralardan Şişli, Mecidiye köye kadar uzanır. Haliç taraflarında da Kasımpaşa, Hasköy yörelerini içine alır. Boğaz yönünde de Tophane, Fındıklı, Kabataş, Beşiktaş ve mahallelerini içine alır.

c - Anadolu yakası: Ayrı birer şehir özelliğinde olan Asya yani An dolu yakasındaki Üsküdar ve Kadıköy semtlerini içine alır. Bunların banliyöleri olan Pendik, Çamlıca, Bulgurlu, Anadolu yakası semtleridir.

d - Boğaziçi: Anadolu ve Rumeli kıyılarından Kavaklara kadar devam eden bölümdür. Tabiat güzelliği bakımından İstanbul şehrinin en değerli yerleri buralarıdır.

Bu kadar geniş bir alana ve her yanı dolmuş bir şekilde yayılmış bulunan İstanbul şehri, çeşitli sanat ve mimarî eserleriyle, bu sanat eserlerinin, uzun yüzyıllardan beri kalan tarihî ederler olmaları özelliği ile, Türkiye'nin en güzel ve önemli bir şehri olma niteliğini kazanmıştır.

İSTANBUL İLİ

Avrupa ve Asya kıtalarının Kara-bulunan ve Türkiye'nin en kalabalık şehrini içine alan Türkiye'nin en kalabalık ili. Yüzölçümü 5.711 kilometrekare, nüfusu 1.931.910 dur. Kuzenini Karadeniz, güneyini Marmara denizi çevirir. Doğusunda Kocaeli, batısında, Tekirdağ ve Kırklareli vardır. Yalova ilçesi ile de Bursa'ya komşudur. Nüfus bakımından Türkiye'nin en kalabalık ili olmasına rağmen, yüzölçümü bakımından Türkiye'nin en küçük illerinden biridir.

Yüzeyi, Boğaziçi'nde birbiri ile karşılaşan iki yarımada halindedir. Dağ denebilecek başlıca yükseltileri, Kartal, gerisindeki Aydos dağı (537 m.), Kayış dağı (438 m.) Alem dağı (446 m.) dir. Avrupa yönünde ise en yüksek yer, Çatalca'nın güneyindeki Çıplak tepe (320 m.) dir. Kıyıları, özellikle Karadeniz kıyıları oldukça girintili çıkıntılıdır. Öbür kıyıları, Karadeniz kıyıları kadar girintili çıkıntılı değildir. Karadeniz dolaylarındaki Terkos gölü, Marmara kıyılarındaki Küçük ve Büyükçekmece gölleri, körfezler halinde iken ağızlarının tıkanmasından meydana gelmiştir. Önemli akarsuları yoktur. Akarsular küçük dereler halindedir. (Uludere, Kâğıthane, Sazlıdere, Karasu).

İstanbul bir taraftan Akdeniz, bir taraftan da kuzey ikliminin etkisi altındadır. Bu bakımdan, Marmara kıyılarında ayrı, Karadeniz kıyılarında ayrı bir özellik gösterir. Bitki ve meyveleri bir iklim değişikliği sebebi ile çeşitlilik gösterir. Sebze bahçeleri, meyve bahçeleri bakımından zengindir. Balıkçılık bakımından da önemlidir.

İstanbul'un ilçeleri: İstanbul ilinin 19 ilçesi, 59 bucağı, 281 köyü vardır. İlçelerinden Belediye sınırlan içinde olanlar şunlardır: Adalar, Bakırköy, Beşiktaş, Beyoğlu, Beykoz, Eminönü, Eyüp, Fatih, Gaziosmanpaşa, Kadıköy, Sarıyer, Şişli, Üsküdar, Zeytinburnu. Belediye sınırlan dışında kalan ilçeleri şunlardır: Çatalca, Kartal, Silivri, Şile, Yalova.

Tarihte İstanbul: Bugünkü İstanbul'un çekirdeğinin yani Haliç'in güneyinde kalan bölümlerinde ilk oturanlar Traklar'dır. Fenikeliler ise Kadıköy taraflarında yerleşmişlerdi. Yunanlılara göre de, M. Ö. 658 yılında Megara şehrinden Byzas'ın yönetiminde bir Yunanlı kafilesi, bugünkü Sarayburnu taraflarına yerleşmiştir. Bundan sonra şehir, bir liman ve ticaret şehri olmaya başlamıştır. M. S. ikinci yüzyılda da, burası bir Roma sitesi olmuştur. İmparator Konstantin, şehri, yeni baştan kurmuş, 11 Mayıs 330 yılından itibaren de burası, Roma'nın yerine başşehir olmuş, 395 yılından itibaren de Doğu Roma İmparatorluğu'nun (Bizans İmparatorluğu) başşehri olmuştur. İstanbul'un altıncı yüzyılda nüfusu bir milyonu aşkın bulunuyordu ve dünyanın en büyük şehri idi.

Bizanslıların elindeki İstanbul, bir kaç defa saldırıya uğramış, Haçlı Orduları zamanında yakılıp yıkılmış Yeniden Bizanslıların eline geçtiğin nüfusu yarım milyona kadar düşmüş bulunuyordu.

Osmanlı Devleti'nin kurulmasından sonra Bizans, Osmanlı Türkleri ile karşı karşıya gelmeye başlamıştır. 1390 yılında Yıldırım Bayazit şehri kuşatmış fakat kesin bir sonuç alamamıştır. Musa Çelebi de, 1411 yılında şehri, sonsuz bir kuşatmada bulunmuştur. 1422 yılında Murat II. de, İstanbul'u almak üzere çetin savaşlara girişmiş Bunların hiç biri sonuç olarak Bizansı alamamış, ancak, Osmanlı hükümdarı Mehmet II. uzun bir kuşatmadan sonra 29 Mayıs 1453 tarihinde almayı başmış ve Ortaçağ'a son vermiştir.

Fethedildiğinde bir harabeye dönen şehir, Osmanlıların başşehri olmuş zamanla, Osmanlı İmparatorluğu'nun bayındır şehri durumuna getirilmiş zaman zaman depremler, ayaklanmalar, yangınlarla şehir büyük kayıplara uğramışsa da, yeniden düzene sokulmuştur.

Birinci Dünya Savaşı'nın bitiminde 16 Mart 1920 de, düşman kuvvetleri istilâsına uğramış, 6 Ekim 1923 tarihinde de düşman istilâsından kurtarılmıştır.Cumhuriyetin kurulmasından bu yana da gün geçtikçe modern ve bayındır bir şehir özelliği artan İstanbul, her bakımdan Türkiye'nin en önemli şehri olmak özelliğini devam ettirmektedir.

DAKTİLOSKOPİ « Sözlük

Parmak izleri ile hüviyetleri bulmak usulü. İnsan avucunun, özellikle parmak uçlarının deri çizgileri yönünden her şahısta ayrı ayrı biçimde olması esasına dayanır. Daktiloskopi, bugün polis hizmetlerinde çok işe yarayan bir hüviyet bulma usulüdür.

DERVİŞ « Din

Eskiden tarikata girmiş, bir şeyhin emrine uymuş olanlara verilen ad. Sonraları bu söz daha da genel bir özellik kazanmış, rütbesi, derecesi ne olursa olsun, bir tarikatın bütün ilgililerine verilmiştir. Derviş gerçekte “terk ehli” dir. Yani dünya ile ilgisini kesmiş, kendini Tanrıya bağlamış insandır. Dervişlik te en ileri derece, “terk-i terk” tir. Yani, vazgeçmeyi bile istememek o, derece kendini bırakmak, kendini unutmaktır.

BOĞAZLAR KOMİSYONU « Tarih

Boğazlar Bölgesinin ve Boğazlar rejiminin kontrolü için Sevr ve Lozan antlaşmaları ile kurulan ve Motrö antlaşması ile kaldırılan milletlerarası komisyon.

Osmanlı imparatorluğunun bağımsızlığına son veren Sevr Antlaşması ile boğazlar, milletlerin serbestçe geçebileceği bir yer olmuş ve burasının kontrolü Osmanlı imparatorluğundan alınarak milletlerarası Boğazlar Komisyonuna verilmiştir.

Fakat Sevr Antlaşmasının, Türk milletini gerçek olarak temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmemesi üzerine bu antlaşma ile kurulmasına karar verilen Boğazlar Komisyonu kurulamamış; Lozan Anıtlaşması ile Boğazlar Komisyonu yetkileri Türk delegelerinin istediğine göre değiştirilerek kurulmuştur. Savaş gemilerinin ve askerî uçak gemilerinin boğazlardan geçerken kontrolünü üzerine alan bu komisyon, Montrö Antlaşması ile tamamen kaldırılmıştır.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy