Nedir

BOŞ İNANLAR « Toplum ve Toplum Yapısı

İnsan topluluklarında yerleşmiş olan asılsız inanışlara “boş inanlar” adı verilir. Boş inanların eski deyimi Bâtıl itikatlaradır. Boş inanlar, ilkel toplumlardan başlayarak, zamanımızın en ileri toplumlarına kadar gelmiş olan ve bu toplumlarda halâ yer eden bir takım inanlardır. Bunların asıl sebepleri bilinmemekle beraber, eskiden kalma bir gelenek olarak, inanılmasına dikkat edilir.

Bu inanlar, toplumlara göre değişmekle beraber, hemen bütün toplumlarda aynı özellikte olanlarına da rastlanmaktadır.

Boş inanların kaynağını incelemek istersek, ilkel insan topluluklarına kadar inmemiz gerekmektedir. İlkel insan topluluklarında insanlar, tabiat olayları karşısında, çaresiz ve kudretsiz kalmış kimselerdi. Bunlar, gök gürlemesi, şimşek çakması, şiddetli fırtınaların çıkması, depremlerin olması, ay ya da güneş tutulması gibi tabiat olayları karşısında kudretsiz kalmışlar, bunların nedenlerini açıklayamamışlar ve bu olayları, Tanrıların, insanlara olan kızgınlıklarına yormuşlardı. Bu sebeple, Tanrılara yapılacak adaklar, kesilecek kurbanlar ve başka yoldaki inanlarla; yukarda sayılan tabiat olaylarının meydan gelmesini önleyeceklerini sanmışlardı.

Fakat, zamanla, tabiatın bilinmez olan olayları açıklanmış, bunların bilim yolu ile nedenleri bulunmuştur. Bununla beraber, yüzyıllar boyunca devam ede gelen inanlar da, geri toplumlarda daha çok ileri toplumlarda o oranda azalma göstererek devam edegelmiştir.

Geceleri tırnak kesmemek, 13 sayısını ve salı gününü uğursuz saymak, kara kedi görmek, merdiven altından geçmek, aynı kibritle üç kişinin sigarasını yakmak, ayna kırmak, sofranın üzerine tuz dökmek, göz seğirmesi, bu gün bile çeşitli şekillerde yorumlanmakta, bunların meydana gelmesi sonucu, çeşitli uğursuzlukların, aksiliklerin meydana geleceğine inanılmaktadır.

Bu arada kahve falına, iskambil falına inanmak, rüyada görülen her hangi bir şeyi yorumlayarak, meydana gelecek olayları önceden bilme yoluna gitmek, boş inanların, toplumlarda devam etmesini sağlayan en kuvvetli kaynaklar halinde yaşamaktadır.

Elbette ki medenî bir kimse, sebebi olmayan bu şekil boş inanlara inanmanın yersizliğini ve komikliğini bilir.

MADEN « Türkiye Coğrafyası

Elâzığ iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 955 kilometrekare, nüfusu 27.410 dur. Yüzeyi oldukça sarp, dik meyilli, çıplak yamaç ve sırtlardan ibarettir. Halkının başlıca geçim kaynağı tahıl, pamuk, patates ekimidir. İlce merkezi 8.011 nüfuslu Maden kasabasıdır.

SEÇİM « Yönetim Şekilleri

Halk egemenliğine dayanan bir yönetim şekli olan demokrasilerde; yönetimi, halk çoğunluğunun istediği temsilcilerin alabilmesini sağlamak için yapılan milletvekili ya da başka temsilciler seçme işi.Seçimde, a - Seçime katılmak, b - Seçilebilmek, olmak üzere iki şekil vardır.

Seçime katılmak ; ya anayasayı yapmak, kurmak ya da anayasa tarafından yapılmış, kurulmuş olan kuvvetleri kullanmak için temsilci göstermek suretiyle malî arzu ve iradeyi göstermek yetkisine sahip olmak ve bu yetkiyi kullanmaktır.

Seçilmek ; millet adına hareket etmek, ya anayasayı kurmak kudretlerini ya da anayasa tarafından düzenlenmiş ve kurulmuş olan kudretleri, millet namına kullanmak üzere seçilmektir. Böylece, halk tarafından seçilen ve zaman zaman yine halk tarafından değiştirilen temsilcilerin yönetiminde olan “temsili demokrasilerde” devletteki bütün kuvvet ve kudretler, birinci derecede seçmenler tarafından, ikinci derecede seçilmiş olanlar tarafından kullanılır. Bunun içindir ki, sayı bakımından çok olanlar, devlet yönetiminde kuvvet ve kudretlere sahip olurlar.

Her ülkede, seçime katılmak ve seçmek hakları, özel kanunlarla düzenlenmiş bulunmaktadır.

Çeşitli seçim usulleri vardır. Bunların başlıcaları şunlardır:

1 - Vasıtalı seçim : Bu usulde iki seçim heyeti vardır. Birinci seçim heyeti, temsilcileri seçecek olan daha az sayıdaki seçmenleri seçer. Bu seçmenler de temsilcilerin seçimine katılır, iki dereceli bir seçim usulüdür. İkinci seçmen sayısının daha az olması, bunların hüküm altına alınmasının daha kolay olması sonucunu yarattığı İçin, gerçek bir temsil usulü değildir.

2 - Açık seçim : Belli temsilcileri seçecek seçmemin ,oyunu açıkta kullanması usulüdür. Seçmenin hürriyetini ortadan kaldırdığı için, seçme hakkını en

kuvvetli kısan bir usuldür. Bu bakımdan, demokrasi ile bağdaşan bir tarafı yoktur .Demokrasilerde, seçimin gizli olması bas şarttır. Seçmen vatandaş, dilediği oyu, herkes kapalı bir seçim kulübesinde, kimseden korkusu olmadan ve kimseye hesap vermeden dilediğine verebilmelidir. Çoğu ülkelerde, kapak hücrelerde seçmenin oy verme şekli uygulanmaktadır.

3 - Tekrarlı seçim: Bir seçmenin çeşitli seçim dairelerinde aynı seçime ayrı ayrı katılma usulüdür. Çeşitli seçim dairelerinde, değişik sebeplerle ilgili olan bir kimse, bu seçim dairelerinin her birinde ayrı ayrı oyunu kullanabilmektedir. Bu usul, seçimin bir hafta süre ile yapıldığı ülkelerde uygulanmaktadır. Fakat çeşitli yanlış sonuçlara sebep olduğu için kaldırılmakta olan bir usûldür.

4 - Çoğalma oylu seçim : Bir seçmenin, aynı seçim dairesinde ve aynı zamanda, birden fazla oy hakkına sahip olmasını sağlayan seçim usulüdür. Bu oy farkında, verilen vergi oranları, öğrenim dereceleri, v.b. rol oynar.

5 - Listeli seçim : Temsili demokrasilerde işin doğrusu, bütün ülkenin bir seçim dairesi sayılması ve bütün halkın oylarını birden kullanmasıdır. Fakat buna hiç bir şekilde imkân olmadığından, ülkenin, bir takım seçim bölgelerine ayrılması ve bu bölgelerden her birinin, belli sayıda temsilci seçmesi zorunluluğu meydana gelmiştir. Bu bölge bölünmesinde, birbiri ile çarpışan iki usul vardır: a - Listeli seçim, b - Tek ad üzerine seçim. Listeli seçimde, belli bir seçim dairesinde bulunan bir seçmen, o bölgenin çıkaracağı birden fazla temsilciyi, 'bir liste üzerine yazmak ya da, seçime katılmış olan siyasî partilerin önceden hazırladıkları temsilci sayısı kadar oy listesini kullanmak suretiyle, seçme hakkını uygular. Tek ad üzerine seçimde, bir seçim dairesinin çıkaracağı bir temsilciyi, o seçim dairesinde bulunan seçmenden seçme hakkı uygulanır.

Bu seçim usulleri ile elde edilen oylar, ya “çoğunluk sistemi” ne göre değerlendirilir, ya da “nispi temsil sistemi” ne göre değer bulur.

Çoğunluk sistemi : Bir seçim bölgesinde, seçime katılmış olan partilerin, en çok oy almış olanının tam liste şeklinde temsilci çıkarması (azlık + 1) dir. Burada, azlığın bütün oyları, temsilci seçiminde değerini bulamamaktadır.

Nispi temsil : Genel oy hakkını sınırlandırmasından çok, düzenlenmesi ile ilgili bir sistemdir. Bu sistem de, çoğunluğun ezici hakkının önüne geçmek ve azlığa da hak tanımak prensibi uygulanır. Bu bakımdan “nispi temsil”, “azlığın temsili usulü” dür. Seçime katılan ve çeşitli düşünceleri temsil, eden siyasî partilerin, vatandaşlardan aldıkları oy oranında temsilciler, vatandaş çoğunluğunun getirdiği temsilciler değil; vatandaşların çeşitli düşünceler ve yönelimler içinde oy verdikleri çeşitli siyasî partilerin adaylarından meydana gelmiş temsilcilerdir. Çeşitli şekiller altında uygulanan nispi temsil sisteminin, Türkiye'de 15 Ekim 1961 genel seçimlerinde uygulanan şekli şudur: Seçime katılmış olan siyasî partilerin ve bağımsız adayların adları alt alta ve aldıkları muteber oy sayıları hizalarına yazılır. Bu rakamlar önce bire, sonra ikiye, sonra üçe o çevrenin çıkaracağı, milletvekili sayısına ulaşıncaya kadar bölünür. Elde edilen paylar parti ayırımı yapılmaksızın en büyükten, en küçüğe doğru sıralanır. Millet vekilleri, bu payların sahibi olan partilere 140.000 muteberi oy pusulasının olduğu ve bağımsız adaylara, rakamların büyüklük sırasına göre tahsis olunur.

Bu usul, bir örnekle gösterildiğinde: Bir seçim bölgesi, 5 milletvekili çıkaracak olsun. Burada seçime katılmış olan dört partiden A Partisi 80.000, B partisi 30.000, C partisi 28.000, D partisi, 2.OOO oy almış bulunsun. Bu seçim bölgesi,5 milletvekili çıkaracağına göre, muteber oy sayısının bu rakama bölünmesinden elde edilen 28.000 rakamı, milletvekili seçimindeki “baraj” rakamıdır. Buna ulaşamayan parti, hiç bir milletvekili çıkaramaz. Bu duruma göre D partisi, hiç bir milletvekili çıkaramamaktadır. Buna karşılık, A,B,C, partilerinin aldıkları oyların bire, ikiye, üçe... bölünmesinden elde edilen sonuçlarda çıkan paylar sonucu A partisi (84.000, 42.000, 28.000.. bölümleri sonucu) 3 milletvekili, B partisi (30.000, 15.000 bölümleri sonucu) 1 milletvekili, C partisi (28.000, 14.000.. bölümleri sonucu) 1 milletvekili çıkarabilmektedir.

Türkiye'de genel olarak şu seçimler yapılmaktadır : Milletvekilleri seçimi, Cumhuriyet Senatosu üyeleri seçimi, İl Genel Meclisleri seçimi, Belediye Meclisi üyeleri seçimi, şehir ve kasabalarda muhtar ve ihtiyar heyetleri seçimi, Ticaret ve Sanayi Odaları ve Ticaret Borsaları seçimi.Fakat seçim deyince, çoklukla “milletvekili” ve (9 Temmuz 1961 de halkoyunca kabul edilen Yeni Anayasamıza göre) Cumhuriyet Senatosu üyeleri seçimi anlaşılmaktadır.

Millet Meclisi üyeleri seçimi, Türkiye'de 4 yılda bir yapılmaktadır. Son nüfusun 450 ye bölünmesi ile elde edilen rakam, milletvekili seçiminde esas olarak sayılmakta ve illerin çıkaracakları milletvekili sayısı da, il nüfusunun, milletvekili seçilmek için gerekli rakama. bölünmesi ile elde edilmektedir. Türkiye'de Milletvekili seçimi “tek dereceli” “nispi temsil sistemine göre düzenlenmiş” genel, eşit ve “gizli oyla” yapılmaktadır. Seçmen oyunu kendisi ve tam bir serbestlikle kullanır. 15 ilde tam teşkilât kurmuş olan partiler seçime katılabilmektedirler.

İlk seçimleri 15 Ekim 1961 genel seçimlerinde yapılan Cumhuriyet Senatosu üyeleri de, tek dereceli, genel, eşit ve gizli oyla ve aynı günde yapılan bir seçimdir. Ancak, üyeler, çoğunluk sistemine göre seçilmektedirler. Cumhuriyet Senatosu üyeleri seçiminde, her il bir seçim çevresidir, İllerin çıkardıkları senato üyeleri de, kanunla gösterilmiştir. Cumhuriyet Senatosu üyesi olmak için, milletvekili olma şartlarının dışında, kırk yaşında olmak ve yüksek öğrenim görmek gereklidir.

Türkiye'de ilk seçimler Abdülhamit II. nin saltanatı devrinde 26 Aralık 1876 da ilân edilen “Kanunî Esası” ye göre hazırlanan “Talimat-ı Muvakkete” gereğince 1 Mart 1876 da İstanbul'da, 18 Ocak 1876 da da diğer illerde iki dereceli olarak yapıldı. Aynı yıl ikinci bir seçim daha yapıldı. Mithat Paşa'nın bir komisyonla birlikte hazırladığı ve 1908 seçimlerinde ilk defa uygulanan (İntihab-ı Mebusan Kanunu) Meşrutiyet ve Cumhuriyet devirlerinde bir iki ufak değişiklik görerek 1946 daki tek dereceli seçimlere kadar 70 yıl yürürlükte kaldı.

Bu kanun hükümlerine göre; “Müntehibi Evvel” (Birinci Seçme) olanlar tarafından her 500 kişiye 1 kişi hesabıyla “Müntehibi Sanî” (İkinci Seçmen) ler seçilmekte, bunlar toplanarak her ilin 50.000 erkek nüfusuna bir esasına göre tespit edilen miktarda milletvekilini seçmekte idiler. Meselâ İstanbul milletvekillerini 1300 kadar “Müntehibi Sanî” seçerdi.

1946 yılından itibaren de “tek dereceli” seçim uygulanmıştır.

Türkiye’de birden fazla partinin katılması ile yapılan seçimler 1908, 1912, 1919, 1931, 1946, 1950, 1954, 1957, 1961 seçimleridir. Tek partili seçimler ise; 1876 (her iki seçime partiler henüz kurulmadığı için katılmalar olmamış, Muhafazakârlar ile Meşrutiyetçiler mücadele etmişlerdir), 1914, 1923 (Meclis hükümeti zamanı), 1927, 1935, 1939, 1943 seçimleridir. Türkiye'de Muhalefet ilk defa 1911 ara seçimlerinde birleşmiş, “İttihat ve Terakki Fırkası”na karşı “Hürriyet ve itilâf Fırkası” adını almış ve kazanmıştır. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı ilk defa 1934 de, subaylara 1961 de verilmiştir.

BOYAR MADDELER « Kimya

Renk veren maddelerin genel adı.

Boyar maddeler başlıca iki bölüme ayrılır; Madenî boyalar, organik boyalar.

Madenî boyalar, birçok madenlerin türlü karışımları ile meydana gelen boyar maddelerdir. Bunlar, başlıca beyaz, sarı, kırmızı renk verirler. Bunların ışığa karşı dayanıklılıkları çok olduğu gibi, örtme ve boyama yetenekleri yüksektir. Başlıcaları şunlardır: Beyaz boyalar: Kurşun beyazı ve bazik kurşun karbonat, çinko oksit, çinko sülfür ile bariyumsülfit karışımı, titan oksit, bariyum sülfat, kalsiyum karbonat (tebeşir) antimon oksit, Kırmızı ve sarı boyalar: Civa oksit (zencifre), kadmiyum kırmızı, krom ve kurşun bileşikleri, kurşun antimonat. Mavi ve yeşil boyalar: Bakır hidroksit ve bakır sülfatın sudkostikte muamelesinden meydana gelen Bremen mavisi, bakır arsenit asetat, kromoksit yeşili.

Organik boyalar, tabiî ve sentetik olmak üzere iki bölümdür. Tabiî organik boyalar, yüzyıllar boyunca kullanılagelmiş ise de sentetik (suni) organik boyaların çoğalması karşısında çok az kullanılır olmuştur.

Tabiî organik boyaların başlıcaları şunlardır: Yosun boyaları, Brezilya odununun verdiği kırmızı boyalar, Kampeş ağacının verdiği esmer kırmızı boyalar, Sentetik boyalar çoklukla elyaf boyasında kullanılmaktadır. Bu bakımdan genel olarak, bazik boyalar, tuz, boyalar, asit boyalar, küp boyalar, geliştirme boyaları, lâk boyalar olmak üzere altı bölüme ayrılır.

GONCOURT ARMAĞANI « Edebiyat

Fransa'da Edmond Concourt'un vasiyeti gereğince her yıl (1896 yılından beri) dağıtılan bir edebiyat armağanı. Bu armağan için kurulan özel bir akademi tarafından yürütülür. Bu akademinin on üyesi vardır. Bu üyeler, zamanın ünlü yazarları arasından seçilir. Akademinin üyeleri, bağımsız kalabilmek için başka bir akademi özellikle Fransız Akademi'sinden çekilmek zorundadırlar. Üyeler her yıl 6.000 frank ödenek alırlar. Goncourt armağanı da 5.000 franktır. Bu paranın bugün için büyük bir kıymeti yoktur. Ancak, armağanı kazanırsan romanlar, gerek Fransa'da gerekse Fransa dışı ülkelerde haklı bir rağbet görmektedirler.

KAZ « Hayvanlar

Kümes hayvanlarından bir kuş. Ördekten büyüktür. Evcil ve yabanî olmak üzere iki cinsi vardır. Perde ayaklılardandır. Suyu çok sevdiği için, sulak bölgelerde yetiştirilir. Eti lezzetlidir.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy