Nedir

GRİZU « Kimya

Maden kömürü ocaklarında çıkan ve en birleşiminde çok metan gazı bulunan bir gaz. Hava ile karışık olduğu zaman, ufak bir kıvılcım temasında şiddetle patlar. Maden kömürü ocaklarında büyük kazalara sebep olur.

Maden kömürü ocaklarının en büyük tehlikelerinden birini meydana getiren grizudan korunmak İçin H. Davy'nın (1778 - 1892) emniyet lâmbası kullanılır. Bu lâmba, madenden yapılmış tel örgülerin, alevi ancak kızgın hale geldikten sonra geçirmeleri esasına göre yapılmıştır.

Grizu, bugün maden ocaklarının en büyük tehlikesi olmakta devam etmektedir. Bütün tedbirlere rağmen ufak İhmaller pek çok işçinin ölmesine sebep olmaktadır.

HARP « Müzik

Dik tutularak parmaklarla çalınan, üç köşeli, değişik uzunluklarda birçok telli büyük musiki âleti. Karakteri pek değişmeden zamanımıza kadar gelen en eski musiki aletidir.

M. Ö. 3.500 yıllarına ait olduğu sanılan ve Ur şehrinde yapılan kazılarda, harf'lerin en eskisi sayılan on kişi telli musiki aletine rastlanmıştır. Biçimi zarif, sesi ahenkli olan bu musiki aleti, çoklukla kadınlar tarafından kullanılır.

PANTEON « Din

Eski Yunan ve Romalıların, bütün tanrılarına birlikte kurdukları tapınak. Sonradan “Panteon” bir ulusun en büyük ve şerefli adamlarının gömüldüğü binaya da ad olmuştur.

ETNA YANARDAĞI « Dünya Coğrafyası

Avrupa’nın faaliyet halinde bulunan yanardağlarından biri. Sicilya adasının doğru kıyısında ve Katana şehrinin kuzey batısındadır. 3.129 metre yüksekliktedir. Püskürmelerinin en şiddetlilerinden biri 1909 yılında olmuş ve Mesina şehrinin harap olmasına sebep olmuştur.

TEYP « Teknik

Sesleri tespit etmekte kullanılan bir âlet. Diktafon'un evrimleşmiş şeklidir. 1930 yılında Alman mühendisi Stille tarafından keşfedilmiştir. Tepyte sesler, plâstik bir şerit üzerine tespit edilir. Bu şerit, ses alınacağı zaman, iki magnetik kutup arasında döner. Geri çevrilip tekrar döndürülmeğe başlandığında, buraya nakledilmiş olan sesleri dinlemek imkânı vardır.Teypler, son yıllarda, hemen her evde, her okulda, çeşitli işler için kullanılmağa başlayan gerekli ve faydalı âletlerden biri olmuştur.

BİZANS İMPARATORLUĞU « Tarih

Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesinden sonra (395) bu imparatorluğun doğu bölümünde kurulmuş ve İstanbul'un Türkler tarafından alınmasıyla (1453) ortadan kalkmış bir devlet. Bizans İmparatorluğu'nun, Doğu İmparatorluğu, Doğu Roma İmparatorluğu, Bizans gibi adları da vardır.

Aynı kanunlara bağlı olmasına ve aynı şekilde idare edilmesine rağmen Roma imparatorluğu'nun, batı ve doğu kısımları arasında M.S. I. yüzyıldan itibaren ayrılık belirtileri görülmeğe başlamış ve İmparator Büyük Theodosios'un ölümünden sonra (395) imparatorluğun iki oğlu arasında bölünmesi ile Roma İmparatorluğu kesin olarak ikiye bölünmüştür. Böylece Theodosios'un büyük oğlu Arkadios'un İmparator olduğu Doğu Roma İmparatorluğu bugünkü Arnavutluğun kuzey parçasını, Dalmaçya ve Bosna'nın Drina ırmağından batıya düşen kısmı dışında, Tuna' ya kadar bütün Balkan yarımadasını, Girit, Kıbrıs, Anadolu, Suriye, Filistin,Mısır ile Kuzey Afrika kıyı bölgesini içine alan bir imparatorluk olmuştur.

Bizans İmparatorluğu'nun ilk parlak devri I. Justinuanus'un (hük. 527-565) hükümdarlığı ile başlamıştır. Karısı Theodora ile eski Roma İmparatorluğu'nu yeniden kurmak amacı ile çalışmalara girişen Justinuanus, Kuzey Afrika'da Vandal Krallığını, İtalya'da Ostrogot Krallığını fethetmiş, yapılan çeşitli seferlerle, Akdeniz, Bizans İmparatorluğu'nun bir gölü haline getirmiştir. Justinuanus, devletin siyasî kudretini sağlam temeller üzerinde kurmağa çalışırken, bir taraftan da dinî bir birlik kurmağa çalışmış, bütün imparatorluk için tatbik edilmesini zorunlu kıldığı (eski Roma kanunlarını ve kendisinden önceki hükümdarların emirnamelerini toplayarak) kanunlar çıkartmış, memleket içinde çeşitli imar hareketlerine girişmiştir. Bunların arasında en önemlisi Ayasofya Kilisesidir. Fakat Justinuanus'un yarattığı bu parlak devir uzun sürmemiş, onun ölümünden sonra, II. Justinuanus zamanında (hük. 565-578) Dongobardlar İtalya'nın büyük bir kısmım işgal etmişler, doğuda Sasâniler Bizans imparatorluğu'na karşı çeşitli başarılı seferlerde bulunmuşlardır.

1299 tarihinde Osmanlı Devleti'nin kurulmasından sonra, Bizans için yeni bir tehlike baş göstermeğe başlamış ve bu yeni devlet, sınırlarını, Bizans İmparatorluğu'nun aleyhine olarak gittikçe genişletmeğe başlamıştır. Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında Anadolu’ya gönderilen bütün Bizans kuvvetleri yenilgiye uğramışlar ve 1341 tarihinde Anadolu'daki bütün topraklarının Osmanlıların eline geçmesine engel olamamışlardır. Anadolu'da baş gösteren Osmanlı tehlikesiyle aynı zamanda Balkanlarda Sırp tehlikesi büyümüş ve Sırp devletinin Balkanlarda en önemli kuvvet olması, Bizans İmparatorluğu'nun Balkanlarda da yenilgilere uğraması sonucunu doğurmuştur.

Türkler, 1356 yılında Rumeli yakasına geçtikten sonra Balkanlarda fetihlerine devam etmişler, İstanbul çevresinde birçok yerler almışlar, Edirne ve Filibe gibi önemli merkezleri ellerine geçirmişlerdir.

Böylece çevresindeki toprakları tamamen kaybetmiş olan Bizans İmparatorluğu yalnız İstanbul ve çevresinde sıkışan bir devlet durumuna gelmiştir. İstanbul 1391 ve 1399 yıllarında Yıldırım Bayezit tarafından iki defa kuşatılmış, sonunda 29 Mayıs 1453 tarihinde Fatih Sultan Mehmet tarafından alınmıştır. Şehrin düşmesiyle ve son Bizans İmparatoru Konstantinos'un surlarda savaşırken ölmesi üzerine Bizans İmparatorluğu ortadan kalkmıştır.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy