Nedir

ARİSTOKRASİ « Yönetim Şekilleri

Sınıf farkı güden memleketlerde, soylu sayılan sınıfın idaresi. Yunanca bir kelime olan Aristokrasi (Aristocratie), “en iyinin saltanatı” anlamına gelir. Türlü zamanlarda, birçok bilginler tarafından çeşitli tarifleri yapılmıştır.

Yunan felsefesinde aristokrasi, hükümetin, insan olgunluğu ülküsüne en çok yaklaşan kimseler tarafından idare edilmesi, kafaca ve ahlâkça üstün olanların saltanatı demektir. Bir doktor nasıl hastalarının iyiliği için çalışırsa, aristokratlar da, idare ettikleri toplumun yararları için çalışırlar.

Aristokrasi; içine kolay girilemeyen kapalı bir müessesedir. Yabancıların içine girmesine izin verildikçe, asıl bünyesinin yapısını yavaş yavaş kaybetmeye başlar. Zamanla, bu zümrenin bütün politik haklarında bir kaybolma görülüyor.

Eski Roma'daki ve Fransa'daki aristokrasi, bu sebeplerle ortadan kalkmıştır.

Aristokrasi, ilkel monarşiden başlayarak yavaş yavaş gelişmiş ve Orta Çağ ile Yakınçağlarda, kralların çevresindeki asilzadeler sınıfı ile son gelişmesine ulaşmıştır. Bugün, aristokrasi idaresinin, bir devlete uzun zaman hâkim olmasına imkân olamaz. Bu bakımdan bu kelime, bugün, siyasî bir anlam taşımaktan çok, sosyal bir anlam kazanmıştır ve asaletin ifade edilmesi için kullanılır.

SES « Fizik

Cisimlerin titreşiminden meydana gelen fiziksel bir olay. Fakat sıvı, katı , gaz cisimlerinin titreşimlerinin ses olabilmesi için, bu titreşimlerin saniyede 20 den 20.000 e kadar olması gereklidir. Ses titreşimleri, havaya çarpınca, suya atılan bir taşın meydana getirdiği halkalar gibi, havada her yönde ilerleyen titreşimler meydana getirir. Böylece ses, havada “ses dalgaları” halinde yayılır. Ses dalgaları, kulağımıza gelirler. Kulak zarında da aynı titreşimleri meydana getirerek sesi duyma olayı meydana gelmiş olur.

Sesin, ses dalgaları halinde yayılması, ışık kadar olmasa bile (ışık saniyede 300.000 kilometre hızla gider), hızı oldukça fazladır. Saniyede 331 metre gider.

Sesin başlıca üç özelliği vardır : a - Şiddeti (sesi meydana getiren titreşimlerin büyüklüğüne, ses kaynağından olan uzaklığa bağlıdır), b - Yüksekliği (saniyedeki titreşim sayısına bağlıdır; titreşim ne kadar çok olursa, ses o kadar ince olur), c - Tonu (aynı yükseklik ve aynı şiddetteki sesleri birbirinden ayırt etmemize yarayan özellikleridir; titreşen maddenin cinsine göre değişir). Ses titreşimlerinin, belirli bir zaman aralığında eşit olması, “gürültü” yü meydana getirir. Belirli bir armoni içinde karışan ses dalgaları ise müziği meydana getirir.

IŞILDAK « Teknik

100 kilometreye kadar olan yerleri aydınlatan âletlere verilen ad. Işıldağın esası, bir yansıtma aynasının odak noktasına toplanan ışınlan paralel olarak yaymasıdır. Işıldaklar, bisiklet, deniz feneri, cep fenerlerinden kullanıldığı gibi bunların büyükleri askeri alanlarda kullanılır.

TANSİYON « Sağlık

Dolaşım sisteminde, kanın damarlara yaptığı basınca verilen ad. Başka bir deyimle, buna “Kan basıncı” adı da verilir. Kan, dolaşım sistemindeki damarlarda dolaşırken bir baskı altındadır. Bu baskı kalp kuvveti damarlar içindeki kan miktarı ve kanın yapışkanlığına gösterir. Tansiyonda, bir en yüksek, bir en düşük, bir de orta basınç vardır. En yüksek tansiyon, kalbin damarlara kanı gönderdiği anda (sistol), en düşük tansiyon da kalbin gevşemesi anında (diastol) meydana gelen tansiyondur. Orta basınçlı tansiyon ise, bu iki kutup tansiyon toplamının yarısına eşittir.

Normalde, en yüksek kan basıncı 120 - 130 milimetre civa sütununa denktir.(Pratikte buna 12 - 13 adı verilir). Yine normalde düşük basınç 75 - 80 milimetre cıva sütunu basıncına, orta basınç da 100 milimetre cıva sütunu basıncına denktir. Bütün bu rakamlar, özel tansiyon âletleri ile her zaman için doğrulanabilir.

Normalde olan bu tansiyon oranlarının değişik bulunduğu haller vardır. Çeşitli hastalıklarla ve hastalık belirtileri ile meydana gelen durumlarda, yüksek tansiyon (hipertansiyon) ve alçak tansiyon (hipotansiyon) dan söz edilir. Hipertansiyonda en yüksek kan basıncı 120 - 130 milimetre cıva basıncının çok üstünde bulunur. Hipotansiyonda ise bu rakam 120 - 130 milimetre cıva basıncının altındadır.

BENZİN « Kimya

Kendine göre kokusu olan renksiz, su gibi duru bir sıvı. Aşağı derecelerde kaynayan hidro karpitlerin bir karışımıdır. Kaynama derecesi 50 dereceden aşağıdır, ve parlak isli bir alevle yanar. Hava ile patlayıcı karışımlar meydana getirir.

Benzin bileşiminde parafinlerden başka alvinler , sikloparafinler , benzol türevleri bulunur. Petrol nevilerinin türlü bileşimleri sebebiyle de benzin bileşimleri farklı olabilir. Eskiden ayrımsal damıtılmasıyla elde edilen benzin bu gün Craek ( = Parçalamak) usulü ile elde edilmektedir. Bu usulde petrolün ağır yağları yüksek sıcaklık derecelerinde ısıtılarak hafif yağlar, yani benzin elde edilmiş olunur.

Benzin en önemli motor akaryakıtlarındandır. Dünya motor akaryakıtının % 90 a yakın bir açığını kapatan benzinin petrol stoklarını sınırlı olması sebebi ile sentetik yolla elde edilmesi yoluna gidilmiştir. Yapılan araştırmalar sonuncunda bugün kömürden çok bol miktarda (Berguius ve Fischer-Tropseh usulleri) sentetik benzin elde edilmektedir.

Hava ile patlayıcı karışımlar meydana getiren benzin motor silindirlerinde bol hava ile yanarak karbondioksit ve su meydana getirir. Bu olayda açığa çıkan yanma ısısı ile reaksiyondan meydana gelen gazlar birden bire genişler bunun sonucu olarak da piston öne sürülmüş olur.

Motor akaryakıtı olarak kullanılmasından başka yağları erittiği için leke çıkartmakta. Emniyetli ocak lâmbalarında, deri yapımında, parafin, kauçuk, vazelin fabrikasyonunda, yağ sanayiinde kullanılmaktadır.

KOZAN « Türkiye Coğrafyası

Adana iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 2.08 kilometrekare, nüfusu 75.8887 dir. Yüzeyi Orta Toros dağlarından sık ormanlarla kaplı çok dik meyilli yamaçlardan ve çak verimli alüvyal, dümdüz ovalık alanlardan ibarettir. Arpa ve buğday, bol miktarda yetiştirilen ürünlerdir.İlçe merkezi 15.200 nüfuslu Kozan kasabasıdır.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy