Nedir

ILGAZ « Türkiye Coğrafyası

Çankırı illine bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 752 kilometrekare ,nüfusu 27.504 tür. İlçe yüzeyi, genel olarak geniş düzlüklerden meydana gelmiştir.Pirinç, fouğday, arpa, mısır, yetiştirilen önemli ürünleridir.İlçe merkezi 2.219 nüfuslu Ilgaz kasabasıdır.

EDEBİYAT-I CEDİDE « Edebiyat

1896 yılından itibaren, Servet-i Fünun dergisinde yazı yazan ve Batı kültürünün etkisi altında yetişen sanatçıların meydana getirdikleri edebiyat hareketi. Bu edebiyat hareketine Servet-i Fünun dergisinde başlandığı için “Servet-i Fünun edebiyatı” da denmektedir. 1901 yılında, dergisinin Abdülhamit II. tarafından kapatılmasına kadar toplu halde süren Edebiyat-ı Cedide hareketinde yetişen sanatçılar, Türkiye'nin, Avrupalılaşma hareketi ile yükseleceğine inanmışlar ve din dışı eserler vermişlerdir. Bu edebiyatta da, Tazminat edebiyatındaki gibi, Fransız edebiyatı örnek tutulmuş, hikâye, roman ve şiir, alanında Realizm, Natüralizm, Parnasizm, Sembolizm akımlarının etkisi altında kalınmıştır. Fakat, Tanzimat edebiyatı sanatçıları kadar açık olarak toplum meseleleri ile ilgilenmemişler, kullanılması yasak olan ve toplumla ilgili bir takım kavramlar yerine, aşk, merhamet gibi temalar üzerinde eserler vermişlerdir. Böylece Tanzimat devri edebiyatında yer alan “Toplum için sanat” görüşü yerine, “sanat için sanat” görüşü benimsenmiştir. Bu görüş sonucu olarak da. Edebiyat-ı Cedide topluluğu, halk kitleleri tarafından anlaşılmayı arka plâna atmış, dil de, Tanzimat sanatçılarından daha geriye yönelmeğe başlamıştır.

Edebiyat-ı Cedide şiirinde, günlük en basit olaylar konu olmuş. Divan edebiyatı ile ilgili şekiller yerine, Fransız edebiyatındaki nazım şekilleri alınmış, şiir nesre yaklaştırılmış, kafiyenin kulak için olduğu kabul edilmiştir. Hikâye ve roman türlerinde teknik kuvvetlenmiştir.

Edebiyat-ı Cedide topluluğunun başlıca sanatçıları şunlardır : Tevfik Fikret, Halit Ziya Uşaklıgil, Süleyman Nazif, Hüseyin Siret Özsever, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın H. Nazım, Celâl Sahir Erozan, Faik Âli Ozansoy.

HAC « Din

Müslümanlığın beş şartından (Tanrının birliğine inanmak, oruç tutmak, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek) biri. Hac için Kamerî aylardan Zilhicede Mekke'ye gidilir ve Kabe ziyaret edilerek tavaf edilir. Müslümanlık inancına göre, hacca giderek bu ödevi yerine getirenler “hacı” adı ile anılırlar.

Hacca gidenlerin, Zilhicce ayının yedinci gününden önce Mekke'de bulunmaları gereklidir (Kurban bayramından üç gün önce.) Haccın en önemli noktaları şunlardır: 1 -İhram (Hacıların giydiği dikişsiz elbise anlamınadır). Bunun için gündelik elbiseler çıkarılır, biri üst tarafı, biri alt tarafı örten iki kumaş parçasına bürünülür.. 2 -Tavaf (Hacı olmak için Kabe'nin çevresini dolaşma anlamına gelir.) Bunun için hacılar, Kabe çevresini yedi kere dolanırlar. 3 -Sây (Safa ile Merve arasında koşma yürüme anlamına gelir). Bunun için hacılar, Safa ile Merve arasında yedi kere koşar gibi dolanırlar.

4 - Arafat dağında durmak. Haccın en önemli günü, Arafat günüdür. Zilhiccenin sekizinci günü hacılar Mekke'den hareket ederek geceyi Mina'da geçirirler. Geceyi Arafat'ta geçirmek imkânı da avardır. Arafat'a varıldıktan sonra öğle vakti söylenen nutku (hutbeyi) dinlerler. Öğleden sonra Arafat vadisinde durarak ibadetle uğraşırlar. Akşam üstü Müzdelifeye hareket ederler ve geceyi orda ibadetle geçirirler. Zilhiccenin onuncu günü Minaya doğru hareket ederler. Bugün Kurban bayramıdır. Sonra Mekke'ye dönerek Kâbeyi tavaf ederler, Merve ve Safa arasında Sây ederler ,sonra Mina'ya dönerler. Bayramın üçüncü ,dördüncü günü Mekke'ye dönerler. Böylece “hac” sona ermiş olur.Hacca en büyük kıymeti veren Müslümanlıktır. Fakat öbür Asya dinlerinde de hacca uyulduğu görülmektedir.

Bu çeşit hacların en eski yurtlarından biri Hindistan'dır. Granj nehrine gelen Hindular, bu nehrin üzerindeki Benares tapınağını ziyaret eder, nehri sularında yıkanır ve günahlarından temizlenirler, Buddhaların da birçok hac merkezleri vardır. Suriye'de yaşayan milletlerin, Fenikelilerin, hac ziyareti yapılan birçok tapınakları vardı. Eski Mısırlıların hemen bütün şehirlerinde eski Yunanlıların bir çok tanrı tapınaklarında hac yerleri bulunurdu.

OSMANCIK « Türkiye Coğrafyası

Çorum iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.415 kilometrekare, nüfusu 43.112 dir. Yüzeyi ormanlarla kaplı dik meyilli dağlık alanlardan ve oldukça geniş ovalık yerlerden ibarettir. Çeşitli tahıl ekimi, halkının başlıca geçim kaynağıdır.İlçe merkezi 6.780 nüfuslu Osmancık kasabasıdır.

SİNEMASKOP « Teknik

Özel mercekler aracılığı ile çekilen filmleri gerçekte olduğu gibi üç boyutlu göstermek için bulunmuş sinema yollarından biri. Sinema perdesi üzerinde, düz olarak ve hiçbir boyut kazandırılmadan göstermekte olan filmler yerine; Sinemaskop tekniği ile hazırlanmış olan filimler aynı yerde üzerinde derinlik boyutunu da kazandırmak suretiyle, sinema görüntülerinin üç boyutlu olması imkânını sağlamıştır. Sinemaskopta en önemli özellik sinema perdesinin düz bir düzlem olması yerine; bu perdeye bir çukurluk verilmiş bulunmasıdır.

BANKA « Sanayi ve Ticaret

Tasarruf ve ticaret sahiplerinin yatırdıkları sermayeleri faizle alan bunları ve kendi sermayelerini kredi şeklinde, yani borç olarak faizle veren, iskonta, kombiye işlerini gören, kasalarında para, değerli evrak ve eşya saklayan ve ekonomik işlere girişen kredi kurumlarına verilen ad.

Bütün bankalar bu işleri aynı şekilde yapmazlar. Bankalardan bazıları bu işleri yapmak ve kendilerine para sağlamak için değişik usuller kullanırlar. Bu bakımdan, bankalar çeşitli bölümlere ayrılırlar.

Bankalar sermayelerine göre, sermayesi devlet tarafından verilen Devlet bankaları ile, sermayeleri şahıslar ve özel şirketler tarafından verilen Özel bankalar olmak üzere iki bölüme ayrılırlar.

Gördükleri işlere göre de bankalar şu bölümlere ayrılırlar : a - Emisyon merkez bankaları. Bu bankalar bütün bankaların üstündedir ve emisyon (banknot) çıkarmak yetki ve imtiyazını taşırlar. Her bankada banknot çıkartmak yetkisi bulunmaz. Bu yetki bazı memleketlerde tek bir bankaya verilmiştir. Bizde eskiden bu imtiyaz Osmanlı Bankası'na aitti. Şimdi bu imtiyaz, Cumhuriyet Merkez Bankası'nda bulunmaktadır. b - Kredi bankaları, ticaretle uğraşan şahıslara kısa ve uzun vadelerle ve belli bir faiz karşılığı kredi yani borç verirler, c - Emlâk bankaları, arsa arazi ve bina karşılık gösterilerek para alman bankalar, ç -Tasarruf bankaları, şahısların paralarını toplayıp belli bir faizle, başkalarına kredi vermek suretiyle işleten bankalar, d - Sanayi bankaları, sanayi kuruluşlarına para temin eden bankalar, e - Ziraî kredi bankaları, ziraatla uğraşanlara kredi sağlayan bankalar, f -Rehin bankaları, belli bir rehin karşılığı para veren bankalar, g - İhracat bankalar/, bir memleketin yabancı memleketlere yapacağı ihracat için sahiplerinin muhtaç olduğu kredili sağlayan bankalar.

Bu işlerden her birini tek tek yapan bankalar olduğu gibi bunların çoğunu birden yapan (yani şahısların paralarını toplayarak uzun ve kısa vadelerle herhangi bir için kredi veren bankalar) vardır. Tarih : İlk bankalara Babirde, Hammurabi zamanında (M.Ö. 1955 - 1933) rastlanır. İlkin kıymetli eşyaların ve toprak ürünlerinin bir makbuz karşılığında bırakıldığı ve istenildiğinde alınabildiği emanet kurumları olan bu teşekküller daha sonraları faizle borç para ve avanslar da vermeğe başlamış, tır.

Eski Yunanistan'da bankacılık M.Ö. VII yüzyılda madeni paranın icadıyla başlamıştır. “Trapeza” denen ilk banka olar sarraflık şeklinde başladıkları borç para verip alma işini belli bir oranda genişletmişlerdir. Mısırda da bankacılık biraz daha geniş bir alanına yayılmış vergileri toplayan devlet hesabına ödemelerde bulunan mevzuat ve para havalesi gibi işlerle de uğraşan kurumlar haline gelmiştir. Roma'da bankalar sarraflık yapan mevduat ve rehin karşılığı borç para veren kurumlar halinde idi. İlkçağda gelişmiş olan bankacılık Orta çağ'da uzun zaman kişisel sarraflıktan öte gidememiş ancak haçlı seferlerinin başlaması ile büyük bir gelişme kaydetmeğe başlamıştır. Gittikçe gelişmeğe başlayan dünya ticareti ve poliçenin meydana getirilmesi sistemi bankacılık temelinin atılmasına hizmet etmiştir. Cenova'da XII. yüzyılda sarraflara artık "bankerler" denmeğe başlanmış zengin İtalyan bankerlerinin yabancı şehir ve memleketlerde şubeler açmağa başlaması ile sistemli bankacılıkta önemli ilerlemeler olmuştur. Amerika'nın keşfinden sonra madeni paraların birden bire çoğalması ile bankacılıkta hamleli ilerlemeler olmuş. XVI. yüzyılın sonlarından itibaren ilk devlet bankaları kurulmağa başlamıştır. Venedikte kurulan “Banco di Rialto” (1587) Hollanda da kurulan “Amsterdamsche Wisselbank” (1609) ve Almanya’da kurulan “Hamburger Bank” (1619) bu memleketlerin iktisadî hayatlarında önemli roller oynayan küçük çapta da olsa devlet bankalarındadır. XVII. yüzyıl sonlarına doğru İngiltere’de başlayan devlet bankacılığı ile bankacılık gerçek ve önemli ilerlemesini kaydetmiştir. 1694 de kurulan “Dank ol England”, ilk büyük devlet emisyon {devlet adına para çıkaran banka) bankası olmuş öbür Avrupa memleketlerinin bu bankayı örnek tutarak devlet bankaları kurumları ile devlet bankacılığı ve özellikle bankacılık büyük gelişmeler kaydetmiştir.

XX. yüzyılda ise bankacılık bütün dünyada modern anlamını almış ve dev sermayelerle muazzam banka müesseseleri kurulmuştur.

Bize bankacılık : Bilhassa son yirmi yıl içinde büyük bir gelişme kaydeden Türkiye bankacılığının yüz yıllık bir geçmişi vardır, ilk resmi bankanın kurulmasından önce banka işlerini sarraflar, poliçeler ve mali tarihimizde önemli roller oynamış olan ve “Galata bankerleri” adıyla anılan bankerler görmüştür. Osmanlı İmparatorluğu dev rinde ilk banka “İstanbul Bankası” adiyle 1845 yılında kurulmuştur. Bundan sonra 10 milyon sterlin sermaye ile “Banque Ottomanne” kurulmuş ve 1863 te imtiyaz olarak “Bankı Osmanî Şahane” adı altında faaliyete başlamıştır. Bundan sonra Galata bankerleri ve bir çok yabancılar bankalar kurmuşlarsa da bunlar uzun ömürlü olmamıştır. Bu bankalardan sonra milli bankacılık alanında önemli gelişmeler olmaya başlamış. Mithat paşanın 1864 yılında Rusçuk'ta çiftçiye ödünç para vermek için kurduğu menafih Sandığından sonra {bu sandık 1838 yılında Ziraat Bankası adını almıştır). Meşrutiyet devrinde “İtibarı Milli Bankası” kurulmuş, bunu 1914 yılında Adapazarın’da kurulan ve bu günkü Ticaret Bankasının temsili olan “Adapazarı İslâm ticaret Bankası” takip etmiştir.

Fakat milli bankacılığımız en esaslı ve büyük hamlesini Cumhuriyetin ilânından sonra kaydetmiştir. Devrimcilik de devletçilik anlayışı içinde çeşitli alanlarda görebilmek için devlet tarafından bir çok bankalar kurulmuş bunları özel sermayelerin kurduğu ve açtığı şube ve ajanslarda bütün memlekete yayılan bankalar takip etmiştir. Sayıları pek çok olan bu bankalarla Türkiye bankacılığı modern bankacılıkta önemli gelişmeler kaydetmiştir.