AKBABA « Hayvanlar
Yırtıcı kuşların akbabalar familyasına bağlı bir cinsi. Vücutları oldukça büyüktür. Kuvvetli, düz ve ucu çengelli gagalan vardır. Baş ve boyunları çıplak denecek kadar seyrek tüylerle kaplıdır. Kanatları uzun, geniş ve uçları yuvarlaktır. Ayakları kuvvetli, parmakları uzundur. Korkak hayvanlar olduklarından çok defa toplu olarak bulunurlar ve ağır uçarlar. Görme kabiliyetleri fazla olduğu için çok uzaktan yiyeceklerini görürler ve leşlerle, şehir kenarındaki besin artıkları ile geçinirler, Erişilmez kayalarda ya da yüksek ağaçlar da yuva yaparlar. Yavruları yumurtadan çıktıktan bir ay sonra serbest olurlar ve bu zaman içinde anne ve babaları tarafından korunurlar. Türkiye'de, kızıl, esmer ve Mısır Akbabaları cinsleri vardır.
BİTKİ « Bitkiler
Bir yere tutunmuş yeşil renkli ve renksiz ,çiçekli ve çiçeksiz, meyveli ve meyvesiz, gelişip döl veren, ömrünü tamamladıktan sonra kuruyarak varlığı sona eren canlıların genel adı. Canlılar dünyasının öbür kolu hayvanlardan bitkileri ayırmak kolay görünürse de, ilkel hayvanların ve ilkel bitkilerin yapılarında fark bulmak zorlaşır. İlkel bitkiler ve ilkel hayvanlarda canlılık olayları yalnız protoplâzmad andır. Fakat ,hayvanlar gibi soluyan, çeşitli hareketler gösteren, uyarılabilen bitkiler; gelişmeleri ilerledikçe, hayvanlardan ayrı bir canlılar dünyası olduklarını belirten özellikler kazanırlar. Bitkiler, suda ,havada, toprakta bulunan anorganik besin maddelerinden (asalak ve çürükçül bitkiler hariç) organik besin maddeleri yaparlar; besini yüzeyleriyle alırlar; hücrelerin çevresi hücre zarı denen sağlam bir kılıfla çevrilidir; uygun şartlar altında (dal, kök, yaprak) yaparlar. Hayvanlar ise; organik maddelerle beslenirler bitkilerdeki gibi hücre zarları yoktur, sonradan yeni organlar yapmazlar. Bir bitki yapısının başlıca özellikleri şunlardır :
HÜCRE : Bitkiler, ancak mikroskopla görülebilecek küçüklükte “hücre” denen odalıklardan yapılmıştır. Bir bitki hücresi başlıca “hücre zarı” ve “hücre vücudu” olmak üzere iki kısma ayrılır. Hücre zarı selüloz, hemisellüloz , pentosandan yapılmıştır. Yaşlandıkça yeni maddelerin girmesi ile sertleşir ve kalınlaşır. Hücre zarının çevrelediği hücre vücudu ,canlı kısımlar (protoplâzma) ve ölü kısımların içinde koful, çeşitli asitler, renk ve yağ maddeleri, nişasta taneleri bulunur. Canlı kısımlar, (protoplâzma) plâzma ve çekirdek olmak üzere iki kısımdır. Görünüşe göre cam gibi berrak olan plâzma çekirdeğin çevresinde bulunur. Her canlı hücrede mutlaka bulunan çekirdek genel olarak yuvarlak ya da oval biçimindedir. Bazı bitkilerin hücrelerinde bir, bazılarında, üç çekirdek bulunur Çekirdek içi “çekirdek özsuyu” denen bir madde ile doludur. Bu madde içinde kolayca boyanabilen ipliksi maddeler vardır.
DOKULAR : Devamlı bölünme ile çoğalan hücreler, yaptıkları işe göre başkalaşarak, ayrı ayrı hücre topluluklarını, yani dokuları meydana getirirler. Böylece, belli bir vazife için toplu bir sistem meydana getiren ve aynı yapılıştaki hücrelerden meydana gelen dokular, “sürgendoku” ve “değişmez doku” olmak üzere iki kısma ayrılır. Sürgen dokular, genç ve canlı hücrelerden yapılmıştır. Bunlar, devamlı çoğalarak bitkinin uzunluğuna ve genişliğine büyümesini sağlarlar. Sürgendoku hücreleri, görecekleri işlere göre şekiller alarak değişmeyen hücreler haline gelir ve değişmez dokuları meydana getirirler.Değişmez doku hücreleri, işlerine göre, canlı, cansız hücrelerden meydana gelirler ve görecekleri işlere göre çeşitlere ayrılırlar. Değişmez doku şu çeşitlere ayrılmıştır: Özek doku zarları selülozdan yapılmış, genel olarak canlı hücrelerden meydana gelmiş olan bu doku, özümlemeye, havalandırmaya yaradığı gibi besin ve su deposu işine de yaramaktadır), Örtü dokusu (Bitkilerin incinmesini,su kaybını ve fazla ısınmasını önlemek için, bitki dış yüzünü örten dokulardır. Mantarlaşmış ve mantarlaşmamış olmak üzere iki kısma ayrılmıştır). Destek doku (Zarları kalınlaşmış canlı, ya da odunlaşmış cansız hücrelerin yaptığı bir dokudur. Bitkinin kopma ve kırılmasını, tohumlarının ezilmesini önler). Bez dokusu (Bunlar hücrelerin meydana getirdikleri salgıyı bitki dışarısına,ya da bitki içerisindeki hücre aralarına çıkaran, plâzmaca zengin, büyük çekirdekli hücrelerden meydana gelmiştir. Balozu, yağ reçine, sindirim suyu gibi maddeler, bu doku tarafından çıkarılır).
ORGANLAR : Belli bir canlılık vazifesi görmek için meydana gelmiş vücut kısımları, organları meydana getirir. Bir bitkinin organları, başlıca üç bölüme ayrılmıştır : Gövde, kök, yapraklar.
Gövde : Bitkinin kök ile öbür organları arasında bağ vazifesi gören bir organdır. Yaprak, meyve ve çiçekleri taşır; kök ile yaprak, çiçek ve meyveler arasında çeşitli madde alışverişine aracılık eder, su ve besin depo eder. Gövdelerin biçimleri oldukça farklıdır. Dik duran gövdeler, topraktan yukarıya doğru uzanır. Tırmanıcı gövdeler bir destek üzerinde bulunur. Bazılarınınki ise kök gibi toprak içindedir.
Gövdeler, yapıları bakımından otsu ve odunsu olurlar. Otsu gövdeler, genç bitkilerde bulunur. Bunların enlilemesine yapılan kesitlerinde en dışta, genç gövdeyi dış tehlikelerden koruyan üst deri, bunun altında özekdoku hücrelerinden yapılmış kabuk gelir. Bunun altında bir büyütken doku olan kambiyum tabakası, daha içerde, iletken damar demetlerinin bulunduğu ve bitki gövdesine esneklik veren odun bölgesi en içte de gövdenin merkezi olan öz gelir. Genel olan bu gövde yapısı, bitkilerin türlerine göre bazı değişiklikler gösterir. Odunsu gövdelerde ise, gövdenin önemli bir kısmı odunla kaplanmış durumdadır.
b - : Kök, kök, bitkiyi toprağa bağlıyan, topraktan su ve besin tuzları alan bir organdır. İç yapısı ve kalınlaşması, genç bitki gövdeleri gibidir. Kökün ucunda bulunan, zedelenmelere karşı koruma vazifesi gören “yüksük” denen bir mahfazası ait tarafında bulunan birkaç sıra hücrenin üremesi ile olur.
Yeni meydana gelmiş bir kökte şu kısımlar bulunur : a “ Kökün uç tarafında bulunan ve kökü korumağa yarayan yüksük denen mahfaza, b - Yüksüğün üst tarafında kökün uzanmasına yarayan kısım, c - Topraktan su ile birlikte erimiş tuzları almaya yarayan ve “emici tüyler”i taşıyan kısım, d - Asıl kök yapısında olan ve kökün geniş bir alana yayılmasını sağlayan yan kökler ve kökçükler. Yan kökler kısa, asıl kök yan kökler ,asıl kökten uzun olursa “saçak kök” köklerden besin maddesi toplanırsa “yumru kök” şekilleri meydana gelir.
c - Yapraklar : Bitkinin gövde ve dalları üzerinde bulunan, genel olarak yeşil renkli, düz, yassı kısımlardır. Genel olarak yapraklarda yaprak ayası, yaprak sapı, yaprak tabanı” olmak üzere üç kısım ayırt edilir. Yaprak ayası, çeşitli şekillerde olur. Kenarları da düz yuvarlak ya da sivri dişli, dilimli ya da orta damara kadar derim dilimli, dilimlerden her birisi bir yaprakçık şeklinde olabilir. Yaprak ayası, kalın, ince sert damarlarla kaplıdır.
Bir yaprağın iç yapısında şu kısımlar ayırt edilir : a - En dışta bir sıra hücreden yapılmış “dişleri” bulunur. Yaprağın üst kısmının yüzü “kütin” denen bir madde ile kaplıdır. Alt ve üst yüzlerde, yaprağın havalanması için çok sayıda “gözenekler” vardır, b - Bu tabakaların altında “klorofilli yaprak parankiması” bulunur, c - Odun ve soymuk demelerinin bulunduğu kısım; bunlar, yaprakta bulunan damarlardır.
DEVREK « Türkiye Coğrafyası
Zonguldak iline bağlı bir ilçe. İlçenin yüzölçümü 1.853 kilometrekare, nüfusu 6.224 dür. İlçe yüzeyi dik meyilli, ormanlarla kaplı dağ yamaçlarından ibarettir. İlçe halkı orman ürünleri, meyve ve bostan tarımı ile geçinmektendir. İlçenin merkezi 4.201 nüfuslu Devrek kasabasıdır.
KADI « Hukuk
Osmanlı İmparatorluğu'nda, kazaî ve adlî yetkisi olan kimse. Bugünkü yargıç ve savcıların vazife ve yetkilerine sahip olan kadı, dinî ve göreneksel kanunlara göre hüküm verirdi.Kadı olmak için bütün medrese öğrenimini tamamlamak ve icazet (diploma) almak gerekli idi.Kadılar yavaş yavaş ve zamanla terfi ederek nahiye, ilçe ve sandık kadılıklarına kadar çıkabilirlerdi. Daha fazla yükselmek için tekrar medreseye dönerek bir süre müderrislik etmek gerekti. Kadılığın bundan sonraki yükselme basamakları Galata, İstanbul Kadılığı Anadolu ve Rumeli kazaskerliği idi. Rumeli kazaskerleri terfi ederlerse şeyhülislâm olurlardı.
ÇUKUROVA « Türkiye Coğrafyası
Adana ovasının, Misi tepeleriyle ayrılan iki kesiminden güneyde olanına verilen ad. Kuzeydeki bölümüne Yukarı ova adı verilir. Çukurova , Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin taşıdıkları alüvyonlarla meydana gelmiştir. Akdeniz iklimindedir. Türkiye'nin en verimli ovalarından biridir. Özellikle pamuk yetiştirilir.
DOLMEN « Bilim ve Sanat
Tarihten önceki insanların, yere kapı şeklinde diktikleri taştan büyük anıtlar. Bunların ikisi, karşılıklı olarak ye re dikey olarak dikilmiş, üstlerine de yatay olarak boylu boyunca ve kapak gibi bir taş oturtulmuştur. Musalla taşına benzerler. Bunların birer mezar olarak yapıldıkları bilinmektedir. 22 metre uzunlukta olanları vardır. Yeni taş devri anıtlarından olan dolmenler, Fransa'nın Bretagne bölgesinde, Hindistanda Afrika'da Japonya'da çok bulunur.