Nedir

KÖSTEBEK « Hayvanlar

Memeli hayvanların böcekçiler takımından bir hayvan. Toprağın altında oyduğu yuvalar içinde yaşayan küçük bir hayvandır. Gözleri, tüylerinin arasında kaybolacak kadar küçüktür. Zararlı böcekleri yiyerek geçindiği için, faydalı bir hayvan sayılır. Derisi kürk yapmakta kullanılır.

BANKA « Sanayi ve Ticaret

Tasarruf ve ticaret sahiplerinin yatırdıkları sermayeleri faizle alan bunları ve kendi sermayelerini kredi şeklinde, yani borç olarak faizle veren, iskonta, kombiye işlerini gören, kasalarında para, değerli evrak ve eşya saklayan ve ekonomik işlere girişen kredi kurumlarına verilen ad.

Bütün bankalar bu işleri aynı şekilde yapmazlar. Bankalardan bazıları bu işleri yapmak ve kendilerine para sağlamak için değişik usuller kullanırlar. Bu bakımdan, bankalar çeşitli bölümlere ayrılırlar.

Bankalar sermayelerine göre, sermayesi devlet tarafından verilen Devlet bankaları ile, sermayeleri şahıslar ve özel şirketler tarafından verilen Özel bankalar olmak üzere iki bölüme ayrılırlar.

Gördükleri işlere göre de bankalar şu bölümlere ayrılırlar : a - Emisyon merkez bankaları. Bu bankalar bütün bankaların üstündedir ve emisyon (banknot) çıkarmak yetki ve imtiyazını taşırlar. Her bankada banknot çıkartmak yetkisi bulunmaz. Bu yetki bazı memleketlerde tek bir bankaya verilmiştir. Bizde eskiden bu imtiyaz Osmanlı Bankası'na aitti. Şimdi bu imtiyaz, Cumhuriyet Merkez Bankası'nda bulunmaktadır. b - Kredi bankaları, ticaretle uğraşan şahıslara kısa ve uzun vadelerle ve belli bir faiz karşılığı kredi yani borç verirler, c - Emlâk bankaları, arsa arazi ve bina karşılık gösterilerek para alman bankalar, ç -Tasarruf bankaları, şahısların paralarını toplayıp belli bir faizle, başkalarına kredi vermek suretiyle işleten bankalar, d - Sanayi bankaları, sanayi kuruluşlarına para temin eden bankalar, e - Ziraî kredi bankaları, ziraatla uğraşanlara kredi sağlayan bankalar, f -Rehin bankaları, belli bir rehin karşılığı para veren bankalar, g - İhracat bankalar/, bir memleketin yabancı memleketlere yapacağı ihracat için sahiplerinin muhtaç olduğu kredili sağlayan bankalar.

Bu işlerden her birini tek tek yapan bankalar olduğu gibi bunların çoğunu birden yapan (yani şahısların paralarını toplayarak uzun ve kısa vadelerle herhangi bir için kredi veren bankalar) vardır. Tarih : İlk bankalara Babirde, Hammurabi zamanında (M.Ö. 1955 - 1933) rastlanır. İlkin kıymetli eşyaların ve toprak ürünlerinin bir makbuz karşılığında bırakıldığı ve istenildiğinde alınabildiği emanet kurumları olan bu teşekküller daha sonraları faizle borç para ve avanslar da vermeğe başlamış, tır.

Eski Yunanistan'da bankacılık M.Ö. VII yüzyılda madeni paranın icadıyla başlamıştır. “Trapeza” denen ilk banka olar sarraflık şeklinde başladıkları borç para verip alma işini belli bir oranda genişletmişlerdir. Mısırda da bankacılık biraz daha geniş bir alanına yayılmış vergileri toplayan devlet hesabına ödemelerde bulunan mevzuat ve para havalesi gibi işlerle de uğraşan kurumlar haline gelmiştir. Roma'da bankalar sarraflık yapan mevduat ve rehin karşılığı borç para veren kurumlar halinde idi. İlkçağda gelişmiş olan bankacılık Orta çağ'da uzun zaman kişisel sarraflıktan öte gidememiş ancak haçlı seferlerinin başlaması ile büyük bir gelişme kaydetmeğe başlamıştır. Gittikçe gelişmeğe başlayan dünya ticareti ve poliçenin meydana getirilmesi sistemi bankacılık temelinin atılmasına hizmet etmiştir. Cenova'da XII. yüzyılda sarraflara artık "bankerler" denmeğe başlanmış zengin İtalyan bankerlerinin yabancı şehir ve memleketlerde şubeler açmağa başlaması ile sistemli bankacılıkta önemli ilerlemeler olmuştur. Amerika'nın keşfinden sonra madeni paraların birden bire çoğalması ile bankacılıkta hamleli ilerlemeler olmuş. XVI. yüzyılın sonlarından itibaren ilk devlet bankaları kurulmağa başlamıştır. Venedikte kurulan “Banco di Rialto” (1587) Hollanda da kurulan “Amsterdamsche Wisselbank” (1609) ve Almanya’da kurulan “Hamburger Bank” (1619) bu memleketlerin iktisadî hayatlarında önemli roller oynayan küçük çapta da olsa devlet bankalarındadır. XVII. yüzyıl sonlarına doğru İngiltere’de başlayan devlet bankacılığı ile bankacılık gerçek ve önemli ilerlemesini kaydetmiştir. 1694 de kurulan “Dank ol England”, ilk büyük devlet emisyon {devlet adına para çıkaran banka) bankası olmuş öbür Avrupa memleketlerinin bu bankayı örnek tutarak devlet bankaları kurumları ile devlet bankacılığı ve özellikle bankacılık büyük gelişmeler kaydetmiştir.

XX. yüzyılda ise bankacılık bütün dünyada modern anlamını almış ve dev sermayelerle muazzam banka müesseseleri kurulmuştur.

Bize bankacılık : Bilhassa son yirmi yıl içinde büyük bir gelişme kaydeden Türkiye bankacılığının yüz yıllık bir geçmişi vardır, ilk resmi bankanın kurulmasından önce banka işlerini sarraflar, poliçeler ve mali tarihimizde önemli roller oynamış olan ve “Galata bankerleri” adıyla anılan bankerler görmüştür. Osmanlı İmparatorluğu dev rinde ilk banka “İstanbul Bankası” adiyle 1845 yılında kurulmuştur. Bundan sonra 10 milyon sterlin sermaye ile “Banque Ottomanne” kurulmuş ve 1863 te imtiyaz olarak “Bankı Osmanî Şahane” adı altında faaliyete başlamıştır. Bundan sonra Galata bankerleri ve bir çok yabancılar bankalar kurmuşlarsa da bunlar uzun ömürlü olmamıştır. Bu bankalardan sonra milli bankacılık alanında önemli gelişmeler olmaya başlamış. Mithat paşanın 1864 yılında Rusçuk'ta çiftçiye ödünç para vermek için kurduğu menafih Sandığından sonra {bu sandık 1838 yılında Ziraat Bankası adını almıştır). Meşrutiyet devrinde “İtibarı Milli Bankası” kurulmuş, bunu 1914 yılında Adapazarın’da kurulan ve bu günkü Ticaret Bankasının temsili olan “Adapazarı İslâm ticaret Bankası” takip etmiştir.

Fakat milli bankacılığımız en esaslı ve büyük hamlesini Cumhuriyetin ilânından sonra kaydetmiştir. Devrimcilik de devletçilik anlayışı içinde çeşitli alanlarda görebilmek için devlet tarafından bir çok bankalar kurulmuş bunları özel sermayelerin kurduğu ve açtığı şube ve ajanslarda bütün memlekete yayılan bankalar takip etmiştir. Sayıları pek çok olan bu bankalarla Türkiye bankacılığı modern bankacılıkta önemli gelişmeler kaydetmiştir.

BAER KANUNU « Bilim ve Sanat

Dünya üzerinde serbestçe hareket edebilen bir cismin, dünyanın dönmesi sebebi ile hareket doğrultusunda gösterdiği sapmayı açıklayan kanun. İlk defa 1860 yılında Ernst Baer tarafından bulunmuştur. Bu kanuna göre cisimlerin hareket doğrultularında gösterdikleri sapma, Kuzey Yarımküresinde sağa, Güney Yarımküresinde soladır. Bu sebeple rüzgârlar, nehirler ve deniz akıntıları, kuzeyde sağa, güneyde sola yönelirler.

BARBİTÜRİK « Sağlık

Hekimlikte kullanılan bir madde .Barbitürikasit türevleri olan barbitüriklerden sinir sistemini yatıştırıcı, uyuşturucu birçok maddeler elde edilmiştir. Vücudun bütününü ilgilendiren kasılmalar (convulsion) ve irade dışında olan, bir süre devam eden sar'a gibi kasılmalarda (spasme) uyutucu yada yatıştırıcı olarak kullanılır. Bu maddeler arasında en çok kullanılanlar şunlardır. Phenobarbital (Luminal) Barbital (Veronal), Pentobarbital (Nembu-tal).

Bu ilâçların yanlışlıkla ya da intihar amacı ile fazla miktarda alınması halinde zehirlenme meydana geldiği gibi, alman miktarın çok fazla olması halinde ölüm de olabilir.

BASİLEMİ « Sağlık

Bacille'mie Vücutta dolaşan kan içinde bazı basillerin bulunması haline verile ad. Vücudun herhangi bir yerinde bir ocak yapmadan besinlerin çeşitli yollar ve sebeplerde kana geçmeleri basilemiyi meydana getirir.

BALKAN BİRLİĞİ « Tarih

Balkan devletleri arasında kurulan birlik, fikri, Fransız ihtilâli sonucunda, Balkan yarımadasında egemen olan Osmanlılar'a ve Habsburg İmparatorluğuna karşı uyanmağa başlayan millî duygular sonucu doğmuş, XIX.yüzyıldan itibaren Sırbistan'da ve Bulgaristan'da bu fikre taraftar bir çok devlet adamı çıkmıştır. Bu fikir, 1912 - 1913 yıllarında, Osmanlılar'a karşı siyasî ve askeri bir birleşme şeklinde yeniden bir canlılık kazanmış, fakat Balkan Savaşı'ndan sonra Balkan devletlerinin kendi aralarında savaşa tutuşmaları ile son bulmuştur. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Balkan devletlerinin bünyesinde meydana gelen çeşitli değişiklikler sonucu bu fikir uzun yıllar taraftar bulamamış nihayet 1930' yılında Atina'da toplanan ve Türkiye'nin de desteklediği bir konferans sonunda yeniden ve daha kuvvetle canlanmıştır. Fakat, Balkan Antantı'nın imzalanmasından sonra, Bulgaristan ve Arnavutluk'un bu antlaşmaya katılmaması üzerine, gerçek bir anlaşma zemini bulunamamış ve fiilî bir Balkan birliği kurulamamıştır.