KARBON « Kimya
Kimyasal bir eleman, Sembolü C, atom numarası 6, atom ağırlığı 12.010 dur. Tabiatta bileşikler halinde çok bulunur. Buna karşılık element halde çok az vardır. Saf karbon, elmas ve grafit halde bulunur. Maden kömürü, bileşimleri pek kompleks olan karbon bileşiklerinin karışımından ibarettir. Tabiatta çok bol miktarda bulunan karbon bileşikleri, bitki ve hayvanların vücut yapılarında vardır. Bu sebeple, karbon bileşiklerine “organik bileşikler” adı verilir. Karbon bileşiklerinden, kimyanın bir şubesi olan “Organik kimya” da söz edilir. Karbonun 500.000 den fazla bileşiği, organik kimyanın konusunu meydana getirir. Element halde karbon, elmas ve grafit halinde bulunur. Elmas ve grafit, ayni elementin iki ayrı şekli olduğundan bu iki şekle birbirinin “allotropu” da denir. Karbon, elmas ve grafitin dışında amorf (şekilsiz) halde bulunur. Bitki ve hayvan vücudunu meydana getiren bütün maddelerde karbon bulunduğundan, bunların yanması ile karbonun bir kısmı kömür yada şekilsiz karbon halinde kalır. Kok, odun kömürü, hayvan kömürü aktif kömür, ise amorf karbonun değişik şekilleridir.Değişik şekilleri olmakla beraber, karbonun hepsinin eşit bir özelliği vardır. Bu maddelerin hepsi pratikçe ergimez ve buharlaşmaz. Bu maddeler, yalnız karbon atomlarından meydana gelmiştir. Bu sebeple, ağırlıklarında bir değişiklik olmaksızın, bir halden diğer hale geçebilirler. (Teknikte bu özellikten istifade edilerek, kok, kuvars tozu ile elektrik fırınlarında ısıtılır ve grafit elde edilir).
Karbon, yüksek sıcaklıklarda oksijen ile birleşerek karbon monoksit ve karbondioksiti meydana getirir. Metal oksitlerden de ısı yardımı ile oksitleri alarak metalleri açıkta bırakır. Bu bakımdan teknikte en tanınmış indirgenlerden biridir .
DÜNYA SAVAŞI , İkinci « Tarih
1 Eylül 1939 da başlayan ve 15 Ağustos 1945 te sona eren savaş. Buna göre, beş yıl on bir ay on beş gün sürmüştür. Savaş Avrupa'da başlamış, Afrika’nın kuzeyinde ve Uzak Doğu'da devam etmiş, ilkin Afrika'da, sonra Avrupa'da, en sonunda da Uzak Doğu'da sona ermiştir. Bu arada denizlerde ve havalarda yapılan savaşlar da şiddetli olmuştur. Birinci Dünya Savaşı gibi, bütün dünya devletlerinin katıldığı bir savaş olduğu için «Dünya Savaşı» adı ile anılır.
İkinci Dünya Savaşı'na, bir yanda Almanya, İtalya, Japonya ve bunlara katılan devletler; öbür yanda İngiltere, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, Milliyetçi Çin, Rusya ve bunlarla birlik olan dünya devletlerinin çoğu katılmıştır. Almanya'nın yanında savaşa katılan devletler “Mihver Devletleri”, İngiltere ve Fransa'nın yanında savaşa katılan devletler de “Müttefik Devletleri” adı ile bilinir.
Sebebi : İkinci Dünya, Savaşı'nın da Birinci Dünya 'Savaşı'nınkine benzer oluş sebepleri vardır. Bu savaşın oluşunun uzak sebeplerinden başlıcaları şunlardır:
1 - Birinci Dünya Savaşı'ndaki gibi, devletlerin büyüme ve kuvvetlenme hırsı, devletlerin büyüme ve kuvvetlenme hırsı, 2 - Devletlerin çeşitli millî emeller beslemeleri, 3 - Milliyetçilik, Nazizm, Komünizm gibi çeşitli ideoloji çatışmaları, 4 - Büyük devletler arasında baş gösteren silâhlanma yarışı, 5 - Dünyanın içine sürüklendiği büyük ekonomi buhranları, 6 - Birinci Dünya Savaşı sonunda yapılan antlaşmaların yetersizliği ve çeşitli hataları, 7 - Avrupa'yı iki düşman gruba ayıran antlaşmalar sistemi, 8 - Almanya'da iktidara gelmiş olan Nazi rejiminin, '"yeni bir dünya düzeni" koyma yolundaki arzusu. Savaşın yakın sebebi de, Almanya' nın 1 Eylül 1939 da Polonya'ya saldırmağıdır.
Belirtileri: Dünyayı saran huzursuzluk, Birinci Dünya Savaşı'nın sona ermesi ile başlamıştır. Sonraki yıllarda bu gittikçe artarak kendini duyurmağa başlamıştır. Avrupa'da Rus çarlığının yıkılarak yerini Komünist Rusya'ya terk etmesi İtalya'da Faşist rejiminin Almanya'da Nazilerin kuvvetlenmesi ile başlayan ideoloji didişmeleri, büyük buhranların doğmasında başlıca rolü oynamıştır. 1931 yılında Uzak - Doğu'da totaliter bir ülke olan Japonya'nın Mançurya'ya saldırması, barış içinde olan dünyada ilk kıvılcımın alevlenmesine sebep olmuştur. Bu sıralarda, 1933 yılında Almanya'da iktidarı eline geçiren Hitler, 1919 da imzalanan "Versialles" antlaşmasını tanımadığını ilân etmiş, mecburî askerliği kabul etmiş ve Alman ordusunu kuvvetli bir ordu haline getirmeyi, işlerinin önüne almıştır. 1936 da Rheir bölgesini işgal eden Almanya, kısa bir süre sonra (1938), Avusturya’yı kansız kendi sınırları içine almıştır. Kararsız bir durumda olan Fransa ile İngiltere'nin bu halinden istifade ederek, Çekoslovakya'dan Südetler bölgesini almış, bu sıralarda, İtalya'nın Arnavutluğa saldırmasına aracılık etmiştir. Hür dünya devletlerinin ürkek bakışları altında Rusya ile bir saldırmazlık paktı imzalayan Almanya (23 Ağustos 1939), bir hafta geçmeden, 1 Eylül 1939 da Polonya'ya saldırmıştır.
Savaşın başlaması : Almanya'nın 1 Eylül 1939 da Polonya'yı işgâl etmeye başlaması üzerine, Polonya'ya karşı, her hangi bir taarruzda taahhüde giren İngiltere ve Fransa, Almanya'dan geri çekilmesini istemişlerdir. Buna cevap alamayınca 3 Eylülde ilkin İngiltere, sonra da Fransa, Almanya'ya savaş ilân etmişlerdir.
Savaşın gelişimi : İkinci Dünya Savaşı'nın ilk yılları, Birinci Dünya Savaşı'nda olduğu gibi Almanya'nın büyük zaferleri ile geçmiştir. Almanya, Polonya'ya saldırdıktan kısa bir süre sonra (27 Eylül 1939) Polonya yenilgiye uğramış, Almanya ve "Rusya arasında bölünmüştür. Ekim 1939 da Rusya Finlandiya'ya saldırmış, Almanya Batı cephesine yönelmeğe başlamıştır. 9 Nisan 1940 ta Batı cephesinde başlayan Alman taarruzu ile Danimarka ve Norveç işgal edilmiş, 10 Mayıstan sonra Hollanda, Belçika, Lüksemburg Almanlar tarafından işgal edilmiştir. Bu küçük devletlerin yenilgisinden sonra Fransa'ya dönen Alman orduları, kısa bir süre içinde Paris'e kadar ilerlemiş ve 22 Haziran 1940 ta Fransa mütareke imzalamak zorunda kalmıştır. 10 Haziranda Müttefik devletlere savaş ilân etmiş olan İtalya Fransa'ya saldırdıktan ve Fransa ile 24 Haziranda mütareke imzaladıktan sonra, bir taraftan Afrika'da İngiliz Somalisine saldırmış (10 Ağustos) bir taraftan da Yunanistan'a saldırmıştır (28 Ekim 1940), Almanlar, 6 Nisan 1941 de başlayan yeni bir taarruzla Yugoslavya ve Yunanistan'a saldırmış ve bu iki devletde 10 Nisan'da yenildiklerini kabul etmişlerdir. Avrupa'da bitmiş gibi olan saldırılar üzerine ,Alman ve İtalyan kuvvetleri, Kuzey Afrika'da Mısır'a yönelen saldırılarına başlamışlardır. Bu arada da Alman hava kuvvetleri gece ve gündüz devam eden şiddetli akınlarla İngiltere adalarını devamlı bombardımanlarla karşı karşıya bırakmışlar pek çok mal ve can kaybına sebep olmuşlardır. 23 Haziran 1941 de ise Almanya, habersiz olarak Rusya'ya karşı ,ezici askerî bir taarruza geçerek, İkinci Dünya Savaşı'na yeni bir yön vermiştir. Alman orduları Ukrayna'yı almışlar Leningrad ve Moskova'ya doğru ilerlemişler, Rus cephelerinde çetin savaşların devam ettiği bir sırada, Japonların, Amerika Birleşik Devletleri donanmasına yaptıkları (7 Aralık 1941) âni bir baskın üzerine (Pearl Harbour baskını), Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Almanya ve İtalya’ya savaş açmakla ,Ikinci Dünya Savaşı'na da katılmıştır. Uzak Doğu'da Japonya'nın, Kuzey Afrika ve Avrupa'da Almanya'nın büyük başarıları ile geçen bu yıllarda, 25 millet temsilcileri, 1 Ocak 1942 de Washington'da toplanarak, Mihver devletlerine karşı, sonuna kadar savaşacaklarını bildiren "Birleşmiş Milletler Beyannamesi"ni yayınlamışlardır. 1942 yılı zaferlerin taraf değiştirme zamanının başlangıcıdır, 23 Ekim 1942 de Kuzey Afrika'da İngiliz kuvvetleri taarruza geçmişlerdir. Çok kanlı olan defalarca ileri gitmeyi geri çekilmeyi gerektiren Kuzey Afrika savaşları, Müttefiklerin başarısı ile sonuçlanmış ve İngiliz ve Amerikan kıtaları, 10 Temmuz
1943 de Sicilya adasına çıkmışlar, Rusya cephesinde Almanlar Sivastopol'ü almış olmalarına ve bütün Kırım'ı ellerine geçirmelerine rağmen 2 Şubat 1943 te Stalingrat şehrinde büyük bir yenilgiye uğraşmışlardır. Bir taraftan güneyde İngiliz ve Amerikan kuvvetleri İtalya'ya doğru yol alırken, öbür taraftan Rusya içerlerine kadar ilerlemiş olan Almanlar yavaş yavaş geri çekilmeğe başlamışlardır. 6 Haziran 1943 te açılan yeni bir cephe ile Müttefik kuvvetler Fransanın Normandiya kıyılarına çıkmışlar ve buradan başlayarak Almanya'ya doğru savaşlarına devam etmişlerdir. Böylece, batıdan, güneyden ve doğudan bir çember halinde başlayan taarruz, Almanya içerlerine doğru gittikçe daralarak, yıllarca Almanların işgalinde kalmış olan ülkelerin kurtulmasını sağlamış, sonunda 7 Mayıs 1945'te Alman orduları kayıtsız şartsız teslim olmuştur. Kuzey Afrika'dan sonra Avrupa'da da savaşın bitmesi üzerine, İngiliz ve Amerikan kuvvetlerine karşı savaşa devam eden Japonya'nın yenilgisi kalmıştır, îlkin çok geniş bir alan üzerine yayılan ve Uzak - Doğu'ya dehşet salan Japonlar, Amerikan ve İngiliz kuvvetlerinin devamlı baskıları altında çekilmek zorunda kalmışlar, 6 Ağustos 1945 te ilkin Hiroşima'ya, 9 Ağustos 1945'te ikinci olarak Nagasaki'ye atılan ve İkinci Dünya Savaşı'nın en korkunç silâhı olan atom bombasından sonra 15 Ağustos 1945 te, kayıtsız ve şartsız teslim olmuştur .
Savaşın kayıpları : İkinci Dünya Savaşı, gelmiş geçmiş savaşların en yaygını ve en korkuncudur. Bu savaşta, büyük bir gelişme kazanan uçaklarla cephe gerileri bile savaş yeri olmaktan kurtulamamış, böylece savaşa katılan memleketlerin, memleket içi kayıpları ve zararları cephelerde meydana gelen kayıplardan ve zararlardan çok olmuştur. Yapılan hesaplara göre, çeşitli cephelerde savaşırken ölenlerin toplamı, 16 milyonu geçmekte, cepheler dışında ölenlerin toplamı ise, 20 - 30 milyonu bulmaktadır. Savaş masrafları ve çeşitli zararlar ise, 1500 milyon dolara erişmektedir.
Barış : İkinci Dünya Savaşı'ndan yenilgi ile çıkan ve savaşa katılmış olan devletlerin çeşitli meseleleri, çok uzun süren tartışmalar ve Birleşmiş Milletler arasında çeşitli anlaşmazlıklara yol açmıştır. Böyle olmakla beraber, ikinci Dünya Savaşı'na katılan devletlerle Birleşmiş Milletler arasında, savaşın sonuçlarını ve yeni düzeni bildiren anlaşmalar yapılmıştır. Bu anlaşmalar şunlardır : Pariste 10 Aralık 1947 de imzalanan Paris antlaşması ile İtalya, Kumanya, Bulgaristan, Macaristan, Finlandiya ile barış imzalanmıştır. 8 Eylül 1951 de San Fransisko'da imzalanan antlaşma ile de Japonya ile barış imza edilmiştir. Almanya meselesi için de 1945 yılında Potsdam'da yapılan Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Rusya arası konferansta geçici olarak anlaşmaya varılmıştır.
CANKURTARAN « Ulaşım
Denizde, karada, havada hayatı tehlikede olanları kurtarmak için kullanılan vasıta.
Karada, cankurtarmak için kullanılan başlıca vasıta, "cankurtaran arabası" dır. Hastalara ilk yardım için gerekli sihhî malzemesi bulunan büyük hastahanelerin ve sağlık müdürlüklerinin emrinde kullanılan bu arabalar acele olaylar için hizmete hazır beklerler ve ücretsizdirler.
Deniz cankurtaranları arasında cankurtaran ceketi, cankurtaran çanı, can kurtaran kemeri, cankurtaran motoru cankurtaran sandalı, cankurtaran şamandırası , cankurtaran mermisi gib çeşitli vasıtalar vardır. Bunlar, çeşitli olaylar sonucu denize düşen canlılar kurtarmak için, başvurulan vasıtalar arasında yer alır. Havada kullanılan cankurtaran vasıtalarının başlıcası paraşüttür.
ŞEFTALİ « Meyveler
Ilıman iklim bölgelerinde yetişen bir bitki ve onun çok lezzetli meyvesi. Meyveler, tek ve iri çekirdekli, çoğu zaman elma büyüklüğünde olur ve etlidir. İnce bir kabuğu vardır. Kabuklarının üstü hafif tüylüdür. Eti çekirdeğine yapışık olan ve olmayan çeşitleri vardır. Taze meyve olarak yendiği gibi, komposto ve reçeli yapılarak da yenir.
BEYTÜLMAL « Tarih
Devlete ait hazine ve bu hazinenin bulunduğu bina hakkında kullanılan bir deyim. İslâm dünyasında Beytülmâl, İkinci Halife Ömer zamanında meydana getirilmiştir. Osmanlı Devletinin kuruluşunda da Kazasker Çandarlı Kara Halil'in fetvası üzerine savaş ganimetlerinden alınan beşte bir oranında bir malın beytülmâl'e konmağa başlaması ile kurulmuştur. Daha sonraları bu deyime Hazine-i Emîrîye, Hazine-i Padişahî, Hazine-i Hümayun, Hazine-i Devlet gabi çeşitli adlar verilmiştir.
İSPRİTİZMA « Sağlık
Ruhlarla bazı şartlar altında haberleşmenin mümkün olduğuna inanmayış ve bu amaçla yapılan denemelere verilen ad. Son yıllarda çok yaygın bir durum almaya başlamış ve ruh hekimler tarafından da tedavi amacı ile kullanılabilen bir yol olmuştur. İspritizma deneyleri, çoklukla yuvarlak bir masa etrafında, bir medyumun hazır bulunmasıyla (ruhlarla ilgili olduğu sanısında olanlara medyum denir) yapılmaktadır. Bu deneylerde, belli ya da belirsiz bir ölünün ruhu toplantıya medyum tarafından çağrılır. Geldiğini, masayı oynatmak ya da başka bir usulle haber veren ölü ruhuna, orada hazır bulunanlar, istediklerini sorarlar. Ölü ruhu, bu sorulara, yine medyum aracı ile ya masaya konulan harfleri işaretle kelimeler yazdırmak suretiyle, yada başka bir usulle cevaplarını verir. Çoğu zaman çok hayret uyandıran deneyler yapılmasına ve cevaplar alınmasına rağmen, bu önemli olayın özelliği hakkında kesin bir şey söylemek imkânı yoktur. Bir çok gerçek bilim adamlarının ispritizma olayına inanmış olmalarının yanında, bu olaya inanmayanların da iddialarını doğrulayacak delilleri bulunmaktadır.