KEDİ « Hayvanlar
Etoburlar takımından, köpekten küçük evcil bir hayvan. Fakat, yabanî olanları ve çok iri olanları da vardır. Çevik ve hareketli bir hayvandır. Sırt kemikleri çok yumuşak olduğundan ve her tarafa kıvrılabildiğinden çok rahat sıçramalar yapabilirler. Ön parmak tırnakları koruma silahları durumundadır. Aslen et yiyicilerden oldukları halde, alıştırma ile her çeşit yiyeceği yiyebilirler.
ÇİÇEKSİZ BİTKİLER « Bitkiler
Bitkiler dünyasının ayrıldığı iki büyük şubeden biri. Çiçeksiz bitkiler, 1 - Talli bitkiler, 2 -Karayosunları, 3- Eğreltiler olmak üzere üç şubeye ayrılmıştır.
ASANSÖR « Fizik
İnsanları ya da yükleri yüksek yerlere dikine çıkarıp indiren makine. Asansör, çok eski devirlerden beri bilinmektedir. Romalılarda ve Ortaçağda iner - çıkar dolaplar kullanılmıştır. Fakat bugün ki anlamı ile ilk asansör XVII. yüzyılda Velâyer adlı bir Fransız mimarı tarafından icat edilmiştir.
Asansör, yük ve insan taşıyacak bir oda ile bu odayı yukarı çıkaran ve aşağı indiren bir makara sisteminden ibarettir. Makara sisteminin bir ucunda oda, öbür ucunda kontrpua denilen karşı ağırlık bulunur. Oda aşağıda iken bu ağırlık yukardadır. Odanın yukarı çıkmasıyla bu ağırlık aşağı iner. Bu makara sistemi bir elektrik motörü ile işletilir. Odanın içinde bulunan ve katları gösteren düğmelere basılmak suretiyle motöre elektrik akımı verilir ve istenilen kata inilir ya da çıkılır.
Asansörler, işletme şekillerine göre el, hidrolik (su ile işleyen) hidroelektrik, aero - hidrolik (hava basınçlı), elektrik asansörleri gibi çeşitlere ayrılır.
CAPEK Karel CAPETOWN (KAP) « Dünya Coğrafyası
Güney Afrika'nın ikinci büyük şehri. Aynı zamanda Afrika'nın en önemli limanlarından biridir. Nüfusu 752.000 dir. Şehir Avrupa, Uzak Doğu ve Avustralya arasındaki deniz yolu üzerinde bulunduğu için, özellikle İngiltere için büyük önem taşır.
Capetown Table dağları eteklerinde kurulmuştur. Plajları ve güzel iklimiyle, bir sayfiye şehri özelliği taşır. Şehir, 1652 de buraya gelen Hollandalılar tarafından kurulmuş, 1795 te İngilizlerin eline geçmiştir. Güney Afrika Birliğinin parlâmentosu bu şehirde bulunmaktadır.
MOĞOLİSTAN « Dünya Coğrafyası
Orta Asya'nın çöl ve bozkır halinde olan yaylâsına verilen ad. Çin'in bir yönetim bölümünü meydana getirmektedir. Yüzölçümü 2.700.000 kilometrekaredir.
Moğolistan, bugün iki siyasal bölüme ayrılmış durumdadır: Dış Moğolistan, 3.921 yılından itibaren bağımsız bir cumhuriyet halinde bulunurken. 1945 yılında yapılan bir plebisitle Çin'e katılmış ve Moğolistan Halk Cumhuriyete adını almıştır. Bu bölgenin yüzölçümü 1.621.000 kilometrekare,, nüfusu 1 milyon kadardır. Moğolistan'ın öbür bölümü, iç Moğolistan'dır, ve 1947 yılından beri Çin'in bir yönetim bölümü halindedir. Bu bölgenin nüfusu 6.100.000 dir.
Moğolistan, ortalama yüksekliği 1.000 metreyi bulan yaylalardan ve bunları kuşatan dağlardan meydana gelmiştir Yeryüzünün en geniş ve en kurak çöllerinden biri olan Gobi çölü buradadır. Sert karasal iklimi vardır. Halkın çoğu göçebe halindedir. Halkın başlıca geçim kaynağı hayvancılıktır.
CELALİ AYAKLANMALARI « Tarih
XVI. ve XVII. yüzyıllarda Osmanlı Devletine karşı çıkan ayaklanmalara verilen genel ad. Celâli kelimesi, XVI, yüz yılda Mehdîlik dâvasıyla ortaya atılarak büyük bir isyan çıkaran Celâl ( -1519) adlı bir Türkmen dervişinden gelmektedir. Celâl'in adamlarına, taraftarlarına ve sonradan türeyen eşkıyalara “Celâli” unvanı verildiği için, XVI. ve XVII. yüzyıllarda Anadolu'da çıkan ayaklanmalar genel olarak bu adla anılırlar.
Kanunî Sultan Süleyman'ın ölümün den sonra başa geçen padişahların çoğunun genç olması ya da devleti yönetecek kudrete sahip olmaması, Osmanlı Devletinin idare mekanizmasında büyük bir bozukluğun baş göstermesine sebep olmuştur.Bu yüzyıllarda, Avrupa'ya ve çeşitli ülkelere yapılan seferlerde başarı elde edilememesi savaş ve sefer masraflarının halktan toplanan vergileri artırmakla kapatma yolunun tutulmasına sebep olmuştur. Arttırılan vergilerin yanı sıra vergilerin toplanmasında baş gösteren yolsuzluklar İmparatorluk sınırları içinde, hükümetten memnun olmayan bir zümrenin belirmesine yardım etmiştir. Memlekette, gittikçe artan geçinme zorluğu ve yolsuzlukların yanında da, Osmanlı saraylarında dillere destan olacak şekilde sürüp giden debdebe ve tantana içinde yaşama; halkta dünyanın sonunun geldiği, ahlâksızlığın arttığı, ilâhî düzenin bozulduğu düşüncesinin yer etmesine sebep olmuştur. Böyle bir düzensizlikten ve kötü gidişten de kurtulmanın ilâhî bir kudretin yardımıyla olacağı inancı, yavaş yavaş yer etmeğe başlamıştır. Halkın saf ve temiz olan bu düşünce ve inancını fırsat bilerek bir takım menfaat düşkünleri, bozulan düzeni düzeltmek ve halkı korumak amacı ile hareket ediyor ve görünüşü altında ortaya atılıyor ve halkı kendi çıkarları için ayaklandırma yolunu tutuyordu. Devlete karşı olan bu hareketleri sonucu türlü cezalara çarptrılanlarda, ayaklanma yolunu tutarak “Celâlî” oluyorlar, bayrak kaldırarak dağ yolunu tutuyorlardı.
Bunlar ve bunlara eklenecek daha başka sebeplerle Anadolu, uzun yıllar bu ayaklanmaların etkisi altında kalmış ve devlet, Celâlî ayaklanmalarının olduğu bölgelerde, bütün kudretini kaybeder olmuştur. Böylece, bir taraftan dinî sebepler, bir taraftan da çeşitli siyasî sebepler yüzünden Celâlî isyanları, Osmanlı Devletinin en büyük dertlerinden biri olmuştur.
Celâlî ayaklanmaları, Osmanlı Devletinin devamlı karşı durması ile bastırılma yolu tutulmuş ve bunlara kesin darbe, sadrazam Kuyucu Murat tarafından indirilmiştir.
Böylece, yüzbinlerce Türkün kanı boş yere dökülmüş, Türk Milletindeki mücadele kudreti zayıflamış ve esasen bozuk olan iktisadî düzen büsbütün bozulmuştur. Pek çok bayındır köylerin ve kasabaların yakılıp yıkılması, yağma ve tahrip edilmesi, Türkiye'nin gerek sosyal hayatında, gerekse iktisadî hayatında tedavisi güç yaraların açılmasına sebep olmuştur.