Nedir

ŞATO « Mimari Sanatı

Ortaçağ boyunca, Avrupa'da, derebeylerin oturdukları kale şeklinde, kuleli ve önleri hendekli korunma ve oturma yerleri. Şatolar, bir bölgenin en yüksek yerine yapılır, devamlı olarak askerlerin koruyuculuğu altında bulunurdu. Şato çevresi ise, derebeyine bağlı köylülerin, işlettikleri topraklar ve barınakları ile dolu bir durumda idi.

Şatoların yüksek olan dış duvarlarının etrafında, derin su hendekleri bulunur, buradan yüksek olan şato duvarlarına geçmeyi imkânsız bir hale getirirdi. Giriş kapılarına, birer asma köprü ile geçilebilirdi. Bu kapıdan girildiğinde, büyük bir avlunun içinde çeşitli binalar, ahırlar bulunurdu. Yüksek olan şato duvarlarının üzerinde kuleler ve bu kuleleri birbirine birleştiren savunma yolları bulunurdu. Şatoların yapılarında, böylece, uzun bir süre için savunabilme imkânı sağlayacak her türlü tertibat alınmış durumda idi.Şatolar, ateşli silâhların icat edilmesinden sonra, önemini kaybetmiş olan yapılardandır.

ERBAA « Türkiye Coğrafyası

Tokat iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.042 kilometrekare, nüfusu 549.757 dir. Yüzeyi genel olarak geniş bir ovalık alandan meydana gelmiştir. Dağlar, ormanlarla kaplıdır. İlçenin en önemli ürünü tütündür. Bundan başka çavdar, mısır, arpa, buğday yetiştirilmektedir. İlçe merkezi 10.765 nüfuslu Erbaa kasabasıdır.

ÇİNKO « Kimya

Kimyasal bir eleman. Sembolü Zn, atom ağırlığı 65,37, yoğunluğu 6,9-7,2 dir. Beyaz, sincabimtrak renkte parlak bir metaldir. Kaynama derecesi 920° dir.

Özellikle bileşiklerinden elde edilir. Bunlar arasında çinko sülfür (ZnS), çinko karbonat (Kalamin), (ZnC03) en çok kullanılan bileşikleridir. Bunlardan çinko sülfür hava akımında ısıtılmakla çinko karbonat ise yalnız ısıtılmakla çinkoyu verirler.

Çinko, bakırla birleşerek “pirinç” ya da “sarı bakır” alaşımını, nikel ve bakırla karışarak “mayekor” ya da “Alpapaka” alaşımını verir. Çinko saf halde ve levhalar halinde damların, balkonların kaplamasında, banyo gibi tesisler yapımında, demiri galvanizlemede pillerde negatif kutupların meydana getirilmesinde, kimyahanelerde redüktör olarak kullanılır.

AVRUPA « Dünya Coğrafyası

Dünya'nın beş kıtasından biri. Avrupa, aynı zamanda eski Dünya kıtalarından biridir. Yüzölçümü 10 milyon kilometrekare, nüfusu 555 milyondur. Avrupa'nın yüzölçümü, Avusturalya'dan biraz fazla olduğu halde, Asya'dan sonra en çok nüfuslu karadır. Dünya medeniyetinin en canlı ve yaratıcı bir yeri olması bakımından Önemi büyüktür.

Topraklarının % 90 ı ılıman iklim kuşağında bulunan Avrupa'nın ancak % 10 u soğuk bölgede bulunmaktadır. Enliliği 4.000 kilometre kadardır. Yarımada ve adaları çoktur. Kıyılarının boyu 37.000 kilometreyi bulur. Çok girintili ve çıkıntılı durumu Avrupa'ya denizle yakın alâka kazanmak imkânını vermiştir.

Yüzey şekilleri: Bütün karaların ortalama yüksekliği 840 metre olduğu halde Avrupa'nın ortalama yüksekliği 300 metredir. Bu bakımdan Avrupa karalar arasında ortalama yüksekliği 0 - 200 metre arasında değişen düzlüklerden meydana gelmiştir. Bu düzlüklerin en genişi Ural'lardan Baltık ve Kuzey denizi kıyılarına kadar uzanan Kuzey Avrupa düzlüğüdür. Bu düzlüklerin kuzeyinde İskandinavya dağlık bölgesi yer alır (ortalama 2.500 metre). Orta ve Batı Avrupa-da tepelik bölgeler ve bunlar arasında sıkışmış düzlükler yer alır. Daha güneyde, Atlas Okyanusu'ndan Karadeniz'e kadar yüksek kıvrım dağları sıralanır: Pirenel'er (3.400 metre). Alp'ler (4.810 metre), Karpat'lar (2.660 metre), Balkan dağları (2.375 metre). Bu dağ sıralarından ayrılan büyük kollar. Avrupa'nın güneyinde yer alan yarımadalarda uzanır. Avrupa'nın kıyılara yakın yerleri hemen daima ovalıktır. Yükseklikler, karanın ancak % 1 ini kaplar. En yüksek dağ sıralarında bile kolayca aşılabilen geçitler yer alır.

İklim: Avrupa'nın çok yeri ılıman iklim kuşağı içinde olmasına rağmen kuzeyden güneye uzanışa ve denizle olan ilgiye göre farklı iklim bölgeleri belirir. Bu bakımdan Avrupa'da başlıca şu iklim bögeleri ayırt edilir:

1- İskandinavya'nın yüksek yerlerinde Alpler'de görülen soğuk iklim bölgesi,

2- Avrupa'nın kuzey ve doğusu ile Orta Avrupa'nın dağlarında görülen kışları soğuk, nemli iklim bölgesi.

3- Batı ve Orta Avrupa yörelerindeki nemli ılıman iklim bölgesi,

4- Güneydeki sıcak ve yazları kurak bölgeler,

5- İç İspanya ve Güney Doğu Avrupa'nın bozkır iklim bölgeleri,

Sular : Avrupa akarsularının hemen hepsi, yılın her mevsiminde akan, sağ-naklardan ve kar erimelerinden kabaran devamlı ırmaklardır. Genel eğilimine uyarak suların % 35 i Atlas Okyanusu'na, % 30 u Akdeniz'e % 23ü Kuzey Buzdenizine dökülürler. En büyük ırmaklar. Kapalı bir deniz olan Hazer denizine dökülen Volga (3.694 kilometre) ile Karadeniz e dökülen Tuna'dır (2.860 kilometre). Bunlardan başka önemli ırmakların arasında Po,Rhone,Vistül,Oder,Elbe,Ren ırmakları yer alır.

Avrupa’nın gölleri önemli değildir.Bunlar kıtanın yerlerinde (İskandinavya,Kuzey Almanya ve Alpler) toplu olarak bulunurlar. Bu göllerin en büyüğü Ladoga ve Omega’dır.

Bitki örtüsü ve hayvanlar : Avrupa'nın bitki örtüsü ve hayvanlar topluluğu, iklim bölgelerine uyar. En kuzeydeki Avrupa bölgesinde bodur çalılık ve ağaçlardan meydana gelmiş Tundura adı verilen buzlu bozkırlar yer alır. Bu bölgede Rengeyiği, beyaz ayı gibi kutup hayvanları yaşar. Bu bölgenin güneyinde Finlandiya ve kuzey Rusya'da geniş yer kaplayan iğne ve geniş yapraklı ağaçların meydana getirdiği ormanlar başlıca bitki örtüsünü teşkil eder. Ayı, kurt, tilki, sansar, geyik, karaca bu kuşakta yaşayan başlıca hayvanlardır. Her zaman yeşil duran geniş yapraklı ağaçlardan meydana gelmiş ormanların ve maki adı verilen fundalıkların başlıca bitki örtüsünü meydana getirdiği Akdeniz bölgesinde astropikal kuşak hayvanları (çakal sürüngenler) yaşar. Avrupa'nın doğu yörelerinde, bozkırlar, geniş yer tutar. Yer yer otluk olan buralarda bozkır hayvanları yaşar.

Tabiî zenginlikler : Avrupa tabii zenginlikler bakımından oldukça çeşitlilik gösterir. İsveç, Rusya, Fransa'da demir yatakları; İnglitere, Fransa, Belçika’da taşkömürü madenleri; Almanya, Çekoslovakya, Macaristan'da linyit; İtalya, İspanya'da çinko ve kurşun; Norveç, Yugoslavya'da krom, Boksit; Karpatlar ve Kafkaslar'da petrol önemli bir yer tutar.

Ekonomi : Avrupa ekonomisinin başlıca özelliği büyük bir çeşitlilik göstermesi, ve başka kara parçalarına sıkı bağlarla bağlı bulunmasıdır. Bu bakımdan yalnız dünyanın kuvvetçe başta gelen kara parçası olmakla kalmamış dünya ekonomisinde hâkim bir yer tutmuştur. Gerek tarım, gerekse endüstrinin çok geliştiği Avrupa, İkinci Dünya Savaşından önce bütün dünya buğdayının 1/3 ünü, arpanın 1/3 ünü, mısırın 1/7 sini yetiştiriyordu. Bunlardan başka şeker pancarı, keten, kenevir, çeşitli meyveler ve geniş miktarda hayvancılık Avrupa ekonomisinin başlıca ürünleri arasında bulunuyordu. Bundan başka Avrupa da maden endüstrisi de çok gelişmiştir. Endüstrideki istihsali ile dünya ihtiyacının Önemli bir kısmını karşılamaktadır.

Nüfus : Avrupa yeryüzünün kalabalık kara parçasıdır. Nüfus sıklığı ortalama kilometrekare başına 35 i dir. Fakat nüfusun dağılışı her yer aynı değildir En kalabalık yerler be ve orta Avrupa'nın endüstri bölgelerinde Nüfusun önemli bir kısmı büyük şehirde yaşar.

Avrupa ülkelerinde yaşayan halk çok eski çağlardan beri birbirleriyle iyice karışmıştır. Güney ve güneybatıda Lâtinler (Fransız, İtalyan, İspanyol) orta ve kuzeyde Cermenler, (Alman, İngiliz, Hollândalı ve İskandinavyalı'lar), doğu kuzey doğuda İslâvlar (Ruslar, Lehler, Bulgarlar,Çek'ler)çoğunluktadırlar.

Ükeler : Avrupa'da büyüklük, nüfus çokluğu ve iç bünye bakımmd biribirinden farklı birçok devletler kurmuştur. Avrupa'nın büyük devletleri arasında İngiltere, Fransa, Almanya, Sc yet Rusya, İtalya görülür. Bunlar arasında bir kısmı tamamıyla bağımsız bulunan bir kısmı da peyk durumunda ol küçük devletlerle, meşruti krallıkla cumhuriyetle idare edilen çeşitli memleketler yer alır.

Tarih : Irk ve dil bakımından büyük kütlesi aynı cinsten bulunan Avrupa milletlerinin yaşayış tarzlarında, gelenek inanışlarında, siyasî, dinî ve sosyal hareketlerinde bir benzerlik vardır. Bu bakımdan Avrupa’nın tarihi de bir bütün olarak ele alındığında bu benzerliği görmek mümkün olur. Avrupa'nın en eski tarihi kıtanın güney doğusunda başlamıştır. Eski çağlarda bu bölgede başlayan ve geniş alanlara yayılan Yunan kültürü yavaş yavaş Roma imparatorluğuna ve bütün Avrupa'ya yayılmış, fikri ve mânevi alanlarda büyük etki yapmıştır. Roma imparatorluğu ise Avrupa'nın geniş alanlarında büyük bir siyasî egemenlik kurmuş, fakat fikrî ve mânevi alanlarda Yunanlılar kadar etki yapmamıştır. Hıristiyanlığın yavaş yavaş gelişerek büyük halk toplulukları arasına girmesi ile Avrupa'da değişik bir hüviyet belirmiş ve Avrupa Ortaçağda koyu bir taassup içine girmiştir. Papaların dünya egemenliğini mânevi yollardan ellerinde tutmaları zorunluluğuna inandıkları bu zamanda Papalık ile büyük imparatorluklar arasında çeşitli mücadeleler çıkmıştır.

1453 yılında Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u alması ile Avrupa tarihinde yeni bir çağ başlar. Müslümanlarla ve Türklerin etkisi ile Avrupa'da eski Akdeniz medeniyeti yeniden canlanmaya başlamış ,Rönesans ve Reform hareketleri ile Avrupa yeni bir hüviyet kazanmağa başlamıştır. Papalığın dinî kudreti yavaş yavaş kaybolarak yeni devletler çıkmış bu devletlerin egemenlikleri teminat altına alınmağa başlanmıştır. İstibdada karşı bir ayaklanma olan Fransa ihtilâlinden sonra Avrupa'da daha hür bir hava esmiş. Avrupa halkları hür olmak için uzun süren didişmelerde bulunmuşlardır. Bütün bu olayların sonunda Avrupa’da küçük krallıkların yerini, milliyet akımlarının etkisi sonucu çeşitli birlikler almış ve birliğe dayanan büyük devletler kurulmuştur. Bu devletler arasında çıkan çeşitli anlaşmazlıklar sonucu, Avrupa’da biri 1914 -1918 yılları arasında, biri de 1939-1945 yılları arasında bütün dünyaya etki eden büyük savaşlar olmuştur. Bu iki savaşa yalnız Avrupa devletleri değil, hemen hemen bütün dünya devletleri katılmışlardır.

DÜNYA SAVAŞI , Birinci « Tarih

1 Ağustos 1914 te başlayan ve 11 Kasım 1918 tarihinde sona eren savaş. Buna göre ,dört yıl üç ay onbir gün sürmüştür. Avrupa'da başlamış ve Avrupa'da sona ermiş bir savaştır. Avrupa dışında, fazla önemli olmamakla beraber denizlerde ve Asya ile Afrika'daki Almanya sömürgelerini elde etmek amacı ile yerel olarak yapılmıştır. Daha çok Avrupa'da geçmesine rağmen, bütün dünya devletlerinin katılması ile yapıldığı için “Dünya Savaşı” adı ile anılır. Birinci Dünya Savaşı olmasının sebebi de, 1939 da, savaştan daha büyük yeni bir savaşın, İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması olmuştur.

Birinci Dünya Savaşı'na, bir yanda Almanya İmparatorluğu, Avusturya -Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu ve Bulgar Devletleri, İngiltere, Fransa İtalya, Japonya, Rusya ve bunlarla birleşen 23 devlet katılmıştır. Almanya'nın yanında savaşa katılan devletlere “Müttefik devletler”, öbür yandaki devletlere de “İtilâf devletleri” denir.

Sebebi : Birinci Dünya Savaşı'nın yakın ve uzak sebepleri vardır. Bu sebeplerin uzak olanlarının başlıcaları şunlardır : 1 - Avrupa'nın içinde yaşadığı siyasî ve iktisadî sistemler, 2- Devletlerin büyüme ve kuvvetlenme hırsı, 3 - Sanayileşmenin gelişmesi sonucu gerekli olan İlk maddeyi sağlamak için sömürge edinmek zorunluğu, 4 - Her memlekette, milletlerin hareketlerine göre değişen milliyetçilik, emperyalizm gibi akımlar, 5 - Alsas Loren meselesi, 6 - Alman - İngiliz deniz kuvvetlerinin rekabeti, 7 - Rus çarlığının Balkanlar ve boğazlar üzerindeki istekleri.

Savaşın yakın sebebi ise .Avusturya-Macaristan veliahdının Saray Bosna'da öldürülmesi ile açılan buhrandır.

Savaşın başlaması : Savaşın başlamasından çok önce, Avrupa'nın büyük devletleri, içendi aralarında,çeşitli antlaşmalarla iki gruba ayrılmış durumda bulunuyorlardı. Bir yanda Almanya, Avusturya - Macaristan, İtalya antlaşması (Üçlü ittifak), öbür yanda Fransız, İngiliz, Rusya antlaşması (Üçlü ittifak) kurulmuş durumda idi. Her iki grubun, Balkan devletleri arasında büyük rolü, vardır. Balkan devletlerinden Sırbistan, Rusya ya bağlı ve Avusturya ile geçinemeyen bir devlet durumunda olmasına karşılık, Bulgaristan, Rusya ile Almanya arasında kalmış bir devlet durumundadır.

Büyük bir gerginliğin devam ede geldiği bir sırada, bir geziye çıkan Avusturya - Macaristan veliahdı Ferdinant ile karısı kontes Do Hohenberg, 28 Haziran 1914 tarihinde Saray Bosna'da Sırplı bir genç tarafından öldürülmüştür. Avusturya - Macaristan, bu suikasttan Sırbistan'ı sorumlu tutmuş ve Almanya ile anlaştıktan sonra Sırbistan'a 48 saatlik bir nota vermiştir ( 24 Temmuz 1914) Bütün Avrupa siyasetinin karışmasına yol açan bu noktadan kısa bir süre sonra (28 Temmuz 1914) Avusturya - Macaristan, Sırbistan'a savaş ilân etmiştir. Sırbistan'ın koruyucusu olan Rusya, Avusturya'nın bu hareketi üzerine genel seferberlik ilân etmiş, Almanya da, Rusya'ya, bu seferberlikten vazgeçmesi ihtarında bulunmuştur. Fakat, Almanya, bu ihtarına cevap alamayınca, 1 Ağustos 1914 tarihinde Rusya ile savaşa başlamıştır. Bundan sonra, Fransa, Belçika ve İngiltere Almanya ile savaş halinde olduklarını ilân etmişlerdir. 1902 yılından beri İngiltere ile dost olan Japonya da, 23 Ağustosta Almanya İle savaş halinde olduğuna İlân etmiştir.

Osmanlı İmparatorluğunun savaşa katılması : İtalya ve Balkan savaşından yaralı olarak çıkan Osmanlı İmparatorluğu, İngiltere, Fransa ve Rusya ile anlaşma yolunu aramış, fakat bu işi bir sonuca vardıramamıştır. Bunu fırsat bilen Alman İmparatorluğu, Osmanlı imparatorluğu ile 2 Ağustos'ta bir antlaşma imzalamıştır, ilkin savaşa katılmayan ve yalnız genel seferberlik ilân etti. Almanya'dan satın alınan iki savaş gemisinin (Göben = Yavuz )ve (Breslav=; Midilli) Boğazlardan geçmesi ve Alman gemicilerin idaresinde olan bu gemilerin Karadeniz'e çıkarak Rus gemileriyle savaşa tutuşmaları sonucu 29 E-kimde, Avusturya - Macaristan ve Almanya yanında savaşa katılmak zorunda kalmıştır.

Savaşın gelişimi : Savaş her tarafta Almanya'nın parlak zaferleri ile başlamıştır. Alman orduları Belçika'yı geçtikten sonra Fransa'ya girmişler, Rusya'yı büyük bir yenilgiye uğratarak Rusya içlerine kadar ilerlemişlerdir. Sırbistan, Rumanya baştanbaşa istilâ edilmiş; Osmanlı İmparatorluğu, Çanakkale savunmasını yaratarak Müttefiklerin Rusya ya yardım etmesine engel olmuş, Mısır'ı almak için Süveyş kanalına kadar ilerlemişlerdir.

Almanya İmparatoru ikinci Glyomun Bükreş'ten bütün dünyaya barış teklif ettiği bu zafer sırasında müttefikler savaşa devam etmişlerdir. 4 Nisan 1917 de Amerika Birleşik Devletleri'nin de savaşa katılması ile kuvvet kazanan Müttefik devletler Almanya'ya karşı Batı cephesinde taarruza geçerek 4 Ağustos zaferini kazanmışlar. Suriye ve Filistin de Osmanlı orduları yenilgiye uğramışlardır. Bulgar ordularının da çöküntüye uğradığı bu sırada, 25 Eylül 1918 de Bulgaristan'ın 30 Ekim 1918 de Osmanlı Imparatorluğu'nun, 3 Kasımda Avusturya -Macaristan İmparatorluğunun, 11 Kasımda Almanya Imparatorluğu'nun mütareke teklif etmeleri İle Birinci Dünya Savaşı son bulmuştur.

Savaşın kayıpları : O zamana kadar gelmiş geçmiş savaşların en büyüğü olan Birinci Dünya Savaşı, maddî ve manevî büyük kayıplara sebep olmuş büyük bir savaştır. Yapılan hesaplara göre bu savaşta 11 milyon 115 bin insan ölmüş 17.664.221 kişi yaralanmış. 5.800.000 kişi esir edilmiştir. Savaş masrafları ve çeşitli zararlar ise, bin beş yüz milyar altın frankı bulmaktadır. Barış : İnsanlığa büyük kayıplar verdirmiş olan bu savaşa sebep veren devletler, savaşta zaferi kazanmış olan devletler tarafından çok ağır şartlarla barış yapmak zorunda kalmışlardır. Almanya 28 Haziran 1919 da 440 maddelik Versay (Versailles) antlaşması ile, Avusturya 10 Eylül 1919 da 381 maddelik Senjermen (Saint-Gernıain) antlaşması ile Bulgaristan 23 Kasım 1919 da 296 maddelik Nöyyi (Neuilly) antlaşması ile, Macaristan 4 Haziran 1920 de 364 maddelik Triyanon (Trianon) antlaşması ile, Osmanlı İmparatorluğu 10 Ağustos 1920 de 433 maddelik Sevr (Sevres) antlaşması ile barış imzalamışlardır.

Ancak, Osmanlı împaratorluğu'na yükletilen hükümler Türk milletini yalnız cezalandırmayı değil ,yok etmeyi de hedef olarak aldığından varlığını devam ettirmek zorunda kalan Türk milletti savaşı yeniden 3 yıl daha devam ettirmek zorunda kalmış ve bu Millî Mücadele savaşında nasıl kahraman bir millet olduğunu göstererek Sevr antlaşmasının hükümsüz olduğunu kanı pahasına kabûl ettirmiş ve 24 Temmuz 1924 te imzalanan Lozan antlaşması ile gerçek bir barışa kavuşmuştur.

NEY « Müzik

Klâsik Türk musikisindeki nefesli sazlardan biri. Bu musikideki ahenkler, ney'e göre yapıldığı için önemi büyüktür. 12 çeşidi vardır.Çok etkili bir sesi olan ney, sarı budaklı bir çeşit kamıştan yapılır. Delikleri kızgın demirle açılır. Neyler küçüldükçe sesleri incelir. Kaim seslilerin çalınması için kuvvetli nefes ister.

Ney çalanlara “neyzen” denir.