BÜST « Bilim ve Sanat
İnsan bedeninin, göğüsten yukarı bir bölümü içine alan heykel. Büst, taş, mermer, ağaç, seramik, alçı ve benzerlerinden yapılabilir. Büst sanatı, özellikle Rönesans sanatçılarıyla büyük bir önem kazanmış ve XVIII. yüzyıldan zamanımıza kadar yüksek değerde eserler meydana getirilmiştir.
BÜKREŞ ANTLAŞMALARI « Tarih
Türk tarihi ile ilgili olarak 1812, 1886, 1913, 1918 yıllarında Bükreş'te yapılan antlaşmalar.
1812 tarihinde yapılan antlaşma, Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında olmuştur. Bu antlaşma hükümlerine göre Besarabya ve Moldavya Rusya'ya bırakılmıştır.
1886 tarihinde yapılan antlaşma Bulgaristan'la Sırbistan arasında, 1885 tarihinde çıkan Bulgar - Sırp Savaşı sonunda imza edilmiştir. Bu antlaşma ile Bulgaristan Prensliği ile Sırbistan Krallığı arasında barış yeniden kurulmuştur.
1913 tarihinde yapılan antlaşma, İkinci Balkan Savaşını bitiren bir antlaşmadır. Bu antlaşma ile Meriç sınır olarak kabul edilmiş, Edirne ve Kırklareli geri alınmış, fakat Balkanlardaki geniş Türk ülkeleri elimizden alınarak Balkan devletleri arasında paylaştırılmıştır.
1918 tarihinde yapılan antlaşma “Petrol barışı” adı ile alınır. Bu antlaşma, bir tarafta Almanya, Avusturya, Macaristan, Bulgaristan, Türkiye; öbür tarafta Romanya arasında imza edilmiştir. Birinci Dünya Savaşının ilk bölümünü bitiren bir antlaşma, 1919 tarihinde imza edilen Paris antlaşması ile hükümsüz sayılmıştır.
İSKETE « Hayvanlar
Kafeslerde de beslenilebilen, serçe büyüklüğünde bir kuş. Ormanlarda, bağlık ve bahçelik yerlerde, bahçelerde yaşar. Tüyleri kurşunitırak mavi, sarı, siyah karışımı bir renktedir. Çok kavgacı bir kuştur, bulduğu her böceği, kurtçuğu
yer. Zararlı böcekleri yediği için tanır, büyük faydası dokunur. Birçok çeşitleri vardır. Güney Amerika'dan başka dünyanın hemen her yerinde bulunur.
AKYUVARLAR « Sağlık
Kan, lenfa gibi vücut sıvılarında adenoid dokularda ve kemik iliğinde bulunan hücreler. Tıp dilindeki adı “Leucoctyte” dir.
Bunlar, alyuvarlardan (eritosit) daha büyüktürler. Şekillerini kan içinde devamlı değiştirecek bir takım uzantılar gösterirler. İçlerinde bir veya bir kaç çekirdek bulunur. Taze halde iken çekirdekleri görülmez. Bunların tek çekirdeklerine mononükleer, çok çekirdeklilerine polinükleer denir.
Çapları 7-20 mikron olan akyuvarlar, boyanmalarına göre çeşitli adlar alırlar. Tepki gösterdikleri boyalara göre, Asidofil, Bazofil, Nötrofil adlarını alırlar.
Hareket edebilme yeteneğine sahip olan akyuvarlar, vücudun jandarması gibidirler. Vücudu, çeşitli mikroplardan korurlar. Bu ya mikroplarla savaşarak onları uzantıları içine alarak yutarlar (bu olaya fagositoz denir), veya mikroplara karşı kana panzehir gibi antitoksin salarlar. Bir vücudun kanında, belirli hastalıklara karşı, böyle antitoksinler vardır. Bu durum da bağışıklığı meydana getirir.
Akaryuvarlar,normalde bir milimetreküp kanda 5.000 - 10.000 arasında bulunur. Fakat sayıları, az oranda da olsa, saatten saate değişir. Genel olarak sabahları az, öğleye doğru en yüksek dereceyi bulurlar.
Bulaşıcı hastalıklarda ise, sayıları normaldekinin pek çok üstüne çıkar. Bu gibi durumlarda, bir milimetreküp kanda 300 - 500 bin akyuvar sayılabilir. Akyuvarların sayılarım arttıran mikroplar arasında streptokoklar, stafilooklar, önemli rol oynar.
Akyuvarların sayıları sebebi henüz kesin olarak bilinmeyen ve bir çeşit kan kanseri olarak kabul edilen “lösemi” hastalığında geniş ölçüde azalır.
TULUMBA « Teknik
Sıvıları alçak yerlerden çekmeye ya da yüksek yerlere çıkarmağa yarayan âlet. Tarla sulamalarda, şehirlerin su ihtiyacını gidermekte evlerde bahçelerde, benzin istasyonlarında işe yarayan faydalı âletlerdendir.
Tulumbaların çeşitleri çoktur. Başlıcaları genel olarak iki şekilde yapılmıştır.
Emme tulumba: Bir emme tulumba aşağıdan yukarıya doğru açılan bir kapakçık ile kapanan bir deliği olan bir pistonun içerisinde hareket ettiği bir tulumba gövdesin den yapılmıştır. Tulumba gövdesi, bir emme borusu vasıtasıyla suyu yükseğe çıkaracak olan bir kuyu ile birleşmiştir.
Tulumba gövdesinden bir kol aracılığı ile yukarı çekilen piston, emme borusundan suyu da yukarı çekmiş olur. Piston, tekrar aşağı doğru bastırıldığında, bu pistonu bir yerinde bulunan kapakçıktan, piston üst bölümüne geçer. Pistonun tekrar yukarı çekilmesi ile de tulumba gövdesinin yukarı bölümünde bulunan tulumba ağzından dışarıya akıtılmış olur. Devamlı piston hareketleri ile kuyularda bulunan sular, istenen yere çıkarılmış olur.
Basma tulumba : Bu tulumba. Bir su haznesi içinde bulunan ve alt tarafı aşağıdan yukarı doğru açılan bir kapakçık ile kapalı bir tulumba gövdesinden yapılmıştır. Tulumba gövdesiyle birleştiği yerde içerden dışarıya doğru açılan bir kapakçık bulunur. Deliksiz bir piston yukarı çıkarken altında boşluk meydana gelir ve açık hava basıncı suyu tulumba gövdesi içine iter. Piston durunca kapakçık ağırlığı yüzünden tekrar düşer. Piston basılınca, çıkış borusundan su dışarı çıkmış olur.
Emme basma tulumbalar da, bu iki şeklin karması olarak yapılmıştır. Pistonun her inme ve çıkmasında devamlı, olarak su akması sağlanmış olur.
HİLVAN « Türkiye Coğrafyası
Urfa iline bağlı bir ilçe. Yüzölçümü 1.314 kilometrekare, nüfusu 18.401 dir. İlçe yüzeyi genel olarak çıplak sırtlardan ve tatlı meyilli düzlük alanlardan meydana gelmiştir. Tahıl ekimi ve hayvancılık başlıca geçim kaynağıdır.İlçenin merkezi 2.189 nüfuslu Karaburun kasabasıdır.