BALOTAJ « Sözlük
Seçimler sırasında adaylara verilen oy miktarının kanunun gerekli gördüğü nispeti bulmaması yüzünden seçimin yapılmamış sayılması hali. Bu gibi hallerde, seçimin yenilenmesine gidilir ve bu ikinci seçimde verilen oyların belli nispeti bulması aranmaz en çok oy alan seçilmiş olur.
ÇEMBERLİTAŞ « Bilim ve Sanat
İstanbulda Sultanahmet Beyazit arasındaki Diyanyolu'nda kızıl mermerden yapılmış tarihi bir sütun. Bizans İmparatoru Konstontinus zamanında burada bulunan büyük bir meydanda kurulmuştur. İmparator tarafından Roma’dan getirildiği bilinmektedir. Sütun Romada iken tepesinde Apolılon'un heykeli bulunmakta idi. İstanbul’a getirildikten sonra Kostantinus'un Julianusun, Theodosius'un heykelleri konmuş. Aleksi Kommen zamanında bir başlıkta bir haç yerleştirilmiştir. Mustafa III. zamanında bir yangından zarar görerek çatladığı için demir çemberlerle bağlanmıştır. 1071 tarihinden bu yana halk ta. rafından “Çemberlitaş” adıyla anıldığı gibi çevresine de “Çemberlitaş” denmektedir.
İSLÂMLIK « Din
Peygamber Muhammed tarafından kurulmuş olan büyük din, Müslümanlık.
İslâmlık, Hicaz'da Kabe'nin bulunduğu Mekke şehrinde 610 yılında başlamıştır. Mekke'de doğmuş olan Muhammed, bu tarihte peygamberliğini ilân etmiştir.
İslâmlık, peygamberlerin sonuncusu Muhammed tarafından kurulmuştur. 570 yılında Mekke'de doğan Muhammed, kırk yaşına doğru dinini düşünmeğe başlamış, ilkin kendisine en yakın olanlar arasında taraftar bulmuş, sonunda da Kabe meydanında, ilk defa halkın karşısına çıkmayı denemiştir. Şiir dolu bir konuşma ile hemşerilerini, bu yeni Hak dinine çağırmağa başlamış ve dinini ilân etmiştir. Muhammed'e göre, bütün insanlar, bir tek Tanrının kulu idiler. Onun kudreti ve merhameti karşısında bütün insanlar eşitti. Bu sebeple bütün insanlar birbirlerine yardım etmeli, dünya malına düşkünlük göstermemeliydiler.
Muhammed'in bu çağrısı, ilkin fazla ilgi görmemiştir. Gün geçtikçe kendisine inananların sayısının artmasına karşılık, kendisine düşman olanların da sayısı artmıştır. Bunun üzerine Muhammed, kendisine inananlarla birlikte, doğduğu bu şehirden ayrılarak Medine şehrine göç etmiştir. (Müslümanlar, Peygamber'in hicret denilen bu gidişini, İslâm tarihinin başlangıcı saymışlardır. “2 Temmuz 622, Cuma”).
Muhammed, Medine'de ilkin kuvvetli bir ordu kurmuş ve yeni dinini, bir taraftan da silâh kuvvetiyle yaymağa başlamıştır. Çok geçmeden Mekke şehri de İslâmlığı kabul etmiş, hicretin onuncu yılına doğru bütün Hicaz, Müslüman olmuştur. Peygamber Muhammed, artık dininin büyük kalabalıklar tarafından benimsendiğini, büyük bir kuvvetle yayılmasına devam ettiğini görerek ölmüştür (632).
Dinî hüviyetinden çıkarak, siyasî bir devlet durumuna gelen Peygamber Muhammed'in kurduğu bu yeni düzen, Muhammed'in ölümünden sonra da durmamış ve asıl yayılmasını, Muhammed'in ölümünden sonra yapmıştır.
Peygamber Muhammed'in olumundan sonra, dinin ve devletin yaşaması için gerekli yönetimi, elinin ve devletin başkanı durumunda olan halifeler sağlamıştır. İlk halifeler, Muhamımed'in ölümünden sonra seçimle işbaşına gelmişlerdir, seçimle halifeliğe gelme, İslâmlıkta, ancak ilk dört halife için devam edebilmiştir. Bu sebeple, ilk dört halifelik devreyi içine alan İslâmlığın bu ilk devresine “Hulefa-i Râşidin” (Dört Halife Devri) adı verilir.
Dört Halife Devri, Peygamber Muhammed'in ölümünden hemen sonra Ebu Bekir'in halife seçilmesi ile başlamış. Bmevîler'in, Hilâfet makamına oturdukları 661 tarihine kadar devam etmiştir.
Dört Halife Devri'nin ilk halifesi Ebu Bekir'dir. Ebu Bekir, 632-634 yılları arasında halifelik etmiş, Peygamber Muhammed'in ölümünden sonra beliren kargaşalıkları büyük bir güçle bastırmış ve İslâmlığın yıkılmasını önlemiştir.
EbuBekir'den sonra halife olan Ömer (634-644) devrinde, İslâmlık, bir devlet olmaktan çıkıp bir imparatorluk haline gelmiştir. Suriye, Filistin, Irak, Mısır ve Libya'da yapılan ve başarı ile sonuçlanan savaşlar, İslâmlığın Arabistan yarımadasından çıkarak geniş bir alana yayılmasını sağlamıştır.
Üçüncü Halife Osman (644-656) zamanında İslâmlık Kuzey Afrika'da Trablusgarp ve Tunus, Asya'da Kafkaslar Azerbaycan, İran'ın doğu kuzey tarafla n (Horasan, Harizm) na kadar yayılmıştır.
Dördüncü halife Ali (656.661) devri, İslâmlığın yayılma devri değildir. Emevîlerle olan iç kavgaları ile geçmiştir. Ali'nin öldürülmesinden sonra halifelik makamı, Emevîler soyu ile devam etmiştir.
Gerçekten dünyada hiç bir din, Müslümanlık kadar çabuk yayılmamış ve girdiği ülkelerde Müslümanlık kadar gerçek bir değişme ve ilerleme unsur olmamıştır.
Muhammed'in ölümünden sonra İslâmlık, kurulan imparatorlukla, Afrika Asya ve Avrupa'da yayılmak imkânı bulmuş ve o tarihten bu yana, dünyadaki belli başlı dinlerden biri durumuna gelmiştir. Bugün Müslümanlık, inananların sayısı bakımından, dünyadaki ikinci büyük dindir. Son yapılan istatistiklere göre (1961), yeryüzünde 869.923.820 Hıristiyan, 429.064.400 Müslüman bulunmaktadır.
İslâmlık, Peygamber Muhammed'in Tanrı sözü olarak ve yirmi üç yıl içir de parça parça tebliğ ettiği bir kitab dayanır. Bu kitabın adı “Kur'an”dır. Kur'andan sonra dinin dayandığı bir temel daha vardır: Hadîs. İslâmlıkta da, çoğu öbür dinlerde olduğu gibi, iman, ibadet ve kişisel ve toplumsal hayatla ilgili birtakım esaslar vardır.
İmanın (inanç) esasları: a – Tanrının eşsiz birliğine varlık âlemini kapladığına benzeri olmadığına inanmak, b - Meleklere inanmak, c - Peygamberler aracıyla gönderdiği kitaplara inanmak (Tevrat, Zebur, İncil, Kur'an), d - Peygamberlere inanmak, e - Ahirete inanmak, f - Hayrın ve şerrin Tanrıdan geldiğine maddî - manevî kuvvetlerini kullanmakla her güçlüğün yenileceğine inanmak, g - Tanrıdan başka bir yaratanın olmadığına ve Hazreti Muhammed'in, Tanrının bir kulu, elcisi ve son peygamberi olduğuna inanmak.
İbadetin esasları: a - Tanrının birliğine ve Muhammed'in Tanrı tarafından gönderildiğine inanmak, b - Namaz kılmak, c - Yılda bir ay oruç tutmak, d - Zekât vermek, e - Hacca gitmek.
Kişisel ve toplumsal görevler: Her Müslüman'ın, hem Tanrıya, hem kendine nemde topluma karşı bir takım görevleri vardır. Tanrıya karşı olan görevleri imanın ve ibadetin esaslarını yerine getirmektedir. Bir kimsenin kendine ait görevleri de ahlâk kurallarının dışına çıkmaksızın kendini insanlığa yarar bir kişi haline getirmek, bir meslek sahibi olmaktır. Topluma ait görevler de sevgi, eşitlik ve adalet kuralları içinde milletine, yurduna faydalı olmaya çalışmaktır.
İslâm dini geniş bir şekilde ve hızla yayılmıştır. Fakat önceden Hıristiyanlığı kabul etmiş olan Avrupa'ya pek fazla etki edememiş, daha çok Musa ve İsa dini dışındaki bölgesel dinlerin yerine geçmiştir. Türkler İslâmlığı kabul ettikten sonra birçok İslâm devletleri kurulmuş, Türklerin İslamlığa yayılmasına çok yardımları dokunmuştur. Bosna ve Arnavutluk gibi Avrupa topraklarında İslâmlığı Türkler yaymıştır.İslâmlıkta doğru kabul edilen dört mezhep vardır. Bunlara Hanefî, Şafiî, Maliki ve Hanbeli denir. Türkiyedeki İslamların çoğu Hanefî'dir. İslâm inancına göre bu dört mezhebin dışında kalanlar doğru yolda sayılmaz.
PRUT SAVAŞI « Tarih
Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında 1711 yılında yapılan savaş. Karlofça antlaşması ile Azak kalesini alan ve Karadeniz'e çıkan Ruslar, XVHE. yüzyılın ilk yıllarında İsveç'le savaş halinde bulunuyorlardı. Rusların İsveçlileri Poltova'da ağır bir yenilgiye uğratması üzerine, İsveç Kralı Charles XII. (Demirbaş Şarl), yaralı bir halde Osmanlı sınırlarına sığınmıştı. Rus askerlerinin, bu sığınma üzerine Osmanlı sınırlarına yaptığı saldırılar sonucu, sadrazam Baltacı Mehmet Paşa, büyük bir ordu ile Tuna'ya doğru ilerlemiş, Rus Çarı Petro I.in komutasındaki Rus kuvvetlerini, Prut nehri bataklıklarında Palci denen yerde kuşatmıştı. Rus ordusunun yok olmak üzere olduğu bu sıralarda, yapılan gerekli şiddetli bir çarpışma için yeniçerilere güvenmeyen Baltacı Mehmet Paşa, Rusların teklif ettiği barış şartlarını kabul ederek, Prut anlaşmasını imza etmiştir. Böyle bir antlaşmayı Baltacı Mehmet Paşa'nın imzalamasında, Petro'nun karısı Katerina'nın, Baltacı'nın çadırına gelerek bazı hediyeler vermesinin de yol açtığı ileri sürülür. Prut anlaşmasına göre, Rusya Azak kalesini geri verecek, Osmanlı sınırları üzerinde bulunan bazı kaleleri yıkacak, Rusya bir daha Lehistan işlerine karışmayacak, Charles XII. nin serbestçe memleketine dönmesine karşı gelmeyecek, İstanbul'da devamlı bir elçi bulundurmayacak, Petro I. ve ordusu serbest bırakılacaktı.
FİİL « Türkçe ve Dilbilgisi
Bir iş, bir hareket ya da bir oluş bildiren kelimelere fiil adı verilir.
Fiil, tarifinden de anlaşıldığı gibi, bir hareketi, bir oluşu bildiren kelimedir. Bu bakımdan, dilbilgisindeki öbür kelimelerden ayrılır. Bildiğimiz isim gibi, zamir gibi kelimeler, duran şeyleri tanımlayan kelimelerdir. Fakat, yeryüzünde, gerek cisimlerde, gerekse tabiatın kendisinde süreli bir hareket, süreli bir oluş vardır. Zaman içinde bu hareket ve oluşlar, devam edip gider. İşte, fiiller, zaman içindeki bu hareket ve oluşları bize bildiren, bunları bildirmemizi sağlayan kelimelerdir.
Ahmet kelimesi bir kimseyi hatırlatır. Ahmet geldi cümlesi de, Ahmet'in bir hareket içinde olduğunu, yer değiştirdiğini, bizim bulunduğumuz yere doğru yöneldiğini gösterir. Bu yönelmeyi, bu hareketi gösteren Ahmet geldi cümlesindeki geldi kelimesidir. Geldi kelimesi, bir fiildir. Fiilde özne:
Bir iş, bir hareket, bir oluş, kendiliğinden yapılmaz. O işi bir yapan ya da olan vardır. Yapan bir insan, bir hayvan bir şey olabilir. İşte, bir fiilin bildirdiği hareketi ya da iş yapanı ya da bir şey olanı gösteren kelimeye fiilin öznesi denir. Özne, isim soyundan kelimelerdir.
Örnek olarak Ahmet geldi cümlesinde Ahmet özne, geldi fiildir.
Özneler, ya şahıs zamirleri ya da isimlerle gösterilir.Fiiller, şahıs zamirlerine uyarlar. Bir fiil şahıs zamirsiz olsa bile, fiilin sonuna eklenen ekler, fiilin o şeklinin, hangi şahsı gösterdiğini belli eder.
Ben eve gidiyorum. Cümlesinde, onlar, üçüncü şahıs zamiri tekil halidir. Gidiyorum da, birinci tekil şahsa aittir.
Sen eve gidiyorsun cümlesinde Sen, ikinci şahıs zamirinin tekil hali, gidiyorsun da, ikinci tekil şahsa aittir.
O eve gidiyor cümlesinde O, üçüncü şahıs zamirinin tekil hali, gidiyor da, üçüncü tekil şahsa aittir.
Biz eve gidiyoruz cümlesinde Biz, birinci şahıs zamirinin çoğul hali, gidiyoruz da, birinci çoğul şahsa aittir.
Siz eve gidiyorsunuz cümlesinde Siz, ikinci şahıs zamirinin çoğul hali, gidiyorsunuz da, ikinci çoğul şahsa aittir.
Onlar eve gidiyorlar cümlesinde, Onlar, üçüncü şahıs zamirinin çoğul hali, gidiyorlar da, üçüncü çoğul şahsa aittir. Fiillerin adları :
Fiiller, şahıs zamirlerinin durumuna göre aldıkları çekim şekilleri ile bilinmezler. Bunlar, fiil köklerine eklenen -mek, -mak ekleri ile aldıkları şekillerle söylenirler. Bu kelimelere mastar denir.
Gidiyor fiilinin mastarı, yani adı Git-mek tir -mek kaldırılınca da kalan git kısmı, fiilin köküdür. Fiillerde çekim :
Bir fiil, bir işin, kimin tarafından, nasıl ve ne zaman yapıldığını gösterir. Bunun için, bu işlemi gösterecek şekillere girer. Fillerin bir işin kimin tarafından, nasıl ve ne zaman yapıldığını gösterecek şekillere sokulmasına fiilin çekimi denir.
Fiillerde zaman :
Fiiller, zamanla ilgili, zaman gösteren kelimelerdir. Bunlar da, fiilin köklerine eklenen eklerle belirtilir: Fiillerde zaman, ikiye ayrılır;
1 - Basit zamanlı şekilleri
2 - Bileşik zamanlar.
3 - Basit zamanlı şekiller : Bunlar, da üç zaman ayırt edilir: A - Geçmiş zaman, B - Şimdiki zaman, C - Gelecek zaman.
Geçmiş zaman : Geçmiş zamanda yapılmış ya da olmuş olan işler anlatılır. Bu da iki türlü olur A) -di'li geçmiş zaman : İşlerin yapıldığını görmüşsek, ya da onların yapıldığından eminsek, fiilleri bu zamana göre söyleriz : Geldi, okudu, yazdım gibi. B) -miş'li geçmiş zaman : işlerin yapıldığını başkasından duymuşsak, ya da işler, biz, farkına varmadan yapılıp olmuşsa, bu zamana göre söyleriz: Okumuş, görmüş, yazmış, gitmiş gibi.
Şimdiki zaman : Bulunduğumuz zamanda yapılan işleri göstermek için kullandığımız fiillerle bildirilir : Geliyor, okuyor, yürüyor, bağırıyor gibi.
Gelecek zaman : Gelecek zamanda yapılacak işleri göstermek için kullanılır : Görecek, okuyacak, yazacak, yürüyecek gibi.
Geçmiş zaman : Fiillerin hem geçmişi, hem şimdiyi, hem gelecek zamanı içine alan şekillerine denir: Gidiyor, okuyor, geliyor gibi.,
2 - Bileşik zamanlar : Türkçede, herhangi bir kipteki basit zamanlı fiili, geçmiş zamana göre de söyleyebiliriz. Örnek olarak : Okudum fiili, basit zamanlı bir fiildir. Bu fiilde, geçmiş zamanı gösteren durum parçasıdır. Geliyordu fiilinde, hem şimdiki zamanı gösteren -yor parçası, hem geçmiş zamanı gösteren durum parçası vardır. İkisi de aynı fiil kökünde kullanılmıştır. Böyle fiillere bileşik zamanlı fililer denir.
Bileşik zamanlı fiillerde iki çeşit vardır: a - Hikâye şekli, b - Rivayet şekli. Hikâye şeklî, bir işin yapılışının ya da yapılması istenişinin geçmiş zamana göre ve görülüp bilinmiş olarak anlatılmasını sağlar: Gidiyordu, gelecekti, okumalıydı, gitseydi gibi. Rivayet Sekli bir işin yapılışının ya da yapılması istenişinin, geçmiş zamana göre, fakat, başkasından duyularak anlatılmasını cağlar: Çalışılmış, gidermiş, okumalıymış, gitmeliymiş gibi.
Fiillerde kipler :
Fiiller zamandan başka, işlerin yapılım tarzını da gösterirler. Bu bakmadan, fiillerde, işlerin bildiriliş tarzlarını bildiren fiil şekilleri de vardır. Bunlara kip adı verilir: Gitse, okusa, çalışsa, okumasa, gelmese gibi, Bunlar, dileklerimizi bildiren fiillerdir.
Fiil kipleri iki türlüdür: A - Haber kipleri, B - Dilek kipleri.
Haber kipleri : Bir işin, bir hareke, tin yapıldığını, bir şeyin olduğunu haber vermek için kullanılan kiplerdir. Yukarda görülen beş zamanın da (yani -di'li geçmiş zaman kipi, miş'li geçmiş zaman kipi, şimdiki zaman kipi, gelecek zaman kipi, geçmiş zaman kipi) kipleri olur.
Dilek kipleri: Dilek kiplerinde fiil ler, işlerin yapılması ya da olması yolundaki dileklerimizi bildirmek için kullanılır.
Dört türlü dilek kipi vardır : 1 - Dilek-şart kipi, 2 - İstek kipi, 3 - Gereklik kipi, 4 — Emir kipi.
1 - Dilek-şart kipi : Bir fiilin dilek şart kipine sokulması için, o fiilin köküne se, -sa parçasını takmak gerektir: Görse, gitse, alsa gibi. Bu çeşit fiiller; o işin yapılması yolundaki dileğimizi bildirdiği gibi, başka bir işin yapılmasına gark koşmak hizmetini de görür. Örnek olarak, “sınıfımı bir geçsem” cümlesin, de, sınıfı geçmeyi diliyoruz. “Ahmet Bey bize gelse konuşurduk” cümlesinde, gel se fiili konuşurduk fiilini şart koşmaktadır: Ahmet Beyle konuşmamız, onun bize gelmesine bağlı kalmış demektir.
2 - İstek kipi : Bir fiilin istek kipi olması için, o fiilin köküne -e, -a, (Fiil kökünün sonu sesli harfle bitiyorsa -ye, -ya). Okuya, gide, otura, yürüye gibi.
3 - Gereklilik kipi : Bir fiilin gereklilik kipi olması için, o fiilin köküne meli, ,malı parçasını takmak gerekir. Okumalı, gelmeli, gitmeli, yazmalı gibi
4 -Emir kipi : Bir fiilin emir kipi olması için, o fiilin kökünü kullanmak yeter. Bu kök, emir yerine geçer: Oku, yaz, gel, git gibi.
Fiillerde olumluluk , olumsuzluk :
Bir iş, olumlu ya da olumsuz olabilir. O işi gösteren fiil de, olumlu ya da olumsuz olur. Bir fiil, her iki halde de olabilir, yani, bir fiil, olumlu olabildiği gibi, olumsuz da olabilir.
Örnek olarak, okudum kalktı, geldi fiiller olumludur. Okuma gelme, isteme, gelmedim fiilleri olumsuzdur.
Fillerin, olma bildirişlerine olumluluk, olmama bildirişlerine olumsuzluk denir.
Olumlu bir fiili, olumsuz şekle sokmak için, o fiilin köküne -me, -ma parçası eklenir: Gelme, okuma, yatma, gitme gibi.
Olumsuz fiillerin çekimi de, yukarıdaki parçalar takıldıktan sonra, olumlu fiiller gibidir.
Fiillerde soru :
Bir işin yapılıp yapılmadığını, olup olmadığını anlamak, fiillerin sorulu şeklini meydana getirmekle yapılır. Bu da, o fiil çekimine mi parçasının takılmasıyla yapılır : Geldi mi?, duydun mu?, gitti mi?, geldiniz mi? gibi.
Bileşik fiiller :
İki ayrı kelimeden yapılmış olduğu halde, tek anlamı olan bileşik isimler ve sıfatlar vardır. Fiiller de, isim ve sıfatlar gibi, iki ayrı fiilin birleşmesi ile ve bir tek anlamda kullanilabilir: Görebilmek, yapabilmek, okuyabilmek, gidivermek, gülüvermek gibi. Bileşik fiillerin çekimi öbür fiiller gibi olur.
Ek.fiiller : Bazı cümlelerde, isim ya da sıfat olan kelimeler, fiil gibi iş görürler. Bunun sebebi, o kelimelerin sonuna takılan parçalardır. Böylece isim soyundan kelimeler, fiilleşirler ve fiilin türlü çekimlerine girerler. İsim sonundan kelimelerin fiil gibi görev almasını sağlayan ek. ler -dir, .di, -mış, -se parçalarıdır : Öğrencidir, görüşse, hastaysa, güzelmiş, gibi.
HADIMAĞASI « Tarih
Osmanlı padişahlarının saraylarında ve büyük konaklarda haremle selâmlık arasında hizmet gören ve çoklukla küçük yaşlarda hadım edilmiş zencilerden olan erkek hizmetçiler.