Nedir

SERUM « Sağlık

İçinde herhangi bir hastalığa karşı koruyucu maddeler hazır bulunan kan suyuna verilen ad. Serum, herhangi bir hastalığı aşı gibi, önleyici değil, hastalığı giderici bir özellik taşır; hastaya pasif bağışlık verir .Bir serum hazırlamakta prensip şudur: Hangi mikroba karşı serum elde ediliyorsa o mikroptan özel şekilde elde edilmiş aşılar bir hayvan'a, beygire şırınga edilir. Hayvanda o hastalık mikroplarına karşı bağışıklık olduktan sonra hayvanın kanı alınarak serum kısmı ayrılır. Bu kısım, kapalı ampuller ya da şişeler içinde saklanır. Şırınga edilen mikrobun taksit etkilerini giderici maddelerin hazır bulunduğu bu serum, gerektiğinde insanlara şırınga edilir. (Kuşpalazı hastalığına yakalanmış olan bir çocuğa, hastalığa yakalanmış olduğu aşı yapmakla bir fayda elde edilemez. Vücudu, kuşpalazı mikrobunun toksinlerinden koruyabilmek, hastalığı geçirebilmek için, içinde kuşpalazı mikrobunun toksinlerini giderici maddeler bulunan kuşpalazı serumu uygulanır).

AYASTEFANOS ANTLAŞMASI « Tarih

Osmanlı - Rus devletleri arasında 3 Mart 1878 de Ayastefanos (şimdiki Yeşilköy) ta imzalanan ve şartları Osmanlı'lar için çok ağır olan antlaşma. 93 Savaçı adı ile ünlü savaşta Osmanlı'lar Gazi Osman Paşa'nın Pilevne'de ve Ahmet Muhtar Paşa'mn Anadolu cephesinde büyük kahramanlıklarla başarılar kazanmasına rağmen, idaresizlik yüzünden yenilgeye uğramışlar ve Ruslarla bir antlaşma yapmak zorunda kalmışlardır. Bu antlaşmaya göre Karadağ, Sırbistan ve Romanya'nın egemenliği tanınmacak, Bulgaristan imtiyazlı bir prens lik olacak, Besarabya, Kars, Ardahan Doğu Bayezit ,Batum Ruslara geçecek. Balkanlardaki Türk toprakları ikiye bölünerek merkezle olan bağlantısını kaybedecek ve Osmanlı Devleti 254.207.305 Türk altını tazminat vermeyi kabul edecek.Çanakkale ve İstanbul boğazları Rus gemilerine ve tarafsız yabancı gemilere açık olacaktır. Birçok Avrupa devletlerinin bu arada bilhassa İngiltere'nin arabulucuğu ile bu antlaşmanın çok ağır olan bazı maddeleri sonradan değişikliğe uğratılmıştır

DARÜLBEDAYİ « Sinema ve Tiyatro

İstanbul şehir tiyatrosunun eski adı. 1914 yılında İstanbul Şehremini bulunan Cemil Paşa, belediye genel meclisine, şehirde bir konservatuar kurulması için teklifte bulunmuş, müzik ve tiyatro kollarında çalışacak olan ve “Darülbedayi” adı ile anılan ilk konservatuar böylece kurulmuştur. Darülbedayi, ilk temsillerine 20 Ocak 1916 tarihinde başlamıştır. Türk tiyatro tarihinde ad bırakmış olan Ertuğrul Muhsin, Behzat Butak, Muvahhit Raşit Rıza, Galip Arcan, Sadi, Bedia, Neyyire Ertuğrul, v.s. Darülbedayi sahnelerinde yetişmiş olan sanatçılardır. Darülbedayi, 1930 yılından itibaren katma bütçe ile idare edilen resmî bir “Şehir Tiyatrosu” olmuştur.

Darülbedayi ile temelini atmış olan Türk Tiyatrosu, Ankara'da açılan Devlet Konservatuarı ve çeşitli devlet tiyatroları ile tam gelişme imkânını bulmuşlardır.

ALACADAĞ SAVAŞI « Tarih

1877 Türk - Rus savaşında Kafkas cephesinde yapılan savaşlardan biri. Müşir Ahmet Muhtar Paşa'nın Kars kalesini kuşatmadan kurtarmasından sonra, Ruslar 1877 Eylül'ünde Kars cephesine doğru yanaşmışlar ve Ekim'de Ahmet Muhtar Paşanın ordusunu bozarak Osmanlıları yenilgiye uğratmışlardır.

İSTANBULUN ALINMASI ( 29 mayıs 1493) « Tarih

Mehmet II. padişahlığının ilk yıllarında, her şeyden önce İstanbul'u almak için çalışmaya başladı. İlkin, Bizans'a yardım gelecek tek yol olan deniz yolunu kontrol altına alacak tedbirler düşündü. Bunun için Boğaz'ın en dar yerinde Rumeli Hisarı'nı yaptırmaya başladı. “Boğazkesen” adı verilen ve kısa bir zamanda tamamlanan bu kalenin vazifesi, Boğazdan geçecek gemileri kontrol etmek, Bizans'a yapılabilecek her türlü yardımı önleyebilmekti. Kale içine yerleştirilen ağır silâhlarla, bu kontrol ödevi, gereci gibi yerine getirilebildi.

Mehmet II. bütün yaz boyunca bu hazırlıklarla uğraştıktan, yapılan her şeyin başında bulunduktan sonra 1452 yılı sonbaharında Edirne'ye döndü. Bütün kışı, ertesi yılın baharında girişmek kararında olduğu büyük işin hazırlıkları ile geçirdi.

1453 baharının ilk günlerinde, Rumeli Beylerbeyi Karaca Bey, büyük ordunun ve ağır silâhların geçeceği yolları ve köprüleri tamir etmek için önceden yola çıktı. Anadolu'dan da toplanan askerler, İshak Bey ve İsfendiyar oğlu İsmail Bey kuvvetleriyle İstanbul önlerine geldiler ve Boğazkesendin koruyuculuğu altında kolayca Rumeli yakasına geçtiler. Rumeli' nin her yanından gelen askerler de İstanbul surlarının önünde yer aldılar. Beri yanda Gelibolu'dan da 300 gemilik bir deniz kuvvetiyle hareket eden Baltaoğlu idaresindeki Türk donanması İstanbul Boğazı'na girdi. Bütün bu ön hazırlıklardan sonra padişah Mehmet II. 2 Nisan 1453 günü surların 3 kilometre kadar yakınında ve Topkapı yöresinde ordugâhını kurdu. Kuşatmanın ilk günlerinde surlardan çıkan Bizanslılar, Türk ordusuna bir saldırıda bulunmak istedilerse de çok büyük kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldılar. 17/18 Nisan gecesinde, Türk askerleri, şehre bir saldırıda bulunmak istedilerse de bir başarı elde edemediler.

21 Nisan günü, devam eden topçu ateşleri sonucu, Topkapı surlarının bir kısmı yıkıldı. Fakat Bizanslılar, bu gediklerden Türklerin girmesini önleyebilmek için derhal yıkılan yerleri tamir ettiler. Böylece, iki taraf da canla basla, savaşta, karşı tarafı yenebilmek için çalışıyordu.

Sultan Mehmet II. bu sıralarda, şehrin en zayıf noktası olan Haliç önlerinden, donanma aracı ile İstanbul'u tehdit etmek için bir çâre düşünmeğe başladı. Haliç önü, büyük bir demir zincirle, gelecek gemilere kapalı bir durumda bulunuyordu. Bunun üzerine, bir gece, Mehmet II. Dolmabahçe ile Kasımpaşa arasında kazıklar döşeterek 67 gemiyi, Dolmabahçe önlerinden Kasımpaşa'da Haliç'e indirmeyi başardı. Sabahleyin Türk gemilerini Haliç limanında gören Rumlar, büsbütün dehşete kapılarak şaşırdılar.

Türkler, bir buçuk aydır devam eden bu kuşatmadan, artık kesin sonucun alınması zamanının geldiğini gördüklerinden, son hücuma hazırlanmak için çalışıyorlardı.

28 Mayıs sabahı, Türk topları görülmedik bir şekilde ateşe başladılar. Ertesi gün de topçu ateşinden sonra "kesin saldırıya geçilmesi kararlaştırıldı. Mehmet II. o gece bütün mevzileri dolaşmış ve gereken emirleri bizzat "vermişti.

Gün doğmadan üç saat kadar önce Türk ordusunda hareket başladı. Askerlerden bazıları, surlara çıkmayı sağlayacak merdivenleri, surların önüne yığmağa başladılar. Bu işte çok kayıp verilmekle beraber, başarıya ulaşıldı.

Bu çabalar sonunda, Ulubatlı Hasan adındaki bir Türk askeri, ilk defa olarak surlara çıkabilmeyi başardı.

Orada derhal şehit olmakla beraber bundan şevke gelen öbür Türk askerleri hep birden hücuma geçerek surları almayı başardılar. Duvarların arkasında müthiş bir boğuşma başladı.Barut dumanı, ateş ve yangınlar her rafı kaplamış olduğundan, Türk askerleri, artık surların önüne kolayca yanaşabiliyorlardı. Top sesleri ve “Allah Allah!” sesleri arasında Türk askerleri artık çıkabiliyor ve surların üstteki çarpışmalara katılabiliyorlardı. Beri yanda Marmara'daki Türk donanmasında bulunan askerler karaya çıkmışlar, Haliç'te bulunan gemilerde leventler de surların önüne gelmişlerdi. Artık, Bizans, Türklerin eline gitmek üzere idi. Surlardaki ilk çarpışmalardan kurtulabilen yeniçeriler, şehrin içine akmaya başlamışlar, bir meydandan ötekine uçmaya başlamışlardı. Önlerine, karşı koyabilen pek az insan çıkıyordu.

Sabahın erken saatlerinde, Bizans halkı kiliselerde dualarını yaparken Türkler de, birçok yerlerden şehre girmiş bulunuyorlardı. Bizans fatihi Osmanlı İmparatorluğunun ilk hükümdarı Fatih Sultan Mehmet, sade ve göz yaşartıcı bir törenle şehre girdi. İlk Ayasofya'ya giderek Tanrıya dua etti. Ogüne kadar kilise olarak kullanılmış olan bu kutsal binayı, cami haline getirdi.

Böylece, 23 yaşındaki genç hükümdar, yüzyıllar boyunca Müslüman devletlerin bir hayalini gerçekleştirmiş oluyordu.

İstanbul'un alınması ve Bizans imparatorluğu'nun tarihe karışması, Fatih'in, tarihe en büyük başarısı olarak geçmiştir. Fakat bu olay, Fatih'in Osmanlı İmparatorluğunu kurmak yolundaki çabasının ve yaptığı önemli işle bir başlangıcı durumundadır.

KAUÇUK « Teknik

Sıcak yerlerde yetişen kauçuk ağaçlarından elde edilen sütten çıkarılan bir madde. Kauçuk ağaçlarının gövdelerinin bıçakla çizildiği zaman “lateks” denilen bir süt akar. Kauçuk, bu sütün içinde çok ufak tanecikler halinde ortalama, olarak % 25-30 oranında bulunur. Bu süt, asetik asitle muamele edildiğinde kauçuk ayrılır. Buna “ham kauçuk” adı verilir. Bu ham kauçuk, yıkama makineleriyle temizlenir ve yoğuludur. Soğukta kırılan, sıcakta yapışan bir durum alır. Kükürtle vulkanize edildikten sonra endüstride kullanılır.

Kauçuk, bugünkü endüstrinin önemli maddelerinden biridir. Motorlu - motorsuz taşıt araçlarının tekerlekleri, çeşitli yağmurluklar, ayakkabılar, elektrikçilikte en önemli izolalar, düğme, tarak, kalem gibi maddeler, yapıştırma solüsyonları, vernikler, kauçukun endüstriye uygulama şekilleridir.

Doğal kauçuğun bu kadar çok kullanılması sebebi ile, kauçuğu çok ucuz ve bol miktarda elde edebilmek için 1906 yılında Almanlar tarafından sentetik (yapay) kauçuk elde edilmiştir.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy