GİRİT « Dünya Coğrafyası
Akdeniz'in ve dünyanın en güzel adalarından biri. Anadolu'dan 185, Afrika dan 178, Mora'dan 104 kilometre uzaklıkta, doğrudan batıya doğru ince uzun biçimde olan bir adadır. Yüzölçümü 8.618 kilometrekare, nüfusu 386.60 dir. Dağlık bir yüzeyi vardır. En yüksek yeri, ortasındaki İda dağıdır. (2.498. m.) İklimi ılımandır. Akdeniz ikliminin bütün özelliklerini taşır. Her çeşit bitki, özellikle nefis meyveler yetiştirilmektedir.
Osmanlılar, 1645 yılında Venediklilerin elinden Hanya'yı almışlar, sonra da 1648 den 1669 a kadar devam eden şiddetli savaşlarla öbür kalelerini fethetmişler ve bütün Girit'e sahip olmuşlardır. 1913 yılında Yunanlılara bırakılmıştır. Girit, tarihimizin hem destanlarla, hem facialarla dolu anılarını taşıyan bir adadır.
FARAD « Fizik
Elektrikte, kondansatörlerin sığasını ölçmek için kullanılmakta olan bir birim. İngiliz fizik ve kimya bilgini Faraday'ın adından gelmektedir.
Bir kondansatöre, bir voltluk bir elektrik gerilimi uygulandığında, aldığı elektrik yükü bir kulonsa, o kondansatörün sığası bir Farad olur.
Farad, büyük bir sığa birimidir. Bu sebeple, pratikte pek kullanılmamaktadır. Bunun yerine, genel olarak, daha küçük bir birim olan “mikrofarad” kullanılır. Bir milyon mikrofarad, bir farada eşittir.
ATLANTİK SAVAŞI « Tarih
İkinci Dünya Savaşı'nda İngiliz denizüstü savaş kuvvetleriyle Alman denizaltı savaş gemileri arasında Atlas Okyanusunda egemenlik kurmak için yapılan, savaşlara verilen ad.
Bu savaşlar, Birinci Dünya Savaşında başlanmış olmakla beraber, İkinci Dünya Savaşı'nın ilk yıllarında en büyük şiddetini bulmuştur. Atlas Okyanusunda egemenlik kurmak ve İngiltere'yi bir deniz ablukası içine almak isteyen Almanlar, savaş başlamadan hazırlıklarını tamamlamışlar ve savaş başlar başlamaz İngiltere'ye gelen her gemiyi, denizaltı gemileri ile batırmak yoluna gitmişlerdir. Bilhassa 1942 yılında en büyük şiddetini bulan bu savaş sonucu Almanlar büyük başarı kazanmışlar ve Atlas Okyanusu'nu emniyetli bir deniz olmaktan çıkarmışlardır. Milyonlarca tonluk gemilerin batmasına ve o nispette can kaybına sebep olan bu savaşlar, Amerika Birleşik Devletleri'nin de savaşa girmesinden sonra Almanların aleyhine dönmüştür. Amerika ve İngiliz deniz kuvvetleri, Alman korsanlığını ve deniz, altılarının sinsi faaliyetlerini durdurmuşlar, Atlas Okyanusu'nun deniz yollarındaki emniyetini yeniden kurmayı başarmışlardır.
ÇIKARMA « Politika ve Siyaset
Deniz vasıtalarına bindirilmiş küçük ya da büyük askerî kuvvetlerin, deniz ve hava savaş kuvvetlerinin desteği altında düşman kıyılarına çıkmalarına ve buralarda tutunarak köprübaşı kurmalarına verilen ad. Çıkarma, savaşların bir bölümüdür ve düşman ülkelerine taarruz ya da düşman ülkelerini istilâ amacı için yapılır. Önemli bir deneme olan çıkarmanın başarılı olabilmesi için, çıkarma noktasının, çeşitli şartlarının uygun olması, çıkarmayı yapacak kuvvetlerin, her bakımdan üstün ve kuvvetli olması, hava ve deniz kuvvetlerinin destekleyici vazifesini başarı ile yapabilmesi gereklidir.
Çıkarma, siyasî ya da askerî amaçlarla yapılır ve başlıca üç bölüme ayrılır: a - Çıkarma yerinin seçilmesi, b - Hazırlık, c - Çıkarmayı yapma. Çıkarma yeri, savaş plânına uygun olarak hükümet ya da başkomutanlık tarafından seçilir. Bu yer çıkarma zamanı tâyin edildikten sonra çıkarma yapacak kuvvetlerin hazırlanmasına geçilir. Çok önemli olan bu bölümde, çıkarma durumu en ince teferruatına kadar tetkik edilerek çıkarma yapacak kuvvetlerin miktarı, destekleyici kuvvetler, v.s. inceden inceye tutulmuş bir şekilde ve baskın halinde fiilî olarak çıkarma yapılır.
Tarih: Çıkarma, savaş sanatının er eski konularından biridir. Tarih öncesi devirlerde çıkarma, denizaşırı göçlerin tabiî bir sonucu idi. Daha uygun yaşama şartlarına sahip bölgeler, devamlı çıkarmalara sahne olmuştur. Keltler, İngiltere adasını bu amaçla işgal etmişlerdir. Kuzey Afrika kıyılarına bu amaçla çıkarmalar yapılmıştır. Tarih boyunca devam ede gelen bu çıkarmaların, sonuçları bakımından en önemlilerine özellikle son yüzyılda rastlanır. Savaş ve silâh vasıtalarının değişmesi ve bollaşması, orduların asker miktarı bakımından artması, hava ve deniz kuvvetlerinin çok kuvvetli duruma gelmesi , çıkarmanın önemini ve kuvvetini son yüzyılda artırmıştır. Birinci Dünya Savaşından önce İtalyanların Trablusgarp'a çıkarma yapmaları , Birinci Dünya Savaşında Çanakkale üzerine yapılan , çıkarma , İkinci Dünya Savaşı sırasında Normandiya çıkarması, çıkarma tarihinin en önemli büyük ve sonuç veren çıkarmaları arasında yer almaktadır.
BEKTAŞİLİK « Din
Sayısı on iki olan esas tarikatlardan biri. Kurucusu Hacı Bektaş-ı Velidir. Bektaşilere göre Ali, tanrının zuhuru; Mir'aç, Muhammed'in Ali'ye intisabıdır. Muharrem ayında on gün su içmemek Ali'nin doğum günü saydıkları Nevruz'u kutlamak ve üç gün süt içmek, Bektaşilerle sohbet etmek, muhabbet sofralarında saz almak, Muharremlerden sonra Bektaşî babasına baş okutmak, dinî ibadetleri yerine geçer. Bektaşilerde beş derece vardır. Birinci derece “dervişlik” tir. (erkek muhiplerden birinin dervişliğe ikrar vermesi). Üçüncü derece “babalık”tır (ehliyeti görülen bir dervişin, halife tarafından “baba” yapılması). Dördüncü derece “halifelik”tir (herhangi bir baba'nın halifelik makamlarından birine başvurarak halifelik icazeti alması). Beşinci derece “mücerrettik” tir (müceret olan kimse, hiç evlenmez ve ömrünce kendini tarikata bağlamış olur).
Bektaşilerin, çoklukla hece vezni ile yazılmış bir edebiyatları vardır. Halk edebiyatının kaynağı Yunus Emre'nin şiirleridir. Kaygusuz Abdal, Pir Sultan, Abdal, Kul Himmet, ünlü Bektaşî şairlerindendir. Bektaşilerin, aynı zamanda halk arasında söylenen pek çok fıkraları da vardır.
PEYGAMBER « Din
Tanrı tarafından haber getirip insanlara yapacakları ve yapmayacakları şeyler hakkında Tanrı buyruklarını bildiren kimse; Tanrının elçisi, resul, nebi.
Çeşitli etkiler ve düşünceler sonucu kutsal bilinen şeylere tapmadan sonra, toplumsal bir verim olarak, tanrılı dinler meydana gelmiş; toplumsal hayatın gittikçe evrim kazanması sonucu da Tanrı fikrinin doğması ile, Tanrı tarafından haber getirip, insanlara doğruyu söyleyen, Tanrı'nın buyruklarım ileten bir takım insanlar belirmeğe başlamıştır.
Tevrat'ın ve Kuranın yazdığına göre, ilk peygamber Adem'dir. Adem, ilkin cennette yaşamış ve kendisine eş olarak Havva'yı seçmiştir. Sonra günah işleyerek cennetten kovulmuşlar ve yeryüzüne gönderilmişlerdir. Bütün insanlar, Adem ve Havvadan türemişlerdir.
İslâm kaynaklarına göre ilk peygamberle son peygamber arasında yüz yirmi dört bin peygamber gelip geçmiştir. Kur'an'da ise bunların yalnız yirmi beş tanesinden söz edilmektedir. Bunlar da şunlardır: Adem, İdris, Nuh, Sud, Salih, İbrahim, Lût, İsmail, İshak, Yakup, Yusuf, Eyüp, Şuayip, Musa, Harun Zülfikil, Davut, Süleyman, İlyas, Yunus Zekeriya, Yahya, İsa, Muhammed. Yine Kur'an'da Nuh, İbrahim, Musa ve İsa dan övgü ile söz edilir. Her peygamber, kendi devri ile ilgili bir takım hükümler getirmiştir. Bu hükümler, peygamberlere “gönderildiği” söylenen kitaplar da yazılıdır. Bu kitaplardan “Zebur”, Peygamber Davut'a “Tevrat”, Peygamber Musa'ya, “İncil”, Peygamber İsa'ya, “Kur'an”, Peygamber Muhammed'e aittir.
Bugün dünyada bulunan üç büyük dinin peygamberleri Musa (Musevilik), İsa (Hıristiyanlık) ve Muhammed'tir (Müslümanlık).